{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1700 <br>KARAR NO: 2026/585<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/05/2025<br>NUMARASI: 2022/335 Esas - 2025/280 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/04/2026<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; 04/10/2011 kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın aniden yola çıkması neticesinde ... plakalı motosikleti ile seyir halinde olan müvekkilinin direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yapmasına ve yaralanarak malul kalmasına sebep olduğunu, yaralanmasına bağlı zararların giderilmesi hususunda davalı nezdinde yapılan başvurunun ise reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) 2.000,00-TL geçici iş göremezlik ve sürekli sakatlık tazminatının, olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 04.03.2025 tarihli dilekçesi ile, tazminat taleplerini geçici iş göremezlik için 4.732,47-TL'ye sürekli iş göremezlik için 200.000,00-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.İlk derece mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 14.04.2022 tarihli 2019/2143 Esas ve 2022/538 Karar sayılı ilamı ile; \"...O halde ilk derece mahkemesince yapılacak iş, dosyanın Adli Tıp Kurumu, ... Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyası, meydana gelen kazaya ilişkin olay yeri ve olay anına ilişkin kamera kayıtları, tanık ifadeleri, 14/11/2011 tarihli araştırma ve CD çözümleme tutanakları, olaya ilişkin bilgisine başvurulanların ifadeleri irdelenerek tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre  olaydaki  kusur  oranlarının  duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olup, bütün bu hususlar yerine getirilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\" gerekçesi ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; İstanbul ATK Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 01.07.2024 tarihli raporda, davacının, sürekli maluliyet oranının % 80 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, tedavi süresinin 2 ayında bakıcı ihtiyacı bulunduğu görüşünün bildirildiği, aktüer bilirkişi ...tarafından tanzim edilen 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 4.732,47-TL, sürekli iş göremezlik maddi zararının 200.000,00-TL olduğu, davalı yönünden temerrüt başlangıcının 07.12.2016 tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu kanaatinin bildirildiği, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesi ve TCK'nın 66. maddesi uyarınca uygulanması gereken ceza zamanaşımı sürelerinin dava tarihi itibariyle dolmamış olduğu, kaza anına ilişkin görüntüler içeren CD'nin temini ile kusur raporu alındığı, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 07/02/2023 tarihli raporu ile, olay yerinde bulunan kavşağa giriş yapan plakası belirsiz araç nedeniyle davacının direksiyon hakimiyetini kaybettiği, kazanın meydana gelmesinde, davacının %25, plakası tespit edilemeyen diğer araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi ek raporu ile, davacının sürekli işgöremezlik zararının 3.639.538,31-TL olarak hesaplandığı, davacı sürücünün seyir esnasında koruyucu kaskının bulunmadığına ilişkin kaza tespit tutanağında yer alan tespit karşısında, müterafik kusur nedeniyle hükmedilen tazminat miktarlarından %20 oranında indirim yapılması gerektiği, davacının sürekli iş göremezlik zararı yönünden, davalının poliçe limiti 200.000,00-TL ile sorumlu olduğu, müterafik kusur indirimi nedeniyle, davacının geçici iş göremezlik zararına ilişkin reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmediği, davacı tarafından yapılan başvurunun, davalı Kurum tarafından 30/11/2016 tarihinde reddedildiği ve bu tarihte davalının temerrüde uğradığı gerekçesi ile; \"Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; 3.785,97TL geçici iş göremezlik ve 200.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 203.785,98TL tazminatın 30/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davacının taleplerinin dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, kaza tespit tutanağında kazanın tek taraflı olduğu, davacının direksiyon hakimiyetini kaybederek sürüklendiğinin belirtilmesine rağmen kazaya sebep olan ikinci bir aracın bulunduğunun ispatlanamadığı, böyle bir araç varsa dahi, söz konusu aracın zorunlu trafik sigortası yaptırması gereken araçlardan olduğunun tespit edilemediği, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığı, müvekkili Kurumun geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarından sorumluluğu bulunmadığı, teminat limitinin 200.000,00-TL olmasına rağmen teminat limiti aşılarak karar verildiği, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiği, mahkemece TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmış ise de hatalı olarak progresif rant yönteminin uygulandığı, davacı tarafça yapılan başvurunun haklı nedenle reddedilmesi nedeniyle dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği hususlarına yöneliktir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesine dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken 8 yıllık zamanaşımı süresinin, dava tarihi itibariyle dolmamış olmasına ve belirsiz alacak davasında, davanın açılması ile birlikte tüm tazminat miktarı için zamanaşımı süresinin kesilmiş olmasına, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda alınan, kaza anına ait kamera görüntüleri incelenerek ve beyanlar irdelenerek hazırlanan, dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun, denetime açık ve gerekçeli nitelikteki ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 07.02.2023 tarihli raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, Yargıtay ilgili Dairesi ile Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince tazminat hesabının, muhtemel bakiye ömür süresi yönünden TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak ve prograsif rant yöntemi uygulanarak yapılması gerekmesine, davalı Kurumun, dava tarihinden evvel yapılan başvuruya verdiği olumsuz cevap ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren faize hükmedilmesinde usule aykırılık bulunmamasına, maluliyetinin oluşması halinde meydana gelecek sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan; bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere talep edebilecek olmasına, kaza tarihi itibariyle, poliçe limitinin, tedavi gideri klozu için 200.000,00-TL, bedensel zarar klozu için 200.000,00-TL olması karşısında takdir edilen tazminat miktarının poliçe limitini aşmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK m. 353/1-b/1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,<br>1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 13.920,62-TL harçtan peşin yatırılan 3.480,20-TL harcın düşümü ile bakiye 10.440,42-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama  giderlerinin üzerinde  bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.08/04/2026<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efd3a45693e86394","SID":"70bf4acd0902bf7d"}}