{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1657 Esas<br>KARAR NO: 2026/629 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/209 Esas-  2023/521 Karar<br>TARİH: 24/05/2023<br>DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın 30.03.2016 tarihli fatura ile davalı  satıcı -dan ... plaka nolu, ...şase ... motor no'lu ....model......otomatik aracı -0- km olarak satın aldığını, satın alma sonrasında çok sayıda arıza ortaya çıktığını, bütün bakımlarının yetkili servislerde yapıldığını, otomobilin ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek, dava konusu otomobilin faturasında gösterilen tüm ek donanımlarla birlikte -0- km ayıpsız misli ile değiştirilmesine, araç için yapılan yağ ekleme ve tamirat masraflarına karşılık olmak üzere şimdilik 1000-TL, müvekkilin araçtan mahrum kaldığı (serviste kaldığı) tüm günlerin araba kirası karşılığı hesaplanarak araç mahrumiyeti tazminatı olarak şimdilik 1.000 TL'nin ihtarname  tarihin den itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ederek dava açmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı taraf dava dilekçesinde özetle, ... plakalı aracın alındığı günden bu yana sürekli yağ yakma problemi olduğunu, bütün bakımlarının düzenli yapıldığını, defalarca yolda kaldığını iddia ederek aracın satıcıya iadesi ile ayıpsız misli ile değişim ve başkaca zararlarının tazmini talep edildiğini, bu taleplerin reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, bu nedenle de dava hakkı ortadan kalktığını, dava konusu araçta üretim  hatasın dan kaynaklanan herhangi bir ayıp olmadığını, davacı tarafın karşılaştığını öne sürdüğü problem sonrasında araç yetkili servise  getirildiğini, yetkili servis tarafından  davacının araca ilişkin bakımları gereği gibi yapıldığını, ayrıca beyan ettiği şikayetler doğrultusun -da da araç kontrol edildiğini ve sorunsuz olarak davacıya teslim edildiğini, gizli ayıplı bir aracın 6 yıl boyunca sorunsuz bir şekilde  kul-lanılmasının ve 120.000 KM yol yapmasının mümkün olmadığını, misli ile değişim kararı verilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, davacının araç kiralama bedeli ve tamirat bedeli taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenlerle davanın yetkili  mahkeme-de açılmaması nedeniyle reddine, zaman aşımı süresi geçmiş olmakla davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 24/05/2023 tarih ve 2022/209 Esas-  2023/521 Karar sayılı kararında;Taraflar arasında uyuşmazlığa konu  otomobile ilişkin satış sözleşmesi yapıldığı, aracın 30.03.2016 tarihinde davacıya teslim edildiği ve bu satışa konu araçta oluşan arızaların davalı şirket yetkili servisinde giderildiği, taraflarca davaya konu araçta meydana geldiğini iddia ettiği arızalara ilişkin servis işlemlerine yönelik servis formlarının dosyaya delil olarak sunulduğu, sözkonusu  aracın tesliminden sonra 22.03.2018 tarihinden itibaren yağ problemi nedeniyle birçok kez servise gittiği, davacının bir çok kez servise başvurmasına karşın söz konusu arızanın giderilemediğinin anlaşıldığı, Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmekte olup, gizli ayıplı araçta ayıp ihbar  süresi ne uyulduğu, üç kişilik teknik bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak alınan raporda, uyuşmazlığa konu araçtaki yağ eksiltme probleminin üretimden kaynaklı olduğu ve aracın gizli ayıplı mal olduğunun tespit edildiği,  bu nedenle imalattan kaynaklanan arızaların  davacı/ alıcının kullanım amacı bakımından beklediği faydaları ortadan kaldıran ve değerini azaltan ayıp olduğu, davacının seçimlik  hakların dan misli ile değişim hakkını kullanmak istediği anlaşıldığından, aracın ayıpsız misli ile değişime karar vermek gerektiği, davacı  ayrı ca araç mahrumiyet tazminatı ile yağ ekleme ve tamirat masrafları talep etmiş olup; bilirkişi heyeti tarafından, 6/7/2019 Garanti  kap-samında değerlendirilmesi gereken onarım 1833.03 TL, 29/03/2021 Garanti kapsamında değerlendirilmesi gereken onarım  14651.36 TL,30/11/2021 Garanti kapsamında değerlendirilmesi gereken onarım 1089.9 TL olmak üzere toplam 17.574,29 TL hesap lanmış, 29.03.2021 tarihinde otomobilin bir günlük süre ile kullanılamayacağı ve kiralama bedelinin 550, 00 TL (dava dilekçesinde 1000,00 TL talep edilmiştir) olacağı belirtildiğinden, davalının bu zarardan da sorumlu  olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin ıslah dilekçesi de dikkate alınarak 18.124,29-TL'nin 15.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak  dava cıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle;<br>'' 1-Davanın kısmen KABULÜ ile,  ... plakalı ...şase ... motor no’lu, ..... model .......... Beyaz otomatik aracın davalıya iadesi ile aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine,<br>2-18.124,29-TL'nin 15.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava tarihi itibariyle yasal garanti ve zamanaşımı süreleri dolduğunu, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı itirazlar değerlendirilmediğini, dava konusu aracın 30.03.2016 tarihinde satın alındığının sabit olduğunu, davacının iddialarının zaman aşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporları hukuka aykırı olduğunu, raporlara itirazları değerlendirilmediğini, alınan bilirkişi kök raporunun 3.3 kısmında \"Satın alma sonrası 48287 km gibi kısa kullanım mesafesinde ortaya çıktığı değerlendirildiğinde arızanın satış esnasında var olduğunun kabulü gerekmektedir\" gibi tamamen yorum yoluyla yapılan değerlendirmeler mevcut olup, kök rapor ve onun tekrarı niteliğinde olan ek raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca kök raporun araç kiralama tutarının belirlenmesi kısmında da yalnızca eşdeğer araç  kirala -ma bedelinin KDV dahil 3.000 TL olacağının belirtildiğini, konuya ilişkin herhangi bir veri, piyasa araştırması sunulmadığını, dava konusu aracın, davacı tarafından 2015 tarihinde satın alınmış olduğunu, arızanın meydana geldiği ileri sürülen tarihe kadar tam verimle çalışmış ve davacı tarafa fayda sağladığını 7 yıldan fazla süre boyunca dava konusu araç kullanıldığını, aracın 6 yıldan fazla bir süre boyunca sorunsuz çalışması ve davacı tarafa tam verimle fayda sağladığı gözetildiğinde aracın üretimden kaynaklı bir ayıba sahip olmadığı sonucuna ulaşılacağını, ayrıca dava konusu araç, yaklaşık 6 yıldan fazla süre boyunca davacı uhdesinde  bulunduğu nu ve davacı tarafından kullanıldığını bu durumdan hareketle, araçta bulunduğu ileri sürülen hasarların kullanıcı hatasından kaynaklı olduğunun da muhtemel olduğunu, ancak kullanıcı hatası ve aracın yaşadığı kazalar konusunda yargılama süresince hiçbir  değer-lendirme de yapılmadığını, gizli ayıplı olduğuna hükmedilen bir aracın 6 yıl boyunca sorunsuz şekilde kullanılmasının mümkün  olma-dığını, salt bu husus bile araçta gizli ayıp tespiti olmadığının gösterdiğini, gizli ayıp tespitini kabul etmemek kaydıyla bilirkişi  raporun da ayıbın niteliği itibariyle onarım ile giderilebilir mahiyette olduğuna karar verildiğini, onarım ile giderilebilecek bir arızaya ilişkin  mis-li ile değişim kararı verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafın araç kiralama ve tamirat bedeli talepleri haksız ve  mes-netsiz olduğunu, bu iddiaları ispatlayacak herhangi bir belge de dosyaya sunulmadığını, davacı tarafın, araç mahrumiyet tazminatı, yağ ekleme ve tamirat masraflarını talep ettiğini, ancak yargılama sürecinde bu kalemlere ilişkin hiçbir bilgi/belge sunmadığını, bilir-kişi raporu ile de konuya ilişkin herhangi bir evrak incelenmediğini, yalnızca garanti kapsamında değerlendirilmesi gereken  onarım lar şeklinde bir hesaplama yapıldığını, ilk derece mahkemesi de hatalı inceleme ile bu rapordaki tutarları birebir kabul ettiğini, rapora karşı itirazlarının değerlendirmediğini, araç kiralandığı iddiasının da ispatlanamadığını, buna ilişkin herhangi bir kiralama faturası, araç bilgisi de dosyaya sunulmadığını, tamamen farazi ve dayanaksız bir iddiaya dayanarak tazminat talep edilmesinin kabul  edile-meyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıdan satın alınan dava konusu aracın üretimden kaynaklı olarak gizli ayıplı olduğu iddiasıyla aracın misli ile değişimine, ayıp sebebiyle yapılan yağ ekleme ve tamirat masraflarının ve ayıp sebebiyle aracın serviste kaldığı süreye ilişkin bedelin kira karşılığı hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu aracın misli ile değişim talebinin ve yapıldığı iddia edilen masraflara ilişkin talebin kabulüne, aracın serviste kaldığı süreye ilişkin uğranılan zararın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca  mahke me kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, dava cı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar  veril memesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, dava konusu aracın davalında 30/03/2016 tarihinde \"0\" km olarak satın alındığını, ancak aracın kullanılmaya başlamasından kısa süre sonra yağ yakma/eksiltme problemi sebebiyle sürekli araç ekranında uyarı verdiğini, aracın yetkili servise defalarca götürülmesine rağmen problemin çözülmediğini, 19/03/2021 tarihinde ise motor tahrik arızası uyarısı verdiğini, aracın yetkili servise götürüldüğünü ve işlem yapılarak bedelinin davacıdan tahsil edildiğini, bu tarihten  son ra da araçtaki yağ eksiltme probleminin devam ettiğini ve yetkili servis tarafından arızanın kalıcı olarak giderilmediğini, araca olan güvenin sarsıldığını, davalının dava konusu aracı bu şekilde teslim etmesi ve arızanın giderilmemesi sebebiyle ağır kusurlu  olduğu nu ileri sürerek aracın misli ile değişimine, ayıp sebebiyle yapılan yağ ekleme ve tamirat masraflarının ve ayıp sebebiyle aracın  ser -viste kaldığı süreye ilişkin bedelin kira karşılığı hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava nın zamanaşamına uğradığını, garanti süresinin geçtiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, aracın üretimden kaynaklı olarak ayıplı olmadığını, kullanıcı hatası ve/müşteri memnuniyetsizliği olduğunu, 6 yıl ve 120.000 km kullanılan bir aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun söylenemeyeceğini,  yetkili serviste davacının şikayetlerinin giderildiğini, misli ile değişim talebinin hakkaniyete uygun olmadığını, Mahkemece aksi kanaate ulaşılması halinde davacının kullanım süresince elde ettiği faydaları ve hasarları iade etmesi gerektiğini, dava konusu aracın davacının gerçekleştirdiği kazalar sebebiyle servise gelmesi sebebiyle davacının araç kira bedeli ve onarım bedelini talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TBK'nın 231. maddesi satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşına uğrar. Maddenin 2. fırkasına göre ise satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz hükmüne haizdir. Davalı tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı ve garanti süresinin de dolduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece 10/05/2023 tarihli duruşmada ara karar ile davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş, ancak ne ara kararda ne de gerekçeli kararda hangi gerekçe ile zamanaşımı def'inin reddine karar verildiği açıklanmamış olup, Dairemizce de davalının bu yöndeki istinaf sebebine istinaden karar denetlenememiştir. Bu sebeple Mahkemece kararların HMK 297 ve 298 maddelerine uygun olarak gerekçeli bir şekilde oluşturulması gözetilmek suretiyle davalının zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığının, aracın garanti süresinin ne kadar olduğunun ve dava tarihi itibariyle dolup dolmadığının gerekçesi açıklanmak suretiyle değerlendirilmesi, davacı tarafından davalının ağır kusurlu olduğu ve TBK'nın 231/2 maddesi uyarınca zamanaşımı def'inin ileri sürülemeyeceği iddia edildiğinden teknik bilirkişi heyetinden bu hususta da rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre de, davacı tarafın taleplerinde biri gizli ayıp sebebiyle aracın misli ile değişimine karar verilmesidir. Mahkemece de aracın gizli ayıplı olduğu, bu ayıp sebebiyle aracın defalarca yetkili servise götürüldüğü ve ayıbın giderilmediği imalattan kaynaklanan arızaların davacı/alıcının kullanım amacı bakımından beklediği faydaları ortadan kaldıran ve değerini azaltan ayıp olduğu gerekçesiyle bu talebin kabulüne karar verilmiştir. TBK'nın 227/1-4 maddesine göre satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde seçimlik haklarından biri de imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini istemektir. Ancak aynı maddenin 4. fıkrasına göre alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Yani hakim tarafından aracın misli ile değişimine ancak hakkaniyet bunu gerektiriyorsa karar verilebilir. Araç üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen kök raporda yetkili servis tarafından 25/08/2021 tarihi onarım dökümüne ilişkin servis kaydında motor arızasının kalıcı onarımı için silindir kafasının sökülerek yenilenmesi gerektiğine ilişkin teklif verildiği, bu onarımın bedelinin teklif tarihi itibariyle 17.605,38 TL olduğu ve onarım yönteminin uygun olduğu, bu onarım ile ayıbın giderilebilir mahiyette olduğu ve onarım ile araçta değer kaybı olmayacağı  belirtilmiş tir. Ancak bilirkişi heyeti tarafından güncel onarım bedeli dikkate alınarak aracın misli ile değişim talebinin hakkaniyete uygun olup olmadığı değerlendirilmediği gibi Mahkemece de bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiği, yine davalı tarafından dava konusu aracın kazaya karıştığı, buna ilişkin serviste bir çok kez onarım gördüğü, aracın değer kaybına uğradığı ve davacının menfaat elde ettiği ve bunların iade edilmesi gerektiği savunulmasına ve tramer kayıtları celbedilmesine rağmen bu hususlarda ve kaza olması halinde niteliğine göre kaza sebebiyle araçtaki arızanın meydana gelip gelmediği, kazalı olması halinde de aracın misli ile değişim talebinin hakkaniyete uygun olup olmayacağına ilişkin teknik heyet ve Mahkemece tarafından herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı ve olumlu/olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dilekçe içeriğinde 19/03/2021 tarihli (raporda 29/03/2021 tarihi olarak belirtildiği anlaşılmakla) yağ eksiltme şikayeti ve motor tahrik arızası sebebiyle onarım yapıldığı ve 14.052,10 TL bedelin tahsil edildiği belirtilerek ayıptan dolayı araç için yapılan yağ ekleme ve tamirat  masrafları nın tahsili talep edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından servis kayıtlarına göre bu bedelin KDV dahil 10.784,63 TL olduğu belirtilmiş, ancak söz konusu bedellerin davacı tarafında ödendiği yazılı delil ile ilişkilendirilerek tespit yapılmamıştır. Bilirkişi heyeti tarafından onarım bedelinin dava tarihi itibariyle güncel değerinin KDV dahil 17.574,29 TL olduğu belirtilmiş, davacı tarafından da bu bedel üzerinde ıslah dilekçesi sunulmuş ve Mahkemece bu bedel üzerinden dava kabul edilmiştir. Ancak davacının zarar kalemi olarak belirttiği ve ödediği iddia edilen onarım bedelinin hangi gerekçe ile güncel değerinin hüküm altına alındığı, davacının hangi deliline istinaden onarım bedelini ödediği, ne kadar miktar ödediği, ödenen miktarın ne kadarının ayıp ile bağlantılı olduğu ve ne kadar  mik -tarın davalıdan talep edilmesi gerektiği somut gerekçeler ile açıklanmamıştır. Davacı tarafından dava konusu aracın serviste kaldığı süreye ilişkin kira alacağı talebine istinaden bilirkişi heyeti tarafından onarımların kapsamı gözetildiğinde sadece 29/03/2021 tarihli onarım için otomobilin bir günlük süre zarfında kullanılamaması söz konusu olacağından dava tarihi itibariyle kiralama bedelinin KDV dahil 550,00 TL mertebesinde olduğu tespit edilmiş ve Mahkemece bu bedel hüküm altına alınmıştır. Ancak 29/03/2021 tarihli onarıma ilişkin işlemlerin ayıp sebebiyle yapılıp yapılmadığı, aracın kaç gün serviste kaldığı ve söz konusu bedelin ne şekilde tespit edildiği açıklanmamış olup, Mahkemece de soyut tespite istinaden gerekçesi belirtilmeden bu bedel hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafından istinaf aşamasında ileri sürülen bu hususların yargılama aşamasında cevap dilekçesinde, bilirkişi raporuna itiraz  dilekçe-sinde ve beyan dilekçelerinde ileri sürülmesine rağmen Mahkemece somut gerekçe ile değerlendirilmemesi de usul ve yasaya uygun olmamıştır. Sonuç olarak davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../05/2023 tarih ve  2022/.... Esas ve 2023/. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.    <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f179f9c435e2e9d","SID":"79cab79bffeb24de"}}