{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1932 - 2026/580<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1932<br>KARAR NO\t: 2026/580<br>KARAR TARİHİ\t: 13/04/2026 <br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH :  13/04/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ\t: 21/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2022/491 Esas - 2025/709 Karar<br><br>DAVACI\t: KURİŞ ENTEGRE AĞAÇ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALILAR\t: 1-...<br>\t 2-...<br>\t 3-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>MÜTEVEFFA\t: ...<br><br>DAVA\t\t: Eser sözleşmesi kapsamında ürünün aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemi<br><br>HÜKÜM\t\t: Kararın kaldırılması- gönderme <br>İSTİNAF  EDEN                   : Taraf vekilleri<br><br>Taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında ürünün aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>Davacı tarafından Orman ve Su İşleri Bakanlığı Arhavi Orman İşletme Müdürlüğü‘nden 17/08/2018 tarihli Dikili Tahsisli Satışlar İhalesi alındığını ve bedelinin ödendiğini, ihale sonrasında davacı ile davalı arasında Artvin İli, Arhavi İlçesinde bulunan Yapraklı Dikili Ağacın kesilmesi, yüklenmesi, muhafazası ve kamyon üstü (yükleme dahil) teslimi işlerinin davalı tarafından yapılması için 19/11/2018 tarihinde taşeron sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin WhatsApp yolu ile davalıya gönderildiğini, davalının da sözleşmeyi imzalayarak davacıya gönderdiğini, sözleşmede davacı şirketin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Arhavi Orman İşletme Müdürlüğü'nden 17/08/2018 tarihli Dikili Tahsisli Satışlar İhalesi ile almış olduğu Yapraklı Dikili Ağaç cinsi, 1.866 adet, 1.942,575 m3 emvalin davalı taraf ... tarafından Arhavi Orman İşletme Deposu‘ndan (OİŞ) alınarak önce kendisine ait depoya nakil edecek, akabinde depodan nakliyeciler vasıtası ile müvekkili şirketin Kocaeli İli, Gebze İlçesinde bulunan Köşklüçeşme Mahallesi, Yeni Bağdat Caddesi, No: ... adresine teslimi sağlanması konusunda anlaşıldığını, davalı tarafından 550,00 m3 kayın ağacı emvali teslim edildiğini, diğer emvallerin teslim edilmeyerek sözleşmenin eksik ifa edildiğini belirterek taraflar arasındaki 19/11/2018 tarihli sözleşme gereği müvekkil şirkete teslim edilmeyen 1.392,542 m3 olan malzemenin  davalı tarafından müvekkil şirkete teslim edilmesini, malzemenin  aynen teslimi mümkün değil ise; günün rayiçleri dikkate alınarak malzemelerin (emvalin) bedellerinin tespit edilerek fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin malların davalı tarafından Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Arhavi Orman İşletme Müdürlüğü 'nden teslim alındığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tarafımıza iade edilmesine, ödeme yapılması sırasında toplam malzeme ve taraflar arasındaki sözleşme göz önünde bulundurularak davacı şirket tarafından davalının borcunun olduğunu söylediği ve alacağından mahsup edilmek üzere davacı şirkete ... için 29/05/2019 tarihinde ödettirmiş olduğunu, 147.877,00 TL miktarlı kesin ve süresiz teminat mektubunun hükümde göz önünde bulundurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br>  İhale konusu işin teslim edildiği 2018 yılı kasım ayında bölgenin mevsimsel şartları ilgili bölmede çalışmayı imkansız kıldığı, uygun çalışma koşullarının oluştuğu 2019 yılı mayıs ayından sonra başlatılan çalışmalar ile elde edilen emvalin davacıya teslimi işlerinin mümkün olduğunca yerine getirilmeye çalışıldığı, sözleşmede kararlaştırılan teslim yükümlülüğünün ve karşılığı 160,00 TL ödemenin 1 m3 karşılığı değil, taşeron sözleşmesinin sözleşme şartları başlıklı f bendinde yazılı olduğu üzere 1 ton karşılığı olduğu, davalı yanın davacıya teslim ettiği emvalin kamyon üstü tesliminin m3 değil kamyon kantarı fişlerinde  ton olarak tartılarak teslim edildiğini, 1 ton emvalin 1 m3 emvalden fazla olduğunu,  sözleşmede süre şartı ve tarih belirtilmediğini, işin süresinin ise tahsisli bölmedeki miktarın kesilip emvalin teslimine kadar olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme gereği sulh yolunun tercih edileceği kararlaştırılan uyuşmazlıkta, vekalet süresinin sonlandığı 31.12.2019 tarihinden sonra zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin nazara alınması gerektiği, vekalet görevinden doğan ihtilafın ticari dava niteliği bulunmadığından görev itirazları gereği davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, sözleşme gereği yetkili yer olarak belirlenen Artvin Mahkemelerinin yetkisini seçimlik olarak ileri sürdüğümüzden yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;<br>\"...Davanın kısmen kabul-kısmen reddine, Davacının emvalin aynen teslimi talebinin reddine, Davacının alacak davasının kabulüne, 2.332.430,64 TL alacağın temerrüt  tarihi olan 19/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... mirasçıları davalılar ..., ..., ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davacının 29/05/2019 tarihli 147.877,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun göz önünde bulundurulması talebinin reddine,...\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br> Davalı, borcunun olduğunu söylediği ve alacağından mahsup edilmek üzere ... için 29/05/2019 tarihinde 147.877,00 TL miktarlı kesin ve süresiz teminat mektubu talebinde bulunduğunu ve alacağından bu bedelin mahsup edilmesini istediğini, vekil eden şirket tarafından Ziraat Bankasının ... nolu ve 147.877,00 TL miktarlı kesin ve süresiz teminat mektubu ... adına Arhavi Orman İşletme Müdürlüğüne davalının ısrarlı talepleri neticesinde hazırlattırılarak teslim edildiğini, teminat mektubunda yazılı olan bedel  vekil eden şirket tarafından ödendiğini, mahkeme tarafından işbu süresiz teminat mektubunun alacak hesabına dahil edilmemesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, istinaf başvurularının kabulünü, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulünü talep etmiştir. <br> <br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br> Mahkemece, görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacı taraf ile davalı arasında 19.11.2018 tarihli taşeron sözleşmesinde kararlaştırılan karşılıklı edimlerin düzenlendiği  işlerin  görülmesi için Kartal 20. Noterliğinden 16.11.2018 tarih 24877 yev. sayılı  31.12.2019 tarihine kadar geçerli 1.050.000,00-TL parasal sınıra kadar yetkili olmak üzere aynı zamanda davacı firmanın sgk çalışanı olarak sigortalısı olan davalının vekil tayin edildiğini, davalının davacı yanında çalışan olması, taşeron sözleşmesinin çalışanla arasında yapılmış olması, davalının tacir olmaması, sözleşmenin eser değil hizmet sözleşmesi olması, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerektiği yönündeki itirazlarının, davanın 10.000,00TL olarak kısmi olarak açılmasından ötürü  tensip tutanağına geçen 500.000,00-TL altında kaldığından basit yargılama usulüne tabi tutulmasını,  dava değerinin belirlemesinden sonra dava değeri itibariyle yazılı yargılamaya tabi hale gelen dosyada mahkemece 11.09.2025 tarihli duruşmasında mazeretin kabul edilmeyerek, incelemeye alınan dosyada hüküm kurulması, davanın kısmi açılmasının hukuken yargılama yolunu belirlemeyeceği, uyuşmazlığın dava dilekçesinde belirtildiği üzere 1 m3 karşılığı 160,00-TL'den teslim alınan 550m3 hesabıyla dava değerinin teslim edilen kısmi için bile uyuşmazlığın 500.000,00-TL üzerinde olduğunun belinlenebileceği, kaldı ki teslim edilmediği iddia ve talep edilen kısmının bu tutardan 2 katından fazla olduğunun anlaşılabildiğini, 17.07.2022 tarihli süre uzatımı ve ilk itirazları sunduğu dilekçede zamanaşımı, yetki ve hak düşürücü süre itirazları olduğu halde, mahkemece itirazların bulunmadığı yönünde tespitle 23.11.2022 tarihli duruşmada bu itirazlar için değerlendirme yapılmaması, 23.11.2022 tarihli duruşma ara kararları ile davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmış ise de, gelen yazı cevaplarına göre görev hususunda olumlu veya olumsuz karar verilmemesini, kesim işinin olumsuz şartlar nedeniyle yapılamamış olmasının, davacı yanın sözleşme gereği ödemede bulunmayışının ortaya çıkardığı makine ve ekipman, çalışan giderleri gibi davalının ekonomik güçlüklere girmesi, yine vekaletnamedeki sürenin dolması nedeniyle davacı yanca sürenin uzatılmamasının meydana getirdiği olumsuzluk olarak idaredeki işlemlerin yapılamamasının oluşan zararın taraflar arasındaki dengelenmesi için ayrıca değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmasını, yerel mahkeme kararının  kaldırılmasını, davanın tümden reddine karar verilmesini   talep etmiştir.  <br>Davacı  vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; <br>Davalı tarafça sunulan hukuki mesnetten yoksun, haksız ve hukuka aykırı istinaf gerekçelerine karşı cevaplarının kabulünü, davalı tarafça sunulan hukuki mesnetten yoksun, haksız ve hukuka aykırı istinaf gerekçelerinin reddini talep etmiştir.  <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında ürünün aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelin iadesi  istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK<br> <br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava; eser sözleşmesi kapsamında ürünün aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.<br>Bu kapsamda;<br>1-Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.<br>6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.<br>6102 sayılı TTK'nın 12/1. maddesine göre, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Ticari işletme de, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmıştır.<br> 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK m. 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK m. 11/2).<br>213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre, birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre;  ikinci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre; defter tutarlar. Birinci sınıf tüccarlar İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler VUK 177. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların ayrıca ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenlerin tacir olacağı belirlenmiştir.<br>Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasına dayanmakta olup, eldeki dava 6102 sayılı yasanın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Aynı yasanın 4/1. maddesine göre nispi ticari dava ise her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları olarak tanımlanmıştır. Eldeki olayda; davacı taraf tüzel kişi tacir ise de, davalı taraf gerçek kişidir. Eldeki davanın nispi ticari dava olarak değerlendirilebilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekmektedir. Mahkemece davalının tacir olup olmadığı araştırılmış ise de yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Mahkemece, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazılan cevabi yazıda limited şirket ortağı olduğu bildirildiği, Vergi İdaresine yazılan cevabi yazıda ise gayrimenkul sermaye iradından dolayı mükellef olduğu ve ticari faaliyetinin bulunmadığı bildirilmiş, davalının hangi usule göre defter tuttuğu ve davanın nispi ticari dava olup olmadığı araştırılmadan Asliye Ticaret Mahkemesi olarak davaya bakılması ve sonuçlandırılması hatalı olmuştur.<br>O halde mahkemece öncelikle davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak davalının gelir getirici vergi kaydı olup olmadığı, ticari defter tutuyor ise hangi hangi usule göre defter tuttuğunun belirlenmesi,<br> davalının vergi kaydı varsa işletmesinin 6102 sayılı yasanın 11. maddesi gereği yürütülen faaliyetinin VUK'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3. bendindeki limitlerinin yarısını veya 2. bentteki limitinin tamamını aşıp aşmadığının tespiti, aşıyorsa davalı işletmesinin ticari işletme olduğu ve eldeki davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilerek davaya şimdiki gibi davaya görevli Asliye Ticaret Mahkemesi olarak devam olunması, anılan sınırları aşmıyorsa veya vergi kaydı yoksa işletmenin esnaf işletmesi olarak kabul edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı gerekirken görev hususunda yeterli inceleme ve araştırılmadan esasa girilmesi hatalıdır.<br>2-Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.<br>Taraflar arasındaki ilişki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı  TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.<br>Eser sözleşmesi, 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu,TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp ve  gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).<br>Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek yoktur. Eksik işler yönünden TBK 474-478. maddelerindeki hükümler uygulanmaz. <br> TBK 472/son maddesinde eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek bir durum ortaya çıkarsa yüklenicinin iş sahibine bu durumu hemen bildirmek zorunda olduğu aksi takdirde bunun sonuçlarından sorumlu olcağı kabul edilmiştir. <br>     Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa; Taraflar arasında 19/11/2018 tarihli sözleşmesi ile Yapraklı Dikili Ağaç cinsi, 1.866 adet, 1.942,575 m3 emvalin davalı taraf ... tarafından Arhavi Orman İşletme Deposu‘ndan (OİŞ) alınarak önce kendisine ait depoya nakil edilmesi, akabinde depodan nakliyeciler vasıtası ile davacı adresine teslimi sağlanması işinin davacı tarafından üstlenildiği, davacı davalı adına işleri görebilmesi için davalıya vekaletname verdiği, vekaletin bitiş tarihinin 31/12/2019 olduğu, sözleşmede işe başlama tarihi 15.11.2018, işin sona <br>erme tarihi “17.08.2018 tarihli satış sözleşmesindeki miktarın kesilip emvalin teslimine kadar” <br>şeklinde  belirtildiği, orman idaresinin cevabi yazısına göre 31.10.2019 tarihinde Arhavi Orman İşletme Şefliğince Kesim Bölmesi Muayene Tutanağı düzenlendiği, 19.03.2020 tarih ve 227 no'lu muhasebe işlem fişi ile hesaplara alınan 13.287,00 TL değerindeki banka teminat mektubu iade edildiği ve Orman İşleme  Müdürlüğü  Muhasebe  birimince  Kuriş  Entegre  Ağaç  Sanayi  ve  Ticaret  Şirketi'ne  ait  186  nolu bölmedeki işlemler bitirilerek dosya kapatıldığı, davacı iş sahibi kendisine teslim edilmeyen ürünlerin aynen teslimi, kabul olunmaması halinde rayiç değerinin tahsili için eldeki davayı açtığı, 15/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda, davaya konu eksik ürünlerin davanın açıldığı tarih itibariyle piyasa değeri 2.332.430,64-TL olarak belirlendiği, mahkemece anılan rapora hükme esas alınarak davanın bedel yönünden kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Taraflar arasındaki sözleşmede açık olarak teslim süresi ve teslim tarihi kararlaştırılmamıştır. Sözleşmede teslim tarihinin kararlaştırılmamış olması yüklenicinin eseri dilediği zaman teslim edebileceği anlamına gelmez. Bu durumda, öncelikle işi  ne kadar sürede tamamlayıp teslim edebileceği saptanması gerekmektedir. İş sahibinin eksik iş talebi için teslim tarihinden itibaren makul süre içinde iş sahibinin eksik işi giderilmesi için talepte bulunması ve dava açması gerektiğinden bu konuda gecikerek talepte bulunması ve dava açması halinde zararın artmasına neden olabileceğinden teslim ile davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 114. maddesi yollaması ile TBK’nın 52. maddesi uyarınca bu halde yüklenicinin artan zarardan sorumlu tutulamayacağı da dikkate alınarak eksik iş bedelinin teslim tarihi olarak belirlenen tarihe makul süredeki dava açma tarihi eklenerek bu tarihteki piyasa fiyatları ile bedelinin tespiti gerekirken açıklandığı şekilde hesaplama yapılmaması nedeni ile hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca, davacının kendi kabulüne göre teslim aldığı 550m3 kızıl ağacı teslim aldığını beyan etmesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda nakliye teskeresine göre 503,822 m3 tomruk ve yakacak odun  teslim edildiği dikkate alınarak hesaplama yapılması isabetli bulunmamıştır.<br> Bu durumda mahkemece yapılacak iş; sözleşmenin niteliğine göre sözleşmedeki işin teslim süresine ilişkin tarih ve süreler dikkate alınarak yüklenicinin işi tamamlayıp teslim edebileceği makul sürenin ve tarihin belirlemesi, ayrıca iş sahibinin eksik iş talebi için belirlenen teslim tarihinden itibaren makul süre içinde iş sahibinin eksik işi giderilmesi için talepte bulunması ve dava açması gerektiği gözetilerek eksik iş bedelinin makul süredeki piyasa fiyatları ile bedelinin tespiti, iş sahibinin kabulünde olan teslim edilen ürün miktarı ve nakliye tezkeresindeki ürün miktarındaki farklılığın neden kaynaklandığı açıklanarak seçenekli hesaplama yapılması yönlerinde dosyaya rapor sunan bilirkişiden veya yeni bir teknik bilirkişiden ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli istinaf ve Yargıtay denetimine uygun ek rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan yanlış değerlendirme ve eksik incelemeyle karar verilmesi doğru bulunmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; kararın kaldırılması sebebine göre diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile HMK'nun 353/1-a-3-6 maddelerine göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairemiz kararına uygun şekilde karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2025 tarih, 2022/491 Esas - 2025/709 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>5-İstinaf talep eden taraflarça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a-3-6. maddesi gereğince KESİN olarak 13/04/2026 tarihinde  oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>    \t\t                                               *\t                       <br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9aec2c336c56e61a","SID":"2273b9a7e03e71d2"}}