{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/387 Esas<br>KARAR NO: 2026/638 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/1000 Esas - 2025/1158 Karar<br>TARİHİ: 18/12/2025<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...Limited Şirketi'ne avukatlık hizmeti verdiğini, feshi istenen şirketin ticaret siciline tescilli esas sözleşmesinde tanımlanan işletme konusunun sınırlı alanlarda faaliyet yürütmesini zorunlu kılmasına rağmen fiilen avukatlık hizmetleri dahil olmak üzere ruhsatsız ve esas sözleşmeye açıkça aykırı ticari faaliyetlerde bulunduğunu, şirketin avukatlık yetkisi olmadan 30 yıl hukuki hizmet sunduğunu, feshi ve tasfiye koşullarının hukuki şartların gerçekleştiğini belirterek davanın kabulü ile şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 18/12/2025 tarih ve  2025/1000 Esas - 2025/1158 Karar sayılı kararında;\"Dava, TTK 636 vd. maddeleri gereğince limited şirketin haklı sebeplere dayalı olarak feshi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti talebine ilişkindir. Davacı, fesih ve tasfiyesini talep ettiği ...Limited Şirketi'nin yanında, aynı dava dilekçesi ile......, .... ve . de feshini talep etmiştir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi borçlu kişi olup, buna pasif husumet denilir. Bir davada pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet  husu-met ehliyeti yok ise dava bu sebep ile reddedilir. Somut olayda davanın feshi istenilen şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup mahke-memizin 2025/981 esas sayılı dosyasında ...'nın da davalı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı ...  aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, <br>''1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davanın konusu ve hukuki dayanağının tamamen yanlış belirlediğini, Mahkeme-ce yapılan nitelemenin dava dilekçesinin tamamı ile açıkça çeliştiğini, davada TTK m.636’ya tek bir atıf dahi bulunmadığını, “Haklı sebep”, “ortaklık ilişkisi”, “şirket içi ihtilaf” gibi kavramlar hiçbir aşamada ileri sürülmediğini, dava, açıkça ve ısrarla TTK m.210, kamu düzeni ve esas sözleşmeye aykırılık temelinde kurgulandığını, mahkemenin, taraflarca hiç ileri sürülmeyen bir kanun hükmünü dava sebebi olarak kabul etmesi, hukuki nitelendirme yetkisi kapsamında açıklanamayacak ölçüde bir yeniden inşa  niteliğinde olduğunu, yine dava dilekçesinde hiç bir şekilde davalı ...'nın fesih ve tasfiyesinin talep edilmediğini ve kamu kurumu olan davalının fesih ve tasfiyesinin talep edilmesinin de hukuken tasavvur edilemeyeceğini, davanın bu hukuki çerçevesi içerisinde, ..., ...ve ...’nın davada yer almasının, bu kurumların “feshi talep edilen taraflar” olduğu anlamına gelmediğini, söz konusu kurumların, kamu düzenini  ilgilendir-en bir uyuşmazlıkta, verilecek kararın hukuki sonuçlarından etkilenecek olmaları nedeniyle, yasal hasım ve ilgili kurum sıfatıyla davaya dahil edildiğini, bu durum, tapu sicilinin düzeltilmesine ilişkin davalarda tapu müdürlüğünün konumuna benzer nitelikte olup, kurumların davada yer alması, kendilerinden bir edim talep edildiği veya hak ihlalinde bulundukları iddiasına dayanmadığını, dolayı-sıyla eldeki dava, ne hukuki dayanak ne de amaç itibarıyla TTK m. 636 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan, tamamen farklı bir normatif zemine oturan bir dava davanın TTK m. 210/3 çerçevesinde açılmış olması, şirketin fiili faaliyet-lerinin hukuki düzenle bağdaşmaz hale geldiği yönündeki iddianın yargı mercileri önünde değerlendirilmesini amaçlamakta; bu yönüyle dava, özel hukuk uyuşmazlığından ziyade, kamusal nitelikli bir ticaret hukuku denetimi işlevi gördüğünü, davalının yasal hasım olduğunu, bu sebeple davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nın 210/3 maddesi uyarınca asıl davada davalı olan ........Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Mahkemece davalı ...aleyhine açılan dava asıl davadan tefrik edilerek pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 210 maddesi \"(1) Gümrük ve ...bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin, bu Kanun kapsamındaki işlemleri, Gümrük ve ...........denetim elemanları tarafından denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.(2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak şirketlere ilişkin düzenlemeler yapabilir. (3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir.\" hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, asıl davada davalı olan ...Limited Şirketi'nin ticaret siciline kayıtlı işletme konusuna ve kamu düzenine aykırı şekilde bu hususta Kanunen yetkisinin de bulunmadığı halde avukatlık hizmeti sunduğu gerekçesiyle TTK'nın 210/3 maddesi uyarınca fesih ve tasfiye-sine karar verilmesini talep etmiş, asıl davada davalı olarak ...Limited Şirketi, ....., ..... ve ...davalı olarak gösterilmiş, Mahkemece  ...aleyhine açılan davanın tefriki ile davanın pasif husumet ehliyeti eksikliğinden reddine karar verilmiştir. TTK'nın 210/3 maddesine dayalı olarak açılan davanın açıkça Ticaret Bakanlığınca açılabileceği düzenlendiği gibi, fesih davasının feshi istenen şirketlere yöneltilmesi gerekecektir. Bu durumda Bakanlığa karşı açılan davada davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi, anılan davalının pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığı ve yasal hasım konumunda olmadığı açıktır. Mahkemece ilk önce incelenmesi gereken aktif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine karar verilmesi, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde dava konusu şirketin TTK'nın 636 maddesi uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin bir iddia ve talep ileri sürülmemesine rağmen davacıya açıklattırma dahi yaptırılmadan davanın konusunun TTK'nın 636 maddesi uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi olarak nitelendirilmesi, bu nitele-meye göre davacının şirketin ortağı olmadığı gözetildiğinde de aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının göz ardı edilmesi, yine davacı tarafından ...'nın yasal hasım olduğu ileri sürülerek davalı gösterildiği belirtilmesine ve fesih ve tasfiyesinin talep edilmeme-sine rağmen davalının feshinin talep edildiğinin belirtilerek karar verilmesi, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup  bulunmadığı-nın tartışılmaması, ayrıca bu hususlar asıl davada da değerlendirilebilecekken hangi gerekçe ile asıl davadan tefrik kararı  verildiği-nin açıklanmaması usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olmamıştır. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm  kurulması-na karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,<br>2-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../12/2025 tarih ve 2025/..... Esas- 2025/..... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, <br>3- Davanın aktif husumet eksikliği sebebiyle REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: <br>4-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 2.002,00 TL başvuru harcı ve 732,00 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>8-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>9-Davalı harçtan muaf olduğundan davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ve karar harcının kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde davacıya iadesine,<br>10-Davacı tarafından sarf edilen 870,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>11-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf65d9c0ee3868cb","SID":"9ab8518909618a4a"}}