{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1323 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/461<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/06/2022<br>NUMARASI\t: 2015/1028 Esas, 2022/551 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında gözetim hizmetleri sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşmenin 2. maddesine göre gözetim denetim hizmetlerini yerine getirdiğini, ancak davalının hizmet bedelini bugüne kadar ödemediğini, ödenmeyen 18.266,29 TL hizmet bedeli alacağının tahsili için Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kayıtlarında alacak gözükmemesi sebebiyle takibe süresi içinde haklı olarak itiraz edildiğini, davacı ... ile müvekkilinin Hadımköy deposunda güvenlikten sorumlu gözetim sözleşmesi akdedildiğini, ancak davacının sözleşme konusu hizmetin ifasında kusurlu davranarak müvekkilinin deposunda bulunan 106 adet (285-70-19.5) ebadında ... marka lastiklerin çalınmasına sebep olduğunu, taraflar arasında imzalanan 30.10.2013 başlangıç tarihli ... Hizmetleri Sözleşmesinin 3.d maddesindeki ... yükümlülüklerinin; “..., çalıştırdığı personelin işbu sözleşme ile kendilerine yüklenen görevlerini yerine getirirken ... Lojistik in mallarına, çalışanlarına veya görevlerini ifa ederken üçüncü kişilere her türlü maddi zararlardan ve bunların telafisi için yapılacak tüm masraflardan sorumludur\" düzenlemesi gereği, bakım ve gözeliminden sorumlu oldukları ve personelleri tarafından depo alanının gözetimi sağlanırken 0l-02-03-05-06.09.2014 tarihinde depoda hırsızlık olayının gerçekleştiğini, hırsızlık olayına dair kolluk kuvvetleri ve müvekkili şirket sorumluları tarafından birlikte yürütülen tahkikatta deponun gözetiminden ve korunmasından sorumlu olan davacı şirket personellerinin görevlerini ifa etmediği ve görevlerini ağır surette ihlal ettiklerini,  bu surette hırsızlık suçunun işlendiğinin tespit edildiğini, tüm tutanakların düzenlendiğini, şüphelilerin bulunması ve çalınan 106 adet lastiğin bulunması için suç duyurunda bulunulduğunu, şüphelilerin yakalandığını, haklarında Gaziosmanpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1238 E. sayılı dosyasında ceza davası açıldığını, ancak çalınan ürünlerin bulunamadığını, depoda çalınan ürünlerin bedeline karşılık davacı şirkete tam yansıtma yapılmadığını, lastiklerin bulunma ihtimaline binaen kısmi yansıtma ile tazmin faturası düzenlenerek davacı şirkete tebliğ edildiğini, lüm lastik bedellerine dair tazmin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 24.10.2014 tarihli ... no.lu 19.000,00 TL bedelli yansıtma faturası düzenlendiğini, bu faturanın Beykoz 2. Noterliğinin 10.11.2014 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ekinde tebliğ edildiğini, faturanın davacı şirket tarafından iade edildiğini ve huzurdaki yargılama konusu ihtilafın oluştuğunu, müvekkilinin kayıtlarında belirtilen faturanın kayıtlı olduğunu ve davacıya borç bakiyesi vermediğini, müvekkilinin sözleşme gereği maddi zararın tazmini noktasında takas-mahsup hakkını kullandığını, tüm lastiklerin bedeli üzerinden de kalan tazmin bedelinin ayrıca fatura edileceğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalarak şimdilik 19.000,00 TL tutarındaki faturaya ilişkin olarak takas ve mahsup defini ileri sürdüklerinden davacı tarafın herhangi bir alacağının olmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla yansıtma faturası gereğince, vaki itirazlarının haklı olduğunun tespiti ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, kötü niyetle takip açan davacı alacaklı aleyhine %40 dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; taraflar arasında, davalıya ait depoda davacı tarafından gözetim hizmeti verilmesi, davalı tarafından da işbu hizmet karşılığında ücret ödenmesi konusunda bir hizmet sözleşmesi  kurulduğu, davacının açık hesap alacağını oluşturan faturaların davalının ticari defter kayıtlarında da yer aldığı, davacı tarafından gözetim hizmetinin verilmediğine yönelik olarak davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarına göre, davacının hizmet faturalarına göre toplam 18.266,29 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, bu hali ile davacı tarafın, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine dayalı olarak davalıdan alacaklı durumda olduğu ancak davalı tarafça, davacı şirket tarafından verilen hizmetin ayıplı olarak verildiği, ayıplı hizmet nedeniyle meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda zarara uğranıldığı savunularak takas mahsup isteminde bulunulduğu, dosya arasına celp olunan ceza dosyasındaki belgelerden anlaşıldığı üzere, davalıya ait depoda farklı tarihlerde hırsızlık olayının meydana geldiği ve davalı deposunda bulunan bir kısım lastiklerin çalındığının sabit olduğu, hırsızlık olayının meydana geldiğinin davacının da kabulünde olduğu, ancak davacı tarafça, hırsızlık olayının meydana gelmesinde kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığının savunulduğu, davalı deposundan çalınan lastiklerin adet ve bedeli noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, davalı tarafından, toplamda 106 adet lastik çalındığı ve bir adet lastik fiyatının 850,00 TL olduğunun iddia edildiği, bu kapsamda teknik bilirkişiden alınan 01/02/2022 tarihli rapora göre; hırsızlık olayında kullanılan araç ile çalınan lastiklerin boyutları birlikte değerlendirildiğinde hırsızlık olayı başına araca hacimsel olarak en fazla 12 adet lastik sığdırılabileceği, aracın içindeki koltuk ve diğer mekanizmalar dikkate alındığında en fazla 8 adet lastik taşınabileceği, lastikler toptancı adına lojistik hizmeti vermek amacıyla saklanıyorsa bir adet lastik fiyatının 780,00 TL olacağı, kendi araçları için alınmışsa bir adet lastik fiyatının 850,00 TL olacağı, dosya kapsamında yer alan ceza dosyası ve kamera kayıtlarına göre; davalı deposunda 01/09/2014 tarihinde 2 sefer, 02/09/2014 tarihinde 1 sefer, 03/09/2014 tarihinde 2 sefer, 04/09/2014 tarihinde 1 sefer olmak üzere toplamda 6 sefer hırsızlık olayının meydana geldiği, bu durumda davalı deposundan çalınan lastiklerin [8 x 6 = 48] adet olduğu, davalı tarafça, çalınan lastiklerin kendi adlarına alındığı iddia edilmediği gibi, bunlara ilişkin herhangi bir satın alma faturasının da dosyaya sunulmadığı, bu hali ile çalınan lastiklerin davalı tarafından toptancı adına lojistik hizmeti vermek amacıyla saklandığı kabul edilerek, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile tespit edilen 780,00 TL birim fiyata göre, davalının toplam zararının [48 x 780,00 TL = 37.440,00 TL] olduğu kanaatine varıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.d. maddesinde; davacı şirketin, çalıştırdığı personelin kendilerine yüklenen edimleri yerine getirirken davalının mallarına, çalışanlarına veya görevlerini ifa ederken üçüncü kişilere verecekleri her türlü maddi zararlardan ve bunların telafisi için yapılacak her türlü masraflardan kusuru oranında sorumlu olacağının düzenlendiği, dosya kapsamında güvenlik konusu uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor ile; meydana gelen hırsızlık olaylarında davacı şirketin %50 oranında, davalı şirketin %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hırsızlık olayının sabah saatlerinde gündüz vakti gerçekleşmiş olması, davacı şirket personeli tarafından yapılan devriye hizmetinin yetersiz olması, devriyede lastiklerin çalındığının fark edilmemiş olması, hırsızlık olayında kullanılan aracın farklı günlerde giriş yapmış olması, aracın ve içinde bulunan şüpheli şahısların davacı şirket personelleri tarafından fark edilememesi, davalı şirketin davacı şirket personellerinin uyarılarına karşı kayıtsız kalması, mevcut kamera sisteminin mesai saatleri dışında devre dışı bırakılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu rapordaki kusur oranına mahkemece de itibar edildiği, bu hali ile; davacının kusuru oranına göre, davacıya rücu edilebilecek zarar tutarının [37.440,00 TL x 50 /100 = 18.720,00 TL] olarak tespit edildiği, tespit edilen tutarın, davacı alacağını aştığı gerekçesiyle davanın reddine ve davacının kötü niyetinin sabit olmadığı gerekçesiyle de davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkeme tarafından yapılan yargılama süresince dosyada birbiri ile farklı sonuçları içerir bilirkişi raporlarının alındığını, farklı tarihlerde farklı bilirkişilerce tanzim edilen raporlarda sürekli kusur oranının değiştiğini, kusursuzlukla başlayan raporların nihai olarak müvekkiline %50 kusur atfedecek şekilde sonlandığını, müvekkili şirketin davalı ile hizmet sözleşmesi bulunduğunu, hizmet sözleşmesinin TBK ya göre sözleşme serbestiyeti ilkesi gereğince imzalandığını, sözleşmenin içeriğine göre, bir gözetim sözleşmesi olduğunu, iş bu sözleşme ile müvekkilinin sorumluluğunun 5188 sayılı öZel Güvenlik Hizmetlerine İlişkin Kanunda sayılan ve bu kanuna ilişkin çıkartılan yönetmeliklerde sayılan özel güvenlik hizmeti veren şirketler ile eş tutulamayacağını, yani taraf iradelerini aşan şekilde özel kanun ve yönetmeliklerle edimler ve sorumluluklar yüklenemeyeceğini, bu nedenle özel güvenlik hizmeti verircesine kusur atfının hukuka, sözleşme serbestiyeti ilkesine ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket tarafından verilen hizmetin niteliği belli iken, hizmet alan davalı firmanın kamera sisteminin uyarılara rağmen yeterli olmaması, kamera izlenme odasının müvekkili şirket çalışanlarının kontrolünde olmaması, kendi personelince izlenmesi, ikazların da dikkate alınmaması gibi unsurlar karşısında kusur durumunun paylaşılmasının kabul edilemeyeceğini, dosyada mübrez sözleşmede açık şekilde görüldüğü üzere müvekkili şirketin hizmetinin, güvenlik hizmeti olmadığını, 5000 M2 alanda görevli personel sayısının müvekkili şirket çalışanlarının ısrarı ile artırıldığını, çalışan sayısının gözetilen alan düşünüldüğünde yine yetersiz olduğunu, kaldı ki bu personellerin güvenlik görevlisi olmadığını, davalı şirketin kendi çalışanlarınca kamera ile izlenen ve eksilmesi tespit edilemeyen lastiklerinin tespitinin müvekkil şirket çalışanlarından beklenildiğini, dolayısıyla hırsızlık olayının kusurunun müvekkiline atfının mümkün olmadığını, Mahkemece müvekkiline son bilirkişi raporuna itibar edilerek %50 kusur oranı verilmesinin belirtilen nedenlerle hatalı olduğunu, hırsızlık yapılan alanda kamera sisteminin olması ve bu sistemin de başına yine müvekkili şirket çalışanlarından birinin getirilmesi ve alanda gezen görevli ile kamera başındaki görevlinin birbirleri ile koordineli şekilde çalışmış olmaları durumunda lastiklerin çalınmayacağını, müvekkili şirket çalışanlarından gözetmeleri gereken alan (5000 m2) ve beraber çalıştıkları kişi sayısı da dikkate alındığında hırsızlığa konu lastik miktarını da kabul etmediklerini, dosyaya sunulan deliller ışığında, hatalı değerlendirme yapılarak müvekkili şirkete %50 kusur atfı ile mahsup sonrasında davalı alacağının müvekkili alacağını aştığı gerekçesi ile davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasındaki gözetim hizmeti sözleşmesi gereğince davacının davalıya verdiği hizmet nedeniyle alacağının icra takibine konu edilmesi üzerine davalı tarafın vaki itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.<br>İstinafa konu uyuşmazlık; davacının verdiği hizmet nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının sözleşme gereğince mahsup talebinin yerinde olup olmadığı, davacının hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığı ile kusuru varsa kusur oranın ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır.<br>Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından cari hesap alacağına istinaden davalı aleyhine 18.266,29 TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 22/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 24/12/2014 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye dosyada rastlanılmadığından davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>08.12.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; taraflar arasındaki gözetim hizmetleri sözleşmesi kapsamında davacının edimini yerine getirdiği, davalı tarafın davacı tarafından sunulan hizmeti almak sureti ile borcunu ödemeyerek edimini yerine getirmediği, davalı tarafça düzenlenen yansıtma faturasının dayanağının ispat olunamadığı, düzenlenen faturaya davacı tarafından itiraz edilmekle, kabul edilmediği, fatura dayanağının yoksunluğu nedeniyle alacak hakkı doğmadığından takas mahsup koşullarının oluşmadığı, davacının icra takibine konu alacağının davalı ticari defterlerine de kayıtlı olmakla sabit olduğu, alacağın tutarı ihtilafsız olup likit olduğu, davalının takibe itirazının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>12.07.2019 tarihli güvenlik uzmanı raporunda; davalı ... A.Ş'nin işlettiği ... Mah. ... Sok. ... Amavutköy/ İstanbul adresinde bulunan depoda 01,02,03,05,06-09.2014 tarihlerinde meydana gelen hırsızlık olayında; davalı ... A.Ş'nin %75 oranında asli kusurlu olduğu; davacı “... .... Ltd. Şti. nin de istihdam ettiği gözetim personelinin hizmet kusuru sebebiyle meydana gelen hırsızlık olayında %25 oranında tali kusurlu olduğu ve davalının uğradığı zarardan kusuru oranında sorumlu olduğu; davacı ... Tur. davalı aleyhine Gözetim Hizmetleri Sözleşmesine istinaden 18.266,29 TL asıl alacak faturası düzenlendiği, davacı tarafından belirtilen faturanın ödenmediğinden bahisle davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığı; davalı şirketin itiraz ettiği ve icra takibinin durdurulduğu; dava konusu olan depoda meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda davalı ... A.Ş.'ye ait yaklaşık 100.000,00 TL değerinde toplam 106 adet kamyon lastiğinin çalındığının iddia edildiği; çalınan lastiklerin bulunamadığı; olaydan sonra adı geçen davalı tarafından “....hırsızlık olayında sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle görev sorumlulukların yerine getirilmediği..\" iddia edilerek davacının rücu olarak tazmin etmesi için 24.10.2014 tarihli 19.000,00 TL'lik uğradığı zararın yansıtılması olarak adlandırılan mahsup faturasının düzenlendiği; davacı ... Ltd. Şti. nin; davalının düzenlediği 24.10.2014 tarihli 19.000,00 TL'lik takas mahsup faturasını kabul etmediği; tarafların karşılıklı düzenledikleri faturaların ve takas mahsup şartları oluşup oluşmadığının taktirinin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır.<br>03.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacının davalıdan takip tarihi olan 17.11.2014 tarihi itibariyle 18.266,29 TL Cari Hesap Alacaklısı olduğu, davalıya ait davacının güvenliğinden sorumlu olduğu depoda 01.06.2014-06.09.2014 tarihleri arasında 5 gün boyunca hırsızlık olaylarının meydana geldiği, davalının zararının 106 Lastik x 850,00 TL Birim Fiyat = 90.100,00 TL olduğu, davacının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalıya karşı kusuru oranında sorumlu olduğu, davacının olayda kusurunun %35 olduğu, sözleşme kapsamında davalının davacıdan talep edebileceği bedelin (90.100,00 TL Zarar x 0,35 Kusur Oranı) 31.535,00 TL olduğu, davalının takas-mahsup talebinin mevcut olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.<br>01.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu dilekçede 106 lastiğin eksik olduğunun beyan  edildiği, aracın bagaj hacminin 2.239 litre olduğu, 1 lastiğin kapladığı alanın ise 181 litre olduğu, sıvı olarak düşünülse tam geometrik uygunlukta bile araca 2.239/181=12 lastik sığabilecektir ki, bu durumda bile 5 günlük hırsızlık vakası olarak ancak 60 lastik taşınabileceği, yani bu araçla 5 günde toplam 106 lastik çalınmasının mümkün olmadığı, 5 günde taşınabilecek lastik sayısının en fazla 8 x 5= 40 olacağı, davacı bu lastikleri toptancı adına stoğunda lojistik hizmeti vermek için tutuyorsa:  780 TL  x 40 = 28.000 TL, kendi araçları için almışsa (ara satıcı kârı ile) 850 TL x 40 = 34.000 TL hırsızlık zararı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.<br>18.05.2022 tarihli üç kişilik güvenlik uzmanından oluşan bilirkişi heyeti raporunda; Davacı ... yönünden: davacı tarafın 5188 Sayılı Kanun Kapsamında Özel Güvenlik Hizmeti vermemesine rağmen yasaya aykırı davranarak Özel Güvenlik belgeleri ve yazışmaları, logo, yönetici unvanları, personel unvanları gibi resmiyetleri ilgili yasaya aykırı şekilde kullandığı ve ... şirketinin de bir Özel Güvenlik Şirketi olmasına rağmen bu tür hizmet vermesinin cezai yaptırımlarının bilincinde olduğu, ayrıca İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Özel Güvenlik Şube Müdürlüğünün Bayrampaşa yerleşkesinde bulunduğu dönemlerde Polis Başmüfettişlerince verilen brifing ve toplantılarda Özel Güvenlik Hizmetlerinin \"Danışma Personeli, Resepsiyon Memuru, Özel Gözetim Görevlisi vb.” gibi unvanlar altında personel çalıştırılmasının suç olduğunu, tüm özel güvenlik şirket yetkilileri ile yöneticilerine tebliğ ettiği, davacının personelleri tarafından tutulduğu iddia edilen tutanaklarda yazı karakterlerinin, içeriğinin, imzalarının uyuşmadığı, hizmet verdiği işvereni Özel Güvenlik Hizmeti vermediği konusunda bilgilendirmediği, deponun muhafazası için hırsızlıktan 2 gün önce sırf kendilerinin önerisiyle aldırdıkları 4 ncü personelinin depo çevresindeki devriye hizmetinde eksik kaldığı, 1 haftaya yakın kilitleri kırarak ve telleri keserek araçla alan içerisine girip dakikalarca kalarak hırsızlık yapan kişi ve kişileri fark edemedikleri, hacim olarak yükte ağır sayı olarak fazlaca lastiklerin sabah saatlerinde ve gündüz vaktinde eksilmesinin farkına varılmadığı, meydana gelen hırsızlık olaylarında depoya giren aynı aracı ve içinde bulunan şüpheli şahıs hareketlerini fark etmedikleri, hizmet sebebiyle ihmal derecesinde kusurlu oldukları, bu görevlilerin, çalıştıranı ve işvereni olan davacı ... çalıştırdığı personelinin davranışlarından ve kusurlarından hizmet sebebiyle %50 oranında kusurlu ve sorumlu olduğu; Davalı ... A.Ş. yönünden; davalı ... A.Ş. nin de üzerine düşen özen yükümlüğünü yerine getirmediği, basiretli bir tüccar gibi davranmadığı, gerekli uyarılara rağmen alınması gereken hayati çevre ve güvenlik önlemlerini almadığı, profesyonel bir şekilde Özel Güvenlik Şirketinden yasalar çerçevesinde hizmet almadığı, 5000 m2 işyerini 3 adet kamera ve yasal olarak yetkisi bulunmayan 1 personel ile güvenliğini sağlamaya çalıştığı, kamera otomasyon sistemini sadece mesai saatleri içinde kontrol altında tutarak mesai saatleri dışında devre dışı bıraktığı, hırsızlık olayının kamera görüntü bilgilerinin gün, saat ve hırsızlanma sayılarında farklı bilgiler verdiği, alt işverenini denetiminde zayıf kaldığı, davalı personellerin şüpheli araç ile kişileri bildirmesine rağmen kolluk kuvvetinden bizzat işveren olarak destek almayarak sözde Özel Güvenlik Görevlisi olarak adlandırdığı personeli polisle muhatap bıraktığı ve ek olarak yukarıda açıklanan nedenlerle Davalı ... de %50 olmak kaydıyla aynı oranda kusurlu sorumluluğunun olduğu, Teknik bilirkişi hesaplaması yönünden: davaya konu dilekçede 106 adet lastiğin eksik olduğu beyan edildiği, aracın bagaj hacminin 2.239 litre olduğu, 1 lastiğin kapladığı alanın ise 181 litre olduğu, sıvı olarak düşünülse bile tam geometrik uygunlukta bile araca 2.239/181=12 lastik sığabilecektir ki, bu durumda bile 4 günlük 5 kez hırsızlık vakası olarak ancak 48 lastik taşınabileceği, yani bu araçla 4 günde toplam 106 adet lastik çalınmasının mümkün olmadığı, 4 günde taşınabilecek lastik sayısının en fazla 8 x 4 = 32 olabileceği, 850 TL X 32 = 27.200,00 TL hırsızlık zararı olduğu, tarafların karşılıklı düzenledikleri faturaların, davalı tarafın takas mahsup talebinin, ayrıca inkar tazminatı taleplerinin taktirinin Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.<br>Somut olayda, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 18.266,29 TL alacağının olduğu, hırsızlık olayının meydana gelmesinde davacı güvenlik şirketinin hükme ve denetime elverişli çelişkileri giderir son alınan üçlü bilirkişi heyeti raporuna göre %50 oranında kusurlu olduğu, yine dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporuna göre bir seferde araçla en fazla 8 adet lastik çalınabileceği, kamera kayıtlarına göre 6 ayrı hırsızlık gerçekleştirildiğinden toplam en fazla 48 adet lastik çalınabileceği, davalı tarafından çalınan lastiklerin kendi adlarına alındığının iddia edilmediği, bunlara ilişkin herhangi bir satın alma faturasının dosyaya sunulmadığı, bu hali ile çalınan lastiklerin davalı tarafından toptancı adına lojistik hizmeti vermek amacıyla saklandığı kabul edilerek teknik bilirkişi raporu ile tespit edilen 780,00 TL birim fiyata göre, davalının toplam zararının 48 x 780,00 TL = 37.440,00 TL olduğu, davacının kusur oranına göre, davacıya rücu edilebilecek zarar tutarının 37.440,00 TL x 50 /100 = 18.720,00 TL olduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmenin 3.d maddesi gereğince davalının bu zararı davacı alacağından mahsup edebileceği dikkate alındığında davacının mahsup işlemi sonrasında davalıdan bir alacağı kalmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Yine, davacının takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olmadığı anlaşılmakla mahkemece davalının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi de isabetli olmuştur.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1028 Esas, 2022/551 Karar sayılı 09/06/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 02/04/2026 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1932d9ca9d03de4c","SID":"5614d5fc8ac22b93"}}