{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1977 - 2026/545<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1977 <br>KARAR NO\t: 2026/545<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 19/07/2024<br>NUMARASI\t: 2023/417 Esas - 2024/594 Karar<br><br>DAVACI\t: KÖŞKERLER ÇELİK HALAT VE MAKİNE SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 25/05/2023<br>KARAR TARİHİ\t  : 17/03/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 17/03/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Dilovası İmes Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Çelik Halat ve Çelik Tel üretimi yapan uluslararası olarak faaliyet gösteren ve faaliyet gösteren bir sanayi kuruluşu olduğunu, davalı ...'ın 24.05.2021 tarihinde müvekkil şirketinde işe başladığını, iş akdinin kendi isteği ile istifa sebebiyle sona erdiğini 30.12.2021 tarihine kadar Üretim ve Üretim Planlama Mühendisi olarak çalıştığını, davacının son brüt ücreti 5.000.-TL olup bu durum son aya ilişkin imzalı ücret bordrolarından görüleceğini, müvekkil şirketin bayram ikramiyeleri de dahil olmak üzere bütün hak edişleri ve ödemeleri banka aracılığı ile yaptığını, ödemelerin hepsinin bordroya yansıtıldığını, ayrıca yemek ve servis de müvekkil şirketi tarafından karşılandığını, davacı ile 24.05.2021 tarihinde \"gizlilik sözleşmesi\" isimli sözleşmenin imzalandığını, kendisine iş akdi sonrası rekabet etmeme ve rakip işletmelerde çalışmama borcu yükletilmesine karşılık kendisinin bu yükümlülüğünü ihlal ettiğini,  şimdilik 6 brüt maaş tutarı olan 30.000.-TL'lik kısmının yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık açısından ortada bütün unsurları ile kurulmuş olan iş sözleşmesi mevcut olduğu, uyuşmazlık konusunun iş sözleşmesi ve eki gizlilik sözleşmesinden kaynaklandığını, bu itibarla 4857 sayılı İş Yasasının uygulanacağı ve görevli Mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararının verilmesi gerektiği, müvekkilin iş sözleşmesine davalı işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin kendisine sinkaflı sözler kullanması ve buna ilişkin olarak disiplin işlemi uygulanması talebinin davalı işverenlik tarafından üstünün kapatılması gerekçesi ile haklı nedene dayanarak feshedildiğini, müvekkil davalı önce dilekçemiz ekinde yer alan haklı nedenle ayrılma dilekçesi sunduğunu, ancak bu dilekçe içinde sinkaflı sözün açıkça yazılı olması nedeniyle kabul edilmediğini, ve ardından açıkça yazılmadan ilgili konu sadece küfür olarak bahsedildiğini geçen dilekçeyi sunduğunu, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini fesheden müvekkili yönünden rekabet yasağı kaydının son bulduğunu, açık olup davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davalının kendisine küfür edilmesi sebebiyle istifa ettiği kanaatinin salt davalı tanık beyanlarına dayandığını, mahkemenin davanın esasını teşkil eden rekabet yasağı sözleşmesi ile anayasal çalışma özgürlüğünün kısıtlandığı kanaatinin doğru olmadığını, davalının edindiği bilgileri rakip işletmede kullanarak davacı şirketi önemli ölçüde zarara uğratmayacağı/uğratma ihtimalinin olmadığı kanaatinin yanılgılı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet sözleşmesi, işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağının sona ereceğini, rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi çalışana müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa geçerli olduğunu, somut olayda rekabet yasağı kaydının yer aldığı gizlilik sözleşmesi incelendiğinde ceza koşulunun davalı çalışan aleyhine düzenlendiği ve davacı işveren tarafından herhangi bir edim üstlenilmediğinin açık olduğunu, bu nedenle TBK'nın 420'nci maddesine aykırı olarak düzenlenen ceza koşulunun geçerli olduğu kabul edilebilir olmayıp iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/07/2024 tarih, 2023/417 Esas - 2024/594 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Dava; TBK'nın 444. maddesinde belirtilen rekabet yasağına ilişkin davacı ile davalı arasındaki sözleşmede ön görülen, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart bedeli istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davalının davacı nezdinde 24.05.2021-30.12.2021 tarihleri arasında planlama mühendisi olarak çalıştığı, davacı ile davalının 24.05.2021 tarihli gizlilik sözleşmesi ile rekabet yasağına ilişkin anlaşma sağlandığı, iş akdinin davalının istifası ile sonra erdiği, rekabet yasağı için öngörülen süre içerisinde ve sözleşmede rekabet yasağı kapsamında olan Çelik Halat ve Tel San. A.Ş. nezdinde davalının 27.03.2023 tarihinde çalışmaya başladığı, davacının çalıştığı pozisyon gereği üretim sırlarını ve müşteri çevresini öğrendiğinden şimdilik 30.000,00 TL cezai şartın davalından tahsilini talep ettiği; davalı tarafça davalının kendisine verilen listeye göre hangi üründen hangi miktarda olacağının takibini yaptığı, hangi makinelerde üretimin yapılacağının planlamasını ve fiili takibini yerine getirdiği, üretim sırrına veya müşteri portföyüne ulaşma imkanı olmadığı, ayrıca davalının davacının başka bir çalışanının davalıya hakaret etmesi nedeniyle işten ayrıldığını, buna ilişkin istifa dilekçesinde açıklama olduğundan davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 48. maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle 6098 sayılı TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. <br>Bu dengenin sağlanması amacıyla Kanun'da öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, C. 1, Ankara, 2021 s. 926).<br>Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması gerekir. <br>Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır.<br>Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. <br>Rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse, yazılı şekil şartına uyulmamışsa, işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağı bulunmuyorsa ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimali yoksa rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. 6098 sayılı TBK ile rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi; “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” hükmüne haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından sınırlamalar içermesi ve süresinin de, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşması durumunda uygulanacak hukuki yaptırım, rekabet yasağının hâkim tarafından kapsamı ve süresi bakımından sınırlanması şeklinde olmalıdır. Bu düzenleme ile yer, zaman ve konu (işin türü) bakımından sınırları çok geniş tutulmuş rekabet yasağı sözleşmelerine geçersizlik gibi ağır bir hukuki yaptırım uygulamak yerine, sözleşmenin kanuna uygun hâle getirilmesinin yolu açılmış olmaktadır.<br>Öte yandan, 6102 sayılı TTK da ticari işletme kavramını esas almakta ve ticari iş ve tacir gibi en temel kavramları dahi ticari işletme temelinde açıklamaktadır. Ticari işletme ise 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesinde \"esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme\" olarak tanımlanmıştır. Ticari işletmenin ise tek bir mekandan veya birden çok mekandan oluşması mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2024/11-568 esas 2025/526 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; davalının davacı nezdinde 24.05.2021-30.12.2021 tarihleri arasında planlama mühendisi olarak çalıştığı, davacı ile davalının 24.05.2021 tarihli gizlilik sözleşmesi ile rekabet yasağına ilişkin anlaşma sağlandığı, buna göre davalının sözleşmede belirtilen rakip şirketlerin belirtilen fabrikalarında  36 ay çalışamayacağı, benzer faaliyet alanlarına sahip işler yönünden ise 24 ay çalışamayacağı, yer olarak herhangi bir sınırlandırma yapılmadığı, buna aykırı hareket halinde son brüt maaşının 24 katı tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, iş akdinin davalının istifası ile sona erdiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır.<br>Az yukarıda açıklandığı üzere; 6098 sayılı TBK’nın 444/2.maddesindeki düzenleme dikkate alındığında rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Anılan düzenleme ile yasa koyucu işçinin “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânının olması yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olmasını da aramakta, bu iki şartın bir arada olması gerektiğini belirtmektedir.<br>Dosyaya sunulan çalışma belgesi ile tanık beyanlarına göre davalının davacı nezdinde planlama sorumlusu olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 24.05.2021 tarihli belirli süreli iş akdinde davalının görev tanımı bulunmamakta, anılan sözleşmede işveren vekilinin göstereceği makinede operatörlük yapacağının ve işin mevsimlik yoğunluktan kaynaklandığı yazılmaktadır. Dosyada dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre; davalının görevinin gelen siparişlerin süresi ve miktarı hususunda planlama yapmak olduğu, üst yöneticilerden gelen direktifler doğrultusunda planlama yaptığı, şirketin müşteri çevresine ulaşabilecek, üretim sırlarını öğrenebilecek bir konumda olmadığı, davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının müşteri bilgilerine ulaşabildiği ve hangi müşteri için nasıl üretim yapıldığının davalı tarafından bilindiği beyan edilmiş ise de; yukarıda detaylandırıldığı üzere anılan bilgilerin bilinmesinin tek başına yeterli olmadığı, davalının anılan bilgileri kullanarak davacıyı zarara uğratma tehlikesinin olduğuna dair dosyaya bir delil de sunulmadığı, dolayısıyla; davalının, davacı şirkette çalıştığı dönemdeki görevi gereği davacının ticari sır sayılabilecek bilgilerine vakıf olma imkanı olmadığı gibi, davalının, işverenin müşteri çevresi veya işverenin yaptığı işler hakkında edindiği bilginin işverene önemli bir zarar verecek nitelikte olmadığı, işverene önemli derecede zarar verildiğine ilişkin somut bir delilin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/610 esas 2022/3148 karar sayılı ilamı)isabetlidir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 512,33-TL'nin mahsubu ile kalan 219,67-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d51892eb9bc0dbff","SID":"fd92aa271b606ba4"}}