{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/679 Esas<br>KARAR NO: 2026/736 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2026/27 Esas -  2026/19 Karar<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2026<br>EK KARAR TARİH : 24/02/2026<br>DAVA: Çek İstirdadı<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/571 esas sayılı dosyası ile ... Anonim Şirketi ...Şubesi'nin 06.08.2025 keşide tarihli, 17.500.000,00-TL Bedelli ve ... çek seri numaralı çekin, müvekkili tarafından kaybedildiği gerekçesiyle çek zayi davası açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, davalının itirazları üzerine 21.10.2025 tarihli ara karar ile dava konusu çek yönünden istirdadı ile ilgili olarak çek hamiline istirdat davası açmak üzere taraflarına süre verildiğini, verilen ara karar neticesinde huzurdaki davanın ikame edilmesinin gerektiğini, dava konusu çekin davacıya avans ödemesi olarak verildiğini, müvekkili hakkında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/630 esas sayılı dosyasından 01/09/2025 tarihi saat 10:00'dan itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verilmiş olduğunu, dava konusu çekin, davacı tarafından üçüncü bir şahısa teslim edilmediğini, ............Anonim Şirketinin kötü niyetli hamil olduğunu, davalı bankanın da kötü niyetli olarak işlem yaptığını, davalı bankanın rehin cirosu ile çeki devraldığından, meşru hamil sayılamayacağını, çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmanın dava şartı olmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle, eldeki dava süresince telafisi mümkün olmayan zararların oluşmaması amacıyla Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/571 esas sayılı dosyası ile verilen ödeme yasağının devamını; yapılacak yargılama sonunda ise ... Anonim Şirketi ...Şubesi'nin 06.08.2025 keşide tarihli, 17.500.000,00-TL Bedelli ve ... çek seri numaralı çekin TTK'nın 758. maddesi uyarınca davalı taraftan istirdadı ile müvekkilinin haklı hamil olduğunun teslimini ve çekin müvekkiline teslimini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 19/01/2026 tarih ve 2026/27 Esas -  2026/19 Karar sayılı kararında;\".........Söz konusu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı dikkate alındığında, davanın çekin istirdadı istemine ilişkin bulunduğu, 01/09/2023 tarihi itibariyle açılan istirdat davalarında artık dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi, arabulucuya başvurulduğuna ilişkin bir beyanda da bulunulmadığı, tersine, çek istirdadı davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi davalardan olmadığı belirtilmek suretiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 sayılı TTK'nun 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli, 2024/1595 esas ve 2024/9423 karar sayılı ilamı - İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 17/07/2025 tarihli, 2025/467 esas ve 2025/1303 karar sayılı kararı).Ayrıca eldeki davanın ... Anonim Şirketi ...Şubesi'nin 06.08.2025 keşide tarihli, 17.500.000,00-TL Bedelli ve ... çek seri numaralı çekin istirdadına ilişkin bulunduğu, ancak davacı tarafça dava değerinin 1.000,00-TL gösterilerek kısmi dava açılmış olduğu, her ne kadar çek bedeli üzerinden dava değeri tespit edilip eksik harcın tamamlatılması gerekmekte ise de, davacı tarafın halihazırda zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadan eldeki davayı açamayacağı ve harç tamamlanmış olsa dahi, usulden ret kararı ile yatırılmış olan harcın da mahsup sonrası kalanının iade edileceği nazara alındığında, mahkememizce davacı tarafa harç tamamlatma yoluna gidilmemiştir.<br>Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, <br>'' 1-6325 sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 sayılı TTK'nın 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İlk Derece Mahkemesi  24/02/2026 tarih ve 2026/27 Esas -  2026/19 Karar sayılı ek kararı ile;<br>''........Davacı vekilinin  19/01/2026 Tarih 2026/27 E., 2026/19 K. Sayılı kararında yapılan maddi hatanın HMK 304. Maddesi talebiyle  tashih talep edilmiş ise de tashihen düzeltilmesi yönündeki talebin, gerek 6100 Sayılı HMK'nun 304. maddesindeki hükmün tashihi  şartlarını, gerekse 6100 Sayılı HMK'ya 22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen 305/A maddesindeki hükmün tamamlanması şartlarını taşımadığı anlaşıldığından hükmün tashihine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>Mahkememizce, çek istirdadı davası açılması sonrasında, çek iptal davası nedeniyle açılan davada verilen ödeme yasağının devamına karar verilmesi yönünde bir karar verilmemiş olması, dosyada karar verilip Mahkememizce dosyadan el çekilmiş olması dikkate alınarak, çek iptal davası nedeniyle açılan davada verilen ödeme yasağının devamına karar verilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmiştir. ''  gerekçesi ile,<br>\"1-Davacı vekilinin, Mahkememizin 19/01/2026 tarih ve 2026/27 E., 2026/19 K. Sayılı kararının tashihen  düzeltilmesi yönündeki talebinin  REDDİNE, <br>2-Mahkememizce karar verilerek, davadan el çekilmiş olması nedeniyle çek iptal davası nedeniyle açılan davada verilen ödeme yasağının devamına karar verilmesi yönündeki talebin REDDİNE,\" karar verilmiş ve ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin 6325 sayılı Kanun m. 18/A-3 uyarınca tutanağın sunulması için 1 haftalık kesin süre vermeden davayı doğrudan reddettiğini, işbu hususun usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, yerel mahkemenin dosyada fiziken ve sistem üzerinde mevcut olan bir belgeyi \"yok\" sayarak davanın reddine karar vermesinin HMK m. 304 anlamında açık bir maddi hata olduğunu, 7445 Sayılı Kanun ve TTK 5/a maddesi uyarınca arabuluculuk şartının yerine getirildiğini, 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile TTK'nın 5/A maddesinde yapılan değişiklik neticesinde; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı haline getirildiğini, müvekkilin bu yasal değişikliğin bilincinde olarak dava açmadan önce arabuluculuk sürecini tamamladığını ve anlaşamama tutanağını aldığını, Somut olayda müvekkil bu şartı yerine getirmiş olmasına rağmen mahkemece belgenin incelenmemesi veya gözden kaçırılması neticesinde verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tashih taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, dosyada mevcut bir belgenin hiç yokmuş gibi değerlendirilmesinin açık bir maddi hata mahiyetinde olduğunu, yerel mahkemenin bu hatayı düzeltmek yerine \"şartlar oluşmadı\" diyerek Ek Karar ile taleplerini reddetmesinin hukuki dinlenilme hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ağır şekilde zedelediğini, Ödeme yasağı kararının ivedilikle devamına ilişkin karar verilmesi gerektiğini,  çek istirdadı davasının temel amacının çekin haksız hamil tarafından tahsil edilmesini önlemek olduğunu, istinaf süreci boyunca ödeme yasağının kaldırılması veya devam etmemesinin  müvekkil açısından telafisi imkansız zararlar doğuracağını, 17.500.000,00-TL bedelli bir çekin kötü niyetli hamillerce tahsil edilmesinin davanın konusuz kalmasına ve müvekkilin telafisi imkansız bir maddi yıkıma uğramasına neden olacağını, bu nedenle istinaf incelemesi süresince ihtiyati tedbir mahiyetindeki ödeme yasağının devamına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ EK KARARA YÖNELİK İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Arabuluculuk dava şartının eksiksiz yerine getirildiğini, mahkemenin usulden ret gerekçesinin maddi gerçekler ile bağdaşmadığını, dosya kapsamında mevcut olan somut bilgi ve belgelerle açıkça çelişmekte olduğunu, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde işletildiğini, tarafların bir araya geldiğini ve nihayetinde anlaşmazlığın tutanağa bağlandığını, dosya içerisinde fiziken ve sistem üzerinde mevcut olan bir belgenin \"yok\" sayılarak davanın usulden reddedilmesinin en temel usul hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, HMK m. 304 uyarınca yapılan tashih talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu olayda arabuluculuk tutanağı dosyada bulunmasına rağmen mahkemenin \"tutanak sunulmadığı\" gerekçesiyle ret kararı vermesinin hükmün içeriğini değiştiren hukuki bir takdir hatasından ziyade, dosya kapsamındaki bir belgenin varlığının gözden kaçırılması niteliğinde bir maddi hata olduğunu, bu hatanın mahkemece bizzat düzeltilmesi mümkün iken, ek karar ile bu taleplerinin reddedilmiş olmasının yargılamayı sürüncemede bıraktığını ve davacı müvekkilin hak arama hürriyetini kısıtladığını, Çek istirdadı davasında ödeme yasağının devamının hak kayıplarının önlenmesi için zorunlu olduğunu, yerel mahkemenin ek kararı ile \"dosyadan el çekilmiş olması\" gerekçesiyle ödeme yasağının devamı taleplerini reddettiğini, çek iptal ve istirdat davalarında verilen ödemeden men kararlarının ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunu, davanın mahkemenin kendi hatasından kaynaklanan bir usul eksikliğiyle reddedilmesi ve bu hatalı karara dayanılarak tedbirlerin kaldırılmasının müvekkilin telafisi imkansız zararlara uğramasına sebebiyet vereceğini, yargılama süreci devam ettiği müddetçe, davanın konusu olan çekin kötü niyetli üçüncü kişilere ödenmesini engellemek amacıyla ödeme yasağının devamına karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin \"dosyadan el çektim\" yaklaşımının ihtiyati tedbirlerin geçici hukuki koruma karakteriyle bağdaşmadığını, 7445 sayılı Kanun ile TTK'nın 5/A maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, 01/09/2023 tarihinden itibaren çek istirdadı davalarının da arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu, müvekkil tarafça bu yasal zorunluluğa riayet edildiğini ve dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, mahkemenin usulden ret kararının kanuna uygun davranan davacıyı cezalandırır nitelikte olduğunu, dava dosyası tetkik edildiğinde, arabuluculuk son tutanağının dava tarihi itibariyle dosyada dercedilmiş olduğunun açıkça görüleceğini, bu aşamada mahkemenin yapması gerekenin maddi hatayı düzelterek davanın esasına girmekten ibaret olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,   6102 sayılı  TTK'nun 792 maddesi kapsamında açılan çek istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacının gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusundan önce ek karara yönelik istinaf başvurusu değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece verilen gerekçeli karardan sonra davacı vekili tashih talepli dilekçesi ile, Büro Dosya Numarası: .......Arabuluculuk Numarası: 2025/....\"Arabuluculuk Faaliyeti Sonunda Anlaşamamaya İlişkin Son Tutanak''ın dava dilekçesinin ekine sunduklarını, dava şartlarının  tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, \"istirdat\" davalarının arabuluculuk kapsamında olduğunu, Mahkeme kararında maddi hata yapıldığını, arabuluculuk tutanağının dava dilekçesi ekinde bulunduğundan  HMK m. 304 uyarınca \" hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.\" denmekle,  Mahkemenin  öncelikle bu maddi hatanın düzeltilerek ret kararından dönülmesini, aksi halde dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça, HMK 304. Maddesi uyarınca tashih talep edilmiş ise de, talebin gerek 6100 Sayılı HMK'nun 304. maddesindeki hükmün tashihi şartlarını, gerekse 6100 Sayılı HMK'nın 305/A maddesindeki hükmün tamamlanması şartlarını taşımadığından hükmün tashihine ilişkin talebin reddine, dosyada gerekçeli karar verilip dosyadan el çektirildikten sonra tedbir talebi değerlendirilemeyeceğinden ödeme yasağının devamına karar verilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK'nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile  menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.Dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. (Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve 2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça;'' davanın TTK m. 758 ve 792 kapsamında açılmış çek istirdadı ve haklı hamil tespiti davası olduğunu, bu tür davalarda davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi değil; kıymetli evrak niteliğindeki çekin, haksız zilyetten istirdadı ve haklı hamilin tespiti istemine ilişkin olduğundan bu nedenle, eldeki dava arabuluculuk dava şartına tabi olmayıp, doğrudan dava ikame edildiği,'' beyan edilmiş  ve ilk derece mahkemesince de dava tarihi itibarıyla arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu buna rağmen davacı tarafça belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de; davacının dava dilekçesine eklediği deliller arasında Ankara Arabuluculuk Bürosunun 2025/....... dosya numaralı, 2025/...... arabulucuk numaralı  ..../12/2025 tarihli arabuluculuk son tutanağı bulunduğu, incelendiğinde; ........ vekili tarafından ....... A.Ş.'ye karşı ........ ...Şubesi 06.08.2025 keşide tarihli 17.500.000,00 TL Bedelli ... çek seri numaralı çeke ilişkin TTK. 758 uyarınca  çek istirdatı talebi ile ticari uyuşmazlık konusu ile 11/11/2025 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulduğu, 10/12/2025 tarihinde anlaşamama son tutanağının düzenlenip tutanağın e imza ile taraflarca imzalandığı, böylece davacı tarafça TTK 5/A maddesinde öngörülen arabuluculuk dava şartının 12/01/2026 dava tarihinden önce yerine getirildiği dikkate alındığında, yargılamaya devam olunarak taraf delilleri toplanıp davanın esasının incelenmesi gerekirken, dava şartı arabuluculuğa baş vurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddi isabetli görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin ödeme yasağı kararı verilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden dairemizce değerlendirilmemiştir.Bu nedenle davacının 24/02/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının 19/01/2026 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının 24/02/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2- Davacının 19/01/2026 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  ..../01/2026 tarih ve 2026/.... Esas -  2026/...Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-a4. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA ve dosyanın mahkemesine İADESİNE, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı varsa, talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a4. maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d483e59265da9dc0","SID":"0f7efa89cc8d1fdc"}}