{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2026/538 <br>KARAR NO:2026/522<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2025/835 <br>DAVA TARİHİ\t:18/11/2025<br>ARA KARAR TARİHİ:24/02/2026<br>DAVA:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas)<br>KARAR TARİHİ:15/04/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında tütün ve alkol ürünlerinde vergi toplama ve izleme amacı ile bandrol üretiminin sağlanması için işbirliği sözleşmesinin imzalandığını, bu süreçte davalının ismi olan ... A.Ş. ticari ünvanının 20/11/2023 tarihinde ... A.Ş. Olarak değiştirildiğini, işbirliği sözleşmesi uyarınca davacının davalı ...'ye özel güvenlikli kağıt ve mürekkep satışı yaptığını, faturaların düzenlendiğini, cari hesap ilişkisi gereği borç bakiyesi mutabakat mektubu ile borç tutarında mutabık kalındığını, faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiğini, buna rağmen davalının eksik ödeme yaptığını, daha sonraları ise borç bakiyelerine ve mutabakat mektuplarına ihtirazı kayıt koyduğunu, bunun üzerine davanın da davalıya Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile birçok kez ihtarname gönderdiğini, buna rağmen davalının borçlarını ödemediği için cari hesap borcuna ilişkin İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyada davalı şirkete ilamsız iflas takibi yapıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu, itirazın kaldırılması ile İİK 158-2 maddesi gereğince depo kararı verilmesi, alacağın ödenmemesi halinde davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı aynı dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir yolu ile iflas talibinin ilanı, davalıya ait malların defterinin tutulması, davacının alacağının korunması için teminatsız olarak tedbirlerin alınmasını ve ayrıca davalının mal varlığı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacıya herhangi bir borcu olmadığını, iflas şartlarının oluşmadığını, hukuki yarar dava şartının olmadığını, davanın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haczin reddini talep etmiştir.Mahkemece; \"Davanın konusu cari hesap ilişkisine dayalı ödenmeyen borcun olduğu iddiasıyla başlatılan ilamsız iflas takibine yapılan itirazın kaldırılması ve iflas talebidir. İİK 158 ve devamı maddelerinde muhafaza tedbirlerinin alınabileceği yazılıdır. Bunun için alacaklıların menfaati için zaruri durumların ortaya çıkması gerekir. Alacaklı ilamsız iflas takibine itiraz etmemiş ise bu tedbirlerin alınması zaruridir.Davacının alacağı faturaya dayalı cari hesap alacağı olup davalı taraf böyle bir borcu olmadığını, hem iflas takibine yaptığı itiraz dilekçesinde hem de davaya cevap dilekçesinde belirtmiştir. Davacının alacağının olup olmadığının tespiti için yargılamanın yapılıp bilirkişi raporunun alınması ve deliller toplandıktan sonra bu tespitin yapılması gerekir. Yani bu aşamada ihtiyati tedbir kararının verilmesini gerektiren zaruri bir durum yoktur. Yine ihtiyati haciz için mal kaçırma hariç borcun muaccel olması gerekir. Dosyamızda borç olup olmadığı dahi bu aşamada henüz belirlenmemiş değildir. Yaklaşık ispat şartı yerine gelmediği gibi yapılacak yargılama sonunda borcun olup olmadığı muaccel olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Tüm bu nedenlerle gerek ihtiyati tedbir ve gerekse ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmiştir.\"Davacı vekili  istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, herhangi bir teminata bağlanmayan alacak yönünden davalı tarafın mal kaçırma şüphesi de olduğu nazara alınarak davalı aleyhine iflas tedbirlerine hükmedilmesini ayrıca ihtiyati haciz karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İnceleme ve değerlendirme;Dava; İİK'nın 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, iflas yoluyla takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır.İflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiği takdirde, alacaklı ticaret mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi talep eder. Bu durumda mahkemenin öncelikle maddi hukuka göre bir yargılama yaparak, alacağın mevcut olup olmadığı ve muaccel hale gelip gelmediğini tespit etmesi, şayet alacağın varlığını ve muaccel hale geldiğini tespit ederse, bu halde iflas yargılamasına başlayarak bir ara kararla itirazın kaldırılmasına ve depo emrinin yerine getirilmesine karar vermesi, depo emri süresi içerisinde yerine getirildiği takdirde iflas davasını reddetmesi, şayet depo emri yerine getirilmez ise bu takdirde iflas kararı verilmesi gerekmektedir.Davacı tarafça dava dilekçesinde; iflas muhafaza tedbirlerinin alınmasını ayrıca alacağa yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir. İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.İİK'nın 258/1 fıkrasına göre de, alacaklının, alacağı ve icabında haciz talepleri hakkında, mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamakta, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.HD. 23.01.2014 t. 2023/18723-2014/1804)İİK'nın 159. maddesinde; \"İflas talebi halinde mahkeme, ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine, mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur.Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme, defter tutmadan gayrı bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan, ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet ve adli yardıma nail kimseler de teminat göstermek mecburiyetinde değillerdir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez.\" hükmü yer almaktadır.Alacaklının asliye ticaret mahkemesine başvurmasından sonra ticaret mahkemesi, ilk önce alacaklıların menfaatini korumak için iflas muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığına, gerekli ise muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbiri alınmasına gerek olup olmadığını takdir etmek, ticaret mahkemesine aittir... Mahkeme, özellikle borçlunun iyi niyetli olmaması, yani mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya muvazaa yolu ile başkalarına devretmeye hazırlanması hallerinde muhafaza tedbiri alınmasına karar verir... Muhafaza tedbirlerinin neler olduğu, kanunda sayılmış değildir. Kanun, bu tedbirlerden yalnız defter tutulmasını zikretmiş ve diğer muhafaza tedbirleri diyerek \"mahkemenin uygun göreceği tedbirler\" olarak bırakmak suretiyle tek tek saymamıştır. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 419, 420).İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir.O halde, muhafaza tedbirleri ile güdülen amaç, aleyhine iflas davası açılan borçlunun müstakbel iflas masasına girecek mal ve hakların muhafazası suretiyle sadece iflas isteyen alacaklının değil, iflas alacaklıların tamamının menfaatlerinin kurunmasıdır. (Muşul, Timuçin, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s.168). Ancak yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin mahkeme tarafından alınabileceği belirtilmiş ise de borçlu şirketin ticari hayatını ve  faaliyetini  zedeleyecek, iflasına yol açabilecek  nitelikte tedbir talebi de verilmesi mümkün değildir.Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve  HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir.İİK'nın 159.maddesindeki yasal düzenleme gereğince borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine mahkemenin mutlaka muhafaza tedbirlerine karar vermesi gerekmektedir. Somut olayda ise iflas yoluyla yapılan takibe itiraz edildiği için mahkemece öncelikle genel hükümlere göre davacının alacaklı olup olmadığının tespiti gerektiği, alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde itirazın kaldırılmasına karar verileceği, ardından iflasa ilişkin prosedürün işletileceği ve depo kararı verileceği, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, değişen koşullara göre mahkemece değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, muhafaza tedbiri ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5045f611df17702","SID":"142ef71513a54bba"}}