{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/2277 <br>KARAR NO: 2026/577<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>NUMARASI: 2025/141 Esas - 2025/563 Karar4<br>DAVA : İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t:24/03/2021<br>KARAR TARİHİ: 10/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 10/03/2026<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br> GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ   :<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketine ... numaralı zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı sürücüsünün kaza yapması sonucu ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsünün kaza esnasında  alkollü olması sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen hasar tazminatının Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca, takibe ve tüm işlemlere itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket adına kayıtlı ... plakalı araç dava dışı ... kullanımında iken kaza yaptığını, kazanın oluşumunda alkolün etkisi olmadığını, bununla beraber taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerektiğini, tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı veremeyeceğini, kazaya neden olan araç karşı taraf aracı ... plakalı araç olup kusurlu olduğunu, bu yönde inceleme yapılmasını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulüne, davalının İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile 10.917,48-TL asıl alacak, 1.627,52 TL işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden takibin devamına, Davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrası, mahkemece, istinaf ilamına göre bilirkişi heyeti oluşturularak alınan bilirkişi heyeti raporu ile kazanın mühnasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği yönünde inceleme yapılmış ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği tespiti yapıldığını, bilirkişi raporu alınması teknik bilgiyi gerektirdiğinden aksi yönde bir rapor da ibraz edilmediğinden, İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi heyetinin bu tespitine uygun karar vermesi gerektiğini, yine istinaf ilamının kaldırma kararındaki gerekçeye ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun karar vermesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava,  ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 18/12/2024 tarih, 2022/1097 Esas ve 2024/2194 Karar sayılı kararı ile \" ...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporun iki kişiden oluştuğu görülmektedir. HMK'nın 267. maddesine göre \"Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.\" hükmü getirilerek birden fazla bilirkişi atanması halinde heyetin tek sayıda olması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda bilirkişi kurulu oluşturulması halinde en az üç kişiden oluşturulması gerekirken Mahkemece iki kişilik bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak  karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Bu durumda mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle,kazanın oluşumunda kusur durumu ayrıca kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda alınan 3 kişilik bilirkişi heyet raporunda; \"... plakalı araç sürücüsü ...’un Karayolları Trafik Kanununun 47/c, 84/h ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 95/c ve 157a/8 maddelerine göre kazanın meydana gelmesinde  %75 oranında, ... plakalı aracın sürücüsü ...’in Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a maddesine göre %25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...’un kaza anında 1,15 promil alkollü olduğu, alkol etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiği, kazanın münhasıran alkole bağlı olarak meydana gelmediği ...\" belirtilmiştir.ZMMS'de sigortacının rücu hakkı, TTK’nın 1301/2. maddesi, 2918 sayılı KTK'nın 95/2. maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. Davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.  Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında da \"... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez. Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine (818 Sayılı BK’nun 53. maddesi) göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır  (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı). \" Kaza sırasında davalı sigortalı araç sürücülerinin alkollü olduğu saptanmış ise de yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve kazanın meydana gelmesinde başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan incelemede alkollü sürücü dışında diğer araç sürücüsünün de kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına göre kazanın münhasıran alkolün etkili ile meydana gelmediği anlaşıldığından  ZMMS poliçesi kapsamında ödeme yapan davacı sigorta şirketinin sigorta genel şartları ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi uyarınca ödediği tazminatı sigortalılarından rücu etme hakkı doğmadığı halde davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere   :<br>A- Davalı  .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, <br>Buna göre:<br> 1-Davanın REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 732 TL karar harcından  davacı tarafından yatırılan 151,51 TL harcın mahsubu ile 580,49 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 uyarınca hesaplanan 12.545,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,<br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,<br>6-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davacıdan alınarak  hazineye irat kaydına,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;<br>1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,<br>2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 260,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"253a0c2d31d816c6","SID":"d2a94e9e24f83003"}}