{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/434 - 2026/474<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/434 <br>KARAR NO\t: 2026/474<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/640 Esas 2024/776 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 02/04/2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09/04/2026<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 18/01/2014 tarihinde davacının park halindeki aracına davalıya sigortalı aracın çarpması sonrasında davacının iki araç arasında sıkıştığını ve sakat kaldığını, ceza davasında sanık sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı sigorta şirketinin 09/08/2014 tarihinde 56.751,44 TL kısmi ödeme yaptığını, akabinde Asliye Hukuk Mahkemesinde sürücü aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtığını, bu davada %14 maluliyet belirlendiğini, dosyanın ıslah aşamasında olduğunu poliçe limitinin 268.000 TL olduğunu bakiye 211.248,56 TL'nin sigorta şirketinden kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, kaza sonrasında yapılan ödeme ile zararın karşılandığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın beklenmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen, 2014/368 Esas ve 2016/263 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada alınan rapor uyarınca sigortalı ...'ün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı olaya ilişkin ... hakkında açılan maddi ve manevi tazminat istemli dava dosyasında aldırılan Adli Tıp Raporu uyarınca davacının maluliyet oranının % 12,1 oranında belirlendiği, kaza tarihi itibariyle motorlu araç işletenleri için uygulanacak asgari sigorta teminatının kişi başına 268.000,00 TL olduğu, 28/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda içtihatlar uyarınca davacının gelirinin TÜİK Kazanç Bilgisi Sorgulama Raporu doğrultusunda yapılan hesaplaması sonucu; 2.246,97 TL geçici tam iş gücü kaybı, 1.744.820,03 TL bakiye sürekli kısmi iş gücü kaybı yönünden maddi tazminat alacağının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin yaptığı kısmi ödeme düşüldükten sonra sorumlu olduğu miktarın 211.248,56 TL ile sınırlı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile; 211.248,56 TL maddi tazminatın, 09/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan (davalının sigorta teminat limiti ile sınırlı ve sorumlu olması kaydı ile) tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu kazanın 18/01/2014 tarihinde meydana geldiğini, kaza tarihi itibariyle davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yaralamalı trafik kazalarında uygulanacak ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğunu, zamanaşımının başlangıcının kaza tarihi olan 18/01/2014 günü olduğunu, davacının 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra 19/09/2023 tarihinde eldeki davayı açtığını, müvekkili şirketin davacı tarafa yapmış olduğu ödeme ile zararın karşılandığını, davacının gelirine ilişkin iddiasını ispatlayamadığını, bu nedenle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki veriler dikkate alınmadan Progresif Rant Yöntemiyle hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplamanın usulüne uygun olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, sigortalı aracın poliçede hususi araç olarak belirtildiğini, bu nedenle avans faizine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tDairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tTüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 18/01/2014 günü saat 11:50 sıralarında davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç, dava dışı ...’ün sevk ve idaresinde Mevlana Bulvarını takiben Gölbaşı istikametine seyir halinde iken ... benzinlik önüne yaklaştığı sırada, sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu seyir yönüne göre yolun sağında, yoldan dışarıda benzinlik içinde kendi aracının yanında durmakta olan davacı yaya ...’a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davalı sigorta şirketi hakkında maddi tazminat istemli eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>\t2918 Sayılı KTK.’nın 109 maddesi; \"(1)Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. (2)Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. (3)Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.\" hükmünü içermekte olup, 2918 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tazminat davalarında, ilgili madde gereğince 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin, eylemin suç teşkil eden bir fiilden kaynaklanması halinde TCK'da düzenlenen zamanaşımı süresinin uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği yerel mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık açılan dava yönünden kaza tarihinde yürürlükte bulunan TBK 154. maddesinde düzenlenen zamanaşımını kesen sebeplerin bulunup bulunmadığına ilişkindir.<br>\tZamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu \"eksik bir borç\" haline dönüştürür ve \"alacağın dava edilebilme özelliği\"ni ortadan kaldırır.<br>\tKaza tarihide yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 153. maddesinde, zamanaşımının durması, 154. maddesinde ise, zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir.  Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir.<br>\tTBK'nın 154.maddesinde; “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında; \"Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; <br>\t1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse,<br>\t2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa,” şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>\tİlgili maddeye göre zamanaşımı, borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zamanında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir. Ayrıca icra takibi açıldıktan sonra icra takibinin devamını sağlayıcı nitelikte bulunan her işlem ile zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/17-855 E. - 2020/1001 K. sayılı kararı).<br>\tSomut olayda; dava konusu kazanın 18/01/2014 tarihinde gerçekleştiği, davacıya davalı sigortanın 04/08/2014 tarihinde 56.751,44 TL ödemede bulunduğu, davacı tarafından müteselsil sorumlulardan olan sigortalı araç sürücüsü ...’e karşı 14/12/2016 tarihli dilekçe ile Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/530 Esas sayılı dosyası üzerinden tazminat istemli dava açtığı, bu davanın devamı sırasında da 19/09/2023 tarihli dilekçe ile davalı Sigorta Şirketine karşı eldeki davanın açıldığı, davalı Sigorta Şirketi tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı definin ileri sürüldüğü sabit olup, ilk derece mahkemesi tarafından davacının Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı 2016/530 Esas sayılı dosya da getirtilmek suretiyle davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.<br>\t2- Kabule göre de; davacı tarafından müteselsil sorumlulardan olan araç sürücüsü ...’e karşı Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı ve davanın kabulüne karar verildiği gözetilerek, anılan dosyanın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir.<br> \tYukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 12. Asliye Ticaret  Mahkemesi tarafından verilen, 18/12/2024 tarihli, 2023/640 Esas – 2024/776 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden tarafça yatırılan \"istinaf karar harcının\" istek halinde yatırana iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36.maddesi uyarınca, Ankara 2. Genel İcra Dairesinin 2025/5721 Esas sayılı dosyasına yatırılan 795.000,00TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, <br>\t6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"764b5857337caddf","SID":"fe61b8b49c459582"}}