{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 15/04/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/11/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: 1-........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALILAR\t: 2-........  <br>\t\t3-.....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t\t: TAZMİNAT <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 15/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/04/2026<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; Davacının, 22.05.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında Mehmet Işık idaresindeki motosiklette yolcu konumunda bulunurken, davalı sürücü ........’in bölünmüş yol çizgisi olmasına rağmen aniden ve kurallara aykırı şekilde dönüş yapması sonucu kazanın davalı sürücünün tam kusurlu şekilde meydana geldiğini,  kaza tespit tutanağında da davalı sürücünün 2918 Sayılı Kanun’un 47/c maddesini ihlal ederek tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, motosiklet sürücüsünün ve yolcu olan davacının kask gibi tüm güvenlik önlemlerini almış olmasına rağmen kazanın davalı sürücünün kural ihlali ile gerçekleştiğini, müvekkilinin kazanın ardından ağır yaralandığını, Selçuklu Tıp Fakültesinde iki kez ameliyat edildiğini, kalçasına platin ve vidalama işlemleri yapıldığını, 36 dikiş atıldığını, bir hafta arayla iki defa ameliyat geçirdiğini, 12 gün boyunca sonda nedeniyle ızdırap çektiğini, taburcu olduktan sonra 50 gün boyunca bez kullanmak zorunda kaldığını, 45 gün süreyle evde yatalak şekilde tedavi gördüğünü, tuvalete dahi çıkamadığını, kendi yemeğini yiyemediğini, çocuklarına bakamadığını, bu nedenle bakıcı tutulduğunu, kazadan 50 gün sonra destekle yürümeye başlayabildiğini, 22.08.2022’de üçüncü kez ameliyat olduğunu, bu ameliyatta 5 vidanın çıkarıldığını ve kireçlenmeyi önlemek için kök hücre tedavisi uygulandığını, uzun süre kan sulandırıcı ve ağrı kesici ilaçlar kullandığını, bir ay fizik tedavi gördüğünü, halen normal tuvalet kullanamadığını, yere oturamadığını, sağlıklı şekilde yürüyemediğini, tedavilerinin devam ettiğini, müvekkilinin Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesinin 17.05.2023 tarihli raporuna göre sürekli iş göremezlik oranının %12, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay ve bu sürede %100 malul olduğu, bakıcı gideri zararının 24.417,00 TL, belgelenemeyen tedavi giderlerinin 18.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, yargılama sürecinde alınacak raporlarla bu zararın daha yüksek çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin yaşamının ciddi şekilde etkilendiğini, uzun süre yatalak kaldığını, çocuklarına bakamadığını, sonda ve bez kullanmak zorunda kaldığını, aylarca yürüyemediğini, psikolojik olarak yıprandığını, panik atak geçirdiğini, her trafiğe çıkışında halen korku yaşadığını, gecelerini kabuslarla geçirdiğini, halen sol tarafına yatamadığını, yaşadığı yoğun acı, elem ve ızdırap nedeniyle manevi olarak da ciddi zarara uğradığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, müvekkilinin haklılığını gösteren ciddi delillerin mevcut olduğunu, davacının halen temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bir halde bulunduğunu, ekonomik durumunun zorlaştığını, bu nedenle mağduriyetinin kısmen giderilebilmesi amacıyla acilen 50.000,00 TL geçici ödeme yapılması gerektiğinden bahisle netice-i talep bakımından, müvekkilinin HMK 107. madde kapsamında belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ........ ve ... yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, ayrıca 24.417,00 TL bakıcı gideri ile 18.000,00 TL belgelenemeyen tedavi giderinin kısmi dava olarak aynı şekilde müştereken ve müteselsilen tahsilini istediğini, 300.000,00 TL manevi tazminatın da davalı ........ ve ... Şti.’den tahsilini talep ettiğini, bunun yanı sıra tüm davalıların taşınır-taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, BK 76 kapsamında 50.000,00 TL geçici ödeme yapılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirkete vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacının 22.05.2022 tarihli trafik kazası nedeniyle açtığı tazminat davasının hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, öncelikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bakımından dava açmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun, tam ve eksiksiz şekilde başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu, davacının eksik başvuru yaptığını, bu nedenle dava şartı yokluğu bulunduğunu,  müvekkili sigorta şirketinin yalnızca poliçe teminat limiti ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin kusur oranını belirlemeye elverişli olmadığını, bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti ile Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur konusunda uzman bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğunu, ayrıca Yargıtay kararlarına dayanarak, maluliyet oranının ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilecek raporla tespit edilebileceğini, tıp fakültesi veya diğer hastanelerden alınan raporların hükme esas alınamayacağını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin ZMSS Genel Şartları gereğince teminat dışında kaldığını, bu giderlerden müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, tedavi sürecine ilişkin tüm masrafların 2918 Sayılı Kanun’un 98. maddesi gereğince SGK sorumluluğunda olduğunu, bunun yanında, tazminat hesaplamasının TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre aktüerya uzmanı tarafından yapılması gerektiğini, tazminatta denkleştirme ilkesinin uygulanmasını, davacının SGK’dan elde ettiği gelir ve ödemelerin hesaplamadan düşülmesini talep ettiklerini, SGK tarafından gelir bağlanmadıysa, davacıya ilgili kuruma karşı dava açması için süre verilmesi ve bu davanın sonucuna kadar eldeki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kaza sırasında kask ve koruyucu ekipman kullandığının tespit edilemediğini, bu nedenle kaza zararında davacının da kusurunun bulunduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu hususta dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini talep ettiğini, bunun yanında yolcu konumundaki davacının hatır için taşınıp taşınmadığının tespitinin önemli olduğunu, hatır taşıması olması halinde en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, son olarak sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, geçerli bir başvuru bulunmadığından müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini, ticari faize hükmedilemeyeceğini, netice-i talep bakımından, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, bu talep kabul edilmezse davanın esastan reddine, kusur tespiti için dosyanın Fen Heyeti ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince belirlenmesine, tazminat hesabının aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 tablosuna göre yapılmasına, SGK ödemelerinin tazminattan mahsup edilmesine, varsa ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ........ ve ... Şti. vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, öncelikle kazanın meydana geliş şeklinin, davacı tarafça iddia edilenden ve kaza tespit tutanağına yansıyan bilgilerden farklı olduğunu, müvekkili sürücünün ........ Caddesi üzerinde dönüşünü tamamladıktan sonra aracının yalnızca arka kısmı emniyet şeridinde kaldığı sırada, motosiklet sürücüsünün emniyet şeridinden gelerek aracın sağ arka kısmına çarptığını, bu nedenle kazanın motosiklet sürücüsünün 2918 Sayılı Kanun’un 46/2-f maddesini ihlal ederek emniyet şeridinde seyretmesi sonucu meydana geldiğini, bu çerçevede müvekkili sürücünün kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, olay yerinde motosiklete ait fren izi dahi olmadığını, çarpışmayı önlemek için bir manevra veya frenleme yapılmadığını, kusur tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine, kamera kayıtlarının celbi ile kazanın gerçek oluş şeklinin MOBESE görüntüleriyle tespit edilmesini talep ettiğini, kusur oranı netleşmeden müvekkillerin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacının ve motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tutanakta işaretlenmemiş olmasının müterafik kusur incelemesini zorunlu kıldığını, TBK m.52 kapsamında davacının zararın doğumuna veya artmasına katkısı varsa tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ayrıca davacının kaza anında “hatır için taşınıp taşınmadığının” belirlenmesi gerektiğini, hatır taşıması bulunması halinde Yargıtay içtihatları gereği tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça ileri sürülen %12 maluliyet oranının taraflarca kabul edilmediğini, maluliyet oranının, geçici iş göremezlik süresinin ve bakıcı ihtiyacının ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilebileceğini, bu nedenle davacının sunduğu raporların hükme esas alınamayacağını, , SGK veya sigorta şirketi tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, TBK m.76 kapsamında talep edilen 50.000 TL geçici ödeme talebinin müvekkillerinin kusuru bulunmadığından reddi gerektiğini, manevi tazminat talebinin de fahiş olduğunu, kusurun bulunmadığı durumda talebin tamamen reddi gerektiğini, aksi halde manevi tazminatın niteliği gereği makul seviyede tutulması gerektiğini, ayrıca müvekkili sürücünün kaza sonrası davacıyla ilgilenerek maddi ve manevi destek sunduğunu, bunun da tazminatta dikkate alınması gerektiğini, ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, olayın ticari iş niteliği taşımadığını, müvekkillerinin ancak yasal faizden sorumlu tutulabileceğini, netice-i talep bakımından, dosyanın kusur raporu alınmak üzere dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine, maluliyet raporu alınmak üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na gönderilmesine, MOBESE kamera kayıtlarının celbine, tüm tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle davanın tamamen reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının  manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve;<br>DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 2/01/2024 tarihli ara karar ile hükmedilen 42.617,00 TL tutarındaki geçici ödemenin 6098 s. TBK'nın 76/2. maddesi uyarınca her bir zarar kalemi yönünden orantılı olarak mahsubu ile 826.537,93 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 29.977,85 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.574,18 TL bakıcı gideri tazminatı ve 17.172,37 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 884.262,33 TL tazminatın davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu (sakatlanma teminat klozu yönünden 460.165,03 TL, sağlık gideri teminat klozu yönünden ise 57.724,40 TL olmak üzere toplam) 517.889,43 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ........ A.Ş. yönünden 03/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ ile davalı ... Şti. yönünden 22/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 300.000,00 TL manevi tazminatın 22/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ... Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul raporunun usul ve yasaya aykırı olarak görevli olmayan bir kurul tarafından düzenlendiğini, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin ilgili hükmüne göre Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Daireleri raporlarının Adlî Tıp Üst Kurullarında incelenemeyeceğini, raporun kati nitelikte olmaması ve müvekkilin maluliyet oranının henüz kesinleşmemiş olması sebebiyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, söz konusu raporun maddi olarak da eksiklikler ve hatalar içerdiğini, bilirkişi itirazlarının değerlendirilmediğini, Konya Bölge İdare Mahkemesinin kabul ettiği yönetmelik hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarına göre değerlendirme yapılmadığını, hakimin takdir hakkının yasal bir dayanağı bulunmadığını, kaçınılmaz tedavi giderlerinin raporda hiç hesaplanmadığını, kalça dışındaki vücut bölgelerindeki kısıtlılıkların değerlendirilmediğini, yönetmeliğe göre müvekkilin sürekli iş göremezlik derecesinin %7 olmasının mümkün olmadığını, emsal vakalara göre en az %30 oranında engelli olduğunu, müvekkilin cerrahi olarak düzeltilemeyecek kalıcı sakatlıklarının (yürüyememe, tuvalet kullanamama, yere oturamama, çorap giyememe, yatamama) raporda göz ardı edildiğini, Tablo 3.15'teki sakatlık oranlarının dikkate alınmadığını, ayak bileği maluliyetinin ve yürüyüş bozukluğunun tablo 3.4'ün dikkate alınmadığını, bacak kısalığının tespit edilemediğini, sol alt ekstremite kas gücü kaybının tablo 3.1'e göre değerlendirilmediğini, dizdeki sakatlık oranlarının hesaba katılmadığını, müvekkilin ayakta durma zorluğunun ve \"Ayakta sürekli durmasını gerektiren işlerde çalıştırılamaz\" tespitinin yapılmadığını, raporda belirtilen geçici iyileşme süresinin müvekkilin durumuyla uyuşmadığını, bakıcı ihtiyacının hatalı değerlendirildiğini, müvekkilin tedavi sürecinin devam ettiğini ve mahkemenin acele karar verdiğini belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini dilemiştir.<br>Davalılar ........ ve ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kaza tespit tutanağına ve kendi hazırlattığı kusur raporuna dayanarak müvekkilini tam kusurlu bulduğunu, ancak kazanın motosiklet sürücüsünün emniyet şeridinden seyir halinde iken müvekkilin dönüşünü tamamlamasına rağmen aracın sağ arka kısmına çarpması sonucu meydana geldiğini ve motosiklet sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, mobese kayıtlarının celbi talebinin göz ardı edildiğini, ayrıca davacının kask ve koruyucu ekipman kullanmamasının müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi elzem iken mahkemenin eksik inceleme yaptığını, müvekkillerin kazada kusursuz olduğu iddiasıyla davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatların reddini, müterafik kusur indirimi yapılmamasını ve manevi tazminatın fahiş olması nedeniyle indirilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, trafik kazası nedeniyle tazminata ilişkin olup mahkemece verilen karar,   davacı ve davalılar ........ ve ... Şirketi tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.<br>1-DAVACI VEKİLİN MALULİYET VE HESAPLAMA YÖNTEMİNE YÖNELİK İSTİNAFININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE;<br>Davacı yaralanan müvekkili için talep ettiği SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ile ilgili olarak Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının verdiği raporunda,<br>ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE: % 36 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA :3.375.774,71-TL OLARAK HESAPLANDIĞINI,<br>MAHKEMECE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞE GÖRE: % 15 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA : 866.372,90-TL OLARAK HESAPLANIP  HÜKÜM ALTINA ALINDIĞINDAN BAHİSLE BU MALULİYET ORANINA VE HESAPLAMAYA İSTİNAF ETMİŞTİR.<br>ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN  2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI  İLAMLARI GEREĞİNCE,<br>         YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, <br>         DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DİRENME KARARLARIMIZ  HGKK ... ESAS VE ... KARAR ,... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMLARI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE;<br>         Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; <br>- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, <br>- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,<br>- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) <br>- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,<br>- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.<br>          22/05/2022  tarihinde gerçekleşen somut olaya ait kaza nedeniyle maluliyet raporunun da “ Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında   Yönetmelik” hükümlerine göre hazırlanması gerekmektedir. Somut olayda   bu  yönetmeliğe göre %15 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına neden olabilecek nitelikte olduğunun belirtildiği görülmektedir. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyet raporunun usul ve yasalara uygun düzenlendiği,<br>Yine ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği,  tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması  ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi yerinde görülerek  davacı vekilinin itirazlarının  yerine  olmadığı anlaşılmıştır.<br>2-DAVALILARIN KUSURA YÖNELİK İSTİNAFLARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE;  <br>Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.<br>Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil  sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan  doğabilir.<br>Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K )<br>Mahkemece, alınan adli trafik bilirkişi raporunda neticeten; ........ plakalı araç sürücüsü  ........'in meydana gelen trafik kazasında tam kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsü ........'in herhangi bir kural ihlali bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir olarak değerlendirilen bu rapor hükme esas alınmıştır.<br>Zikredilen dosyada davalı sigorta şirketi taraf olarak bulunmamakta ise de, kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsü Emre Sarıkaya'nın 2918 sayılı KTK'nın 57/1-a maddesini ihlal ettiği, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü Mehmet Işık'ın ise kusurunun bulunmadığının bildirildiği, kaldı ki davacı ........ plakalı araçta yolcu olup, kusursuzdur. Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-DAVALILARIN MANEVİ TAZMİNAT MİKTARI YÖNÜNDEN İSTİNAFLARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE:<br>6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.  <br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. <br>Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilinin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kusur durumları, oluşan sürekli ve geçici maluliyet durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı için hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu görüldüğünden, buna yönelik davalıların itirazlarının reddi gerekmiştir.  <br>Bu karara karşı davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 80.896,95 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 20.224,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 60.672,71 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf eden davalı ... Şirketi'nden alınması gereken 80.896,95 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 20.224,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 60.672,71 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafça yatırılması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı ve davalılar ........ ile davalı ... Şirketi yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davalı ........ A.Ş yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.15/04/2026<br><br><br>.....<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"462329dd8b210d44","SID":"4aed0f07e79578c0"}}