{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2026/149 Esas<br>KARAR NO:2026/444<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:23/10/2025<br>NUMARASI:2024/282 E. - 2025/152 K.<br>DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 1961 yılından bu yana sanayi ve ticaret alanında faaliyet gösteren, güçlü markaları ile hızla büyüyen ve piyasaya yenilikçi çözümler sunan global bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin ürün gruplarından olan \"...\" seri isimli ürünlerin tüketici nezdinde kısa sürede tanınmışlığa ulaşan ve büyük bir beğeni toplayan ürünler olup, piyasaya  sunulma tarihinden bu yana müvekkilinin tüketici nezdinde en çok tercih edilen ürün serilerinden biri olduğunu, ilk kez müvekkili şirket tarafından tasarlanarak ticaret mevkiine sunulan tasarımların ... numaralı çoklu tasarım tescil belgesi ile müvekkili adına korunmakta olduğunu, müvekkilinin tasarımlarının aynısının, davalı tarafından izinsiz kopyalanarak satışa sunulduğunu, ticaret mevkiine konulduğunu, tasarımların haksız ve hukuka aykırı şekilde kopyalanarak benzerlerinin satışa sunulmasının müvekkilinin tasarım tescillerinden doğan haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin itibarından ve tanımışlığından faydalanıldığını, haksız menfaat temin edilmeye çalışıldığını, davalının imalattan gelen teknik zorunluluk olmamasına rağmen müvekkilinin tescilli tasarımının aynılarını piyasaya sürdüğünü, müvekkilinin ticari faaliyetleri ve ürünleri ile iltibas yaratarak tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olduğu ve müvekkilinin uzun yıllar sonucu emek ve çabaları ile oluşturduğu tüketiciler nezdindeki haklı güven duygusundan haksız ve hukuka aykırı şekilde yararlandığı hususlarının tespit raporu ile sabit olduğunu ve davalı eyleminin müvekkilinin tescilli tasarım hakkına tecavüz yanında haksız rekabet de teşkil ettiğini iddia ederek davalının müvekkilinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitini, men'i ve ref'i ile 5.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi ve 50.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, davaya herhangi bir cevap vermediği gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığı anlaşılmıştır. Dairemiz kaldırma kararı öncesinde Mahkemenin 13/06/2024 Tarih ve 2023/159 Esas - 2024/123 Karar sayılı kararı ile; \"Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli ... (...) numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının giderilmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konularak imhasına, takdiren 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan hükmün kesinleştiği tarih itibariyle tirajı en yüksek üç  gazetenin birinde ilanına, davacının haksız rekabet , itibar tazminatı ve sair fazlaya dair taleplerinin reddine\" dair karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2024 Tarih ve 2024/1569 Esas - 2024/1962  Karar sayılı kararı ile \"Dosyadaki tebligat parçalarının incelenmesinde, dava dilekçesi, mahkeme ara kararı ve ön inceleme duruşma gününün davalının \"...Bağcılar/İSTANBUL\" adresinde bizzat kendisine tebliğ edildiği anlaşılmakla, bilirkişi raporunun aynı adrese tebliğ edilerek, HMK 281. Madde gereğince iki haftalık beyanda bulunma süresinin beklenmesi gerekirken, cevap hakkı tanınmadan dosyada karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatinde bulunduğumdan, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri  bu aşamada incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesi, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak...\" gerekçesi ve \"Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜne; davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/06/2024 tarih, 2023/159 E. 2024/123 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine\"  dair karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrasında İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve aldırılan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalının davacı adına olan ... numaralı tasarım tescili ile bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmayan ürünleri ürettirerek piyasaya arz ettiği ve böylece 6769 Sayılı SMK'nın 81/1. Maddesi uyarınca davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüzde bulunduğu anlaşılmakla, tasarım tescilinden doğan haklara tecavüz yönünden davanın kabulü gerekmiştir.Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının tecavüze konu ürünlerden elde ettiği net gelirin tespit edilememiş olması karşısında , tecavüze konu ürünlerin niteliği ve sayısı, davalı işletmesinin hacmi gözetilerek TBK 50 ve 51 maddeleri kapsamında davacı yararına 5.000,00 TL maddi tazminat takdir edilmiştir. Davalının eylemi aynı zamanda davacının tasarımdan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, süresi ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.Davacının itibar tazminatı talebine gelince; Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016 tarih ve 2015/8175 Esas- 2016/5114 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; \"Markanın(tasarımın) itibarı kavramı, marka ile inşa edilen imajı ifade etmektedir. Zira imaj ve güven oluşturmanın bir maliyeti vardır. İtibar zararı ise inşa edilen veya edilmekte olan imajın zedelenmesi nedeniyle doğan zarardır. İtibar tazminatı belirlenirken, bir taraftan imaj inşası için gerçekleştirilen giderlerden hareket ederek zararın giderilmesi için yapılması gereken (reklam kampanyası gibi) giderleri dikkate almalı, diğer taraftan da itibar kaybının manevi yönünü göz önünde tutulmalıdır.\" Somut uyuşmazlıkta, davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığı hususu ispatlanamadığı gibi, davacının marka ve tasarım imajının zedelendiği hususu da ispatlanamamıştır. Keza , bozulan imajın düzeltilmesi için herhangi bir masraf yapılması gerektiği de ispatlanamamıştır. Bu itibarla, itibar tazminatına yönelik talebin reddi gerekmiştir.Yine, davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında;  \"... markaların(tasarım) kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından,.\" şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının tasarım hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabet isteminin reddine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>-Dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda net rakamlar tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporunda tespit edilen rakamların üzerinde bir tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini ayrıca tazminata yasal faiz yerine reeskont faizi uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, <br>-Bilirkişi raporunda belirtilen tutarlar ve diğer hususlar göz önüne alındığında hüküm özetinin en yüksek tirajlı gazetede ilan edilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, Sinai Mülkiyet Kanun'un 149/1-g maddesi gereğince haklı bir sebebin bulunması veya menfaatinin bulunması halinde özetin ilan edileceğinin belirtildiğini, Mahkemece ise haklı sebebin yada menfaatinin bulunup bulunmaması hususları dikkate alınmadan karar verildiğini kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>-Manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine yönelik kararın kaldırılması gerektiğini, tasarım hakkına tecavüz iddialarının hukuki geçerliliği tamamen ispatlanarak bu yönde hüküm kurulmuş iken, diğer bir deyişle davalının vekil eden sınai Mülkiyet haklarına tecavüzü sabit iken, manevi tazminat talebimizin 1/10 gibi oldukça düşük bir oranda manevi tazminata hükmedilmesinin, vekil eden şirketin ve ticari faaliyetlerinin büyüklüğü, ürünlerinin ve ... markalarının tüketici nezdinde tanınırlığı, ticari itibarı, davalı tarafından satışa sunulan ürünlerin adedi ve satış yoğunluğu, tasarım hakkına tecavüze konu edilen tabak tasarımların adedi, davalının tacir olup aynı sektörde faaliyet göstermesi, yoğun miktarda satış gerçekleştirilmesi gibi önemli faktörlerin göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminatın miktarına eşit ya da daha az manevi tazminat rakamı belirlenmesi biçiminde yaygın uygulama her zaman için uygun olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine yönelik kısmı bakımından kaldırılarak 100.000 TL tutarındaki manevi tazminatın delil tespiti tarihi olan, 29.03.2023 den itibaren  işleyecek kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte taraflarına verilmesi gerektiğini, <br>-somut uyuşmazlıkta haksız rekabete ilişkin iddialarının kümülatif korumadan yararlanması gerektiğini,  güncel yargı kararlarına yer vermek gerekirse İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2022/1370 E. 2025/381 K. ve 27.02.2025 tarihli Kararında gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın haksız rekabet yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, <br>-Vekil eden şirketin ürün gruplarından olan ... seri isimli ürünleri tüketici nezdinde kısa sürede tanınmışlığa ulaşan ve büyük bir beğeni toplayan ürünler olup, piyasaya sunulma tarihinden bu yana vekil eden şirketin tüketici nezdinde en çok tercih edilen ürün serilerinden biri olduğunu ve davalının vekil eden şirketin tasarım tescilinden doğan haklarının ihlal edildiği ve vekil eden şirketin itibarından ve tanınmışlığından haksız olarak faydalanılması suretiyle hukuka aykırı menfaat temin edilmeye çalışıldığının tespit edildiğini, Bakırköy 1. FSHHM 2023/83 D.iş Sayılı dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu içerisinde yer alan görsellerde karşı tarafın ilgili ürünleri satışa sunma, pazarlama şeklinin dahi vekil eden şirketin marka ve tasarım imajının zedelemesine yeter seviyede olduğunu, ilgili ürünler oldukça kötü ve kalitesiz şekilde üretilmiş olup vekil eden şirketin prestijine uygun olmayacak ortamda ve şekilde pazarlandığını, bu nedenlere davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının davacının tasarımdan doğan haklarına tecavüzü ve haksız rekabetinin  tespiti, men'i ve ref'i ile maddi, manevi ve itibar tazminatının davalıdan tahsili taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan,  ...ve ... tescil numaralı  tasarımların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilince bildirilen ve celp edilmesi gereken deliller celp edildikten sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup; bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 19/04/2024 tarihli raporda sonuç olarak; davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün   arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığını, bu   sebeple benzer olarak algılandıklarını, davalı tarafın, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, dava konusu tasarıma yönelik, dava tarihine kadar, ne kadar satış yaptığı ve ne kadar kazanç elde  ettiğinin tespit edilemediğini, davalı tarafın şirket merkezinde bilirkişi marifeti ile yapılan keşifte benzerlik tespit edilen 3.840 adet kavel marka çay tabağını, davalı tarafın piyasada satışa sunmuş olması durumunda, satış faturalarında görülen çay tabağı en yüksek birim satış fiyatı ve mali  tablolarında beyan edilen Faaliyet Karlılık oranı dikkate alınarak, elde ettiği muhtemel  kazancının 4.106,49 TL.’sı olarak hesap edildiğini, dava konusu tasarımın satışlara olan  etkisinin %40 civarında olabileceği dikkate alındığında davalı tarafın, dava konusu tasarım  kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 1.642,60 TL.’sı olarak hesap edildiğini,  ancak davalı tarafın şirket merkezinde tespit edilen ürünlerin dışında, dava tarihine kadar  olan dönem içerisinde başka satışının olup olmadığının tespit edilemediğini, bu nedenle davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddelerine  göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir. Davalı taraf istinaf istemine ilişkin olarak; SMK 149. Maddesine göre, sınai mülkiyet  hakkına tecavüz edilen hak  sahibi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Somut olayda davalının mali kayıtları üzerinde inceleme yapılmış ise de , dava konusu   tasarıma yönelik, dava tarihine kadar, ne kadar satış yaptığı ve ne kadar kazanç elde ettiğinin tespit edilemediği, bu itibarla, SMK 151/3 maddesi uyarınca, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur hükmü ile birlikte  somut olayın özelliklerine,  göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olarak tam miktar belirlenemediğinden mahkemece TBK, 50-51 maddeleri gereğince belirlenen 5.000,00  TL maddi tazminatın  kabul edildiği ve makul  olduğu, bilirkişilerce tespit edilen miktarın sadece eldeki çay tabağı hesabına ilişkin olduğu, bu nedenle esas alınmamasında aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Hüküm altına alınan maddi tazminatın miktar itibariyle HMK 341.maddesine göre kesin nitelikte bir karar olduğu, hükmün gazetede ilanı için tasarım hakkına tecavüzün gerçekleşmiş olmasının yeterli olduğu, başkaca  haklı bir sebebin bulunmasının gerekmediği,  anlaşılmıştır.Faiz türü bakımından ise, SMK kapsamında korunun tasarıma tecavüzden kaynaklanan bu dava, mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan davacı yararına hüküm altına alınan tazminatların ticari faiz ile tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değildir.Davacı taraf istinaf istemine ilişkin olarak;Davacılar tarafından itibar tazminatına yönelik istinaf sebebine ilişkin olarak, SMK’nın 150/2. maddesinde itibar tazminatın hükmedilebilmesi için hakka konu olan ürünün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi  yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarara uğraması gerektiği düzenlenmiş olup mevcut delil durumu itibari ile itibar tazminatı koşullarının oluştuğuna ilişkin kötü şekilde üretime yönelik tespit ve saptamanın bulunmadığı, davalının sınai mülkiyet hakkının itibarını zarara uğrattığı hususunun ispata muhtaç kaldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin davacıların itibar tazminatı isteminin reddine yönelik kararında isabetsizlik görülmemiştir.Hüküm altına alınan manevi tazminatın  somut olayın özelliği, ihlalin ve zararın boyutu , süresi dikkate alınarak dosya kapsamına uygun olduğu, ihlalin boyutu ve süresine göre (delil tespiti tarihi 29.03.2023 ile 24/07/2023 dava tarihi arasındaki süre)  hakkaniyete uygun olduğu  anlaşılmıştır.Davacı tarafça davalı eyleminin haksız rekabet yarattığı da ileri sürülmekle, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekmiştir.2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin 54/1.a.4 hükmü ve gerekçesi, -henüz SMK kabul edilmeden önceki dönemde- fikrî mülkiyet haklarının bu hüküm kapsamında korunabilirliği hususunda tereddütlere neden olmuştur. Bu tereddüt, temelde hükmün 6762 sayılı eski TTK'nın 57/5.maddesine göre daha dar kapsamlı kaleme alınarak “mal, iş ürünü, faaliyet veya iş” ifadesinin tercih edilmesinden kaynaklanmıştır. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5.maddesi aynen” Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” hükmünü haiz iken 6102 sayılı yeni TTK'nın 55/1.a.4. maddesi aynen “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmünü haizdir.TTK m. 54/1.a.4 hükmüne ilişkin madde gerekçesi aynen şu şekildedir: “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibasıdüzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. ... \"iltibas\" yerine \"karıştırılma\"yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. \"Karıştırılma\", yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik \"karıştırılma\" kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir. 6762 sayılı Kanun hükmü, başkasının \"ad, unvan, marka,işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları\" cümle parçasına yer vermiştir. Oysa, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşulu, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ...'da, ...'da, ...'da ve unvanla ilgili olarak ...'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez.” şeklindeki ifadeden, esasen hâlihazırda kümülatif koruma ilkesinin geçerli olduğu, ancak bu ilkenin varlığının da belirtilen cümle parçalarının maddede yer almalarını gerektirmediği anlamı çıkmaktadır. Dolayısıyla, gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması ve TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesinin, fikrȋ mülkiyet mevzuatının yanında, ondan bağımsız olarak uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Şu hususun özellikle belirtilmesi gerekir: özel hukuki düzenlemelerin korudukları konu ile haksız rekabetin koruduğu konu farklıdır. Şöyle ki, bir markanın taklit edilmesi marka hakkına zarar verebileceği gibi haksız rekabete de yol açmaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ayırtedici işaretlerin ayrı ayrı sayılmamış olması, fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerle haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. (Prof. Hamdi Yasaman – Prof Reha Poroy, Ticari İşletme Hukuku, 20. Baskı. 2024, s. 410. vd) SMK hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle TTK.nun haksız rekabet hükümleri kadük hale gelmemiştir. Aksinin kabulü aşkın yorumdur.(Prof.Arslan Kaya-Prof.Koray Demir,Rekabet ve Haksız Rekabet Hukukunun Esasları, Baskı 2024, s.122 vd)  Haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp  bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku 5.Bası  s.37, 2012)TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır.Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni ... sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygun olup, somut olayda, TTK 55/1-a-4   maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin SMK'da düzenlenen markaya tecavüze ilişkin hükümlerle birlikte kümülatif olarak uygulanabileceği kanaatiyle,davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, davalı istinaf isteminin esastan reddine,  mahkeme kararının kaldırılmasına, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabete yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,<br>3-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/10/2025 tarih, 2024/282 E. 2025/152 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>4-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli 2013/07656 (3) numaralı tasarımdan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil ettiğinin  tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının giderilmesine, tecavüz teşkil eden davalı ürünlerine el konularak imhasına,<br>5-Takdiren 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan hükmün kesinleştiği tarih itibariyle tirajı en yüksek üç  gazetenin birinde ilanına, <br>7-Davacının  itibar tazminatı ve sair fazlaya dair taleplerinin reddine, <br>8-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>8/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken tasarıma tecavüz, maddi ve manevi talepler yönünden 732,00x3= 2.196,00 TL karar harcından peşin alınan 2.647,02 TL'nin mahsubu  ile, fazlaya ilişkin olan 451,02 TL harcın  talebi ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, <br>8/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 269,85-TL başvurma harcı,  2.647,02 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.354,20 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.177,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>8/c-Davalı tarafından yapılan 62,50 TL yargılama giderinin, davanın kabul/ret oranına göre 25,00 TL'sinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin üzerinde bırakılmasına, <br>8/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen  tasarımdan doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğinin 13/2 maddesi gereğince, kabul edilen  maddi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen  manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8/f-Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas-2024/226 Karar sayılı olup 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe giren iptal kararı gereğince, reddedilen manevi tazminat davası yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen itibar tazminatı davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>9-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>9/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.390,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.658,85-TL harcın davalıdan fazla harcın, talep ve istek halinde davacıya iadesine, <br>9/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>9/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10-TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>9/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>9/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"529bf7a2955d429a","SID":"1f254d5419914dea"}}