{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 08/04/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>KATİP\t\t: .....\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/11/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI \t: ........<br>VASİSİ\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI \t: ........<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 08/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/04/2026<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kardeşi olan müteveffa 17.04.2016 günü sigortalıya ait olan ........ plakalı araçta seyir halinde yolcu olarak bulunmakta iken  kaza yaptığını, yaşanan bu elem kaza sonucu araç yolcu konumunda bulunan müteveffa olay yerinde vefat ettiğini, kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağında kazanın ........ plakalı araç sürücüsü ........'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddelerinin ihlalinden kaynakladığını, araç sürücüsü ........’in tam kusurlu olduğunu, trafik kazasına karışan ........ plakalı araç, kaza anında davalı ........’nden ........ poliçe numaralı poliçeyle Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı bulunduğunu, kardeşini bu trafik kazasında kaybeden davacının büyük bir psikolojik çöküntü içerisinde olduğunu, davacının annesi ve babası ise hayatının henüz baharında olan evlatlarını kaybetmenin yaratmış olduğu derin ıstırap sonucu sırasıyla hastalanıp vefat ettiklerini, yaşanan büyük manevi üzüntünün yanında davacının aynı zamanda kardeşinin anne baba ise çocuklarının büyük maddi desteğinden de yoksun kaldıklarını, davacının 16/04/2024 tarihinde sigorta şirketine poliçede belirtilen limit dahilinde maddi tazminat talepli başvuruda bulunulduğunu, bu başvuru sonucunda davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirketçe sadece 74.722,96 TL ödendiğini, bakiye poliçe bedelinin davacıya ödenmesi gerektiğini belirterek, trafik kazasında kardeşini kaybeden davacının, 6100 sayılı yasanın belirsiz alacak ve tespit davası başlıklı 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) davalı sigorta şirketinden sigorta limiti aşılmamak üzere haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 17.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayandığı delillerin kendilerine tebliğ edilmesi gerektiğini, bu anlamda usuli eksiklik bulunduğunu, ........ plaka sayılı kazaya karışan aracın 30/01/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalandığını, sigorta şirketince yapılan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, tazminat hesaplamalarının aktüerya bilgisine sahip kişilerce yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, hesaplamanın tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, aleyhlerine hüküm kurulması halinde ise yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Mahkememizce dava konusu kazaya ilişkin olarak kusur durumunun tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden 22/04/2025 tarihli rapor alınmış, raporda sonuç olarak; Sürücü ........'ın %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. <br>Mahkememizce aktüer bilirkişisinden hesaplamalara ilişkin olarak rapor alınmış, 11/06/2025 tarihli raporda sonuç olarak; 17/04/2016 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve medikal tedavi görmekte iken 02/05/2026 tarihinde vefat eden ........'nun babası ........'nun destekten yoksun kalma tazminatının 33.345,36 TL, annesi Saliha Tanoğlu'nun destekten yoksun kalma tazminatının kalmadığı belirtilmiştir. <br>Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, ........'un emniyet kemerinin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlendiği, dosya kapsamında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin delil bulun  anlaşılmakla, tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.<br>Davacı vekili 10/10/2025 tarihli dava değerinin arttırılması talep dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen 500 TL destekten yoksun kalma taleplerini 33.345,36 TL olarak arttırdıklarını bu bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Faiz başlangıcı açısından yapılan değerlendirmede; uyuşmazlığın haksız eylemden kaynaklandığı, sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerektiği, bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabul edileceği,02/05/2024 tarihinde temerrüde düştüğü Mahkememizce kabul edilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının 17/04/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle mirastan kalan paya yönelik maddi tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporları ile davacının bedel artırım dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davanın kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı 33.345,36 TL'nin 02/05/2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece dava talebi mirastan kalan paya ilişkin kabul edilip hüküm kurulduğu, oysa davacı ........ tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, dosyada alınan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmeden ve itiraz süresi tanınmadan duruşmada dayanak yapıldığı, mahkemenin dava konusu olmayan anne-baba paylarını miras payı sayarak talep aşımında bulunduğu, destekten yoksun kalma hakkının miras yoluyla intikal etmeyen bağımsız bir hak olduğu ve somut olayda müteveffanın kardeşlerine düzenli ve eylemli destek verdiğinin ispatlanmadığı, bu nedenle tazminat tayininde nüfus kayıtlarının celp edilerek gerçek yararlanıcıların belirlenmesi, hesaplamaların aktüeryal kurallara uygun bilirkişilerce yapılması, müterafik kusur ile hatır taşımacılığı indiriminin araştırılıp uygulanması gerektiği, bu hususlar gözetilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmesi talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Hesaplamaya itiraz ve kamu düzeni<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>\tYine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>\tTürk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>AYM'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde  hesaplama doğru olup itiraz yersizdir.<br>Destekten yoksun kalma tazminatı istenemeyeceği istinafı<br>Dava dilekçesinde açıklamalar kapsamında, davacının 17/04/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle mirastan kalan paya yönelik maddi tazminat talebinde bulunduğunun acık olduğu,talebinin esasen anne ve babasına yönelik destekten yoksun kalma miras payına yönelik açıldığının anlaşıldığı görülmekle <br> Ölen kişi, parasal yardım sağlayarak destek olabileceği gibi hizmet veya farklı biçimlerde yardım ederek de destekte bulunabilir. Ölenin sağ kalan yakınlarının herhangi bir şekildeki destekten yoksun kalması, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı için yeterlidir. Aynı şekilde çocuklar gerek ev işlerinde gerekse iş hayatında anne-babaya belli bir düzeyde destekte bulunurlar. Yargıtay’a göre, destekten yoksun kalma yalnız parasal yardım olarak düşünülemez. Evladın bayram günlerinde anne ve babaya ziyareti ve evde ailesine yardımcı olması, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşma görevi maddi desteğin kapsamında değerlendirilmelidir.bu halde itiraz yersizdir<br>\tDavalı sigorta vekilinin olayda müterafik kusur bulunduğu, indirim yapılması gerektiği istinafı<br>\t6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br> Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kemerin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlenmiştir. müteveffanın kaskının takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı sigorta şirketinin üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından,aslolan takılması olup, bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.<br>ANCAK<br> Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar  zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun  44.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. ATK raporunda da belirlendiği üzere desteğin güvensiz yolculuk yapması sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Güvensiz sürüş gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir.<br>Somut olayda; CEZA DOSYASINDaKİ DELİLLERe GÖRE<br>17/04/2016 tarihinde sanık ile arkadaşı olan ........'nun sanıknin kullandığı ........ plaka sayılı araç ile ........ Caddesi üzerinde Beşyol istikametinden Belh Kavşağı istikametine doğru gittikleri sırada, kaza gerçekleşmiş olup, müteveffanın hatır için taşındığı anlaşılmakla %20 hatır indirimi yapılmak gerekirken aksi kararda isabet yoktur. İtiraz yerindedir.<br>Ne varki<br>TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti taktir edilemeyeceği gözetilmelidir.<br> HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir  yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile bilirkişice hesaplanan 33.345,36 TL destekten yoksun kalma tazminatına %20 hatır indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 26.267,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02/05/2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>2-Alınması gereken 2.277,82 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.850,22 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç gideri, 427,60 TL başvuru harcı gideri, 1.187 TL tebligat ve posta gideri, 6.900 TL bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam  8.942,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 26.267,28 TL olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 26.267,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,  <br>7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine,  <br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>8-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>9-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>11-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br>Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 10/04/2026<br><br>\t\t\t\t<br>     \t      .....        \t\t\t    .....    \t\t     .....    \t\t\t  .....<br>            Başkan\t\t\t  Üye\t \t     \t    Üye\t\t\t Katip<br>                ...\t\t \t\t    ...\t         \t\t      ...\t    \t\t\t   ...<br>            E imza                            E imza                      E imza                            E imza<br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16344518fd292993","SID":"77ceae97cecfcde9"}}