{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/619 Esas<br>KARAR NO: 2026/734 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2025/737 Esas - 2025/856 Karar<br>TARİHİ: 09/12/2025<br>DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı... Anonim Şirketi'nin %20 oranında pay sahibi olduğunu ve geçmişte yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/428 esas sayılı dosyasında 04/08/2025 tarihli kararı gereğince görevlendirilen kayyım tarafından genel kurul toplantısına çağrı yapıldığını, ancak bu toplantının pay defteri ibraz edilmediğinden pay sahiplerinin kimlikleri ve hak sahiplikleri tespit edilmediğini, bu durumun TTK nun 415, 417 ve 426 maddeleri ile Genel Kurul Yönetmeliğinin 16. Maddesine açıkça ihlal edildiğini, hazır bulunanlar listesinin kanuna aykırı biçimde düzenlendiğini, bu nedenle alanın kararların emredici hükümleri aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunu, bu genel korulun yokluğunun tespiti için İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/584 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, buna rağmen ticaret sicilin bu açık aykırılığı dikkate almadan tescil işlemini gerçekleştirdiğini, yapılan tescil işleminin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca tescilin süresinin aşıldığını, tescilin belgenin düzenlendiği tarihten itibaren en geç on beş gün içinde ticaret sicile bildirilmesi gerekirken bu süreye riayet edilmediğini, tasdik tarihi ile tescil tarihi arasında 28 günlük bir süre bulunduğunu, bu durumun TTK m.30 da öngörülen 15 günlük hak düşürücü serenin açık ihlali niteliğinde olduğunu, söz konusu tescil işleminin yürürlükte kaldığı sürece, yeni yönetim kurulunun şirketi temsilen işlem yapması, şirketi ağır borç yükü altına sokması, müvekkilinin ortaklık haklarının bertaraf etmesi tehlikesi bulunduğun beyan ederek 09/09/2025 tarihli 04/08/2025 tarihli genel kurul kararına dayalı tescil işlemine dair müdürlük kararına karşı itirazlarının kabulüne karar verilerek söz konusu tescil işleminin itirazen iptalini talep ettiklerini, itirazın sonuçlanıncaya kadar tescilin hukuki sonuç doğurmaması için ihtiyati tedbir verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı......... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usule ilişkin itirazda bulunarak, davacının huzurdaki davaya açma ehliyeti bulunmadığını, huzurdaki davayı ancak müvekkili şirket yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri tarafından açılabileceğini, davacının bu sıfatlara haiz olmadığını, davacının salt pay sahibi sıfatına dayanarak huzurdaki davayı ikame etme ehliyetine sahip olmadığından aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca itiraz davalarının ticaret sicili müdürlükleri tarafından verilen kararlara karşı açıldığını, müvekkili şirketin ticaret sicil müdürlükleri tarafından verilen kararlar üzerinde işlem yapma yetkisi bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, ayrıca davanın da süresinde açılmadığını TTK m 34 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 39 uyarına itiraz davasının tebliğden itibaren sekiz gün içinde açılması gerektiğini, davaya konu sicil kaydının 09/09/2025 tarihinde tescil edildiğini,  davanın ikame edilebilmesi için son günün 19/09/2025  tarihi olduğunu, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında ise davacı tarafından ikame edilen genel kurulun iptali istemli davanın reddedildiğini,  toplantının amir hükümleri uygun olarak gerçekleştiğini, toplantının yüzde yüz nisap ile gerçekleştiğini, pay defterinin bizzat davacı tarafından ibraz edilmediğini, davacının iddialarının tamamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tescil memurunun inceleme yetkisinin sınırlı olduğunu, sicil müdürlüğünün hukuka uygun düzenlenmiş evrakları inceleyerek yasal şartların oluştuğuna kanaat getirerek işlem yaptığını, Ticaret sicil müdürlüklerinin adli yargı veya denetleme merci olmadığını, davacının talep ettiği ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını beyan ederek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın tescilin terkini talebi ile açılmış ise de tescil edilmiş bir olgunun terkini ve davacının iddialarının ileri sürüş biçimi de gözetildiğinde, mahiyeti itibariyle bir iptal davası olduğunu, iptal davasında müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, usule ilişkin itirazlarında ise müvekkilinin tesis ettiği bir işlem bulunmadığı gibi davacı tarafın davalı şirkete karşı ikame ettiği yahut ettiği dava sonucunda verilecek karar neticesinde terkin işlemi yapılacak olup, müvekkil ....... husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını,.........kayıtlarının değiştirilmesi yönünde bir karar verilebilmesi için ......... müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesinin şart olmadığını, ayrıca genel kurul iptali ve butlanına ilişkin mahkeme kararının tescilini isteme yetkilisinin müdüre ait iken somut olayda davacı ortak sıfatıyla mahkeme kararındaki hususların tescil isteminin reddedilmesine ilişkin sicil müdürlüğü kararına itiraz edildiğini, bu konuda itiraz yetkisinin de şirkete ait olup, davacının ilgili sıfatı bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın ......... kararının iptali istemine ilişkin olduğunu, davacı şirketin hissedarı olup, buna göre davada aktif husumet ehliyeti olmadığını, ayrıca huzurdaki davada müvekkili müdürlükçe verilmiş bir ret kararı bulunmadığından ve davacı tarafça mevzuatta öngörüldüğü şekilde yapılmış bir tescil başvurusu yahut herhangi bir başvuru dahi söz konusu olmadığını, ayrıca davacı ilgili olmadığından davacının tescil başvurusu yapmasının söz konusu olmadığını, müvekkili ticaret sicil müdürlüğünün TTK m. 32 ve ticaret sicil yönetmeliğinin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, anonim şirketlerde hissedarlık yapısının tescile tabi olmadığından müvekkili müdürlüğünün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan bu hususun müvekkil müdürlüğü karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını beyan ederek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın müvekkil müdürlük yönünden öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 09/12/2025 tarih ve 2025/737 Esas - 2025/856 Karar sayılı kararında;\"......TTK'nun 34/1.maddesine göre; ticaret sicil  memurluğunun  kararlarına karşı, ilgililerin tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili taleplerine karşı, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğ tarihinde itibaren 8 gün içinde itiraz mümkündür. İtiraz davası açılabilmesi için sicile başvuru şartı dava ön şartıdır.Davacı  09.09.2025 tarihinde davalı ........ tarafından davalı şirketin 04.08.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların tesciline ilişkin kaydın iptali ile ilgili ...... talepte bulunmadan, doğrudan mahkemeye müracaatla talepte bulunmuştur. Davalı ......silinme istemine ilişkin bir başvuru ve bu başvurunun reddine ilişkin yapılmış bir tebliğ bulunmadığından davanın, dava ön şart eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, <br>''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin TTK 34. maddesi uyarınca ........ayrıca bir \"silinme\" başvurusu yapılmasını ve bunun reddedilmesini zorunlu bir dava şartı olarak yorumladığını, oysa Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının tescil işleminin kendisine karşı açılan davalarda, prosedür eksikliğini gerekçe göstererek davanın usulden reddedilmesini hatalı bulduğunu, somut olayda sicil müdürlüğünün zaten iradesini \"tescil işlemi yaparak\" ortaya koyduğunu, hukuka aykırı olduğu açık olan bir işlemi tescil eden idareye, \"bunu sil\" diye başvurup ret kararı almayı beklemenin yargılamayı gereksiz yere uzatacak bir formalite olduğunu, yerel mahkemenin başvuruyu şekil şartı eksikliği nedeniyle reddetmeyip, uyuşmazlığın esasına girerek tescilin hukuka uygun olup olmadığını denetlemesi gerektiğini, ....... kanuna açıkça aykırı belgeleri kabul ederek tescil etmesinin esasen hukuka uygunluk denetimi yaptığını ve işlemi geçerli saydığını gösterdiğini, bu durumun \"eylemli ret\" niteliğinde olduğunu, mahkemelerin katı şekilcilik yerine, ....... tavrını ve işlemin doğasını gözetmesi gerektiğini, somut olayda davalı sicil müdürlüğünün tescil işlemini  gerçekleştir erek, müvekkilin haklarını ihlal eden bir idari işlem tesis ettiğini, bu işleme karşı açılan davada, önce silinmesini için başvuruda bulunulup bu başvurunun reddedildikten sonra dava açılmasının etkili başvuru yolunu kapatmak ve hak arama hürriyetini kısıtlamak neticesini doğurmakta olduğunu, Diğer yandan tescil işleminin TTK md. 30'daki 15 günlük süre geçtikten sonra yapıldığını ve pay defteri ibraz edilmeden alınan kararlara dayandığını, sicil müdürünün TTK md. 32 uyarınca bu hususları re'sen incelemekle yükümlü olduğunu, davalı idarenin kamu düzenine ilişkin emredici süreleri ve şekil şartlarını ihlal ederek tescil yaptığını, bu denli açık hukuka aykırılıkların bulunduğu bir dosyada, mahkemenin usulü bir gerekçeyle esasa girmemesinin hukuka aykırı tescilin sonuç doğurmaya devam etmesine ve şirketin içinin boşaltılması riskine yol açmakta olduğunu, HMK uyarınca dava şartı noksanlığının giderilebilir nitelikte olup olmadığı değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, ancak bu tür davalarda prosedür eksikliğinin davanın reddine gerekçe yapılamayacağını ve işin esasına girilmesi gerektiğini tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin usulden ret kararının kaldırılarak dosyanın esastan incelenmesi veya incelenmek üzere mahkemesine iadesinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava,  ticaret sicile tescil ve ilan edilen davalı şirketin 04.08.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların tescil işleminin  iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Ticaret siciline tescil TTK 27. vd. maddelerinde  düzenlenmiş olup, TTK. 28. Maddede  tescil isteminin ilgililerce isteneceği belirtilmiştir. Maddede belirtilen ilgililer, tescili talep eden şirketin yetkilileridir.  TTK 31/2. Maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen vaya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası mahkeme kararı, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir (TTK 27/1). Ticaret siciline tescil ve terkin talepleri 6102 sayılı TTK 34. (eTTK 30.) maddesi uyarınca \"ilgililere\" aittir. Bu ilgililerin kimler olacağına gerek Ticaret Sicil Nizamnamesi 30. ve gerekse Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verilmiş ve Yönetmeliğin 39. Maddesinde de \"İlgililer; tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak müdürlükçe verilecek kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilir\" şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yönetmeliğin 22. maddesinde de ilgililer, tacirin tüzel kişi olması halinde onun yetkili organları veya yetkili temsilcileri olarak ifade edilmiştir (aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2013 gün ve 2013/7686 Esas, 2013/12362 Karar sayılı ilamı). Mevzuatımızda şirket ortaklarına, ticaret sicile tescili talep etme veya tescil ve ilan edilmiş bir hususun silinmesini isteme olanağı tanınmamıştır.  Somut olaya döndüğümüzde, 6102 sayılı TTK.'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililerin itiraz edebileceği, ........ AŞ. 'nin yönetim kurulu üyesi ve münferit yetkilisinin dava dışı .......olduğu, davacı ......'nın .....AŞ. 'nin hissedarı (ortağı ) olup buna göre davacı, TTK 28. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22  maddeleri uyarınca tüzel kişinin (...... AŞ.'nin yönetim kurulu üyesi ve yetkilisi olması sebebiyle) “ilgilisi” sıfatını taşımamaktadır. O halde mahkemece, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.(aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2019 gün ve 2018/5723 Esas, 2019/6909 Karar sayılı ilamı). Husumet, itiraza tabi olduğundan her aşamada resen gözetilecektir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi yönünde dairemizce yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; <br>A-Davacının istinaf başvurusunun usulen  KABULÜ ile, <br>İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2025 tarih ve 2025/... Esas - 2025/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; <br>1-Davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,<br>İLK DERECE YÖNÜNDEN: <br>2-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden  karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>6-Kullanılmayan gider avansı varsa  talep halinde ve karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN : <br>7-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>8-Davacı tarafından sarf edilen 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 600,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.622,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>9-Artan gider avansı varsa  talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"673962ec808e6c00","SID":"64017e2a4fddfc3d"}}