{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/2195 <br>KARAR NO: 2026/524<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2025<br>NUMARASI: 2023/539 Esas - 2025/195 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 05/02/2018<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 06/03/2026<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; 05/09/2017 tarihinde müvekkilinin park halindeki aracının bagajına çantasını koyduğu esnada davalı ...'un maliki olduğu ve sürücüsü bilinmeyen ... plakalı aracın kendisine çarpması sonucu ağır yaralandığını, vaki kaza sonrası ... plakalı araç sürücüsünün kaza yerinden kaçması nedeniyle kimliklerinin tespit edilemediğini ve alkol testi yapılamadığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, bu nedenle HMK m.107 kapsamında şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'tan kaza tarihi olan 05/09/2017 tarihinden itibaren, diğer davalı ... A.Ş.'den ise temerrüt tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren artan oranlarda ticari faizi ile birlikte tahsiline, 60.000,00 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ve sigortalısının kusuru oranında olduğunu, vaki kazadaki kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, davacının tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik ile bakıcı gideri, yol giderleri, özel bakım ve beslenme giderleri nedeniyle doğan zararlarının poliçe teminatı dışında kaldığını, bu talepler nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının vaki kaza nedeniyle elde ettiği gelirlerin hesaplanacak tazminattan mahsubu gerektiğini, davacının başvuru tarihinden itibaren ticari faiz talep etmesinin yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunabileceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacıların davasının kısmen kabulüne, 21.073,04 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...’tan 05/09/2017 tarihinden davalı ... A.Ş’den 23/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek işleyecek ticari avans faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara (Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/462 Esas 2023/417 Karar sayılı ilamı yer alan veraset payları oranınca) verilmesine; 11.211,00 TL bakıcı gider tazminatının davalı ...’tan 05/09/2017 tarihinden davalı ... A.Ş’den 23/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek işleyecek ticari avans faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara (Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/462 Esas 2023/417 Karar sayılı ilamı yer alan veraset payları oranınca) verilmesine; 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’tan 05/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek işleyecek ticari avans faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara (Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/462 Esas 2023/417 Karar sayılı ilamı yer alan veraset payları oranınca) verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinafa konu hükme esas alınan 03.10.2019 tarihli kusur raporu eksik inceleme neticesinde tanzim edildiğini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde hangi sebeplerin etken olduğu yeterli seviyede araştırılmadığını, ............. Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmediğini, nitekim sigortalı araçta meydana gelen teknik bir arıza neticesinde dava konusu kazanın meydana gelmiş olma ihtimali değerlendirilerek ayrıca bir inceleme yapılmadığını, geçici ve bakıcı giderinin hatalı hesaplandığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, aile içi bakım var ise hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, istinafa konu gerekçeli kararda müvekkil şirketin 26.12.2017 tarihinde temerrüte düştüğünden bahisle temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi son derece hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece  Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15/06/2023 tarih, 2021/563 Esas ve 2023/1157 Karar sayılı kararı ile \"...Mahkemece Sigorta Genel Şartları dikkate alınarak davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.  Davacı ...'nın yargılama sırasında 26/03/2023 tarihinde öldüğü, Uyap sisteminin uyarı verdiği görülmüştür.  Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup,  yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekmektedir.O halde Mahkemece yapılması gereken, İlk Derece Mahkemesince vefat eden davacı  ...'nın  mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre tirazlar da  incelenerek esas hakkında bir karar vermekten ibarettir.Dairemiz kararı niteliği itibari ile manevi tazminata ilişkin olan istinaf itirazları bu aşamada değerlendirilmemiştir...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, 05/09/2017 günü saat 19.00 sıralarında davalı ...'un maliki bulunduğu ... plakalı, kimliği tespit edilemeyen minibüs sürücüsünün ...Mahallesi ......sokakta seyri sırasında olay mahalli ....... nolu bina önüne geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun sağında park halinde bulunan ... plakalı otomobile arkadan çarptığı, çarpma sonucu ötelenen ... plakalı otomobilin önünde park halinde bulunan ... plakalı otomobilin arka tarafında bulunan ve bagaja çanta yerleştirmekte olan davacı ...'ya çarpması  ile iki araç arasında sıkışan davacı ...'nin yaralanması ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır. Kimliği tespit edilemeyen sürücünün olayda asli ve tam kusurlu olduğu, davacının maluliyetinin bulunmadığı iyileşme süresinin 15 ay olduğu, 6 aylık süre için bakıma ihtiyacı bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı sigorta vekilinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre ... plakalı aracın firari sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza soruşturmasının yapıldığı Bakırköy C.Başsavcılığı'nın 2017/103273 Soruşturma sayılı dosyasına sunulan 06/11/2017 tarihli trafik bilirkişi raporuna göre de, ... plakalı aracın firari sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza soruşturması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, yok kusurunu gerektirecek bir oluş da bulunmadığı nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).Davacı kaza tarihi itibariyle 48 yaşında olup emekli aylığı alıyor olsa da, yaşam tablosuna göre aktif çalışma döneminde olduğu,  her hangi bir işte çalışmasa ve emekli olsa dahi kendi yaşamsal aktivitelerini sürdürmek için emsallerine göre daha fazla efor sarf edeceğinden, davacı yararına  geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin 10/06/2019 tarih, 2016/4273 E. ve 2019/7158 K. sayılı kararında \"Davacı Mehmet için bakıcı gideri zararının da hesaplandığı 21.04.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; davacının hastanede yattığı 6 aylık dönem için bu giderin hesaplanmadığı; ayrıca, hastaneden çıktığı tarih ile ölümünün gerçekleştiği tarih arasındaki 11 aylık dönem için hesaplanan bedelden de % 50 aile içi bakım gerekçesiyle hakkaniyet indirimi yapıldığı görülmektedir. Davacının felç boyutundaki ağır yaralanması sonucu hastanede yattığı dönem için, bakımı hastane görevlileri tarafından sağlanmış olsa dahi, bakım şartlarının ağırlığı nedeniyle davacı yakınlarının sürekli hastanede bulunmak zorunda kalmasının kaçınılmazlığı karşısında ilave giderlerin doğması olağandır. Bu nedenle de, davacının hastanede yattığı 6 aylık dönem için de bakıcı gideri hesaplanmalıdır. Yine, davalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kaza (haksız fiil) nedeniyle zarara uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği; zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından hakkaniyet düşüncesi ile indirim yapılamayacağı için, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, Dairemiz yerleşik uygulamaları ile makul kabul edilmemektedir. Bu itibarla, hesaplanan bakıcı giderinden aile içi bakım indirimi yapan rapor, bu yönden hatalıdır.\" şeklinde karar verilerek  aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağı kabul edildiğinden bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.  Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan başvuru dilekçesi ve alındı kaşesine göre, davalıya 13/12/2017 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 23/12/2017 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Araç ticari nitelikte olup sigortacı yönünden bu tarihten itibaren avans faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir. Davacı vekilinin Mahkemenin ilk kararına karşı manevi tazminatın az olduğu yönünde istinafı bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince ilk kararda 5.000,00 TL, istinafa konu  kararda ise 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul görülmüştür. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 3.571,52 TL harçtan peşin alınan 552,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.019,52 TL harcın davalıdan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/03/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0bae90e64772f95","SID":"3d47fff8924c3cb1"}}