{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2026/663 <br>KARAR NO: 2026/825<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2022<br>NUMARASI: 2021/398 Esas - 2022/703 Karar<br>DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 08/04/2026<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı araçla davalı ...tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda müvekkiline ait aracın ciddi bir hasar aldığını, bu kaza nedeniyle aracın bir ay kadar serviste kaldığını, bu süre boyunca kullanılamadığı ve başka bir araç kiralanmak durumunda kalındığını, tacir  olan müvekkilinin işlerinde kullandığı bu aracı uzun süre kullanamadığı için ayrıca mağdur olduğunu ve kira parası ödeyerek zarara uğradığını, ayrıca müvekkiline ait araçta kaza sonrası ciddi bir değer kaybı bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı ile aracın tamir süresince kullanılamaması nedeni ile yapılan masraflar için şimdilik toplam 32.869 TL’nin davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile 16.04.2018-2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin ZMSS poliçesi gereği ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, teminat limitinin 36.000,00-TL olduğunu, davacının kasko sigortacısı olan ... A.Ş.'ye 29.07.2019 tarihinde 36.000,00 TL maddi hasar ödemesi yapıldığını belirterek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...ve ...vekili olduğunu beyan eden cevap dilekçesinde özetle; karşı taraf her ne kadar aracın orjinal olup değer kaybına uğradığını iddia etse de bu iddialarını destekleyecek bir ekspertiz raporu sunmadıkları gibi ortaya herhangi bir başka delil de koymadıklarını, araçta oluşan zarara ilişkin olarak kusuru olmayan tarafın kusurlu tarafın sigorta şirketine başvuru yapıp söz konusu miktarı alamadıktan sonra iddialarını kazaya karışan diğer kişilere yöneltebileceğini beyanla davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,; \"Davanın kısmen kabulü ile; 26.520,00-TL değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5.650,00-TL kazanç kaybının ise davalılar ...ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ...vekili ve davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki ufak bir hesap hatası nedeniyle davanın tam kabulü yerine kısmen kabulüne karar verildiğini, dava dilekçesinde talep edildiği halde  faize ilişkin bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, KTK 91.maddesi ve ZMMS uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirket tarafından ödeme gerçekleştirildiğini, tanzim edilen poliçe limitleri dahilinde müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu kalmadığını, kararda hükmedilen tutarın ödenmesi halinde müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçe limitlerinin aşılmış olacağının göz önüne alınmadığını, değer kaybı talebinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş yeni genel şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, değer kaybı talebinde bulunan aracın önceki kazasının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini,  bilirkişi raporunun yetkili bir mercii tarafından hazırlanmadığını, söz konusu raporun son derece fahiş ve hatalı tespitler içerdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımı süresinde açılmadığını, mahkemenin gerekçesiz şekilde yaralanma olup olmadığını araştırmaksızın ceza dava zaman aşımını uyguladığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının  değerlendiril mediğini, son celse savunma yapamadıklarından hukuki dinlenme haklarının ihlal edildiğini, davacının aracında öncesinde hiçbir kazanın olmadığına dair bir delil sunulmadığını, parça fiyatlarının güncel değer üzerinden hesaplandığını, hasar tespiti için birçok parametre olduğunu ve bunların araştırılmadığını, davacı zararının sigorta şirketi tarafından giderildiğini, araç kiralama gibi bir zarar kalemi oluşmadığını ve mahkemenin yetkisiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı ve kazanç kaybı talepli maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından  04/04/2019 tarihinde, davacıya ait ...plakalı araçla, davalı ... A.Ş.'ye ZMMS poliçesi ile sigortalı, davalı ...'e ait olup, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacıya ait aracın hasar gördüğü iddiasıyla, araçtaki değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.HMK'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp bir seçimlik yetkidir.  Davacının ikameti Bakırköy olup, HMK'nın 16.maddesi gereğince kendi ikametgah mahkemesinde dava açtığı anlaşılmakla, yetki itirazı yerinde görülmemiştir.2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise  \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden  itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”  hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup  yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 'nun 18/A.15. maddesine göre \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede  zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.\" Somut uyuşmazlıkta; davaya konu trafik kazası 04/04/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, dava ise 06/05/2021 tarihinde açılmıştır. Olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin  uygulanma sını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Durma süresi olan 95 günün, zamanaşımın son günü olan 04/04/2021 tarihine eklenmesi halinde 07/06/2021 tarihine kadar uzadığı, yine bu tarihten önce davacının 29/03/2021 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, arabuluculukta geçen 22 gün de eklendiğinde 29/06/2021 tarihine kadar zamanaşımının durduğu görülmektedir. Bu halde dava zamanaşımı süresinde açıldığından aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324  E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K.  sayılı kararları). SBGM'den gelen cevaba göre, davacıya ait ...plakalı aracın eski kazasının olmadığı anlaşılmakla, bu hususun araştırılmadığı yönündeki istinaf yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre değer kaybının belirlenmesi hususunda aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmaktadır. Bu nedenle hesaplamanın Yeni Genel Şartlardaki formüle göre yapılması gerektiğine yönelik istinaf ile bilirkişi raporunun Üniversitede görevli Motorlu Araçlar Uzmanından alınmış olmasına göre yetkisiz kurum tarafından düzenlendiğine yönelik istinaf yerinde değildir.Davacı vekili, davacının aracı kullanamadığı dönem için araç kiraladığı, buna dair faturasını sunmuş olduğu ve yeniden hesaplama yapılmaması gerektiği yönünde istinaf talebinde bulunmuş ise de, sunulan faturanın, aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak ortalama tamir süresi ve ortalama kiralama bedeli yönünden denetlenmesi gerektiğinden, bu konuda bilirkişi raporu alınmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı ...'nın davacıya ait ...plakalı aracın sigortacısı olan ... A.Ş.'ye 25/05/2021 tarihinde 36.000,00 TL ödeme yapmış olup, poliçedeki maddi hasarlı kazada araç başına poliçe limiti olan 36.000,00 TL'yi tüketmiş olduğunun gözetilmemesi, bilirkişi raporunda kaza tarihindeki verilerin dikkate alınmaması, davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmesine rağmen faizle ilgili hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; Yargıtay içtihatları gereğince, kaza tarihi olan 2019 yılındaki verilere göre, aracın hasarsız ve hasarlı rayiç değeri tespit edilerek, değer kaybının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre, ... A.Ş.'nin poliçe limitini tükettiği de dikkate alınarak hukuki durumun değerlendirilmesi olmalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ...vekili ve davalı ... A.Ş. vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :<br>1-Davacı vekili, davalı ...vekili ve davalı ... A.Ş. vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-Davacı vekili, davalı ...vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/04/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35557cde20fafa1f","SID":"9887fae6a81c292f"}}