{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/194 <br>KARAR NO:2026/450<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAH.<br>TARİHİ:28/09/2021<br>NUMARASI:2017/1195 Esas - 2021/847 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)\t <br>KARAR TARİHİ:01/04/2026<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.12.2009 tarihinde, davalının alt işveren olarak faaliyet yürüttüğü metro şantiyesinde meydana gelen iş kazası sonucu maluliyete düçar olan ...'nin  20.08.2010 tarihinde vefat ettiği, meydana gelen kaza nedeniyle vefat eden ...'nin varisleri tarafından hak sahibi olarak destekten yoksun kalma tazminatının  için davacı şirket sigortalısı ve diğer davalı aleyhine dava açıldığı, neticeten, Bakırköy 6. İş Mahkemesi'nin 2010/515 Esas, 2014/338 Karar sayılı ve 26.09.2014 tarihli kararı ile sigortalı ve davalı şirket tazminata mahkum edildiği, işbu kararın İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takibe konu edildiği ve bahsi geçen tazminat bedelinin  davacı şirket tarafından poliçe limiti ile sınırlı olarak toplam 59.129,99-TL olmak üzere ödendiği, Bakırköy 6. İş Mahkemesi'nin 2010/515 Esas sayılı dosyası ile görülen yargılamada alınan bilirkişi raporları ve gerekçeli kararda da, sigorta şirketin %50, davalı şirketin %30 ve müteveffa işçinin ise %20 oranında kusurlu olduğu tespit edildiği, hal böyle olunca, davacı  şirket tarafından müteselsil sorumluluk esasına göre tamamı ödenen tazminat bedelinin davalıdan kusuru oranında iadesi gerektiği, TTK madde 1472 gereği müvekkil şirket sigortalısının halefi durumuna geçerek kusurlu olanlara rücu talebinde bulunulduğu ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine, davalıya karşı icra takibi başlatıldığı ancak itiraz edildiği belirtilerek davalının istanbul anadolu 2. icra müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeni ile,  davacı şirket lehine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Taşeronlar konusunda herhangi bir istisna hükmü içermeyen ... sayılı poliçenin teminatı davalının sorumluluğunu da sigorta altına almış olup, bu poliçeye dayanarak sigortalıya yapılan ödeme için poliçe lehdarı  statüsündeki  davalıya  rücu başvurusunda bulunulamayacağı TTK nun yukarıda hükümleri yazılı 1429,1473, 1409 . maddelerinin amir hükmü olduğu, kaldı ki bu durum, görüleceği üzere,  Yargıtay içtihatları ile de kurala bağlandığı, ayrıca  rücu davasına konu ödemenin dayanağı olan ... sayılı poliçeye ait primler ...tarafından Müvekkilime fatura edilmiş olup, o tarihte  davalı  tarafından ödenerek payı nispetinde satın alındığı, sigorta şirketince, varislerin açtığı tazminat davasında  hüküm kesinleşmeden, yani henüz dava Yargıtay’da derdest iken yapılan ödemeler “erken ödeme” yahut “ kısmi ödeme/eksik ödeme” hükmünde olup; sigorta şirketinin bu kısmi ödemeye dayanarak  rücuan başvuruda bulunma imkanı bulunmadığı,davacının davalıya  rücu hakkının henüz doğmadığının kabulü gerektiği, açıklanan tüm nedenlerle açılan davanın reddine, davacı tarafın takibin %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; ''....Belirlenen hukuki ihtilaf noktalarının incelenmesinin teknik değerlendirmeyi gerektirmesi sebebiyle dosyanın ... bilirkişi ve Sigorta mevzuatından kaynanklı nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi heyetine edilerek rapor alınmış; anılan bilirkişi tarafından sunulan 22/03/2021 tarihli raporda özetle; mahkeme kararı kapsamında yapıldığı belirtilen ödeme miktarının uygun olduğuna ve davacının alt taşeronun %30 kusurunun kabulü halinde, sigortacının halefiyet prensibi gereği bu orana tekabül eden miktar ile ilgili alt taşeron sorumluya kusur oranında rücu hakkından bahsedilebileceği, sigorta şirketi tarafından ana yükleniciye 59.129,99 TL ödemede bulunulduğu, ana yüklenicinin icra dosyasına bu tutarın üzerinde bir ödemede bulunduğu, ana yüklenici alt yüklenicinin toplam kusur oranının mahkeme kararında %80 olarak ifade edildiği, müteveffanın %20 oranında kusurlu bulunduğu, %80 kusur oranının; alt yükleniciye %30’unun, ana yükleniciye %50 oranının kusur olarak verildiği, bu durumda alt yüklenicisinin %30 oranı üzerinden (59.129,99 TL / 80 ) X 30) 21.048,746 TL (yuvarlama ile 21.048,75 TL) rakamına ulaşıldığı, sigorta şirketinin ödemeyi yaptığı tarihin dosyadaki verilerde 12.01.2017 tarihi olarak görüldüğü, uyuşmazlık hakkında yalnızca görüş bildirildiği hususuna dair rapor tanzim edilmiş olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinin gönderildiği, davalı vekilinin rapora karşı itirazlarının 28/09/2021 tarihli duruşmada değerlendirilerek, yeni bir bilirkişiden rapor alınması talebinin tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak yeniden rapor alınmasına gerek görülmediğinden reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ile savunmaları, toplanan tüm deliller ve gerekçeli ve denetime elverişli dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu olayda; 14.10.2009-2010 vadeli, İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi No: ... olup, şahıs/kaza başına 250.000 USD ile teminat örtüsü altına alınmış olup, poliçe özel Şartlarında poliçede özel olarak taşeronların sebep olduğu zararların sigorta örtüsü altına alınmış olduğu veya ek teminatların sağlandığı özel olarak belirtilmediği, sigortalı kısmında sadece ... Ortaklığı belirtilmiş olup, poliçe ise, işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve ... Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve ... Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağlara kadar temin ettiği, ayrıca bu sigorta ile ilgili olarak bir dava açılması halinde hükmolunan mahkeme masrafları ile avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi taşeron firma işçisi bakımından yapılmış ve eldeki dava %30 taşeron kusuruna yönelik halefiyet prensibi kapsamında ödenen bedelin rücuen tazmini istemine dayandırılmıştır. Bu kapsamda; yapılan ana yüklenici açısından ödemenin poliçe teminatında kabul edilebileceği ve sigorta tekniği açısından taşeronun kusuru oranında rücu edilebileceği kanaatine varılarak bilirkişi raporundaki hesaplama hatası resen düzeltilerek davacının davasının kabulüne..'' dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili tarafından süresinde sunulan  istinaf dilekçesinde; İstinafa konu kararın hatalı tespitlere dayanmakla birlikte hukuka aykırı olduğu, dava konusu poliçenin alt yüklenici lehine yapıldığının özel olarak belirtildiği, davacının rücu hakkı doğmadığı, davalı şirketin davacı sigortacıya yapılan ödeme primlerine katıldığı, ödeme yapıldığı belirtilen icra dosyasının celp edilmediği, bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazların değerlendirilmediği, hesaplama hatasının düzeltilmesi resen düzeltildiği belirtilmiş ise de hesaplama hatasının ne olduğu ve hatanın nasıl düzeltiğinin belirtilmediği, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, iş kazası nedeniyle ödenen tazminat bedelinin   davalıdan tahsili istemine ilişkin olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Bakırköy 6.İş Mahkemesi'nin 2010/5252 E. - 2014338 K. Sayılı dosyasında müteveffa ... mirasçılarına ödenen 59.129,99 TL'nin şirketin kusuru oranında rücuen tazmini istemli 22.173,75 TL asıl alacak 5,92 TL avans faizi olmak üzere toplam 22.179,67 TL'nin tahsili talepli takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 24/01/2017 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği ve davanın 03/11/2017 tarihinde ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, 22.179,67-TL  asıl alacak üzerinden açıldığı tespit edilmiştir.Bakırköy 6. İş Mahkemesi 2017/34 Esas sayılı dava dosyasının dosya arasına alınan tutanaklarının incelenmesinde; ...'nin ... A.Ş. ve ... A.Ş. şirketleri tarafından oluşturulan adi ortaklık tarafından yapımı üstlenilen inşatta taşeron... işçisi olarak çalışırken  21/12/2009 tarihinde iş kazası sonucu malul kalan ve 20/08/2010 tarihinde vefat eden ...'nin geride kalan mirasçıları tarafından maddi ve manevi zararın karşılanması istemli davada; ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. davalı sıfatıyla yer almıştır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, davalı alt işveren %30, müteveffa %20, ... Ortaklığı % 50 kusurlu kabul edilerek 2017/34 E. 2017/600 K. sayılı ilam ile; ''...1-Davacı muris ... için 4023,66 TL takdir edilen maddi tazminatın kabulü ile, a) 2011,83 TL ‘sinin  olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal fazi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  murisin babası ...’ye verilmesine,  b)2011,83 TL'sinin  olay tarihi 21/12/2009 tarihinden itibare işyelecek yasal fazi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  murisin annesi ... ‘ye verilmesine, 2-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile, ... mirasçısı ... için 6440,28 TL maddi tazminatın, ... için 3160,00 TL maddi tazminatın   olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine 3-Davacının manevi tazminat isteminin  kısmen kabulü ile ... mirasçısı ... için 40.000.00 TL manevi tazminatın , ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın,... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,fazla manevi tazminat talebinin reddine..'' dair karar verilmiş ve anılan mahkeme ilamına yönelik yasa yoluna başvurulması nedeniyle  Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 2018/2883 E. - 2019/2667 K. sayılı ilamı ile; ''...“1-Asıl dava davacısı muris ... için 4.023,66 TL takdir edilen maddi tazminatın kabulü ile: a) 2.011,83 TL ‘sinin  olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal fazi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  murisin babası ...’ye verilmesine, b) 2.011,83 TL sinin  olay tarihi 21/12/2009 tarihinden itibare işyelecek yasal fazi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak  murisin annesi ... ‘ye verilmesine, 2-Birleşen davada  davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü ile, ... mirasçısı ... için 6.440,28 TL maddi tazminatın, ... için 3.160,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Birleşen davada davacıların manevi tazminat isteminin  kısmen kabulü ile ... mirasçısı ... için 40.000.00 TL manevi tazminatın , ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın,...  için 20.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla manevi tazminat talebinin reddine..'' dair karar verilmiştir.Dosya arasına alınan  icra dosyası belgelerinden İstanbul 4.İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında; ...'nin geride kalan mirasçıları tarafından ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş.'ye yönelik başlatılan icra takibi ile Bakırköy 6. İş Mahkemesi 2017/34 Esas sayılı dava dosyası dayanak kılınarak toplam 73.531,64-TL'nin talep edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan tespitlerden dava dışı ... Ortaklığı tarafından 06/11/2014 tarihinde 71.760,00 TL, davacı sigorta şirketi tarafından ... Ortaklığına 12/01/2017 tarihinde 59.129,99 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.14.10.2009-14.10.2009 dönemlerini kapsar şekilde düzenlenen işveren mali mali mesuliyet sigorta poliçesi davacı sigorta şirketi ile dava dışı ...-... Ortaklığı arasında düzenlenmiştir. <br>Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen  22/03/2021 tarihli raporda özetle; mahkeme kararı kapsamında yapıldığı belirtilen ödeme miktarının uygun olduğuna ve davacının alt taşeronun %30 kusurunun kabulü halinde, sigortacının halefiyet prensibi gereği bu orana tekabül eden miktar ile ilgili alt taşeron sorumluya kusur oranında rücu hakkından bahsedilebileceği, sigorta şirketi tarafından ana yükleniciye 59.129,99 TL ödemede bulunulduğu, ana yüklenicinin icra dosyasına bu tutarın üzerinde bir ödemede bulunduğu, ana yüklenici alt yüklenicinin toplam kusur oranının mahkeme kararında %80 olarak ifade edildiği, müteveffanın %20 oranında kusurlu bulunduğu, %80 kusur oranının; alt yükleniciye %30’unun, ana yükleniciye %50 oranının kusur olarak verildiği, bu durumda alt yüklenicisinin %30 oranı üzerinden (59.129,99 TL / 80 ) X 30) 21.048,746 TL (yuvarlama ile 21.048,75 TL) rakamına ulaşıldığı, sigorta şirketinin ödemeyi yaptığı tarihin dosyadaki verilerde 12.01.2017 tarihi olarak görüldüğü belirtilmiştir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:<br>1-İstinafa konu kararın hatalı tespitlere dayandığı itirazı:İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında;''Davaya konu olayda; 14.10.2009-2010 vadeli, İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi No: ... olup, şahıs/kaza başına 250.000 USD ile teminat örtüsü altına alınmış olup, poliçe özel Şartlarında poliçede özel olarak taşeronların sebep olduğu zararların sigorta örtüsü altına alınmış olduğu veya ek teminatların sağlandığı özel olarak belirtilmediği..'' tespiti yer almaktadır.Dosyada mübrez sigorta poliçesinin incelenmesinde, poliçenin 2. sayfasında sigorta kapsamının, sigortalının adresi ve faaliyet alanı yazılı iş yerindeki mutat işletme faaliyetleri esnasında ve poliçe müddeti içinde, ... Kanunu'na tabi olarak çalışan personelin sadece mutaden yaptıkları işin ifası sonucu meydana gelebilecek ölümlü, ölümsüz bedeni zararlara karşılık ... Kurumu tarafından ödenmesi kabul edilerek fiilen ödenen miktarı aşan tazminat taleplerinin neticelerini sigorta şirketinin sigortalıya temin edeceği belirtilmiştir.Yine poliçenin 3. Sayfasında ise, ''TAŞERON):TÜM ALT YÜKLENİCİLER'' olarak belirtilmiş olup, mahkemenin gerekçeli kararının 3. sayfasında yer alan ve yukarıda atıf yapılan taşeronların sebep olduğu zararlardan dolayı ek teminat sağlanmadığı yönündeki  tespiti yerinde değildir. <br>2-Bilirkişi raporuna yönelik sunulan itirazların değerlendirilmediği itirazı:Öncelikle belirtilmelidir ki, mahkemenin gerekçeli kararında dosyanın aktüerya bilirkişisi ve sigorta alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilerek 22.03.2021 tarihli raporun düzenlendiği belirtmiş ise de , gerek Uyap sisteminde ve gerekse dosyada fiziki olarak yapılan incelemede , dosyada 15.01.2021 tarihli bilirkişi teslim tutanağında bilirkişiler ... ve... isimlerinin yazılı olduğu, 10.02.2021 tarihli bilirkişi teslim tutanağında ise sadece...... isminin yazılı olduğu ve hükme esas alınan  22.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun bilirkişilerden...... tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dosyada bilirkişi heyeti tarafından rapor düzenlendiği belirtilmiş ise de bu tespit  hatalıdır.Davalı vekili tarafından 28.09.2021 tarihli celsede bilirkişi raporuna yönelik itirazlar ileri sürülmüş ise de, mahkeme tarafından oluşturulan kısa kararda yeniden rapor alınmasına gerek görülmediği belirtilerek yeniden rapor alınması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yuvarlama ile 21.048,75 TL rakamına ulaşıldığı belirtilmiş ise de,  yapılan hesaplamanın denetime elverişli olduğundan bahsedilemez. Öncelikle, dava dışı sigortalı ...-... Oraklığının yukarıda belirtilen Bakırköy 6.İş Mahkemesi ve dava dışı sigortalının ödeme yaptığı belirtilen icra takip dosyasının dosya arasına alınması gerekmektedir.Yukarıda yer alan eksiklikler ikmali ile vefat eden işçinin mirasçılarına ödenen tazminat miktarı ile dava dışı sigortalı ile davalının kusuruna denk gelen miktar şüpheye mahal bırakılmadan alanında uzman bilirkişi vasıtasıyla  belirlenmelidir. Sadece dava dışı sigortalının yaptığı ödeme nazara alınarak bu oran üzerinden davalının %30 oranında sorumlu tutulması gerektiği yönündeki tespit ve hesaplama hatalıdır. İş bu nedenle, davalının bilirkişi raporuna yönelik itirazının reddine karar verilmesi de yerinde değildir. Mahkeme tarafından bilirkişi raporunda hesaplama hatası yapıldığı ve hatanın resen düzeltildiği belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada talep edilebilecek miktar 21.048,75 TL olarak belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki hesaplama hatası resen düzeltildiği belirtilerek davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, hesaplama hatasının ve yapılan düzeltme açıklanmamıştır. Bu eksiklik aynı zamanda adil yargılanma ilkesinin ihlalidir.Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anayasanın 141. maddesinde ise mahkemelerin verdiği her türlü kararların gerekçeli olması gerektiğine işaret edilmiştir.Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 472). Anayasa’nın 141’inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 07.06.1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” yer almaktadır.İlk derece mahkemesince verilen kararda hesaplamanın nasıl yapıldığı açıklanmadığından  bu yönüyle, istinafa konu edilen  kararın  Dairemizce denetiminin  yapılabilmesi imkanı da ortadan kalmış  olup,  bu durum Anayasanın 141'nci maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu, bilirkişi raporunun hükme esas  alınmayacağı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin   28/09/2021 tarihli ve   2017/1195 Esas - 2021/847 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,<br>3-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, <br>4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"746c374702dce399","SID":"30aed578c07dbcc9"}}