{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1767 <br>KARAR NO:2026/409<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:27/09/2022<br>NUMARASI:2021/245 Esas -  2022/609 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında mal alım satımı yapıldığını, davalı ile davacı aralarındaki ticari alım satımdan kaynaklı borcuna mahsuben bir kısım ileri vadeli çek verildiğini,  kalan fatura alacağına dayalı bakiyesi ise davacının tüm taleplerine rağmen ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini, davalı borçlu aleyhine devam eden icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, yapılan arabululuculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra takibine konu edilen alacağın alım satımından kaynaklı mal bedeline ilişkin alacak olmadığını, takibe konu alacağın tek taraflı 06.07.2020 tarih ve 01.08.2020 tarihli vade farkı faturalarından kaynaklandığını, iş bu faturalar e-fatura olup davacı tarafça e-fatura portalı üzerinden gönderildiğini, cari hesaba konu tüm çeklerin bedeli tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, vade farkına ilişkin taraflarca bir anlaşma yapılmış ya da mutabakata varılmadığını ayrıca vade farkı alacağına ilişkin davacı şirket temerrüte de düşürülmediğini, bu sebeple vade farkı faturasını kabulü mümkün olmadığını beyanla, davanın reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\" Talimat mahkemesince alınan 24/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 57.153,29 TL alacaklı olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da davalının kendi ticari defterlerine göre davacıya 57.153,29 TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya 06/07/2020 tarihinde 25.000 TL bedelli, 01/08/2020 tarihinde de 49.677,08 TL bedelli vade farkı faturalarının kesildiği, vade farkı faturalarının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların BA/BS formlarının da birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf vade farkı faturaları için iade faturası kestiklerini beyan etmiş ise de vade farkı faturalarının 01/07/2020 ve 01/08/2020 tarihli, iade faturasının ise 31/03/2021 tarihli olduğu, davalının 8 günlük itiraz süresi içinde faturaya itiraz etmediği anlaşıldığından davalının vade farkı anlaşması olmadığı yönündeki itirazlarına itibar edilmeyerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporları doğrultusunda, davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına, alacak likit olmakla hüküm altına alınan  asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ...\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra takibine konu edilen alacak alım satımdan kaynaklı mal bedeline ilişkin bir alacak olmadığını, takibe konu alacak tek taraflı 06.07.2020 tarih ve 01.08.2020 tarihli vade farkı faturalarından kaynaklandığını, işbu faturalar e-fatura olup davacı tarafça e-fatura portalı üzerinden gönderildiğini, cari hesaba konu tüm çeklerin bedeli tam ve eksiksiz olarak ödendiğini ve dolayısıyla mal faturalarına ilişkin bir borç bulunmadığını, vade farkı faturasının varlığı vade farkı alacağına karine teşkil etmediğini, vade farkı faturası emtia faturası gibi incelenemeyeceğini, davacının vade farkı istemekte hakkı olup olmadığının irdelenmesi gerekeceğini, fatura tek başına vade farkının kabulü anlamına gelmeyeceğini, tersi anlamda ödememe de faturayı kabul etmeme anlamını taşımak zorunda olduğunu, cari hesaba konu tüm çeklerin bedeli tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, mal faturalarına ilişkin bir borç bulunmadığını, vade farkına ilişkin taraflarca bir anlaşma yapılmış ya da mutabakata varılmadığını, vade farkı alacağına ilişkin davalı şirket temerrüte de düşürülmediğini, bu sebeple vade farkı faturasının kabulünün mümkün olmadığını, takip konusu alacak tek taraflı vade farkı faturasına ilişkin alacak olduğundan davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı ile vade farkı faturası hususunda anlaşma sağlanamaması üzerine davalı şirket tarafından yine e-fatura portalı üzerinden vade farkı faturaları miktarı kadar iade faturası düzenlendiğini, davalı şirket vade farkı faturasını kabul etmediğini ancak faturanın e-fatura niteliğinde olduğunu, kabul edilmediği davacı tarafa bildirildiğini, davacı yanın icra takibi üzerine iade faturası düzenlendiğini, çeklerin vadesi değiştiğinde vade farkı istenmediğini, şart olarak ileri sürülmediğini ve böyle bir anlaşma yapılmadığını, davacı taraf çek bedellerini tahsil etmeye başladıktan sonra ilaveten vade farkı talep ettiğini ve vade farkı için ileride hesaplaşırız gibi söylemlerle davalı şirketi muallakta bıraktığını, çek bedelleri yine ödenmemiş olsa idi vade farkı yine ortaya çıkmayacağını ve hatta indirim yapılacağını, davacı davalı şirketten ödeme aldıkça daha fazlasını alabileceği kanaati ile hareket ettiğini, dava istem yönünden TMK'nın 2.maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, bu bağlamda davalı kabul anlamına gelmemek üzere ticari teamül gereği bir kısım ödeme yaptığını fakat davacı yanın haksız ve afaki taleplerini reddettiğini, taraflar arasında vade farkına ilişkin sözleşme ya da teamül bulunmadığını, takip konusu alacak tek taraflı vade farkı faturasına ilişkin alacak olduğundan davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen vade farkı faturasına itiraz edilmemiş olması, faturayı taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme niteliğine getirmeyeceği gibi vade farkına ilişkin bir teamül de oluşturmayacağını, vade farkı ancak ve ancak sözleşme ile ya da taraflar arasındaki teamül nedeni ile talep edilebilecek olduğundan, fatura sözleşme olmadığından, faturaya itiraz edilmemiş olması faturayı taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme niteliğine getirmeyeceğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği  noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, \" 08.12.2020 tarihli toplam alacak 57.153,29 TL \" sebebine dayalı olarak 57.153,29 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 10.12.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup  davacı yararına oluşan bu  karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının defter ve kayıtlarına göre, takip tarihinde davalının davacıya 57.153,29 TL borçlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen 06.07.2020 tarihli ... numaralı 25.000,00 TL ve 01.08.2020 tarihli ... numaralı 49.677,08 TL tutarlı vade farkı açıklamalı faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından takip tarihinden sonra, bu faturalara istinaden 31.03.2021 tarihli ... numaralı 74.667,08 TL tutarlı vade farkı iadesi açıklamalı faturayı düzenlediği, davacının defter ve kayıtlarına göre takip tarihinde davalıdan 57.153,29 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın BS formunda davacı asına 9 adet belge nedeniyle KDV hariç 193.342,00 TL bildirdiği, davacının BA formunda 2020 yılında davalı adına 9 adet belge nedeniyle KDV hariç 193.342,00 TL bildirimde bulunduğu, davacının davalı tarafından takip tarihinden sonra düzenlenen  31.03.2021 tarihli ... numaralı 74.667,08 TL tutarlı vade farkı iadesi açıklamalı faturayı vergi dairesine bildirimde bulunmadığı tespit edilmiştir.Somut olayda, bilirkişi ile incelenen taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 57.153,29 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre takip tarihinde davacıya 57.153,29 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasında mutabakat bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen 06.07.2020 tarihli ... numaralı 25.000,00 TL ve 01.08.2020 tarihli ... numaralı 49.677,08 TL tutarlı vade farkı açıklamalı faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların ticari defterlerinde cari hesap farklılığının bulunmadığı,  tarafların BA ve BS formlarında da  takip konusu faturaları vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davalı, söz konusu faturaları  herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği, davalı söz konusu faturaları benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlamasının gerektiği, dosyada, davalının ticari defterlerindeki kaydın aksini ispatlayacak bir delil bulunmadığı  artık süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturalardaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Eldeki davada, kendi ticari defterlerine kaydettiği faturaya dayılı borç likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf  itirazı da yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 977,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.904,14 TL harçtan mahsubu ile 2.927,14 TL  harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.5/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c51e364a4e18c6e","SID":"d90f88c6c6684ef5"}}