{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2026/209 - 2026/406<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2026/209  <br>KARAR NO\t: 2026/406<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/06/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/456 E.  -  2024/248 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tDairemizce verilen 20/12/2024 tarih ve 2024/2272 Esas, 2024/2085 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/12/2025 tarih ve 2025/2279 Esas, 2025/7208 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin iç mimar ve çevre tasarımcısı olduğunu, davalı Şirkete ait ... ve ... isimli iş yerlerinin projesini ve tasarımını yaptığını, bu defa davalı Şirketin bir alışveriş merkezi bünyesinde kiraladığı alanın balık restoranı amaçlı projelendirme işini üstlendiğini, müvekkilinin davalı Şirket ile yaptığı anlaşma doğrultusunda 3D model çalışmasını yaptığını, görseller ile birlikte tasarım ve projeleri hazırlayarak karşı tarafa teslim ettiğini, müvekkilinin anlaşmaya uygun olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı şirketçe anlaşılan bedel ödenmediği gibi müvekkilince hazırlamış projelerin kullanılarak işin davalı mimar ...'a yaptırıldığını, davalıların müvekkilinin sahibi olduğu mimari projeyi herhangi bir sözleşme ve izne tabi olmaksızın haksız olarak kullandıklarını ve müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiklerini ileri sürerek, FSEK'in 68. maddesi uyarınca 3 kat toplam 10.000,00 TL maddi ve FSEK'in 70/1. maddesi gereği 20.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini, davalı Şirket yönünden piyasa rayiçlerinde talep edebileceği bedel olan 96.860,00 TL'ye yükseltmiştir.  <br>                     Davalı Şirket vekili, dava dışı ... Mimarlık İç Mimarlık İnş. Ltd. Şti. adına hazırlanan teklif belgesinin, şirket yetkilisi olarak dava dışı ... ile davacı ... ... tarafından imzalandığını, dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, teklifin ...’ya hitaben düzenlendiğini, bu nedenle de müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca anılan teklifin sözleşme vasfında olmadığını, müvekkiline ait iş yerinin tasarımının davacıya yaptırılmadığını, müvekkili tarafından çizimleri yapılan mimari projenin, taşeronlara yaptırıldığını, müvekkili projesinin, davacının çizimlerinden bağımsız bir şekilde kendine özgü özellikler barındırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>Davalı ... vekili, davacının dava dilekçesinde delil olarak sunduğu teklifin, dava dışı şirket adına davacı ile birlikte dava dışı mimar tarafından verildiğini, eserin sahibinin, dava dışı Şirket olarak gösterilmesi karşısında eser sahipliğinden doğan hakların da bu şirketçe kullanılabileceğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin, söz konusu restoranın tadilatına başlandıktan çok sonra 26.07.2019 tarihinde çalışan olarak işe başladığını ve kısa bir süre sonra 09.08.2019 tarihinde işten ayrıldığını, söz konusu inşaatın diğer davalı Şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin tüm görevinin, kendisinden önce projelendirilmiş bir inşaatın yapımına işveren adına nezaret etmek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın görevli mahkemede açıldığı, derdestlik dava şartının bulunmadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan projenin, 5846 sayılı FSEK'in 2/3 maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacının davaya konu \"...\" isimli restoranın mimari proje müellifi olduğunu iddia ettiği, imzasız olsa da her iki tarafça da varlığı reddedilmeyen teklif mektubunda davacının isminin bulunması, davacının proje ile ilgili yazışmalarda muhatap kabul edilmesi, proje çizimlerini bizzat göndermesi, davacının mali haklarını üçüncü kişiye devrettiğini gösterir FSEK'in 52. maddesi kapsamında bir sözleşmenin dosyaya sunulmaması birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu projenin eser sahibi olduğunun kabul edildiği, dava konusu restoranın projelendirmesi ve neticesinde teslimi noktasında anlaşıldığı, restoranın bulunduğu AVM sahibi ... ile yazışmalarda, sürecin davacı ile yürütüldüğü, ancak son aşamaya gelindiğinde davacının kararlaştırıldığını beyan ettiği ödemeyi alamadığı, ihtilafın başta proje ve çizimlerin izinsiz kullanılmasından değil davacının hak ettiğini iddia ettiği telif ücretinin ödenmemesi üzerine çıktığı, baştan itibaren karşılıklı edimlerin yürütülmesi nedeniyle ortada izinsiz bir çoğaltım ve yayın olmadığı, buna bağlı olarak da FSEK'in 68. maddesi çerçevesinde telif tazminatı şartlarının oluşmadığı, davalı ...'nın ise çalıştığı süre ve projenin geldiği safhadaki eylemi gözetilerek herhangi bir mali ve manevi hak ihlali niteliğinde eyleminin bulunmadığı, davacının iddialarını bu yönden ispatlayamadığı ve böylelikle de davalı ...'nın sorumluluğunun olmadığı, davacının FSEK'in 68. maddesi kapsamında telif bedeli talep edemeyecek ise de davalının, davacı ile fiili anlaşması kapsamında gerçekleştirmesi gereken edimlerden birinin de sözleşmeden kaynaklı telif ücretini ödemesi olduğu, davacının telif alacağını aldığı veya feragat ettiğine dair davalı Şirketçe sunulmuş somut bir delil bulunmadığı, yine davacı tarafça sunulan yazışmalarda bu telif ücretinin talep edildiği ve davalı tarafça da kabul olunduğu, taraflar arasında anlaşılmış olan projenin telif bedelinin miktarı ve ödeme zamanına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan teklif formunda 145.000,00 TL + KDV bedel teklif edildiği, ancak davalı tarafça bu teklifin kabul edildiğine ilişkin herhangi bir beyan olmadığı, dosya kapsamında sunulmuş bir emsal sözleşmenin de bulunmadığı, taraf beyanlarından, projenin hazırlanıp teslimi sonrası aşamada teklif konusu tüm işlerin birebir davacı tarafından yapıldığının ispatlanmadığı, dolayısıyla salt teklif talebindeki bedel üzerinden hesaplama yapılmasının doğru görülmediği, davacı tarafından yapılan işlerin telif bedelinin, eser sahibinin sanatsal yeteneği, eserin niteliği, beğeni ölçüsü, kullanılan mecra ve sayısı ve nitelik ve niceliği gibi soyut ve somut ölçümlerin değerlendirilmesi ile tespit edilmesinin gerektiği, dosyadaki somut veriler ve piyasa rayiçleri de gözetilerek bilirkişi heyetince hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamanın uygun görüldüğü, buna göre toplam 96.860,00 TL talep edilebileceği, davalı Şirket tarafından 14/04/2020 tarihli dilekçe ekindeki bir adet EFT gönderim dekontunun incelenmesinden, gönderen bilgisi olarak ... İnş. Eml. Oto. Hay. Kuy. San. Tic. Ltd. Şti, alıcı olarak ise ... ...'ın belirtildiği, EFT'nin açıklama kısmında \"... İnşaatta dükkan için proje bedeli\" ibaresinin bulunduğu, söz konusu EFT'de gönderen kısmında davalı Şirketin adının bulunmaması, bu Şirket ile dava dışı olan davacının eşi olduğu belirtilen kişiye hangi sebeple ödeme yapıldığının ve ... İnşaat bünyesinde başka bir iş yeri ile ilgili bir anlaşmanın olup olmadığının mevcut durumda bilinememesi ve davacı tarafça da, bu ödemenin dava konusu projeye ilişkin olduğu konusunda bir kabulün bulunmaması hususları göz önüne alındığında, söz konusu dekonttaki ödemenin, dava konusu iş kapsamındaki bir ödeme olduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, FSEK'in 16. maddesi gereği eser sahibinin izni olmadıkça eser veyahut eser sahibinin adına kısaltmalar, ekleme yada başka değiştirmeler yapılamayacağı, davacının projesi üzerinde teslimden sonra bir takım çizim ve uygulamalarda değişiklik yapıldığı, bu hususla ilgili davacının bilgisi ve onayı olmadığı, dolayısıyla davacının FSEK'in 16. maddesi kapsamında, eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkının ihlal edildiği, manevi hakların ihlali halinde FSEK'in 70/1 maddesi gereği tazminat talebinde bulunulabileceği, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 20.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı Şirket adına açılan davanın kabulüne, 96.860,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine,  20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde bulunmadığını, davalı ...’ın çalışma tarihleri ve projenin geldiği safhadaki eylemleri gözetildiğinde, mali ve manevi hak ihlali niteliğinde bir eylemi bulunmadığı belirtilmişse de, davalının, müvekkilinin davalı Şirkete teslim ettiği eserleri kullandığının sabit bulunduğunu, prestijli inşaat ve mimarlık firmalarında çalışan başarılı bir iç mimarın uygulanan projenin kime ait olduğunu, eser sahibinin izninin alınıp alınmadığını sorması ya da bilmesi gerektiğini,  bir an için davalı ...'nın mali ve manevi hak ihlaline neden olmadığının kabulü halinde dahi mahkemece hükmedilen vekalet ücreti hatalı olduğunu, 02.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın başında 10.000,00 TL istemli maddi tazminat talebini sadece davalı Şirket yönünden 96.860,00 TL'ye yükselttiklerini, davalı ... bakımından herhangi bir ıslah veya bedel artırımına gidilmediğini, ancak mahkemenin hatalı bir şekilde 10.000,00 TL yerine diğer davalı yönünden  96.860,00 TL'ye yükselttikleri rakam  üzerinden davalı ... lehine vekalet ücretine hükmettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı Şirket vekili, Ankara BAM 20. HD'nin 2021/1306 E. -2023/1274 K. sayılı kararının ve Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/456 sayılı dosyasındaki tensip zaptının, müvekkilinin 07.04.2023 tarihinde azlettiği avukat ...'e 29.11.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, azledilen avukat ...'ün beyanı neticesinde, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/456 sayılı dosyasında, azledilen avukatın beyan dilekçesinin \"bu zarfta vekillikten çekilme dilekçesi vardır\" açıklaması ile müvekkiline tebliğ olunduğunu, eski vekil Av. ... tarafından azilnamenin bildirilmesi üzerine müvekkiline tensip zaptı ile kaldırma kararının tebliğ edilmesi gerekirken, vekillikten çekilme dilekçesi adı altında azilnameye ilişkin beyan dilekçesinin tebliğ edilmesinin usulen hatalı bulunduğunu, sonuç olarak müvekkiline tensip zaptı ve BAM'ın kaldırma kararının tebliğ edilmediğini, kaldırma kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle karar sonrası taraf teşkilinin sağlanamadığını, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmadan bir davada karar verilemeyeceğine ilişkin kuralın, hukuki dinlenilme hakkının bir unsuru olarak düzenlendiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, FSEK'in 10. maddesi uyarınca, birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki hakların eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılacağını, eser sahipliğinden doğan hakların ancak tüzel kişiliğe sahip bu şirket tarafından kullanılabileceğini, zira teklifi veren ve işi yapanın tüzel kişilik olduğunu, davacının gerçekleştirdiği işin özgün bir tasarım olmaması nedeniyle fikir ve sanat eseri olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, sunulan projenin özgün bir tasarım olmadığı yönünde belgeleriyle yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 20/12/2024 tarih ve 2024/2272 Esas, 2024/2085 sayılı kararıyla, 6100 sayılı HMK'nın 81. maddesinde, vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesinin veya tutanağa geçirilmesinin ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesinin zorunlu olduğunun düzenlendiği, aynı Kanunun 83. maddesinde ise vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde vekâlet verenin, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda, Dairemiz kararı ve tensip tutanağının, davalı Şirketin önceki vekiline tebliğe çıkarıldığı, elektronik tebligatın davalı Şirketin önceki vekilinin hesabına ulaştığı 29.11.2023 tarihinde, önceki vekilin azil durumunu dilekçe ile mahkemeye bildirdiği, yukarıda değinilen yasa hükümlerinin, azil durumunun mahkemeye bildirilmesi ve vekili azleden asilin, davayı takip etmesi ya da iki hafta içinde başka bir vekil görevlendirmesi yükümlülüğünü öngördüğü, davalı Şirket, vekilini kendisi azlettiğinden, azil durumunu bildiği, mahkemeye vekilini azlettiğini ve tebligatın kendisine yapılmasını bildirmeyen davalı Şirketin, bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, kaldı ki duruşma gün ve saatinin de davalı Şirkete usulünce tebliğ edildiği, bu nedenlerle davalı Şirket vekilinin, taraf  teşkilinin sağlanmadığı ve savunma haklarının kısıtlandığına ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davalı ...'ın sorumluluğunu gerektirir herhangi bir eyleminin, davacı tarafça ispat edilemediği, dolayısıyla bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davaya konu eserin sahibinin davacı olması karşısında davalı Şirket vekilinin, davacının aktif husumetinin bulunmadığına ilişkin istinaf itirazının da haksız bulunduğu, davacının sahibi olduğu ilim ve edebiyat eseri vasfındaki projenin, davalı Şirket tarafından izinsiz biçimde değiştirildiği, bu durumun, davacı eser sahibinin, eserde değişiklik yapılmasını men manevi hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği proje telif bedelinin hüküm altına alınmasının da yerinde bulunduğu, ancak davacı tarafça dava dilekçesinde, 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, 02.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davalı Şirket yönünden ıslah ederek, 96.860,00 TL'nin davalı Şirket'ten tahsilini istediği, davalı ... yönünden ise davasını ıslah etmediği, bu durumda, davalı ... yönünden maddi tazminat talebi ıslah edilmediğinden ve karar tarihindeki AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca Tarifenin üçüncü kısmına göre takdir edilecek ücret, reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, anılan davalı yönünden reddedilen 10.000,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Şirketin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı Şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile 96.860,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 02/12/2025 TARİH VE 2025/2279 ESAS, 2025/7208 KARAR SAYILI İLAMIN ÖZETİ: Dairemiz kararının davalı şirket vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davalı Şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, her ne kadara mahkemece davalı Şirketin, davacının eşi ... ...'a iki ayrı dekontla gönderdiği paranın dava konusu iş kapsamındaki bir ödeme olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle ödenen bedel mahsup edilmeden hüküm kurulmuşsa da, davacı tarafından davalıya gönderilen teklif tarihinin 26.04.2019 olduğu, bu teklifte davacı ile birlikte mimar ... ...'ın da isminin yer aldığı, bu teklif sonrasında, 07.05.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı şirketin kurucularından olan ... ve ilintili .... Limited Şirketi tarafından ... ...'a 21.05.2019'da \"... İnş. projeye verilen borç\" açıklamasıyla ve 06.05.2019 tarihinde \"... İNŞAATTA DÜKKAN İÇİN PROJE BEDELİ\" açıklamasıyla toplam 37.009,25 TL paranın gönderildiği, dosya kapsamında tarafların arasında başka bir ilişkinin veya parayı gönderen ile davacının arasında başka bir işin de görülmediği anlaşıldığından her iki dekontun da değerlendirilmesi gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tYukarıda özetlenen yargılama safahatından da anlaşılacağı üzere davacı taraf, eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının, davalı tarafça ihlal edildiğini ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, daha sonra davasını ıslah ederek davalı Şirket yönünden piyasa rayiçlerinde talep edebileceği bedeli istemiş, ilk derece mahkemesince, davacıya ait projenin, 5846 sayılı FSEK'in 2/3 maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacının eser sahibi olduğu projenin uygulanması konusunda tarafların anlaştığı, ihtilafın başta proje ve çizimlerin izinsiz kullanılmasından değil davacının hak ettiğini iddia ettiği telif ücretinin ödenmemesi üzerine çıktığı, davacının FSEK'in 68. maddesi kapsamında telif bedeli talep edemeyecek ise de telif ücretini isteyebileceği, talep edilebilecek telif ücretinin 96.860,00 TL olarak belirlendiği, davalı Şirket tarafından 14/04/2020 tarihli dilekçe ekindeki bir adet EFT gönderim dekontu sunulmuş ise de gönderen bilgisi olarak ... İnş. Eml. Oto. Hay. Kuy. San. Tic. Ltd. Şti, alıcı olarak ise ... ...'ın belirtildiği, EFT'nin açıklama kısmında \"... İnşaatta dükkan için proje bedeli\" ibaresinin bulunduğu, söz konusu EFT'de gönderen kısmında davalı Şirketin adının bulunmaması, bu Şirket ile dava dışı olan davacının eşi olduğu belirtilen kişiye hangi sebeple ödeme yapıldığının ve ... İnşaat bünyesinde başka bir iş yeri ile ilgili bir anlaşmanın olup olmadığının mevcut durumda bilinememesi ve davacı tarafça da, bu ödemenin dava konusu projeye ilişkin olduğu konusunda bir kabulün bulunmaması hususları göz önüne alındığında, söz konusu dekonttaki ödemenin, dava konusu iş kapsamındaki bir ödeme olduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş, Dairemizce davalı Şirket vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince ise de davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan iki dekontun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 341. vd. maddelerinde istinaf kanun yolu düzenlenmiştir. Kanunun 342/2. maddesinde istinaf dilekçesinde bulunması gereken hususlar hüküm altına alınmış ve başvuru sebepleri ile gerekçesinin, istinaf dilekçesinin içeriğinde yer alması gereken unsurlardan biri olarak öngörülmüştür. İncelemenin kapsamı başlıklı 355. maddede de, \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.\" hükmüne yer verilmiştir. O halde istinaf incelemesi, kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmak zorundadır. Esasen bu durum, HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen ve yargılamaya hakim olan ilkelerden biri olan tasarruf ilkesinin bir gereğidir. Zira anılan hüküm kapsamında hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamayamayacağı gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 tarih, 2024/300 Esas, 2025/571 Karar sayılı ilamında, \"Tarafın hukuki bir meseleyle ilgili yargısal koruma sağlanmasını talep etmesi durumunda bu koruma yargı organları eliyle devlet tarafından sağlanır. Ancak bu noktada gözden kaçırılmaması gereken şey; medeni yargılama hukukunda devletin hukuki koruma sağlama yükümlülüğü çerçevesinde yargı organlarının sorumluluk taşıması için subjektif menfaatinin korunması yönünde bir taraf talebi/iradesinin varlığının asıl olduğudur. Bu ilke öğretide “Bir yerde davacı yoksa hâkim de yoktur” (ne procedat iudex ex officio) şeklinde ifade edilir. <br>\t....Tüm bu açıklamalara bakıldığında tasarruf ilkesinin davacı yönünden dava açma, davayı geri alma, davadan feragat etme şeklindeki görünümleri yanında karşı taraf yani davalı yönünden de davayı kabul etme iradesi şeklinde tezahür edebilecek yetkileri bünyesinde barındırdığı gibi, davanın her iki tarafı için de söz konusu olabilecek sulh olma, kanun yoluna başvurma veya bu başvurudan feragat hâllerinin de dayanağını teşkil ettiği açıktır.<br>\t Doktrin ve uygulamada kabul edildiği üzere kanun yoluna başvuru, aslında yargılama makamlarının kararlarındaki hukuka aykırılığın giderilmesi için açılan bir dava hükmündedir. Bu durum Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2014 tarihli,  2014/11-252 Esas, 2014/129 Karar sayılı kararında \"temyiz davası\" olarak ifade edilmiştir. Aynı kabul ceza yargılaması bakımından da geçerlidir ve \"yasayolu davası\" şeklinde isimlendirildiği görülmektedir (Nurullah Kunter, Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2006,  s.1252).<br>\t...Kanun koyucu 355. maddede bölge adliye mahkemelerinin kendiliğinden gözetebileceği \"kamu düzenine aykırılık\" hâlleriyle ilgili sınırlayıcı herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Zaten kamu düzeni kavramı, hukuk literatüründe kesin bir tanıma sahip olmayan, kapsamı duruma ve bağlama göre değişebilen dinamik bir kavramdır.<br>   \t\t\t\t\t\t\tTürk Hukuk Lûgatında kamu düzeni, toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan, devlerin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzeni olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 636). En basit ifade ile kamu düzeni, toplumsal düzenin temelini oluşturan, toplumun ahlaki değerlerini, ekonomik yapısını, temel hak ve özgürlüklerini ve devletin anayasal ilkelerini koruyan normlar bütününü ifade eder ve bu yönüyle yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyal, siyasal ve kültürel boyutları olan çok katmanlı bir yapıdır.\" şeklinde açıklamalara yer verilerek, tasarruf yetkisine ve istinaf incelemesinin kapsamına ilişkin detaylı açıklamalar yapılmıştır. <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, ilk derece mahkemesince, davacının eser sahibi olduğu projenin, davacı ile davalı Şirket arasındaki anlaşma uyarınca davalı iş yerine uygulandığı, ancak telif bedelinin davacı yanca ödenmediği, davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan dekontun da, dava konusu iş ile ilgili bulunmadığı, zira bu dekonttaki gönderenin davalı, alıcının da davacı olmadığı gibi açıklama kısmında yazan \"... İnşaatta dükkan için proje bedeli\" ibaresinden hareketle de ödemenin dava konusu işe ilişkin olduğunun söylenemeyeceği kabul edilmiş, davalı Şirketin istinaf dilekçesinde ise bu hususa ilişkin hiçbir istinaf nedeni ileri sürülmemiş, istinaf sebepleri olarak, Dairemiz kararının usulünce müvekkiline tebliğ edilmediği, taraf teşkilinin sağlanmadığı ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının gerçekleştirdiği işin özgün bir tasarım olmaması nedeniyle fikir ve sanat eseri olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, dava konusu çalışmaların uygulama projesi olma özelliğinin olmadığı hususlarına dayanılmıştır. Görüldüğü üzere, davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan dekont kapsamındaki ödemenin dava konusu işe ilişkin olduğuna dair açık bir istinaf sebebine dayanılmadığı gibi zımni olarak bile hüküm altına bedelin yüksek olduğu ya da kendilerince yapılan ödemenin bulunduğu yönünde bir imada dahi bulunulmamıştır. Buna bağlı olarak Dairemizce de, davalı Şirketin istinaf itirazları ile sınırlı olarak inceleme yapılmış, bu doğrultu da söz konusu dekontlara ilişkin herhangi bir istinaf nedeni ileri sürülmediğinden, bu dekontlarla ilgili herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. <br>\tBu noktada anılan hususun kamu düzenine ilişkin olup olmadığı konusunda açıklamaya ihtiyaç vardır. Her ne kadar borcu söndüren belgelerin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği ve mahkemece sunulan bu belgelerin dikkate alınması gerektiği, esasen bunun HMK'da dava şartı olarak düzenlenen hukuki yarara ilişkin olduğu, yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edilmekte ise de, somut uyuşmazlığın anılan ilke kapsamında değerlendirilmesi, Dairemizce mümkün görülmemiştir. Zira, her şeyden önce somut uyuşmazlıkta, sonradan sunulan bir belge söz konusu olmayıp, ilk derece yargılaması sırasında dosyaya sunulan dekontlar mevcuttur. Bu dekontların dava konusu işe ait ödemeye ilişkin olduğuna dair açık bir kayıt da olmayıp, dekontlardaki gönderici davalı, alıcı ise davacı değildir. Yine dekontta bulunan açıklama da, dava konusu işin bedeli olarak ödeme yapıldığını açık bir biçimde göstermemektedir. Belirtilen hususlar kapsamında söz konusu dekontlardaki ödemenin dava konusu işe ilişkin olup olmadığı değerlendirmeye muhtaç olup, ilk derece mahkemesince de bu husus değerlendirilerek, dekontlardaki ödemenin dava konusu işe ilişkin olmadığı kabul edilmiş, davalı Şirket tarafından bu hususa ilişkin bir istinaf itirazı ileri sürülmediği gibi açıklanan nedenlerle, söz konusu husus kamu düzenine ilişkin de değildir. Dairemizce de açıklanan nedenlerle, dekontlardaki ödemenin dava konusu işe ilişkin olup olmadığı yönünde bir istinaf incelemesi yapılmamıştır. Aksinin kabulü, yukarıda açıklanan tasarruf ilkesine ve HMK'nın 355. maddesine aykırılık teşkil edeceğinden, Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 20/12/2024  tarih ve 2024/2272  Esas, 2024/2085 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalı Şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf  itirazlarının, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/06/2024 gün ve 2023/456 Esas - 2024/248 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t4-Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE,<br>\t5- Davalı Şirket aleyhine açılan davanın KABULÜ ile 96.860,00-TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine,<br> 6-20.000,00-TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı Şirketten alınarak davacıya verilmesine,\t<br>\t7-Alınması gereken 7.982,70-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 512,33-TL ile 1.483,35-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.995,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.987,02-TL bakiye harcın davalı Şirketten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,  <br>\t8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan maddi tazminat yönünden 25.500,00-TL, manevi tazminat yönünden 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı Şirketten tahsili ile davacıya verilmesine,  <br>\t9-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan maddi tazminat yönünden 10.000,00-TL, manevi tazminat yönünden 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t10-Davacı tarafından ilk derece mahkemesi aşamasında yapılan 862,00-TL posta ve tebligat masrafı, 2.400,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 525‬,00-TL posta ve tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harç tutarından oluşan 4.956,4‬0 TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 512,33-TL peşin harç, 1.483,35-TL ıslah harcı eklenerek oluşan toplam 7.006,48-TL'nin davalı Şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t11-Davalı ...'ın yaptığı bir gider olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br><br>\t12-Davalı Şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br><br>\t13-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davalı Şirketten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t14-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t15-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t16-Davalı şirketten alınması gereken 7.982,70-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL maktu ve  1.569,15-TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 5.985,95-TL'nin davalı şirketten alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t17-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin, davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,<br>\t18-Davalı ... kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,\t<br>\t19-Dairemiz kararının niteliğine göre İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca davalı Şirketten alınan teminat mektubu ile davacıdan alınan nakit teminatın geri verilmesine yer olmadığına, <br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekilinin, davalı ..., davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 25/02/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  25/02/2026  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2026   \t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45f127304e3cb345","SID":"d200d6d4f69f951b"}}