{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  13. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1167 <br>KARAR NO\t\t: 2025/170<br>KARAR TARİHİ\t: 29/01/2025 <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/55- 2022/1014<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ \t: 02/06/2017<br>DAİRE KARAR TARİHİ \t:  29/01/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t:  29/01/2025<br><br> İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022  tarih ve 2021/55 Esas 2022/1014  Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı, davalı şirket tarafından e-fatura olarak keşide edilip sistem üzerinden gönderilen 6 adet faturanın  davalı şirket ile akdedilen sözleşme  4 nolu bağlantı tipi için geçerli olan OG tek zamanlı birim fiyatı üzerinden%14,72 indirim ile..\" satılacağı taahhüdünde bulunulmasına rağmen  ve 01/05/2016- 01/05/2017 tarihleri arasında geçerli protokolle belirlenen fiyattan farklı olarak şirket aleyhine indirim oranının değişik uygulandığını ve şirketten haksız olarak fazla bedel tahsil edildiğini, faturalara itiraz edilmesine rağmen bankanın otomatik ödeme sistemi nedeniyle 6 adet faturanın ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak üzere 10.000,00TL haksız tahsil edilen bedellerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve  davalı şirketin hukuka aykırı olarak iş bu bedelleri tahakkuku ile müvekkil şirketin sebepsiz yere ödeme yapması sonucunda iş bu davanın tesisine kötüniyetle sebebiyet verdiğinden HMK m.329/1 uyarınca asgari ücret tarifesinden ayrı vekalet ücretine, HMK m.329/2 uyarınca idari para cezasına hükmedilmesine karar  verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı 06.07.2018 tarihli dilekçesi ile davasını 61.958,72 TL olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı, zaman aşımı itirazında bulunmuş  davaya konu  faturaların taraflar arasında geçerli sözleşme ve ek protokole uygun hazırlandığını, davacı tarafça ihtirazı kayıt bildirilmeksizin ve 8 gün içinde itiraz edilmeksizin faturaların ödendiğini belirterek, haksız  ve sözleşmeye aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:<br> İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile 61.958,72 TL'den ibaret alacağın, 314,60 TL ile birlikte 10.000,00 TL'nin dava tarihi 02/06/2017 tarihinden itibaren, 51.958,72 TL'nin bedel artırım tarihi 06/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan Dairemizin 05/01/2021 tarih 2019/2061 Esas 2021/26 Karar sayılı İlamı ile \" Sözleşmede belirlenen fiyatın değiştirilerek zam yapılmasının sözleşme ve hakkaniyet kurallarına aykırı  olduğu, elektrik tarifesinde değişiklik (artış) doğuracak herhangi bir mücbir sebep, olağanüstü şart da oluşmadığı ve  maliyet artışlarının da gerekçe olarak  öne sürülemeyeceği mahkemece kabul edilmişse de davacı şirketin faturalara süresi içerisinde itiraz etmediğinden basiretli davranmadığına ilişkin davalı savunması incelenip değerlendirilmemiştir.<br>Davaya konu Şubat ve Nisan aylarına ilişkin 6 faturaya, İzmir 5.Noterliğinin 11/05/2017 tarihli ihtarnamesiyle itiraz edilmiştir. Faturalar DBS (Bankaların Doğrudan Borçlandırma Sistemi) üzerinden ödenmekte olup dava dilekçesinin 5.sayfasında \" ..bu ödeme sisteminin, son iki faturanın ödenmemesi için devre dışı bırakılması \"nın   aynı ihtarla istenerek ödemenin ihtirazi kayıtla yapılacağının beyan edildiği davacı tarafça ileri sürülmektedir.<br>Dosyada ise  bu ihtarın 2.ve takip eden sayfaları bulunmamaktadır ve yine dosyada  bu faturaların 11/05/2017 tarihinden önce mi sonra mı ödendiği ve nasıl ödendiği  belli değildir.İhtirazi kayıt konularak ödeme yapılıp yapılmadığının net olarak tespiti gerektiğinden ihtarnamenin tamamı celbedilmelidir.<br>Ayrıca davaya konu faturaların davacıya tebliğ tarihi, ödeme tarihi ve ödeme şekli belirlenerek davacının ihtirazi kayıt koyma imkanı olup olmadığının da araştırılması gerekir.Zira faturaların tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasında zaman varsa ancak, ödeme talimatını iptal ve ihtirazi kayıt koyma imkanı olduğu dikkate alınmalıdır, otomatik ödemede ise durum farklı olacaktır.<br>Açıklanan nedenlerle karar eksik incelemeye dayalı olduğundan davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, eksikliklerin giderilerek yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>Kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; Davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede, davaya konu edilen 6 adet faturanın davalı şirket tarafından 2017 yılı içinde KDV dahil olmak üzere toplamda 1.353.397,22 TL tutarlı mal/hizmet faturası olarak düzenlendiği, faturalara istinaden davacı şirketin davalı şirkete 6 adet EFT ile 1.353.397,22 TL gönderdiği, bu işlemlerin davacıya ait 2017 yılı ticari defterlere yasal süresi içerisinde kayıt edildiği, bu faturaların davacıya ait BA formları ile uyumlu olduğu, davacının dava dava konusu edilen faturalardan 28/02/2017 düzenlenme tarihli olanları 06/03/2017 tarihinde tebliğ aldığı son ödeme tarihi olan 13/03/2017 tarihinde ödediği, 07/04/2017 düzenlenme tarihli olanları 10/04/2017 tarihinde tebliğ aldığı ve son ödeme tarihi olan 17/04/2017 tarihinde ödediği, 30/04/2017 düzenlenme tarihli olanları 05/05/2017 tarihinde tebliğ alıp son ödeme tarihi olan 12/05/2017 den sonra ... DBS sisteminde ödediği, davacının 28/02/2017 tarihli faturalar ve 07/04/2017 tarihli faturalara yasal süresinden sonra itiraz ettiği, bu haliyle davacının davalıdan 30/04/2017 tarihli 2 adet faturadan dolayı alacaklı olduğunun mahkememizce kabul edildiği, anlaşılmakla yapılan hesaplamalar neticesinde davacının davasının kısmen kabulüne 47.031,98 TL nin 15/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, 6100 sayılı yasanın 329/1 maddesine yönelik istemlerin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN :<br>Davacı ve davalı istinaf talebinde bulunmuştur. <br>BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br> Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen reddine dair verilen kararın gerekçesi 2017 yılı şubat-mart aylarına ilişkin 4 adet faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi olarak gösterilmiş olup bu gerekçenin hakkaniyete dolayısıyla da hukuka uygunluğu bulunmadığını, İlk derece mahkemesinin sırf faturalara yasal süresinde itiraz edilmemesini haksız ve hukuka aykırı tahsil yapılabileceği şeklindeki kabulüne katılmanın mümkün olmadığını, <br>Dava dilekçesi ekinde EK-3 olarak, 25.08.2021 tarihli dilekçe ekinde EK-6 işaretiyle ibraz edilen İzmir 5. Noterliğinin 11.05.2017 tarih ve 06186 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirket tarafından söz konusu faturalara itiraz edildiğini, yine aynı ihtarname (EK-3 ve EK-6-Olarak dosyada mübrezdir.) ile ödemenin ihtirazı kayıtla yapılacağı açıkça beyan edildiğini, dolayısıyla da sırf süresinde olmadığı gerekçesi ile haksız ve hukuka aykırı olduğu bunun yanında aradaki sözleşmeye yani tarafların kanuna aykırı olarak fazla tahsilat içeren faturaların hukuken makbul hale getirilmesinin mümkün olmadığını, <br>Davalı şirket ile yapılan ve dava dilekçesi ekinde EK-1 olarak ibraz edilmiş olup dosyada mübrez olan sözleşme uyarınca ödemelerin DBS (doğrudan borçlandırma sistemi) ile yapılacağı ve yapıldığı hususu olup, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 01.05.2016 - 01.05.2017 tarihleri arasında geçerli bulunan Elektrik Satış Sözleşmesi (Abonelik Sözleşmesi) ve eki prtokol (EK-1-Olarak Dosyada Mübrezdir.) hükümleri uyarınca ödemlerin DBS (Doğrudan Borçlanma Sistemi) ile yapılacağı belirtildiğini,.... A.Ş nezdinde DBS hesabı açılmış olup tüm faturalar burdan ödenmesi nedeniyle sistemde hesaba tanımlanan bakiye sebebiyle ödemeler bankaca hesaptan otomatik alınmakta olup ödeme anında dekonta herhangi bir şekilde ihtirazı kayıt konulmasının  mümkün olmadığını, <br>Faturaya itiraz edilmemiş olunması, ödeme yapılırken ihtirazı kayıt beyan edilmemiş olması davalı yanın aradaki sözleşmeye aykırı şekilde tek taraflı olarak değiştirdiği birim fiyatı üzerinden tanzim ettiği faturayı kesin bir hüküm kılmayacağı gibi aksi bizzat taraflar arasında imzalanan sözleşme ile sabit olan bu faturaların davalının savunmalarının kesin sübut aracı kılınması da mümkün olmadığını, <br>İlk derece mahkemesince yasal şartları oluşmadığı şeklinde tespit ile 6100 Sayılı Kanunun 329’uncu maddesinin uygulanmasına dair taleplerinin reddine dair kararı da usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın belirtilen yönlerden kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı istinaf dilekçesinde;  İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesine göre fiyat düzenlemesi yapıldığını,<br>Elektrik enerji maliyetlerinde fahiş şekilde artış meydana geldiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde bilirkişi raporlarının aynen hükme esas alındığı, ancak elektrik enerji maliyetlerinde fahiş şekilde artış meydana geldiğini, itiraz ve ispatların mahkemece hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığını, Elektrik enerjisi maliyetinin elektrik enerjisi tüketim talebi, ikili anlaşma fiyatları, yenilenebilir kaynaklardaki üretim miktarı, hammadde fiyatları, döviz kuru, YEKDEM, PTF, profil, dengesizliklerden etkilenebileceğini, enerji maliyetlerinde artış olup olmadığı değerlendirilirken bütün maliyet kalemleri dikkate alınması gerektiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporlarında salt PTF ölçütüne göre değerlendirme yapılarak elektrik enerjisi maliyetlerinde artış olmadığının belirtildiğini,<br>Sözleşme imzalandığında 117,5 TL/MW olan Elektrik Enerjisi Piyasa Takas fiyatı (PTF), bir yıl sonra %29.7'lik artışla 152,36 TL/MW'a; 34,81 TL/MW olan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması Maliyeti %48,9'luk artışla 51,82 TL/MW'a, bu artışlar nedeniyle toplam maliyet ise 204,18 TL/MW'a yüksetildiğini, diğer giderler hariç yalnızca bu iki maliyet kalemindeki (hiç bir şekilde tedarikçi kontrolünde değildir) artışlar bile fiyat artışının zorunlu olduğunu gösterdiğini, bu hususlar kapsamında hükme esas alınan 12.09.2022 tarihli bilirkişi raporuna tarafımızca itiraz edilmesi karşısında itirazları karşılayacak ek rapor veyahut yeni bir rapor tanziminin sağlanması zorunlu iken; ilk derce mahkemesince  itirazlarla ilgili müspet ya da menfi bir karar verilmeksizin karar verildiğini, <br>   Dava konusu faturaların sözleşmeye uygun olarak düzenlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve gerekçeli karar incelendiğinde; elektrik satışından kaynaklı olarak birim satış fiyatlarında artış yapılabilmesi için mücbir sebebin, olağanüstü şartın arandığını, İlk derece mahkemesi gerekçeli kararının; \"fiyatlar düşerken tedarik şirketince indirim yapılmayacaktı, fiyatlar artsa dahi sözleşmeye aykırı şekilde artış yapılamaz\" şeklinde olduğunu, ancak bu kabulün; sözleşmeye ve özel hukuk kurallarına ve hukuk mantığına aykırı olduğunu, zira taraflar alalade bir şekilde edimlerini ifa etmemektedir. Özgür iradeleriyle imzaladıkları yazılı sözleşme hükümlerine göre; maliyetler arttığında fiyat artacağını, takas fiyatlarının düşmesi halinde, sözleşmedeki fiyatın güncelleneceğine dair bir mevzuat düzenlemesi yada sözleşmede bir hüküm olsaydı mahkemenin kabulü hukuka ve mantığa uygun olacağını, mahkemenin sözleşme hükümlerini eksik ve hatalı değerlendirdiği, maliyetlerin arttığına ilişkin iddia ve ispatların göz ardı edildiğini, <br>Dava konusu faturalara süresinde itiraz edilmediğini, İlk derece mahkemesince bir kısım faturalara süresi içinde itiraz edildiği kabulü ile karar verilmiş ise de; dava konusu faturaların tamamına davacı tarafça süresinde itiraz edilmemiş olup bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, <br>İlk derece mahkemesince faiz başlangıç tarihleri de hatalı belirlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: <br>Dava, yanlış tarife uygulanması nedeniyle fazla ödenen miktarın istirdadı istemine ilişkindir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından düzenlenen 6 elektrik tüketim faturası gereğince yapılan  tahsilatın taraflar arasındaki sözleşme ve   protokole uygun olup olmadığı,   iadesi gereken tutar olup olmadığı ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır.<br>                           İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dairemiz kararı gereğince mahkemece eksik hususlar tamamlanmış ve bilirkişiden alınan rapor kapsamına göre davacının dava konusu ettiği 6 adet faturadan Şubat, Mart 2017 dönemine ait 4 adet fatura için yasal itiraz süresini kaçırıp sadece Nisan 2017 dönemine ait 2 adet faturadan alacaklı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacının dava dava konusu edilen faturalardan 28/02/2017 düzenlenme tarihli olanları 06/03/2017 tarihinde tebliğ aldığı son ödeme tarihi olan 13/03/2017 tarihinde ödediği, 07/04/2017 düzenlenme tarihli olanları 10/04/2017 tarihinde tebliğ aldığı ve son ödeme tarihi olan 17/04/2017 tarihinde ödediği, 30/04/2017 düzenlenme tarihli olanları 05/05/2017 tarihinde tebliğ alıp son ödeme tarihi olan 12/05/2017 den sonra ...  DBS sisteminde ödediği, davacının 28/02/2017 tarihli faturalar ve 07/04/2017 tarihli faturalara yasal süresinden sonra itiraz ettiği,  30/04/2017 düzenlenme tarihli faturalar bakımından davalıya itiraz ve ihtirazı kayıt içeren  İzmir 5. Noterliğinin 11.05.2017 tarih ve 06186 Yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiği, davacının bu faturalar bakımından itiraz ve ihtirazi kayıt haklarını süresinde  ve usulüne uygun kullandığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı tarafından  İzmir 5. Noterliğinin 11.05.2017 tarih ve 06186 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının B.K.117. madde gereğince temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faize karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Sözleşmede belirlenen fiyatın değiştirilerek zam yapılmasının sözleşme ve hakkaniyet kurallarına aykırı  olduğu, elektrik tarifesinde değişiklik (artış) doğuracak herhangi bir mücbir sebep, olağanüstü şart da oluşmadığı ve  maliyet artışlarının da gerekçe olarak  öne sürülemeyeceği açıktır.<br>Mahkemece karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olması ve bu konuda dairemizce kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporu karar esas alınmakla davalı tarafın istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.   <br>Davacının istinaf başvurusu bakımından, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;  Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK md. 21/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki (61020 TTK m. 21/2-3) karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa   safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi  için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh  111 vd.) Faturanın davalı  tarafa usulüne uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK m. 222. maddesi (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85. maddeleri)  uyarınca ispatlamış olur.( Yargıtay 3. H.D.2014/2171 Esas,  2014/7539 Karar sayılı ilamı)<br>Bu halde davacının fazla ödemeyi ispat etmesi gerekir ki somut olayda, 6 adet faturanın davalı şirket tarafından 2017 yılı içinde KDV dahil olmak üzere toplamde  1.353.397,22  TL tutarlı mal/hizmet faturası olarak düzenlendiği, faturalara istinaden davacı şirketin davalı şirkete fatura bedelini gönderdiği, söz konusu ticari işlemin davacıya ait 2017 yılı ticari defterlerine yasal süresi içinde kayıt altına alındığı, davalının davacıya düzenlediği faturaların düzenlendiği döneme ait olarak davacı tarafından Maliye Bakanlığına bildirilen BA bildirim formları ile uyumlu olduğu ancak davalının faturaları sözleşmeye aykırı olarak düzenlediğinin davacı tarafça ispatlandığı ve fazla ödemenin bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın tüm faturalardaki fazla elektrik bedeli bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile  kısmen kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetli görülmemiştir.<br>HMK  329. Maddede kötüniyetli davalı veya hiç bir hakkı olmadığı halde dava açan  tarafın yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekilleriyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebileceğinin düzenlendiği  ancak somut olayda davalının kötüniyetli olarak dava açılmasına sebep olduğu ispat edilemediğinden mahkemece bu husustaki talebin reddine karar verilmesi uygundur.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)1-Davalının istinaf talebinin REDDİNE,<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarih 2021/55 Esas 2022/1014 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, <br>- Davanın KABULÜ ile 61.958,72TL nin 15/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  6100 sayılı yasanın 329/1 maddesine yönelik istemlerin reddine,<br>2-Alınması gereken 4.232,40 TL karar harcından davacı tarafından yatırılan  170,78 TL karar ve ilam harcı ve 887,35 TL tamamlama harcı olmak üzere toplamda 1.058,13 TL 'nin mahsubu ile bakiye 3.174,27 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 170,78 TL karar ve ilam harcı ve 887,35 TL tamamlama harcı olmak üzere toplamda 1.058,13 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yargılama aşamasında karşılanan 31,40 başvurma harcı, 1.900,00 TL bilirkişi ücreti, 233,00 TL tebligat ve posta gideri ücreti olmak üzere toplamda 2.164,40 TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>6-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının talep halinde yatırana İADESİNE,<br>7-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatırana iadesine, <br>8-İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınması gereken 3.212,75 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 803,18 TL'nin mahsubu ile kalan 2.409,57 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>9-Davacı tarafından istinaf aşamasında karşılanan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>10-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca  kesin olmak üzere  29/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"86b4de7574c722dd","SID":"11a47af781ef6d92"}}