{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1537 - 2026/289<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2025/1537 \t\t                                      (KABUL KALDIRMA )<br>KARAR NO\t: 2026/289<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/05/2025<br>ESAS-KARAR NO\t: 2024/323 E -  2025/355 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 12/03/2026<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 10/04/2026<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkili distribütör ve davalılar arasında 05.03.2015 tarihinden geçerli  olmak üzere “Açık Satış Noktası Sözleşmesinin imzalandığını, davalıların işyerinde ticari faaliyetlerini süresinden önce sonlandırdığını, sözleşme konusu ürünleri yetkili bölge distribütöründen almayarak ve TAPDK belgesini yenilemeyerek Temmuz 2015 tarihinden beri sözleşme konusu ürünleri hiç almamak sureti ile sözleşmenin birçok hükmüne aykırılıklarda bulunarak sözleşmeyi ihlal ettiklerinin, sözleşmenin 21. maddesi ile 230.000,00-TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi/distribütörün kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ödemeyi, cezai şartın tenkisini talep etmemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, sözleşmenin 20 ve 21.maddelerinin uygulama koşullarının oluşması karşısında Ankara 15. Noterliği’nin 30.12.2016 tarih ve 23715 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshine neden olduklarından yine sözleşmenin 21. maddesi gereği cezai şart ve katkı tutarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı, kanundan ve sözleşmeden doğan başkaca bilcümle hakları saklı kalmak kaydıyla ihtar edildiğinin bildirildiğini, ihtarnamenin semeresiz kalması karşısında Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23548 sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, icra takibinde ödeme emirlerinin tebliği üzerine davalılar tarafından sözleşmedeki imzanın kabul edilmesine rağmen hukuki ve gerçek olmayan biri kısım beyanla borca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, icra takibine davalıların itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla; başkaca ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasından yapılan takipte borca itiraz eden davalılar/borçluların itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, itiraz konusu alacaklarının %20’sinden az olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; müvekkili ...’nun sözleşmede şahıs olarak imzasının bulunmadığını ve sözleşmenin taraf olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmede belirtilen adreste kiracı olarak bulunduklarını, kira sözleşmesinin 10 yılı aştığı için kiralayanın tahliye talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacı şirket temsilcisine bu durumu bildirdiğini, davacı şirket yetkilisinin de kafeyi devralacak üçüncü kişileri araştırdıysa da bulamadığını, davacı tarafın müvekkiline taahhüdünün 200.000,00-TL bedelsiz ürünün verilmesi ve bundan başka 30.000,00-TL de tanıtım bedeli ödenmesi olduğunu, söz konusu 30.000,00-TL tutarındaki tanıtım bedelinin tutarının sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte müvekkiline verilecek olmasına rağmen bu bedelin müvekkiline ödenmediğini, 200.000,00-TL bedelsiz ürünün de 100.000,00-TL bedelsiz ürün verileceğini ve daha sonra 100.000,00-TL para ile ürün verileceğini, bundan sonra ikinci kez 100.000,00-TL bedelsiz ürün ve bedelli ürün verilmesi şeklinde olduğunu, ancak son gruptaki ürünlerin satılırken işin sona erdiğini, davacı şirketin kotasının her zaman satış kotası olduğunu, müvekkilinin kotasının %60’ını bitirdiğini oysa davacı tarafın satış kotasını değil, alış kotasını hesap ederek kotayı %33 olarak belirlediğini ve bunun hatalı olduğunu, sözleşmedeki 5 yıllık sürenin 2.5 yılının bittiğini, bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, davacının tüm bunları göz ardı ederek müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, müvekkilinin uzlaşma taleplerinin de sonuçsuz kaldığını, davacı tarafın haksız yere zenginleşmek istediğini, davacı tarafın cezai şart ve ferileri taleplerinin, nakit-nakit bazlı katkı tutarları ve ferilerinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şarta ilişkin kısmının geçerli olmadığını, sözleşmenin nakit-nakit bazlı katkı tutarlarına ilişkin kısmının geçerli olmadığını, sözleşmede bulunan cezai şart ve nakit-nakit bazlı katkı tutarı ödemesinin haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu, kayıtların bu nedenle geçerli olmadığını, cezai şart ve nakit-nakit bazlı katkı tutarlarının müvekkilinin mahvına sebep olacak şekilde fahiş olduğunu ve kabulünün mümkün olmayacağını, bildirerek davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece;  benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda: Davalı ... ... Ltd. Şti. için; (A)Nakit/nakit bazlı katkı tutarı yönünden yapılan değerlendirmede, 196.877,31-TL'lik asıl alacak için 28.11.2016 temerrüt tarihinden 13.12.2016 takip tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden davacının katkı payı alacağı için 861,34-TL faiz isteminde bulunabileceği,  (B)Cezai şart alacağı yönünden yapılan değerlendirmede; davalı şirketin 489.629,80-TL borçlu olduğu, varlıkların yaklaşık %97'lik kısmını oluşturan stok ve duran varlıkların fiili olarak bulunduğu tespit edilemediği, 230.000,00-TL cezai şart alacağının davalı şirket yönünden ekonomik mahvına sebep olabileceği, cezai şarttan takdiren % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak neticeden davacının 161.000,00-TL cezai şart alacağı talep edebileceği, 161.000,00-TL'lik asıl alacak için 28.11.2016 temerrüt tarihinden 13.12.2016 takip tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden davacının cezai şart alacağı talep edebileceği, (C) İhtarname masrafı ve tespit gideri yönünden yapılan değerlendirmede: Davacının takip talebi ile ihtarname masrafı adı altında talep ettiği 413,92-TL'lik ücrete ilişkin dayanak belgeyi ibraz etmediği ihtarname masrafı yönünden açılan davanın reddine, tespit giderinin yargılama gideri olarak hüküm altına alınması gerektiği, asıl alacak olarak talebin mümkün olmadığı nazara alınarak, tespit gideri olan talebin yargılama giderlerinde değerlendirilmesi sebebi ile reddine, davalı ... ... Ltd. Şti.'nin Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasına  yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile  takibin 196.877,31-TL nakit/nakit bazlı kredi tutarı, 861,34-TL işlemiş faiz, 161.000,00-TL cezai şart alacağı, 704,38-TL işlemiş faiz ve 357.877,31-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına, Davacının ihtarname ücreti yönünden açmış olduğu davanın reddine, davacının tespit ücreti yönünden açmış olduğu davanın alacağın yargılama giderlerinden sayılması sureti ile reddine, İİK.'nun 67. maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20'si olan 71.888,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,  <br>Davalı ... yönünden yapılan değerlendirme; Her ne kadar sözleşmede ...'nun davalı şirket yetkili temsilcisi dışında ikinci bir imzası bulunsa dahi kefalet ilişkisi yönünden TBK 583-584 maddelerindeki şekli unsurları içermeyen ilişki sebebi ile anılı davalının kefil olarak alacaktan sorumlu tutulamayacağı gibi sözleşme içeriğinde borçlu yerine ifa, tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiili tekeffülü gibi ibareler yer almadığından anılı davalının garantör olarak da kabul edilemeyeceği, böylelikle takip konusu alacaktan davalının sorumlu tutulamayacağı, ayrıca, davalı ... yönünden davacının takibe kötü niyetli giriştiği sabit olmadığı, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin İİK'nun 67.maddesi gereğince reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; sözleşmeden de görüleceği üzere davalının hem şirket kaşesi üzerinde, hem de ayrıca kendisi adına \"okudum, anladım\" ibareli el yazısı altına imza attığını, bu nedenle ...'nun sözleşmenin tarafı olduğuna şüphe olmayıp, sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini, mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamaların tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dahil olmak üzere T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile nakden ve defaten itirazsız ödemeyi ve ayrıca Şirket’e 230.000,00 TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi/distribütörün kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ödemeyi, cezai şartın tenkisini talep etmemeyi  kabul ve taahhüt ettiğini, katkı payının ödeme tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerektiğini, cezai şarttan tenkis kararı verilemeyeceğini, kefil ... yönünden vekalet ücretinin de maktu takdir edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşme kapsamında katkı bedeline işletilecek faizin hangi tarihten başlatılacağı, cezai şartın tenkis edilip edilemeyeceği, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanıp imzalanmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı ile katkı payı alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Ankara 14. İcra Müd. 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasının tetkikinden; davacının, 230.000,00-TL cezai şart alacağı, 992,47-TL cezai şart alacağına işlemiş faiz, 199.641,92-TL nakit/nakit bazlı kredi alacağı, 66.164,89-TL işlemiş faiz, 413,92-TL ihtarname masrafı ile 915,45-TL tespit ücreti olmak üzere toplamda 498.128,65-TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalılara ayrı ayrı 20.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların süresi içerisinde (23.12.2016) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bu suretle davacının süresi içerisinde  itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>Somut olayda, davacı ile davalı ... ... Ltd. Şti. arasında 05.03.2013 tarihli \"Açık Satış Noktası Sözleşmesi\" imzalandığı, sözleşme ile belirlenen süre dolmadan davalı şirketin ticari faaliyetine son verdiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmayıp, taraflar arasındaki ihtilafın, ticari faaliyetin sona erme sebebi, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı, yine davacının nakit/nakit bazlı katkı tutarı alacağının olup olmadığı, var ise miktarı, davalı ...'nun davaya dayanak olan sözleşme kapsamında davacıya karşı sorumlu olup olmadığı ve bu suretle takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarı noktasında toplanmıştır.<br>Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.<br>Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder.<br>Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 05/03/2015 tarihinde satış sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 16. maddesinde davalı işletmecinin sözleşme süresi içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya bu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlâl etmesi, sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi hâlinde davacı şirket kayıtlarındaki borçları ile şirketten almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamalarının tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını, verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dâhil olmak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte şirkete nakden ödeyeceği, ayrıca cezaî şart ile birlikte şirketin kâr kaybı da dâhil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin ödemeyi kabul ettiği belirtilmiştir.<br>Davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak  sözleşmeyi süresinden önce sonlandırdığı, sözleşmeye konu   mal satın almaması nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğu sabittir. Ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şartta hükmederken 6102 sayılı TTK’nın 22.  maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezaî şart bedelinden indirim yapılmamış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür.<br>Hemen belirtilmelidir ki; cezaî şart, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus ahlâka ve adaba aykırı sayılacağından, hâkimin cezaî şartın tamamen veya kısmen geçersiz olduğuna karar vermesi mümkün ise de; bir sözleşmenin taraflardan biri için ekonomik yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâka ve adaba aykırı olduğu hususu taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira bir tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâka ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Ahlâka ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değeri, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu tespit edilmeli, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını belirlenmelidir (İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, s. 237).<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeye göre davalı şirket tarafından cezaî şart taahhüt edildiği, davacı şirket tarafından davalı şirketten 230.000,00 TL cezaî şart talep edildiği, davalı şirketin cevap dilekçesi ile cezaî şart tutarının fahiş olduğundan ve ekonomik mahvına neden olacağından bahisle mahkemeden indirim talep ettiği, yargılama sırasında davalı şirketin sorumlu olacağı cezaî şart tutarının 161.000,00TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen  karar yerinde değildir.(Yargıtay HGK 2017/(19)-11 943 Esas, 2021/984 Karar 14/09/2021 tarih, 2024/11-108 Esas 2024/596 Karar 27/11/2024 tarihli)<br>Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmeden tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/323 E - 2025/355 K ve 22/05/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> ¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Üye<br>¸e-imza <br><br>Katip<br>¸e-imza <br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a41e6c0c7085ed65","SID":"c21b9b0e14b05d8d"}}