{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1273 <br>KARAR NO\t\t: 2026/161<br>KARAR TARİHİ\t: 22/01/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2016/816  Esas 2022/191 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/01/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/01/2026<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketlerin ...’da hizmet alımı yolu ile yapılan sayaç okuma ve açma kesme işinin ihalesini alan yükleniciler olduğu, davalı firmalarda işçi olarak sayaç okuma işinde çalışan ... .’ın İdare aleyhine İzmir 5. İş Mahkemesinin 2011/366 E. Sayılı dosyası ile açtığı davada kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatilinde çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacağını talep ettiği, İzmir 5. İş Mahkemesinin 2012/290 K. sayılı ilamı ile 33.364,50.-TL. brüt kıdem tazminatının, fesih tarihinden itibaren, bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile 15.108,60.-TL. brüt yıllık izin, 2.147,60.-TL. brüt ihbar tazminatının, dava tarihi ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte 24.610,12.-TL., brüt fazla çalışma ücretinin ve 6.465,81.-TL. brüt hafta tatili ücretinin, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte İdareden alınarak davacıya verilmesine karar verdiği, kararın İdare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2012/24412 E., 2014/21047 K. sayılı ilamı ile idare lehine bozulduğu, bu aşamada davacının, İzmir 5. İş Mahkemesinin 2011/366 E., 2012/290 K. sayılı ilamını İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2012/6324 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğu, İdarece, İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2012/6324 E. sayılı dosyasına 14.07.2015 tarihinde 103.100,94.-TL., 04.08.2015 tarihinde ise 992,72.-TL. Ödendiği, davalıların işçisi olan ....'ın kendi firmalarında çalıştığı dönemlerde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında doğacak alacaklarından sorumlu olduklarından işbu davanın açılmasına gerek duyulduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ..... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı işçi davalı şirket bünyesinde davalı ile davacı ... . arasında imzalanan sözleşme uyarınca, .... Hizmet alanında bulunan İzmir su sayaçlarını açma-kesme, sayaç okuma ve ihbar dağıtma işinde 31/10/2007-30/01/2008 tarihleri arasında 738,88TL ücret ile 3,5 ay çalışmış akabinde ihale konusu işin davalı firma bünyesinde kalmaması ve işin süresinin bitmesi üzerine dava dışı işçinin iş akdi ihbar sürelerine uyularak feshedildiğini, dava dışı işçinin kıdem süresi dolmadığından kıdem tazminatı hak etmediğini, dava konusu olayda da, davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumlu olduğunu, davalı kurumun yaptırdığın işlere ilişkin olarak işçiye ödenen haklardan dolayı iş hukuku gereğince alt işveren ile birlikte asıl işveren alt işveren sıfatları ile sorumlu olmaları , işçilik haklarının garanti altına alınmasına yönelik olup kurum ile müteahhit arasındaki hukuki ilişkinin ise kurulan sözleşme ile Borçlar Hukuku gereğince düzenlenmiş hükümlere göre çözümlenmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>MAHKEMECE: \"...,Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacının belirli dönemlerde hizmet ilişkisi çerçevesinde davalının işçilerini kendi bünyesinde çalıştırdığı, davacının asıl işveren, davalının alt işveren statüsünde bulunduğu, dava dışı işçilerden birinin işçilik alacaklarını elde etmek amacıyla mahkememiz dosyasında davacı olan şirkete karşı iş mahkemesinde alacak davası açtığı, davayı kazandığı, dosyamız davacısının dava dışı işçiye mahkeme kararıyla hüküm altına alının işçilik alacaklarını ödediği, karar kesinleşmekle beraber dosyamız davacısının asıl işveren sıfatıyla yaptığı ödemelerden kaynaklı olarak alt işverene karşı rücu davacı açtığı, davalı alt işveren şirketler ve davacı asıl işveren şirket arasındaki sözleşmeler ihaleler ve iş kanunu çerçevesinde davacının davalılara rücu edebileceği miktar bilirkişi incelemesiyle tespit ettirilmiş, yapılan tespitin yasa ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile; <br>\"-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;<br>1-Davalı ..... Şti. İçin 6.352,47 TL asıl alacak, 527,86 TL temerrüt faizinin,<br>-Davalı.... A.Ş. İçin 5.024,10 TL asıl alacak, 417,48 TL temerrüt faizinin,<br>-Davalı .... Şti. İçin 8.916,82 TL asıl alacak, 740,95 TL temerrüt faizinin,<br>-Davalı ....A.Ş. 15.383,44 TL asıl alacak, 1.278,30 TL temerrüt faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya VERİLMESİNE,      \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, tarafları ve konusu aynı olan ve aynı doğrultuda hükme bağlanan İzmir 5. Asliye Hukuk Hakimliğinin 2013/271E., 2015/439K. sayılı ilamının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4157E., 2022/128K. sayılı ilamı ile bozulduğunu, yine tarafları ve konusu aynı olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/196E., 2015/1184K. sayılı ilamının İdareleri tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/2943E., 2018/5569K. sayılı ilamı ile; bozulduğunu, yine 11. Asliye Hukuk Hakimliğinin 2015/394E., 2018/683K. sayılı ilamı ile İdarelerinin  ödediği işçilik alacaklarının tamamının davalılardan alınmasına karar verildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Daireside 07.03.2018 tarih 2017/2528E., 2018/291K. sayılı ilamı ile “.... taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde bulunan şartnamelerde, tarafların asıl ve alt işvereni oldukları işçilerin, fiili işçilik dışındaki diğer tazminat hak ve alacaklarından hangi oranda sorumlu olacaklarına dair bir hüküm olup olmadığı incelendiğinde sözleşmenin 22.1 maddesi genel şartnamenin 38/7 maddesine atıf yapıldığı, genel şartnamenin 38/7 maddesinde “yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur...” hükmünün bulunduğu, bu hüküm uyarınca alt işverenlerin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden miktarın tamamından sorumlu oldukları anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporunda hesaplanan davalı alt işverenler hakkında belirlenen rakamlar üzerinden verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğuna” 28.12.2017 tarih 2017/3006E., 2017/2353K. sayılı ilamı ile de “....sözleşmenin 23. maddesi ve atıf yaptığı Genel Şartnamenin 6. bölümündeki 38. maddesindeki 7. bendinde “yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi personel ve teknik elemanların ücretlerinin ödenmesinden  doğrudan  doğruya  yüklenici sorumludur.” hükmünün mevcut olduğu anlaşılmakla, davalının, dava dışı işçilerin çalıştığı döneme isabet eden işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olduğu sözleşmenin eki mahiyetindeki şartnamenin 6. bölümünün 38. maddesinin 7. bendinde bulunan hüküm nedeni ile bu sorumluluğunun tam olduğuna” karar verildiğini beyanla İdareleri tarafından davalılara 14.07.2015 tarihinde ödenen 95.015,94 TL'nin davalılardan sorumlu oldukları dönemler dikkate alınarak tahsiline karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen  tahsili istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.   <br>Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim  Türk Borçlar Kanununun 167. maddesinde düzenlenen, \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.\" şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de  belirtilmiştir. <br>Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/2245 esas 2020/3609 karar sayılı emsal kararında  \"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.   <br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/1093 esas 2020/2269 karar sayılı kararı da aynı yöndedir.<br>Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/3256 esas 2022/3847 karar sayılı emsal ilamında \"Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması  sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.\t<br>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği  bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.<br>Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye  devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. <br>İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. <br>Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak  davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işçi ile işveren arasında uygulanması gereken kanun maddeleri gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.\t<br>Mahkemece alınan 01/09/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda dava dışı işçinin davalı şirketlerde 01/07/2004 ile 31/12/2010 tarihleri arasında çalıştığı, davalı ....Şti.’de 435 gün,  davalı ....i  A.Ş.’de 358 gün, davalı .... Ltd. Şti.’de 421 gün, davalı ... A.Ş.’de 739 gün çalıştığı tespit edilerek hesaplama yapıldığı, 1/2 oranında sorumluluğa göre hesaplama yapılmadığı  görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  alınan bilirkişi ek raporunda dava dışı işçinin davalı şirketlerde çalıştığı 1953 günlük döneme göre hesaplama yapıldığının,  davacı tarafça dava dışı  işçiye ödenen tazminat bedelinden alt iş veren davalıların çalıştırdıkları süre ile sınırlı sorumlu olduklarının anlaşılmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih, 2016/816  Esas ve 2022/191 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, <br><br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d3039d18238172d9","SID":"ab7a7ce8a29fa21b"}}