{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/481 Esas<br>KARAR NO: 2026/641 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/328 Esas- 2025/869 Karar<br>TARİH: 10/12/2025<br>DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, keşideci .... Şti.  ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, buna ilişkin ........... A.Ş. nin 31.09.2024 vade tarihli, ..... çek seri numaralı ve 450.000,00-TL bedelli çeki .... ..... Limited Şirketi emrine verdiğini, Müvekkili adına, keşideci şirket tarafından düzenlenen çek, vade tarihi yaklaşınca müvekkil şirket kasasından tahsil için alınmak istendiğini, ancak müvekkil tarafından çekin tutulduğu kasada anılan çek bulunamadığını, her ne kadar çekin akıbeti hususunda araştırma yapılsa da çekin hangi tarihte ne şekilde kaybolduğu belirsiz olduğunu, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/693 E.  Dosya sında davalı yana karşı istirdat davası açılması için tarafımıza süre verildiğini, anılan süre içerisinde işbu davayı açtıklarını, dava konusu kayıp çek davalı Karalar firması tarafından ......... İcra Müdürlüğü'nün ......... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, Müvekkilinin ciro silsilesinde kendisinden sonra gelen hiçbir cirantayı tanımadığını,  herhangi biriyle ticari ilişki içinde  olmadığını, davalının çeki bankaya ibraz ettiğinde çekle ilgili ödeme yasağı kararı olduğunu öğrendiğini, buna rağmen kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlattığını, çalınan çek nedeniyle müvekkilin yaşamış olduğu mağduriyet ve ileride uğraması muhtemel zararların bir nebze de olsa önüne geçilebilmesi amacıyla ileride telafisi imkansız zararların önlenmesi maksadıyla,  öncelikle ......... İcra Müdürlüğü'nün ........ E. sayılı dosyasına ilişkin takibin yargılamanın sonuna kadar durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini,  müvekkil şirket tarafından haciz baskısı altında dosyaya ödeme yapılmak zorunda kalınması halinde ise; ödemelerin yargılama sonuna kadar davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Dava cının ciranta olarak çeke konu miktardan sorumluluğu bulunduğunu, çekte geçerli ve düzgün bir ciro silsilesinin olduğunu, müvekkil inin yetkili hamil olduğunu, çekin kayıp olması yahut bu hususta ödemeden men/ihtiyati tedbir kararı alınması yetkili ve iyiniyetli hamil müvekkilinin durumunu değiştirmeyeceğini, müvekkilinin yargılama konusu çeki iyi niyetle iktisap ettiğini, çekin irade dışında elinden çıktığını, elinden çıkan kişi ispatlamakla yükümlü olduğunu, Kaldı ki davacının çek iptali kararı, çekin vade tarihinden bir gün önce yani 30/09/2024 tarihinde olduğunu, oysa müvekkil şirket çeki 28.06.2024 tarihinde kendisinden önceki ciranta olan ......'dan teslim aldığını, müvekkilinin çeki teslim aldığı tarihte kendilerine ihbar olunmuş yahut taraf olarak gösterildiği herhangi bir davanın  olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi  10/12/2025 tarih ve 2025/328 Esas- 2025/869 Karar sayılı kararında;\"......Yapılan inceleme ve  değerlendirme de; işbu davanın 07/05/2025 tarihinde açıldığı, 6102 sy TTK'ya 7155 sy yasanın 20 md. İle eklenen 5/A maddesi uyarınca  arabulucu ya başvurulmadığı anlaşılmakla 6325 sy yasanın 18/A-2. bendi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddileceği öngörüldüğünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal ilam Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2023/1869 Esas 2023/1806 Karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/820 Esas 2025/1700 Karar, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2025/1074 Esas 2025/1298 Karar, Adana Bölge Adliye  Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2025/1921 Esas 2025/1752 Karar)...\"  gerekçesi ile, <br>''1-Davanın, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesi ile 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,<br>2-Davacı tarafça yatırılan teminatın HMK'nun 392/2. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden yahut ihtiyati tedbirin kaldırılmasından itibaren 1 ay içerisinde tazminat davası açılmaması halinde davacı tarafa iadesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava, dava dilekçesinde belirtildiği üzere İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/693 E. dosyasında yapılan çek iptal yargılamasında, anılan mahkemenin tarafımıza işbu davanın davalısına karşı istirdat davası açılması için taraflarına süre verilmiş olması hasebiyle ikame edildiğini, işbu dava çek istirdadına ilişkin olup çek istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamında yer almadığını, bu husus UYAP sistemi üzerinden dava açarken zorunlu arabuluculuk kapsamında yer alan dosyalarda bu hususun özellikle belirtilmesi, arabuluculuk dosya bilgilerinin istenmesi şeklinde kendini gösterdiğini, işbu dava açılırken bu durumun gerçekleşmediğini, işbu dava UYAP sistemi üzerinden açılırken zorunlu arabuluculuk ibaresi yer almadığı gibi, herhangi bir dosya bilgisi de talep edilmediğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca çek istirdadı davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığını, bu nedenle dava şartı olmayan bir arabuluculuk başvurusunun yokluğu işbu davaya bir etkisi bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkemece davanın, dava şartı yokluğundan reddolunması adil yargılanma ilkesine aykırılık içerdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6102 sayılı  TTK'nun 792 maddesi uyarınca davacının rızası dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çekin istirdadı, çek bedelinin tahsil edilmesi halinde ise bedelinin istirdadı talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın  5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile  menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesi ne göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı  belirtil miştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi  takdir de davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Somut dava, ticari nitelikli çek istirdadı davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosya kapsamından dava  açılma dan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra  tamamlanması nı mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı gözetilerek Mahkemece davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli olup, (Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve  2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı)  kanunları bilmemek mazeret sayılmayacağı gibi davacı vekili mesleği gereği bu hususu evleviyetle bilmekle yükümlü olduğundan UYAP sistemi üzerinden dava açılırken zorunlu arabuluculuk ibaresinin yer almamasının ve herhangi bir dosya bilgisinin talep edilmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4e760938a8502fe","SID":"de9b48b65b18a1ba"}}