{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1033 - 2026/512<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/1033 <br>KARAR NO\t: 2026/512<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.06.2024<br>NUMARASI\t\t: 2021/385 Esas 2024/493 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Ölüm Sebebiyle Destekten Yoksun Kalma Tazminatı<br>KARAR TARİHİ\t: 27.03.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27.03.2026<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 07.11.2020 tarihinde davacıların oğlu olan müteveffa ...'ın sevk idaresindeki ... plakalı araca davalı sigorta şirketine  zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile  sigortalı olan ... plakalı aracın çarpması neticesinde meydana gelen kazada ...'ın vefat ettiğini, davacıların müteveffanın annesi ve babası olduğunu ve vefatı ile desteğinden yoksun kaldıklarını, olay nedeniyle sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen başvurunun sonuçsuz kaldığını, olayın meydana gelmesinde müteveffanın kusuru bulunmadığını, davacıların zararlarını davalı sigorta şirketinin karşılaması gerektiğini, kaza sebebiyle davacıların derin bir acı ve ızdırap duydukları gibi müteveffanın desteğinden de yoksun kaldıklarını, müteveffanın annesi ve babası ile birlikte yaşadığını, müteveffanın kaza tarihinde 32 yaşında olup şoför olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik  her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline  karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 12.04.2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini davacı ... için 201.188,11-TL, ... için 93.047,01-TL olacak şekilde artırmış daha sonra 24.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile ... için 288.968,00-TL  ... için ise 121.032,00-TL olacak şekilde ıslah etmiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen eksik belgelerin şirkete iletilmediğini, şirketin hem asıl alacak hem de dava masrafları açısından poliçe limiti ile sorumlu tutulması gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın ATK trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere şirketin söz konusu zarardan kaza tarihindeki poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, başvuranların talepleri için dava öncesinde yapılan ihbar üzerine, mevzuat hükümlerine göre tazminatın hesap edilip ödenmek istendiğini ancak ödeme teklifinin başvuranlar tarafından kabul edilmediğini,  şirketin mevzuat gereğince tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğundan, işbu davanın açılmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın gelirinin de resmi belgelerle kanıtlamasını aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacı tarafından, sigortalılarının kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun usulen ispat edilmesi gerektiğini, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>\tMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 24.12.2021 tarihli raporda sürücü ... ve karşı ararç sürücüsü ...'in % 50 oranında eşit kusurlu olduğunun bildirildiği, Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/505 Esas sayılı dosyasında 30.06.2023 tarihinde alınan raporda ... plakalı araç sürücüsünün % 100, müteveffa ...'ın ie kusursuz olduğunun bildirildiği, raporlar arasındaki çelişkiyi gideren ve hükme esas alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti tarafından hazırlanan 27.11.2023 tarihli raporda müteveffa sürücü ...'ın %15 sürücü ...'in % 85 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 10.05.2022 kök ve 06.03.2024 tarihli ek raporda; davacı anne ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 678.674,79-TL olup sigorta şirketi teminatının 288.968,00-TL ile sınırlı olduğu, davacı baba ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının 284.176,15-TL olup sigorta şirketi teminatının 121.032,00-TL ile sınırlı olduğunu bildirildiği,  davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi gereği bu zarardan sorumlu olduğu, ayrıca zarar veren aracın ticari araç olması nedeniyle işletilecek faizin avans faizi olması yanında davacılar tarafından 12.01.2021 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve 8 iş günü süre eklendiğinde temerrüt tarihinin 22.01.2021 tarihi olması gerektiği belirtilerek, davacıların  davasının kabulü ile ... için 288.968,00-TL  ... için ise 121.032,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 22.01.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazada müteveffanın aracının durmuş vaziyette olduğunu, müteveffa ...'ın hiç kusuru yokken diğer aracın müteveffaya çarpması  sonucunda ölümüne neden olduğunu, dosyada mevcut 30.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda da  müteveffa ...'ın meydana gelen kazada kusursuz olduğu ve ... plakalı kamyon sürücüsü ...'in davaya konu olan trafik kazasında asli ve tam kusurlu olduğun tespit edildiğini, 27.11.2023 tarihli adli tıp raporunun hükme esas alınamayacağını, söz konusu raporun eksik inceleme ve değerlendirmeye dayandığını, ayrıca raporlardaki hesaplamalarında hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesi gerektiğini, davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavaılı vekili istinaf  dilekçesinde özetle; kusur oranlarının hatalı olarak tespit edildiğini, eksik incelemeye dayanan kusur raporunun hükme esas alınamayacağını, ATK kusur raporundaki dağılımın olayın meydana geliş şekli ile uyumlu  olmadığını, müteveffanın asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, AYM'nin 17.07.2020 ve 29.12.2022 tarihli iptal kararın işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, yeni Genel Şartlarda destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli sakatlık tazminatı hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu, 1,8 teknik faiz oranı, peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün tazminat hesabında kullanılacağının düzenlendiğini, kabul manasında olmamak üzere hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini temerrüt türünün hatalı tespit edildiğini, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden faiz yürütülmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tHMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDavanın ölümlü trafik kazası nedeniyle davacıların zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1.\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bu kapsamında davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder.<br>\tSomut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, olay tarihinde müteveffa sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı romörk ile seyri sırasında araç arızası nedeniyle yolun sağ tarafına, bir kısmı emniyet şeridi içerisinde bir kısmı yola (sağ şeride) taşar şekilde aracını durdurup, dörtlü ikaz ışıklarını açarak araçtan inmesi akabinde idaresindeki araca bağlı yarı römorkun sol arka kısımlarına gerisinden seyirle gelen sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı kamyonun sağ ön kısımlarının çarpması neticesinde meydana gelen  kazanın oluşumunda ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 24.12.2021 tarih ve  raporunda her iki sürücünün de % 50 oranında ayrı ayrı eşit kusurlu, Eskişehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/505 Esas sayılı dava dosyası kapsamında düzenlenen 30.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise sürücü ...'in % 100 oranında asli ve tam kusurlu, müteveffa sürücü ...'ın ise kusursuz bulunduğu, kusur raporları arasındaki mevcut çelişkinin giderilmesi için alınan ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 27.11.2023 tarihli raporunda ise kaza her ne kadar yerleşim yeri sınırları dışındaki aydınlatması bulunmayan yolda, gece vakti meydana gelmiş ise de arıza nedeniyle park haline geçen dörtlü ikaz ışıkları yanan aracın görüş kısıtlılığı olmayıp düz olan bu yolda geriden gelen sürücüler tarafından zamanında fark edilebilir nitelikte olduğu, geriden gelen davalıya ZMMS poliçesi sigortalı araç sürücünün ön ilerisinde dörtlü ikaz ışıkları yanan aracı zamanında fark edip zamanında emniyetli tedbir alarak yaklaşması gerekirken bu hususa riayet etmediği, 30.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda müteveffa sürücünün aracını yolun en sağına kadar yanaştıramayacağı belirtilmiş ise de çarpma noktasının araçlar ve yol yüzeyindeki konumu ve araçların boyutlarına yönelik teknik özellikleri gereğince müteveffa sürücünün arıza yapan aracını mümkün mertebe yolun en sağına yanaşacak şekilde park haline geçirmediği, açıklanan tüm bu hususlara göre müteveffa sürücünün olayda kusurunun olduğu fakat diğer sürücüye nazaran daha az kusurlu sayılması gerekeceği, bu kapsamda müteveffa sürücü ... idaresindeki arıza yapan araç nedeniyle olay mahallinde gerisinden gelen sürücüleri uyarı amaçlı dörtlü ikaz ışıklarını açarak park haline geçmiş ise de aracını yolun en sağına yeterince yanaştırmadığından meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile % 15 oranında tali, sürücü ...'in de idaresindeki kamyon ile olay mahalli yolda seyir halinde iken hızını mahal şartlarına göre ayarlaması, görüşün açık olduğu düz yolda seyri sırasında vakit her ne kadar da gece ve aydınlatma bulunmuyor ise de ön ilerisine yönelik kontrollerini yaparak seyretmesi ve ön ilerisinde dörtlü ikaz ışıkları yanar vaziyette bulunan aracı zamanında fark edip bu mahalle tedbirli bir şekilde yaklaşarak mahalli çarpışma olmaksızın emniyetli bir şekilde geçmesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin seyrettiği ve kaza mahalline hatalı bir şekilde yaklaşıp park halindeki araca hatalı bir şekilde çarpmak suretiyle meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile % 85 oranında asli kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu raporda açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli şekilde, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve oluş şekline uygun düşecek biçimde  taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak belirlenen kusur oranlarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t2.\t6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tBu kapsamda,  belirlenen kusur oranı dikkate alınarak dosyaya kazandırılan hesap bilirkişi raporunda, müteveffa ...'ın kaza tarihinde bekar ve çocuksuz olup anne ve babasının hayatta olduğu, destek oranları belirlenirken müteveffa yaşasaydı evleneceği, iki çocuğunun olacağı, eş ve çocuklar ile birlikte anne ve babanın müteveffanın desteğinden faydalanacağı varsayımı ile TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak bilinen/bilinmeyen dönem ayrımı yapılıp, asgari ücreti üzerinden anne ve babanın destekten çıktığı  tarihe kadar yapılan hesaplama neticesinde, maddi olaya konu trafik kazasının aynı zamanda iş kazası olması nedeniyle rücuya tabi ödemelerin mahsup edilerek belirlenen tazminatın poliçe limitini aşması nedeniyle garameten dağıtılması sonucunda belirlenen tazminatın hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.<br>\t Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücünün kusurlu davranışı neticesinde müteveffanın ölümü nedeniyle desteğini kaybeden davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmasına, müteveffanın gelirinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde belirlenmesine, destekten yoksun kalma tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak pay dağılımına ilişkin uygulamada benimsen ilkelere uygun düşecek ve yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine,  olayın aynı zamanda  iş kazası olarak kabulü suretiyle rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazminattan mahsup edilmesine, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun söz konusu olmasına, garameten yapılan hesaplama doğrultusunda tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zarara neden olan aracın ticari  olması nedeniyle tazminata davalının sıfatına göre belirlenen temerrüt tarihinden avans faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün  yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince  ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 732,00-TL TL istinaf harcından peşin alınan 1.400,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 668,35-TL harcın talep halinde davacılara iadesine,<br>\t-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 28.007,10-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 7.001,77-TL'nin mahsubu ile kalan 21.005,33-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,<br>\t5-Kararın taraflara tebliğine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 27.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"205b26a7fe37fd2c","SID":"ce65ad49a570563a"}}