{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/719 Esas<br>KARAR NO: 2026/739 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2025/142 Esas -2025/553 Karar<br>TARİHİ: 15/09/2025<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...A.Ş. karşı taraf ...A.Ş. (...) ile sözleşme imzalayarak ... markasıyla turşu üretimi yapması ve davalı firmaya teslim etme konusunda anlaştıklarını, taraflarca akdedilen sözleşme uyarınca satıcı olarak gözüken müvekkil şirketin sözleşme konusu olan ürünleri “alıcı” konumunda olan davalı ...A.Ş.'ye teslim edeceği düzenlendiğini, müvekkil şirketin sözleşme uyarınca yetiştirilmiş ve üretimini gerçekleştirebildiği tüm ürünleri 2017 yılı içerisinde davalıya teslim ettiğini, teslime ilişkin sevk irsaliyelerinin mevcut olduğunu, müvekkilin üretimini gerçekleştirildiği bölgelerde 2017 yılında yaşanan hava olaylarından kaynaklanan afetler meydana geldiğini, bölge nezdinden kalıcı hasarlara sebebiyet verdiğini, yaşanan afetler neticesinde müvekkil Şirket ve bölge halkının büyük mağduriyetler yaşadığını, müvekkil şirketin elde etmeyi planladığı ve öngördüğü tüm ürünü elde edemediğini, müvekkil şirketin yaşamış olduğu mağduriyete İlişkin davalı yana ivedilikle mail ve diğer iletişim yollarıyla bilgilendirme yaptığını, ......... Valiliği ve....... Kaymakamlığının afet raporlarının karşı tarafla paylaşıldığını, bunun üzerine davalı yan ile yetişen ürünlerin sevkiyatlarının yapılması konusunda anlaşıldığını, sevkiyatların Mayıs ve Haziran ayında yapılmasını talep ettikler afet sonrasında ve sözleşmeye konu ürünlerin kalan kısmı davalının bilgisi ve onayı dahilinde olmak üzere 2018 yılı Mayıs ve Haziran aylarında tam ve eksiksiz bir şekilde karşılayarak sevkiyatları vaktinde yaptığını, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, müvekkil şirket taraflarca akdedilen sözleşmeye , uygun bir şekilde yetiştirmiş olduğu ve üretimini gerçekleştirdiği ürünleri davalının bilgisi ve onayı dahilinde usulüne uygun olarak karşılayarak irsaliyeler ile teslim ettiğini, daha sonrasında davalı şirketin müvekkil şirket aleyhine haksız ve yasal dayanağı olmayan bir şekilde Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) sistemi üzerinden 49 ayrı faturayı düzenleyerek gönderdiğini, fatura içeriklerinde her ne kadar kalite ve geç teslimat dayanak gösterilmiş ise de sevkiyatların tümünün süresinde gerçekleştirildiğini, kalite problemi de olmamasına rağmen karşı tarafin kalite problemi ve geç teslimata dayalı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun fatura kestiğini, davalı yan tarafından ürünlerin kalitesine ilişkin hiçbir geri dönüş olmadığını, müvekkil şirketin üretimi standartlara tabi ve uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkil aleyhine düzenlenen 49 ayrı faturanın toplamının 157.906,79-TL olduğunu, KEP sistemi üzerinden gönderilen ve haksız şekilde düzenlenen faturaların tümünün müvekkil şirket tarafından usulüne uygun olarak kabul edilmeyerek sistem üzerinden davalı yana süresi içerisinde iade edildiğini, müvekkil şirketin faturaları süresinde iade etmesine rağmen davalı şirket İstanbul .... Noterliği'nin ....07.2018 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iadelerin haksız olarak yapıldığını ve müvekkilin kayıtlarına haksız bir şekilde işlemediğini iddia ederek söz konusu şartnameyi keşide ettiğini, ihtarname içeriğinde ayrıca müvekkil şirketin itirazlarının haksız olduğunu, faturaları kendi kayıtlarından çıkarmayacaklarını ve fatura bedelleri toplamının müvekkil şirket carisinden mahsup edileceğinin de ihtar edildiğini, ihtara karşı müvekkil ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap vererek itirazlarını sunduğunu, müvekkil adına gönderilen ve karşı tarafa tebliğ edilen ihtarname içeriğinde iadesi gerçekleşen faturaların sadece liste halinde dökümü yapılarak kayıtlara işlenmesi talebine de anlam verilemediği ve liste halinde yer verilen faturaları içeriklerini  bedellerini kabul etmediklerinin belirtildiğini, karşı yanın iddiası olan müvekkil şirket carisinden mahsup edilmesine muvafakat etmediklerini ve söz konusu alacı ödenmesinin talep edildiğini, müvekkil şirketin bahsi geçtiği üzere davalıya herhangi bir borcu bulunmadı müvekkil şirket adına gönderilen ihtarnameye karşı davalı tarafından İstanbul... Noterliği'nin....07.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aynı beyan ve iddialarla cevap verildiğini, davalının, ihtarına karşı müvekkil şirket tarafından cevap verildiği 'nin ..../07/2018 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız olarak düzenlenen faturaların müvekkil tarafından usulüne uygun olarak iade edildiği ve müvekkil şirketin cari hesabından ilgili fatura tutarlarının müvekkilin carisinden mahsup edilmesine anlam verilmeyerek muvafakat etmediklerini ve söz konusu fatura tutarlarının ödenmesinin istenildiğini, müvekkil tarafından ürünlerin taraflarca kararlaştırılan sürelerde irsaliyelerle teslim edilmesine rağmen karşı yan müvekkil şirket aleyhine faturalar düzenleyerek müvekkilin kendi alacağından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde geçerli nedeni olmaksızın toplam 157.906,79-TL. bedeli mahsup ettiğini, — müvekkil etin mahsuba ilişkin hiçbir şekilde muvafakati de bulunmadığını, müvekkil adına haksız şekilde düzenlenen faturaların bir kısmı kalite problemi olarak bir kısmı da mayıs ayı geç teslimat tutarı adı altında 9020 cezayla düzenlendiğini, müvekkil ile davalı yan arasında kararlaştırıldığı üzere şartlarla üretim gerçekleştirildiğini, mutabık kalınan teslim süreleri olan Mayıs ve Haziran aylarına uygun olarak Müvekkil teslimatlarını gerçekleştirdiğini, ..... Kaymakamlığı Gıda Tarım Ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü'nün .../07/2017 Tarih Ve ... Sayı Numaralı Dilekçesinin Ekinde Sunulu Olan Rapor da; “ilgi sayılı dilekçe gereği ödemiş merkez ve ..., . ... ve bu mahallelere yakın, bölgelerde ağırlıklı olmak üzere mayıs ve hazirtan aylarında meydana gelen aşırı yağış, dolu sel suları basması gibi nedenlerle turşuluk salatalık, karpuz. ve kiraz gibi ürünlerde 40 , 80 oranlarda ürünlerin zarar gördüğü müdürlüğümüz afet işleri kapsamında tespit edilerek durum bakanlığımıza rapor edilmiştir.” Şeklinde olduğunu, ....Valiliği İl gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün ...08.2017 tarih ve ... sayı numaralı yazısında; “İlgi yazınız gereği; ilimiz ..., ..., ... ve .... ilçelerinde 01.01.2017 ve 15.08.2017 tarihleri arasında meydana gelen doğal afetlerle ilgili olarak düzenlenen bakanlığımıza gönderilen, üzerinde afetin nevi, oranı ve ürün çeşidi ile zarar gören alanın belirtildiği Afet'İhbar/Bilgi formu yazımız ekinde gönderilmektedir.” şeklinde olduğunu, söz konusu dönem de elde edilebilen ürünlerin davalıya teslim edildiğini, 01.01.2019 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklar yönünden dava şartı olarak arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanılamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, 157.906,79- TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilişkisinde de tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğunu, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin davanın tarafları arasında ikame edilmiş sözleşmede alıcı, ...... A.Ş. İse satıcı konumunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu kornişon turşu alım - satımı olduğunu, davacı tarafın kornişon turşu üretimi ve müvekkil şirkete gönderilmesi hususundaki sorumluluklarını kendi kusuru ile yerine getirmediğini, bununla birlikte müvekkil şirkete herhangi bir bilgi vermeden sözleşmenin esaslı koşulları üzerinde değişiklik gerçekleştirerek müvekkili yanılttığını, ...... A.Ş. Müvekkil şirketin onayı ve bilgisi olmadığı halde yaklaşık 180.000 adet ürünü daha öncekilerden farklı bir yöntem kullanarak ürettiğini, müvekkile ayıplı şekilde teslim ettiğini, müvekkil şirketin müşteri şikayetleri sonucu söz konusu kalite problemini tespit edebildiğini, gecikmeksizin dosyaya sunmuş olunan mail yazışmalarından sabit olduğu üzere davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin genel müdürü...... tarafından müvekkil şirket yetkililerine gönderilen mail içeriğinde açıkça \"2017 sezonunda tedarik edilemeyen eksik miktar\"denilerek davacı tarafın müvekkil şirket ile yapmış olduğu sözleşmedeki asli yükümlülüğünü yerine getirmediğini kabul ettiğini, davacı tarafça konuya olarak 29 Mayıs-4 Haziran 2018 tarihleri arasında mail yazışmaları dava dilekçesine ek olarak sunulduğunu, müvekkil şirketin söz konusu geç teslimatlardan haberdar olduğu ve bu konuda bir mutabakat olduğunun iddia edildiğin, müvekkil şirketin söz konusu geç teslimatlara ilişkin olarak cevabını 27 Mayıs 2018 tarihinde mail yazışmasında verdiğini, mailde aynen \"2017-2018 yılı turşu anlaşma miktarlarımızın zamanında teslim edilmeyen 850.000 adet ürünü sizden mutabık kaldı ız üzere anlaşma koşullarımızdan yeni sezonda (Mayıs- Haziran) alacağız. Ancak bu dönemde taahhüt edilen ürünün zamanında teslim edilmemesinden doğan zararımız anlaşmamız gereğince size dönülecektir.\" ifadelerine yer verildiğini, müvekkil davacıdan TPE nezdinde tescil ettirdiği bazı markalarına ait ürün gruplarının......üretimini yapmak amacıyla fason üretim sözleşmesi ve çerçeve sözleşmesi imzaladığını, Türkiye çapında pek çok şirketle olduğu gibi aynı tip sözleşme ve benzer hükümler doğrultusunda bu ticari ilişkisini sürdürdüğünü, bu ürünlerin başka bir firma ile anlaşılıp ürettirilmesinin yaklaşık 3-4 ay sürdüğünü, müvekkil şirketin başkaca bir çözüm olanağı olmaması sebebiyle Mayıs-Haziran aylarındaki teslimatları kabul ederek zararlara ilişkin davacı tarafa dönüleceğini belirttiğini, mail yazışmalarından sonra davacı şirketin de dava dilekçesinde kabul ettiği üzere tüm sevkiyatların devam ettiğini, davacı şirket müvekkil şirketin, geç teslimlere ilişkin olarak dönecek olduğu cezai bedeli bilerek ve kabul ederek kornişon turşularının teslimatını gerçekleştirdiğini, daha sonra müvekkil şirketin taraflar arasında imza edilen çerçeve sözleşme kapsamında % 20'lik ve mail yazışmasında belirttiği bedelin çok çok altında kesilmiş olan faturalara haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz davacı şirketin, söz konusu ürünlerin yaklaşık 900.000 adetlik kısmını zamanında teslim edemedi; müvekkil şirkete eksik kalan kısımların bir sonraki sezon olan 2018 Mayıs - Haziran aylarında teslim edileceği taahhüdünü verdiğini, davacı şirket tarafından gönderilen ürünlerin satışa çıkarıldığını, Türkiye'nin birçok yerinde söz konusu ürünlere ilişkin çok sayıda şikayetler alındığını, bu sebeple müvekkil şirket tarafından bir test yaptırıldığını, bu testin sonuçları da davalı şirket ile paylaşıldığını, müvekkil şirketin yaptırdığı testte muadil kornişon turşuları \"..... ve ... ....\" şeklinde rapor edildiğini, davacı tarafından üretilen kornişon turşularının ise \"ürün çok acı ve yumuşak\" şekilde rapor edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde aynen \"Ayrıca belirtmek gerekir ki davalı yan tarafından ürünlerin kalitesine ilişkin hiçbir geri dönüşte olmamıştır.\" ifadesine yer verdiğini, davacı tarafa ürünlerdeki kalite probleminin bildirildiğini, bu konu üzerine birçok mail yazışması yapıldığını, davacı şirket yetkilileri ile müvekkil şirket yetkilileri müvekkil şirket merkezinde bir araya gelerek söz konusu ürünlerin tadım gerçekleştirdiğini, davacı yanın açıkça kötü niyetli olduğunu, tarafların bir araya gelerek bir tadım testi yaptığını, kalite ile ilgili bir geri dönüş yapılmadığı ifadelerinde bulunarak kötü niyetlerini ispatladıklarını, yapılan tat testlerinde davacı tarafın yetkilileri tarafından da kendilerinin üretmiş oldukları turşularının tatlarında farklılık olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın buna rağmen müvekkil şirketin söz konusu duruma ilişkin kesmiş olduğu faturalara itiraz ettiğini, kalite probleminin müvekkil şirket tarafından dile getirildiğini, mail yazışmasında sevkiyatların yapılmasını ancak kalite problemi nedeniyle davacı tarafa, taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşme gereği yine bir ceza dönüşünün yapılaca; i, davacı tarafin 'geç teslimat\" hususunda olduğu gil kalite konusunda gerçekleştirdiğini, davacı şirketin hatalarını kabul ettiğini, davacı tarafın, Söz Konusu süreçte geç teslimatlara ilişkin açığı kapatmak amacıyla \"şok yöntem\" olarak tabir edilen ve normalden farklı bir yöntem kullanılarak üretilen müvekkil şirkete teslim edildiğini kabul ettiğini, müvekkil şirketin bunun üzerine davacı tarafa ceza fatura edileceğini bildirdiğini, davacı taraf da bu duruma kabul göstererek sevkiyatları tamamlar Müvekkil şirket sözleşmeye uygun davranarak haklı bir şekilde kesmiş olduğu ceza faturalarını davacı tarafın cari hesabından mahsup ettiğin, davacı tarafın sunmuş olduğu raporların soyut olduğunu, davacı tarafın üretim alanlarının zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir rapor, tespit vs bulunmadığını, davacı tarafın beklenenin üzerinde yağış olması gibi basit bir gerekçe ile müvekkil şirkete taahhüt edilen kornişon turşu üretimini gerçekleştiremediğini belirttiğini, dava dosyasına soyut, gerekçesiz raporlar sunduğunu, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu, ... Kaymakamlığı Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdi tarafından düzenlenen raporda % 40-80 oranında ürünlerin zarar gördüğünün ifade edildiğini, raporun söz konusu üretim alanlarının davacı tarafın üretim alanları olduğuna ilişkin ya da davacı tarafın üretim alanlarının zarar gördüğünü ispatlar herhangi bir niteliği olmadığını, davacının tarlalarının %40-80 miktarında zarar gördü; an için kabul edilse dahi davacı şirketin, müvekkil şirkete kalite problemi olmayan hiçbir ürün teslim edemediğini, davacının söz konusu süreçte teslim ettiği tüm ürünlerin şok yöntem ile fermente edilmiş ürünler olup kalite problemini haiz ürünler olduğunu, taraflar arasında imzalanan, fason üretim sözleşmesinde davacının yalnızca fabrika adresi belirtildiğini, davacının üretilecek salatalıkları hangi yöreden temi edileceğine ilişkin herhangi bir hüküm olmadığını, ürünlerin hangi yörede üretildiği, herhangi bir öneminin bulunmadığını, taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığını, davacı tarafın ise yalnızca birkaç bölgedeki yağış sebebiyle söz konusu ürünleri üretemediğini iddia ettiğini, davacı tarafın, basiretli tacir olduğunu, söz konusu yağı kini öngörmeli ve üretim alanlarını gerekirse farklı bölgelere dağıtması gerektiğini, karşı tarafın mantığıyla düşünecek olursak Türkiye'nin herhangi bir bölgesindeki yağış ya da bir doğa olayının olması sebebi ile de mücbir sebep oluştuğunu iddia etmenin mümkün olmayacağını, üretimin nerede yapılacağının önem arz etmediğini, davacı tarafın Ege Bölgesi'nin yalnızca küçük bir yöresini oluşturan coğrafyadaki yağışlar sebebiyle mücbir sebep iddiasının kabulünün mümkün olmayacağını, bu nedenlerle taleplerinin tümünün ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 15/09/2025 tarih ve 2025/142 Esas -2025/553 Karar sayılı kararında; \".....Davacı tarafça ayıplı ifada bulunulmadığı, geç teslimin ise mücbir sebepten kaynaklandığının iddia edildiği, davalı tarafça ise ayıplı ifada bulunulduğu ve geç teslim nedeniyle mahsup işlemi yapıldığının savunulduğu, bu nedenle ifanın ayıplı olup olmadığı ve geç teslimin mücbir sebebe dayalı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Dava konusu davalı tarafça iade edilen faturaların 29 adetinin kalite problemi açıklamalı olduğu ve toplam bedelinin 73.780,00 TL olduğu, 20 adetinin Mayıs ayı geç teslimat tutarı açıklamalı toplam 84.036,79 TL tutarında olduğu görülmekle, ayıplı ifa ve geç teslim yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerekmektedir. Ayıplı ifa noktasında, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu ürünün  hangi  yöntemle üretildiğinin tespitinin dosyada sunulan bilgiler ışığında uygun olmayacağı, ancak mail içeriklerinden  davacı tarafın davaya konu son teslimatlardaki salatalık turşusunu  “şok formül” diye tabir edilen uygulamayı kullandığını beyan etmiş olduğu için konserve yöntemi ile üretim yapmış olabileceği kanaatine varıldığı, ürünün hangi  teknik ile üretilmiş olursa olsun Hıyar Turşusunun .......... standardında belirtilen duyusal, fiziksel ve kimyasal  özellikleri sahip  olması gerektiği, farklı  teknikle üretilen hıyar turşusunda laktik asit ve toplam şeker yönünden farklılık olacağı, 2017-2018 yıllarında üretim yapılmış olması nedeniyle  ürünlerin  son tüketim tarihi dikkate alındığı şahit numune bulunsa dahi tüketim tarihi geçmesi nedeniyle üründe duyusal, fiziksel ve kimyasal  özelliklerinde bozulmalar olacağı için analiz yapılmasının mümkün olmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Nitekim, rapordaki tespitlerde belirtildiği şekilde şahit numune sunumu mümkün olmayacağından  taraflarca da sunulamamış, bu nedenle bilimsel görüş ve mail yazışmaları üzerinden sonuca gitmek gerekmiştir. Taraflar arasındaki mail yazışmalarından, davalı tarafça sözleşmede kararlaştırılan üretim şeklinden farklı olarak \"şok formül\" ile üretilen turşuların  tadında,kalitesinde problem olduğuna yönelik ayıp ihbarlarının yapıldığı, taraflar arasındaki Çerçeve Sözleşme hükümlerine göre satıcının, şahit numuneli alımlarda, emteanın şahit numune ile birebir aynı olacağını garanti etmiş olduğu, farklı yöntem kullanılması halinde laktik asit ve toplam şeker yönünden farklılık olacağının tespit edilmiş olduğu dikkate alındığında, davalı tarafın açık muvafakati olmadan re’sen farklı bir yöntem kullanmasının uygun olmadığı tespitlerine yer verildiği, bu hali ile davacı tarafça yapılan ifanın ayıplı olduğu kanaatine varılmakla ayıplı ifadan kaynaklı olarak davalı tarafça  iade edilen faturaların 29 adetinin kalite problemi açıklamalı olduğu ve toplam bedelinin 73.780,00 TL olduğu, anılan iadelerde davalının haklı olduğu kanaatine varıldığından davacının bu talebinin reddi gerekmiştir.Geç teslimden kaynaklı iade edilen faturalardan kaynaklı alacak iddiası yönünden ise, hasar tespit raporlarında yağıştan dolayı tarımsal ürünlerde zarar olduğu söylendiği fakat meteorolojik ölçüm verileri olmadığından afet olup olmadığının tespit edilemediği, davacının kendi tarım alanlarının zarar gördüğüne ilişkin somut bir delil veya tespit bulunmadığı,  davacının  üretim merkezinin zarar gördüğünün ispatlanmadığı, Meteoroloji uzmanı tarafından dosyaya ibraz edilen ilgili kurum yazıları ve diğer belgelerin incelendiği ve bu verilere dayalı olarak tarımsal ürünlerde zarar oluştuğu ancak bir doğal afet oluşup oluşmadığının tespit edilemediği sonucuna varıldığı, bununla birlikte somut olayda mücbir sebebin varlığından bahsedilebilmesi için dış küvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesiyle bağlı bulunmayan, önceden görülemeyen, kaçınılmaz ve borcun ifasını mutlak şekilde engelleyen harici olayın  varlığı gerektiği, dosyadaki veriler öngörülemeyen, zorunlu veya zorlayıcı bir doğal olayın gerçekleştiğine ve davacının faaliyet ve işletmesi dışında kalan harici olay nedeniyle yetiştirdiği ürünlerin hasar gördüğüne, harici olayın işyeri ile bağlantısı olmadığına işaret ettiği, davacının kendisine ait veya ürün tedarik ettiği firmalara ait tarım alanlarının bulunduğu yerlerin ada, parsel ve metre kare cinsinden bilgilerinin sunulmadığı, yine bu alanlarda ne kadar ekim olduğu ve ne kadarının zayi olduğuna dair  bilgi verilmediği, davacının ürünleri tedarik ettiği firmaların tarım alanlarının zarar gördüğüne dair delil sunulmadığı, yine bu firmalardan tedarik sıkıntısı yaşandığına dair davacıya bir dönüş olduğunu gösteren delil bulunmadığı, davacının üçüncü kişilerden alım yapamadığına dair delil sunulmadığı, davacının başka yerlerden temin hususunda yeterli çabayı gösterdiğine dair de delil sunulmadığı, dolayısıyla dava konusu mücbir neden iddiasıyla illiyet bağı kurulamadığı, somut olayda mücbir neden dolayısıyla ifa engeli ve ifa imkansızlığı bulunmadığı  sonucuna varılmış olup davacının sözleşme yükümlülüğünü ihlal ederek satım sözleşmesine konu ürünleri geç teslim ettiği, basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, davalının cezai şart hakkını saklı tuttuğu, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca tanzim edilen cezai şart faturalarından davacının borçlu olduğu sonucuna ulaşılarak davacının cari hesaptaki alacağından mahsup edilen bu tutarların tahsiline ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesinde; kornişon alımını yağışların yaşandığı bölgelerden yaptığını, davacının üretici firmalardan ürünleri alıp üretim yaptığı, tanıklarının dinlenilmesini talep ettiği, tedarikçi firmalar ile arasındaki ticaretin incelenmesi, üreticilerden ürün tedarik ettiğinin ispatı açısından fatura, cari hesap kayıtlarının incelenmesini ve bu kayıtlarda yer alan ilçe ve köylerde keşif yapılmasını talep etmiştir. Davalı taraf, davacının taleplerine muvafakat etmediğini bildirmiştir. Dosya kapsamında davacının talep ettiği tüm delillerin celp edildiği ve uzmanlar aracılığıyla incelendiği, yargılama sırasında da davacıya somut delillerini sunması için süre verildiği ancak kendi tarım alanları ve tedarik ettiği firmaların tarım alanlarının zarar gördüğüne ve bu zararların dava konusu ürünler ile teslimatı etkilediğine dair bir delil ibraz edilmediği, doğal afet nedeniyle somut bir tespit bulunmadığı, somut veri ve delillerle desteklenmeyen mücbir neden iddiasının tanık beyanları ile ispatlanamayacağı kanaatine varılmakla davacının bu talep yönünden de iddiasını ispat edemediği kanaatine varılmış, neticeten davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.\" gerekçesi ile, <br>''1-Davanın reddine,<br>'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini, müvekkil açısından geç teslimin söz konusu olmadığını, tamamen tarafların mutabık kaldığı tarihler üzerinden sözleşmeye ve standartlara uygun teslimat gerçekleştirildiğini, davalının geç teslimat ve kalite problemi adı altında kesmiş olduğu faturaların kötüniyetli olduğunu, davalı ile teyit alınarak ve karşılıklı mutabık kalınarak belirlenen tarihlerde ürün teslimleri gerçekleştiğini ve sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulduğunu, davalı ve müvekkilin ortak kararı ile sözleşmede belirlenen teslim tarihinin değiştirildiğini, bu kabulden sonra davalının geç teslimata ilişkin iddialarının kötüniyetli olduğunu ve hukuken korunamayacağını, Ayıp iddiasının ispat yükünün davalıda olduğunu ve teknik olarak ispatlanamayan ayıp iddiasına dayalı hüküm kurulamayacağını, davalının sözde cezai şarta dair açıklamalarının geç teslime dair olduğunu, davalının üretime dair veya üretim şekline dair bir ayıp ihbarı bulunmadığını, taraflar arasındaki çerçeve sözleşme hükmünde, ürünlerin belirlenen zamanda teslim edilmediği takdirde cezai şart öngörüldüğünü, ancak ifa zamanı tarafların anlaşması çerçevesinde revize edildiğinden ve müvekkil de belirlenen sürede ürünleri teslim ettiğinden burada artık cezai şarttan ve geç teslimattan  bahsedilemeye ceğini, süre uzatımı söz konusu olduğundan, uzatma süresi boyunca esasen alacaklının talep haklarından feragat etmiş sayılacağını, alacaklının erteleme devam ettiği müddetçe sözleşmeden dönemeyeceğini ve seçimlik haklarını da kullanamayacağını, bu süre ve anlaşmanın, borçlunun temerrüde düşmesini de engelleyeceğini, bu kapsamda davalı tarafından TTK hükümleri kapsamında yapılmış süresi içerisinde ve şekle uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, ayrıca ayıplı olduğu iddia olunan ürünlerin miktarı, ayıbın niteliği, hangi yönlerden ayıplı olduğu konularında yapılmış bir tespit veya sunulmuş delil de bulunmadığını, bu açıdan ayıp iddiasının ispat olunamadığını, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olsa dahi ürünün niteliği gereği gelinen aşamada ürün üzerinde bu incelemenin yapılmasının mümkün olmadığını, bu açıdan ayıp iddiasının dinlenmesi ile cezai şart uygulanmasının da mümkün olmadığını, Yerel mahkeme davalı tarafın \"kalite problemi\" iddiasıyla düzenlediği iade faturalarını haklı bulurken, bilirkişi raporunda ürünlerin analizinin mümkün olmadığının belirtilmesine rağmen, salt \"şok formül\" kullanıldığı beyanından hareketle ürünlerin ayıplı olduğu sonucuna vardığını, bu kabulün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi her ne kadar \"dava konusu ürünün hangi yöntemle üretildiğinin tespitinin dosyada sunulan bilgiler ışığında uygun olmayacağı, ancak mail içeriklerinden davacı tarafın davaya konu son teslimatlardaki salatalık turşusunu “şok formül” diye tabir edilen uygulamayı kullandığını beyan etmiş olduğu için konserve yöntemi ile üretim yapmış olabileceği,\"ne dair değerlendirme yapmış ise de bu değerlendirmenin yerinde olmadığını, şok formülün bir üretim metodu olmadığını, üretim sürecinde bantlarında hatların verimli çalışabilmesi için gereken miktarın çok altında bir ürün geldiğinde ürünlerin bozulmadan korunmasının amaçlandığını, üretimin sözleşmeye, numuneye, standartlara uygun yapıldığını ve teslim edildiğini, davalı tarafça da tamamının satıldığını, iade ve / veya sözleşme feshi olmadığını, şu durumda davalının cezai şarta ve ayıba dair iddialarının dinlenemeyeceğini, üründen şikayet olduğuna dair  iddiaların denetlenebilir ve gerçekçi olmadığını, denetlenemeyen davalının iddiasından ibaret şikayetlere itibar edilemeyeceğini, ürünlerin ayıplı olmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, Davacının usule uygun bir takas mahsup talebi olmadığı gibi cezai şarta dair karşı davası veya harcı ödenmiş bir davası da bulunmadığını, şu durumda davalının cezai şarta dair iddiasının işbu dava içerisinde dinlenemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin 2. maddesinde cezai şartın sözleşmenin feshine bağlandığını, ancak davalı tarafça gerçekleştirilen bir fesih olmadığını, davalı tarafın ürünleri teslim aldıktan çok sonra fatura düzenleyerek yaptığı kesintilerin TTK m.23 ve TBK m.223 hükümlerine aykırı olduğunu, Yerel mahkemece mücbir sebep iddialarının ve resmi raporların göz ardı edildiğini, müvekkil şirketin 2017 yılında yaşanan aşırı yağış ve afetler nedeniyle üretim bölgesinde büyük zarar gördüğünü, bu durumun ..... Valiliği ve İlçe Tarım Müdürlüğü raporlarıyla belgelendiğini, yerel mahkemenin bu raporları \"soyut\" bularak, müvekkilin kendi tarlalarının zarar gördüğünün parsel bazında ispatlanmadığı gerekçesiyle mücbir sebep savunmasını reddettiğini, bu yaklaşımın hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bölgesel bir afetin varlığı resmi makamlarca tespit edilmişken, müvekkilden imkansız bir ispat talep edildiğini, Davalı taraf geç teslim iddiasıyla ceza faturası düzenlemişse de, teslimat sırasında \"ihtirazi kayıt\" ileri sürmeden ürünleri teslim aldığını, TBK m. 179/2 uyarınca, ifaya ekli cezai şartın istenebilmesi için teslim anında çekince konulmasının şart olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki mailleşmeler ile teslimatın 2018 Mayıs - Haziran aylarında yapılması konusunda mutabık kalındığını, davalının 2018 teslimatlarını kabul ederek süreyi zımnen uzattığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak geç teslim ve ayıplı teslim iddiasıyla davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların davacı tarafça kabul edilmemesi üzerine davalı davafça davacı alacağından mahsup edilmesinden kaynaklı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Mahkemece, dairemizin  2022/1296 Esas - 2025/124 Karar sayılı 30/01/2025 tarihli kararımız doğrultusunda bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davacı vekili tarafından ileri sürülen diğer istinaf sebepleri yargılama aşamasında  verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasında imzalanan Çerçeve Sözleşme'nin 7. maddesinde;'' Satıcı, bu sözleşme konusu alım satımlarda Türk Ticaret Konunu'nun 25/3 maddesinin uygulanmayacağını, ayıp ihbar süresinin emteanın tesliminden İtibaren altı ay olduğunu, partiler halindeki teslimatta sürenin son partinin teslim tarihinden başlayacağını, açık veya gizli ayıp halinde herhangi bir muayene ve ihbar yükümü almaksıdın, üçüncü kişiye satılmış olsa dahi, emteayı her zaman iade alacağını kabul ve taahhüt ettiği,'' taraflar arasındaki Çerçeve Sözleşme hükümlerine göre satıcının, şahit numuneli alımlarda, emtianın şahit numune ile birebir aynı olacağını garanti etmiş olduğu, farklı yöntem kullanılması halinde laktik asit ve toplam şeker yönünden farklılık olacağının tespit edilmiş olduğu dikkate alındığında, davalı tarafın açık muvafakati olmadan re’sen farklı bir yöntem kullanmasının uygun olmadığı tespitlerine yer verildiği, bu hali ile davacı tarafça yapılan ifanın ayıplı olduğu, sözleşmenin 7. Maddesi ve mail içeriklerine göre ayıpihbarının süresi içerisinde yapıldığı, ayıplı ifadan kaynaklı olarak davalı tarafça  iade edilen faturaların 29 adetinin kalite problemi açıklamalı olduğu ve toplam bedelinin 73.780,00 TL olduğu, anılan iadelerde davalının haklı olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan Çerçeve Sözleşme'nin 8.Maddesinde açıkça \"Satıcı bu sözleşme ve'veya eklerindeki yükümlülülerinden herhangi birini ihlali halinde ve'veya siparişi verilen emtiayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve'veya süresinde ve/siparişi veren eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde , alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emteada kısmi ayıplar bulunması veya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir..\" hükmü amirdir. Dosya kapsamındaki mail yazışmalarına göre davacı tarafça ürünlerin geç teslim edildiği ve davacı tarafça mücbir sebep iddiasının ispat edilemediği anlaşılmıştır.Ayrıca taraflar arasında imzalanan Çerçeve Sözleşmenin 10. Maddesinde ise, \"Satıcı, Alıcının bildirimde bulunmasına veya hüküm almasın gerek kalmaksızın , cezai şart da dahil Alıcı nezdindeki her türlü alacaklarının, Alıcıya olan borçlarına mahsup edilmesini gayrikabilirücu kabul etmiştir.\" Dolayısıyla davalı şirket sözleşmeye uygun davranarak haklı bir şekilde kesmiş olduğu ceza faturalarını davacı tarafın cari hesabından mahsup etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere , mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydedilmesine, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35477be34e8460ee","SID":"46398a61238b6c0d"}}