{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/504 <br>KARAR NO\t: 2026/661<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...                (...)<br>KATİP\t\t: ...            (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/236 E.  -  2023/291 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: FSEK'E Dayalı Tespit,Men,Ref, Maddi Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2023 tarih ve 2022/236 E. - 2023/291 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, 12 parçadan oluşan  \"...\" adlı albümün eser sahibi ve icracısı olan müvekkilinin 9/6/2003 tarihli muvafakatname ile tek tek sayılan eserlerin plak, kaset, CD, VCD ve her türlü görüntülü,  görüntüsüz ses taşıyıcılarında yayınlama ve dağıtım iznini davalı ...'e verdiğini, ancak gelinen noktada müvekkiline ait eserlerin bu muvafakatname kapsamında olmayan Youtube, Spotify, Deezer, Fizy Müzik gibi dijital platformlarda izinsiz olarak yayımlandığını, bu eylemlerini sona erdirmesi için ihtar çekilmişse de, davalının içerikleri anılan platformlardan kaldırmadığını ve  müvekkilinin vermiş olduğu muvafakatnamenin dışına çıkalarak eserlerin dijital ortamda  yayımlamasının umuma iletim hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına yönelik tecavüzün menine, ref'ine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tDavalı vekili, dava şartı olan arabuluculuk koşulu yerine getirilmeden dava açıldığını, davacı tarafından düzenlenen İstanbul 32. Noterliğinin 9/6/2003 tarihli muvafakatnamesi ile dava konusu fonogramların müvekkiline devredildiğini, tarafların iradesinin, umuma iletim hakkı ve dijital hakkı da dahil olmak üzere tüm hakların müvekkiline devredilmesine yönelik olduğunu, söz konusu izne bağlı olarak anılan eserlerin dijital mecrada kullanıldığını, davacının  herhangi bir itirazının bulunmadığını, dijital haklarda dahil bütün haklarını müvekkiline devrettiğinin farkında olduğunu, eserlerin dijital platformlarda yayımlandığını bilmesine rağmen ancak seneler sonra umuma iletim hakkı ve dijital hakların esasen devredilmediğini ileri sürmesinin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve umuma iletim hakkı ile dijital hakları devretmediğini iddia eden davacının bu durumda uzun yıllara dayanan mevcut kullanıma neden ses çıkarmadığını açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, temin edilen bilirkişi raporuna göre, davaya konu \"...\" isimli fikri ürünlerin belirli bir sıra (gam), bağlılık, melodi ve ritim taşıması nedeniyle musiki eseri niteliğine sahip olduğu, davacı tarafından düzenlenen muvafakatname ile bu eserlerin mali hakları kullanma yetkisinin Youtube, Spotify, Deezer, Fizy Müzik gibi dijital platformlarıda dahil olmak üzere davalıya devredildiği ve buna bağlı olarak tecavüzün ref’i ve men’i koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.  <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 9/6/2003  tarihli muvafakatnamenin, düzenlendiği tarihte var olmayan dijital platformları kapsadığının  kabulünün mümkün olmadığını, zira tarafların hayatın olağan akışı içinde ancak sözleşmenin düzenlendiği tarihteki dönemde mevcut olan hususları değerlendirme ve sonuçlarını öngörebilme yetisine sahip olduklarını, anılan muvafakatnamede o tarihte mevcut cd, vcd, plak, kaset vs  görüntülü ve görüntüsüz ses taşıyıcılarının yayınlanmasına ve dağıtılmasına izin verildiğini, FSEK 52. maddesi uyarınca, mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerekli olduğunu, dolayısı ile sözleşmede yazılı olmayan hususların devir kapsamında kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin muvafakatının gelecekte kurulabilecek her türlü platform için geçerli olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığını,  davalının müvekkiline ait eserleri dijital ortamda yayarak hukuka aykırı menfaat elde ettiğini,  hükme esas alınan raporun eksik ve hukuka aykırı olduğunu ve kök rapora yönelik itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, FSEK'E dayalı tespit,men,ref, maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDava konusu \"...\" adlı albümde yer alan parçaların 5846 sayılı FSEK hükümlerine göre musiki eseri niteliğinde oldukları hususunda bir uyuşmazlık mevcut değildir. Mahkemece  İstanbul 32. Noterliğinin 9/6/2003 tarihli  muvafakatnamesi ile davacının bu eserlerin mali hakları kullanma yetkisinin Youtube, Spotify, Deezer, Fizy Müzik gibi dijital platformlarda dahil olmak üzere davalıya devrettiği gerekçesi ile davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tDavalının savunmalarına dayanak yaptığı ve mahkemece hükme esas alınan İstanbul 32. Noterliğinin 9/6/2003 tarihli muvafakatnamesi ile davacı beste, söz ve seslendirmeleri kendisine ait olan \"...\" adlı albümün davalı tarafından plak, kaset, CD, VCD ve her türlü görüntülü veya görüntüsüz ses taşıyıcılarında (kliplerde) kullanılmasına, yayınlanmasına ve dağıtılmasına rıza ve muvafakat vermiştir. Bu durumda uyuşmazlık muvafakatnamenin anılan eserlerin Yotube, Spotify, Deezer ve Fizy Müzik gibi dijital platformları da kapsar şekilde mali  haklarını devredip devretmediği noktasındadır.<br>\t5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun \"İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı\" kenar başlıklı 25. maddesi \"Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi  telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere  işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu  kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir.\" hükmünü içermektedir. Aynı Kanun'un 52. maddesi ise  \"Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.\" şeklindedir. <br>\tBu düzenlemeler ışığında, 5846 sayılı Kanun'un 52. maddesi gereği mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur. Yazılı olarak düzenlenen muvafakatnamede eserlerin plak, kaset, CD, VCD ve her türlü görüntülü veya görüntüsüz ses taşıyıcılarında (kliplerde) kullanılmasına, yayınlanmasına ve dağıtılmasına rıza gösterilmişse de, düzenleme tarihinde dava konusu yapılan dijital platformlar henüz mevcut olmadığından bu platformlara ilişkin bir husus bulunmamaktadır. Öte yandan davalı  tarafından dijital platformların faaliyete geçmesinden sonra bu dijital platformlarda dahil olmak üzere umuma iletim hakkının davacı tarafından devredildiğine dair bir iddia ileri sürülmemiştir. Davalı tarafından tarafların iradesinin bu yönde olması nedeniyle davaya konu dijital platformların 9/6/2003 tarihli muvafakatname kapsamında bulunduğu iddia edilmişse de, 5846 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre, henüz var olmayan mali hakların önceden devri geçersiz olup muvafakatname tarihinde mevcut olmayan platformlar için bu hakkın devredildiğinin kabulü mümkün olmadığından tarafların iradesi kapsamında sonradan doğan dijital kullanım haklarının bulunmadığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısı ile davacının muvafakatı olmadan davacıya ait musiki eserlerinin anılan dijital platformlarda yayımlamasının umuma iletim hakkını ihlal ettiği kabul edilmelidir. <br>\tFSEK'in 68. maddesi, \"Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.\" hükmünü içermektedir. Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin (varsayımsal sözleşme bedeli) ne şekilde tespit edileceği konusunda HGK'nın 20/03/2002 tarih ve 2002/11-176 E.-2002/214 K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan kararda, varsayımsal sözleşme bedelinin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılabilir. Bu tür sözleşmeler emsal alınırken, sözleşmenin dava konusu olaya ne ölçüde uyduğunun, aradaki farklılıkların ve benzerliklerin neler olduğunun gözetilmesi zorunludur.  <br>\tBorçlar Kanunu'nun 50/2. maddesine göre de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Zira Yargıtay 11. HD'nin 21.03.2014 tarih, 2012/15759 E,2014/5575, 10.06.2019 tarih, 2018/2580 E., 2019/4210 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, zarar miktarının tam olarak tespit edilemediği hallerde, dava sırasında yürürlükte bulunan TBK'nın 50. (818 sayılı BK'nın 42. maddesi) maddesi uyarınca zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekmektedir.<br>\tBu itibarla, yasal düzenlemeler ve tazminatın tespitine  ilişkin açıklamalar uyarınca, somut uyuşmazlıkta, mahkemece, davacıya ait eserlerin anılan dijital ortamlarda yayımlanmasından kaynaklı olarak bilirkişi heyetinden, FSEK'in 68.maddesi uyarınca talep edilebilecek tazminat hesabını içerir bilirkişi raporu alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğu olmadığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/06/2023 gün ve 2022/236 E. - 2023/291 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b404e38de461870c","SID":"395718ba2456f53a"}}