{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/560 Esas<br>KARAR NO: 2026/732 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2025/87 Esas - 2026/11 Karar<br>TARİHİ: 08/01/2026<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının, 05/07/2024 tarihli cari hesap ekstre alacağına istinaden, davalı aleyhine İstanbul ........ İcra Dairesi ... E. Numaralı dosyasıyla yaptıkları takibin, borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu, borçlunun söz konusu takipte ödeme emrinde yer alan, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, tarafların tacir olması nedeniyle başvurulan dava şartı arabuluculuk sürecinin  anlaşmama tutanağı ile son bulduğunu,  müvekkili davacının ve davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacaklarının ispatlanacağını, davalı tarafın itirazında haksız ve kötü niyetli olduğundan itirazın iptali, takibin devamı ve davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi  gerekti ğini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra dosyasında ve dava dilekçesinde belirtilen faturalara ilişkin mal ve hizmetin müvekkili şirket tarafından alınmadığını, müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre de sadece faturanın bulunmasının yeterli olmadığını,  tanık beyanlarına dayanılmasını kabul etmediklerini, faturalar ile ilgili mal ve hizmet teslim edilmemiş olduğu için sevk irsaliyesinin sunulamadığını, bu durumun icra dosyasına yapmış oldukları itirazın haklılığını ortaya koyduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 08/01/2026 tarih ve 2025/87 Esas - 2026/11 Karar sayılı kararında;\"........Tüm dosya kapsamına göre; davacı nın  davalıya verdiği mal / hizmet satışına istinaden fatura düzenlediği, yapılan bilirkişi incelemelerine tarafların ibraz ettiği 2024 yılı  ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacının davalıdan icra takibine konu  85.287,50-TL fatura alacağını talep  etmek te haklı olduğu, davalının  bu borcunu ödediğine  dair bir kayıt dosyaya sunamadığı,  davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından, itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiş alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, <br>''1-Davanın KABULÜ ile, davalının İstanbul ......... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN AYNEN DEVAMINA,<br>2-Alacak likit ve belirli olduğundan asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra dosyasında ve dava dilekçesinde belirtilen faturalara ilişkin mal ve hizmetin müvekkil şirket tarafından alınmadığını, bu konuda sevk irsaliyesinin mevcut olmadığını, bu sebeple icra dosyasına itiraz edildiğini, müvekkil şirketin böyle bir borcu olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre sadece faturanın bulunmasının yeterli olmadığını, faturalar ile ilgili mal ve hizmet teslim edilmemiş olduğu için sevk irsaliyesi sunulamadığını, bu durumun icra dosyasına yaptıkları itirazın haklılığını ortaya koyduğunu, ayrıca deliller gösterilirken hangi delilin hangi hususta ve hangi vakiaları ispat için gösterileceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, HMK'nın 121. maddesi gereğince; davacının dilekçesinde gösterdiği ve kendi elinde bulunan belgeleri dava dilekçesine ekleyerek mahkemeye vermek zorunda olduğunu. ayrıca başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar bakımından bunların mahkemeye getirilebilmesi için gerekli posta giderini pul olarak vermek zorunda olduğunu, yine HMK'nın 140/5. maddesi gereğince; taraflar dilekçelerinde gösterdikleri delillerini, dilekçeleriyle birlikte mahkemeye sunmamış iseler ya da başka yerlerden getirilebilecek delillerle ilgili olarak gereken açıklamalarda bulunmamış iseler bu hususun ön inceleme aşamasında mutlaka tespit edilmesi ve taraflara bu eksikliği tamamlayabilmeleri için kesin süre verilmesi gerektiğini, bu süreye rağmen delil gösterilmesindeki eksiklikler giderilimemiş ise ilgili tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına mahkemece karar verileceğini, yasaların emredici hükmü gereği davacının dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispatla mükellef olduğunu, delillerini sunması gerektiği halde dava dilekçesi içinde davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evrak sunulmadığını, satış sözleşmesinde malın teslim edildiği alıcının çalışanının imzası olması gerektiğini, davalıya ait imza olmadığına dikkat çekerek faturanın tek başına alacağın varlığına delil olamayacağını belirttiğini, icra inkar tazminatı talebinin kanuna ve Yargıtay kararlarına uygun olmadığını, bu sebeple icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. MK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor  içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, davalı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Davalı taraf gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde, davacı tarafından mal teslim edilmediği, davacının alacaklı olmadığı ileri sürülmüş ise de,  mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ;  davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 85.287, 50 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki cari hesabı oluşturan davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı faturalara davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz  edilip iade edildiği ileri sürülmediği gibi bu yönde delil de ibraz edilmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, taraflar arasındaki açık hesabı oluşturan faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğu,davalı tarafın bu karinenin aksini yazılı delil ile ispat edemediği, bu durumda davalının ticari defterlerinde kayıtlı fatura içeriği malların davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispat etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalı tarafın fatura konusu malları teslim almadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece  davanın kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da  görülmediği, İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak alacak faturadan  kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, mahkemece davanın  kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine, davalı  vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.825,98 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.457,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.368,48 TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b237b619aad363e9","SID":"e9ed9b08fd10e4c0"}}