{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2773 <br>KARAR NO: 2026/882<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>NUMARASI: 2022/824 Esas - 2023/799 Karar<br>DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/04/2026<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin zararının geç karşılanması nedeniyle uğranılan munzam zararın tahsili için belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek, zararın şimdilik 500,00 TL lik kısmının avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"yasal şartları oluşmayan davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, mahkeme tarafından davalı yanın kusurlu olup olmadığı hususu incelemeksizin karar verilmesinin adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğunu, munzam zarar  faizi aşan (faizle karşılanamayan) bir zararın giderilmesine ilişkin talep olduğunu, mahkeme tarafından enflasyon ile buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği hususunun göz ardı edildiğini, mahkeme kararına dayanak teşkil eden Yargıtay kararı sonrası Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan karar ile adeta ortadan kalkmış ve kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddiyatı korunmak amacı ile soyut ispat hususunun kabul edildiğini, hasar ve değer kaybına neden olan kaza 23.12.2019 tarihi olup, sigorta şirketine başvuru üzerine ödeme yapılmadığı için davalı şirket 27.12.2019 tarihinde temerrüte düştüğünü, 12.02.2021 tarihinde Sigorta Tahkim Kuruluna talepte bulunulmuş 20.04.2021  tarihinde alacak karar altına alınmış olmasına rağmen ödeme yapmamakta ısrar eden sigorta şirketinden ancak 21.05.2022 tarihinde icra kanalı ile alacak tahsil edilebildiğini, durumun bu hale gelmesinde hiç bir kusuru bulunmayan davacıdan, bu hale(zarara) katlanması ve sigorta şirketine iyilikte bulunmasının beklenmemesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.<br>Dosya kapsamından, davalı şirket sigortalısı ....... plakalı araç ile davacıya ait .... plakalı araç arasında 07/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak 20/10/2021 başvuru tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2021/214137 E, 2021/197762 Karar sayılı kararı ile; \"başvuranın talebinin kabulü ile 4.000,00 TL değer kaybı tazminatının 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline\" şeklindeki  kesin kararı uyarınca, davacı tarafından İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip neticesinde davalı tarafından 14/01/2022 tarihinde 9.119,92 TL tutarında icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infazen tahsil edildiği, ancak oluşan gerçek zararın temerrüt faizi ile karşılanmayacak tutarda fazla olduğu iddiası ile munzam zararın talep edildiği anlaşılmıştır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve  2023/1888Esas- 2023/6062 Kararında \"... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.\" şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki  düşüş nedeniyle munzam zararı  oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte  olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını  ileri sürmüş ise de,  munzam zarar iddiasına konu alacak iddiasının trafik kazası  sonucu davacı aracında meydana gelen değer kaybı zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, değer kaybı zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun  doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu nitekim davacı STK nezdinde  talepte bulunurken bile  gerçek zarar tutarını öngöremediğinden belirsiz alacak davası olarak talepte bulunduğu, zarar tutarının  bilirkişi tarafından  rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, kaza, başvuru, rapor, karar, icra ve tahsil tarihleri dikkate alındığında makul yargılama sürelerinin aşıldığından bahsedilemeyeceği gibi hukuk mahkemeleri için ön görülen ortalama yargılama sürelerinden daha kısa sürede yargılamanın STK' nda sonuçlandırıldığı, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu,  14.05.2015 tarihili 29355 sayılı Resmi Gazetede  yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak  munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı sigorta şirketi olup, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olduğundan göreve ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye  463,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/04/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d03d53cb0b693c9","SID":"cbd6c87c4a5babf9"}}