{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1725 <br>KARAR NO\t\t: 2026/457<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.06.2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/413 Esas 2022/574 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 16.03.2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.03.2026<br><br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.2022 tarih 2018/413 Esas 2022/574 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesiyle;  müvekkili ile davalı şirket arasında 20.07.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Acentelik Sözleşmesi akdedildiği, müvekkili şirketin 20.07.2012-22.05.2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiği, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davrandığı, davalının yükselişine ve üretimine katkılar sağladığı,  ancak davalının acentelik sözleşmesini bildirimsiz olarak feshettiği, müvekkilinin kazanç kaybına uğradığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik haksız fesih nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminat, 1.000,00 TL kazanç kaybı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 22.05.2017 haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı tarafça davaya cevap sunulmadığı görülmüştür.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 20.07.2012 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin imzalandığı,  iş bu sözleşmenin davalı sigorta şirketi tarafından davacıya keşide edilen Üsküdar 5.Noterliği'nin 22.05.2017 tarihli ihtarnamesiyle Acentelik Sözleşmesi'nin 3/c ve 11/b maddesiyle yasal mevzuat gereğince bildirimsiz olarak feshedildiğinin davacıya bildirildiği, yine davalı sigorta şirketi tarafından Üsküdar 5.Noterliği'nin 29.05.2017 tarihli \"Fesih İlanı\" başlıklı belgesiyle taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesi'nin 22.05.2017 tarihi itibariyle feshedildiğinin ilan edildiği, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin  \"Sözleşmenin Süresi, Sınırlandırma, Fesih, Sona Erme ve Sonuçları\" başlıklı 11.maddesinin \"Sözleşmenin Süresi ve Fesih\" başlıklı \"a\"  bendinde \"Bu acentelik sözleşmesi belirsiz bir süre için akdedilmiştir. Taraflardan  her biri dilediği takdirde en geç 3 ay içerisinde diğer tarafa iadeli taahhütlü mektupla fesih bildiriminde bulunmak suretiyle bu sözleşmeyi feshedebilir. Bu halde taraflar fesih tarihi itibariyle gerçekleşecek hak ve alacaklardan dolayı birbirinden herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler.\" hükmünün yer aldığı, yine \"Bildirimsiz Fesih\" başlıklı \"b\" bendinde ise \"Acentenin ilgili kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik hükümlerine ve diğer yasal düzenlemelere, ilgili bakanlık genelgelerine, şirket talimatlarına (yazılı veya sözlü belirtilen talimatlar) acenteye verilen üretim hedeflerine, acentelik sözleşmesinin veya acentelik sözleşmesine ek protokol, belge ve sözleşmelerin herhangi bir hükmüne veya sözleşmedeki herhangi bir yükümlülüğüne uymaması halinde şirket, 11/a maddesindeki süreyle bağlı olmaksızın kendiliğinden ve herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın iş bu sözleşmeyi feshetmeye yetkili olup, acentenin iş bu fesih dolayısıyla hiçbir nam altında hiçbir tazminat talep hakkı olmayacaktır.\" şeklinde düzenleme bulunduğu, sözleşmenin \"Acenteliğin Yetki ve Sorumluluğu\" başlıklı 3.maddesinin \"Mevzuata, Limit Tablolarına, Tarife ve Talimatlara Uyma Yükümlülüğü\" başlıklı \"c\" bendinde \"Acente sigorta faaliyetlerinde ilgili kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuata, şirketin sigorta tarife ve şartlarına, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği kararlarına, limit tablolarına, şirketin vereceği yazılı ve sözlü talimatlara uymakla yükümlüdür.\" şeklinde düzenleme bulunduğu, davalı tarafça davacıya gönderilen Üsküdar 5.Noterliği'nin 22.05.2017 tarihli fesih ihtarnamesi içeriğinide  \"Acentelik Sözleşmeniz terör operasyonlarının yapıldığı dönemde rizikonun gerçekleşmesinden sonra veya rizikonun gerçekleşmesi sonrasında yakın bir tehlikenin varlığı mevcut veya riziko ağırlaşmışken düzenlenen poliçelerle ilgili olarak, mevzuata uygun olmayan işlem ve yanlış sigorta uygulamaları nedeniyle şirketin hak ve menfaatlerini tehlikeye sokmak, zarara uğramasına neden olmak, sigortacılığın icaplarına, iyiniyet kurallarına aykırı ve acentelik sözleşmesiyle acentelik vekalet akdinin gereği olan müvekkilinin menfaatlerini gözeterek işlem yapma ilkesine ve vekaletten kaynaklanan diğer yükümlülüklere aykırı davranışlar sebebiyle tüm yasal ve cezai haklarımız saklı kalarak acentelik sözleşmesinin 3/c ve 11/b maddeleriyle yasal mevzuat gereğince bildirimsiz olarak feshedilmiştir.\" şeklindeki gerekçeyle sözleşmenin feshedildiği, keşide edilen 22.05.2017 tarihli fesih ihtarnamesi ile  taraflar arasındaki sözleşmenin 11/a maddesindeki 3 aylık fesih öneline dayanılmaksızın ihtarname tarihi itibariyle sözleşmenin \"Bildirimsiz Fesih\" başlıklı 11/b maddesi ve yine 3/c maddesine istinaden sözleşmenin bildirimsiz olarak tek taraflı olarak feshedildiği  ancak fesih ihtarnamesi içeriğinde belirtilen sözleşmenin ilgili maddelerine davacı şirketin aykırı davrandığına dair hiçbir delilin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, Acentelik Sözleşmesinin davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak feshedildiği, kural olarak koşullarının oluşmuş olması halinde davacının davalıdan portföy tazminatı, kar mahrumiyeti, manevi tazminat  talep edebileceği, acentelik Sözleşmesi'nin feshinden sonra  davacı şirket tarafından davalıya kazandırılan müşterilerle ilgili olarak 171 adet poliçenin yenilenmiş olduğu, taraflar arasındaki sözleşme süresi boyunca davacı acente tarafından davalı sigorta şirketi için toplam 15.853 sigorta poliçesinin düzenlendiği ve bunun yıllık olarak ortalama (15.853 / 59 ay x 12) 3.224,34 olduğu, bu durumda yenilenen poliçelerin yıllık ortalama poliçe adedinin %3,63 'üne tekabül ettiği tespit edildiği, fesihten sonra yenilenen poliçe adedi dikkate alındığında TTK 122/a.maddesi ve Sigortacılık Kanunu'nun 23/16.maddesi gereğince \"sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli menfaat temin etmesi\" kriterine fesihten sonra yenilenen poliçe adedinin az sayıda olması sebebiyle koşulları oluşmadığından davacının denkleştirme tazminatı isteminin yerinde görülmediğinden reddine verildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde denkleştirme tazminatının yanı sıra fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla TTK 121.maddesi gereğince 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep edildiği, TTK 121/4.maddesi gereğince haklı bir sebep olmadan veya 3 aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğu yönünde yasal düzenlemenin bulunduğu, ancak yapılan yargılama sırasında davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının sözleşmenin feshedildiği tarihte işlerin tamamlanmaması sebebiyle uğradığı zararın belirlenmesi için müşteri bazında hangi işleri hazırladığını ve tamamladığını somut olarak ortaya koyamaması ve yine davacı yasal defterlerinde şirketin faaliyetlerinden doğan tüm gelir ve giderlerin konsolide olarak birleştirilmiş şekilde tutulması ve davalı şirketten elde ettiği gelirler karşılığı giderlerin ayrıştırılmaması nedeniyle bu talebi ile ilgili somut belgeler ve delillerin dosya kapsamı deliller arasında yer almadığından davacı tarafın bu yöndeki talebi yerinde görülmediği, davacı tarafça dava dilekçesinde dava konusu  Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davacı şirketin manevi açıdan zarara uğradığı iddia edilerek maddi tazminatın yanında manevi tazminatta talep edildiği, davacının iddiasını kanıtlayacak derecede mahkememizde kanaat uyandıracak bir delil dosyaya sunulmadığından  davacı tarafın dava dilekçesindeki manevi tazminat isteminin yerinde görülmediğinden reddine karar verildiği, dava dilekçesinde taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davacının uğradığı iddia olunan kar mahrumiyetine ilişkin olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, daha sonrasında dosyaya sunulan dava değerinin arttırılmasına ilişkin 20.05.2022 tarihli dilekçesiyle bu yöndeki talebini 23.313,20 TL'ye çıkartarak haksız fesih tarihi olan 27.05.2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, davacının 3 aylık kar kaybının 23.313,20-TL olarak belirlendiği ve kar mahrumiyeti hesaplandığı, davacı tarafça da dava değerinin arttırılmasına ilişkin dilekçede kar mahrumiyeti olarak bilirkişi tarafından 3 aylık kar mahrumiyeti olarak hesaplanan 23.313,20-TL tutarında talepte bulunulduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmşiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının aleyhe kısımlar yönünden yersiz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 171 adet poliçenin potföyden sayılmamasının hatalı olduğunu, davanın konusunun denkleştirme tazminatı olduğunu ve sadece portföy kaybı tazminatı davası olmadığını, TTK 121 ve devamı maddelerinin incelenip irdelenmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavacı vekili 12.09.2023 tarihli ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3. Maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davaların kısmen reddi alinde karşı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin davacı lehine belirlenen vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğini, ilk derece mahkemesince bu hususta hatalı hüküm kurularak davacı lehine hükmedilen 5.100,00-TL maktu vekalet ücretini aşacak şekilde davalı lehine 15.550,27-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücreti miktarının hatalı hesaplama neticesinde hükmedilmiş olması nedeniyle HMK'nın 304.maddesi uyarınca düzeltilebileceğini, bu nedenle ilk derece mahkemesince tavzih talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istianf nedenleri olarak ileri sürmekle ek kararın kaldırılarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının davacı lehine hükmedilen miktarı geçmeyecek şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin feshin haksız olduğu hususunu hatalı olarak değerlendirdiğini, davalının fesih nedenlerinin şirket kayıtları incelenmeksizin değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin feshinin taraflar arasındaki akde uygun olarak gerçekleştirildiğini, hukuka uygun olarak sonlandırılan sözleşmeden dolayı davacı acentenin tazminat talep edemeyeceğini, davacının davasını hiçbir şekilde ispat edemediğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan karlılık oranının ne şekilde tespit edildiğinin anlaşılamadığını, bu nedenle rapora dayalı olarak karar verilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla açılmış portföy tazminatı, kazanç kaybı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava, taraflar arasında düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı portföy tazminatı, kazanç kaybı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tGenel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır.  6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça \"denkleştirme istemi\" olarak tanımlanan, doktrinde de \"müşteri tazminatı\", \"portföy tazminatı\", \"portföy akçesi\" olarak da ifade edilmektedir. Davacının sigorta acentesi olması sebebiyle öncelikle uygulanacak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi hükmüne göre, sigorta acentesinin portföt tazminatı talep edebilmesi için; \"sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması\" gerekir. Buna göre taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi halinde acentenin denkleştirme tazminatı talep hakkı düşmez ancak sigortacı haklı nedenle sözleşmeyi feshetmiş ve haklı neden teşkil eden durum acentenin kusurundan kaynaklanmış ise, acentenin tazminat talep hakkı düşer. Acentelik sözleşmesinin feshi ve tazminat koşulları ile ilgili olarak 6207 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ise, 121/1. maddesi ile \"Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.\" hükmü  getirilmiş, 122. maddesinde ise; \"sigortacının acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi\", tazminat şartı olarak kabul edilmiş ve hükmedilecek tazminatın üst sınırı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalaması olarak belirlenmiştir.<br>\tToplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taraflar arasında düzenlenenen acentecilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın fesih edilmesine, davacının komisyon gelirinden mahrum kalmasına,  davalının acentenin portföyü nedeniyle fesih sonrasında yenilenen poliçe adedi itibariyle davalının önemli bir menfaat olarak kabul edilmemesinde isabetsizlik bulunmamasına, yapılan incelemede davacının kar kaybına uğradığının tespit edilmesine, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle tamamlanmamış işler bakımından zarara uğradığını ispat edememiş olmasına, fesih nedeniyle manevi tazminat koşulları oluştuğunun ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\t12.09.2023 tarihli ek karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nun 304.maddesinde hükmün tashihinin \"(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.\" şeklinde düzenlendiği, hükmün tavzihini düzenleyen aynı yasanın 305 vd.maddelerindeki hükümler dikkate alındığında \"(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.\" şeklinde yasa koyucu tarafından tavzih koşulları belirtilmekle ve mahkemece tavzih talebinin reddine dair karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Mahkemece davalı lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin miktarı bir hesaplama hatasından kaynaklanmamakta Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3. Maddesinde yer alan \"(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.\" hükmünün somut uyuşmazlıkta uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. Bu hususta mahkemece yanılgılı değerlendirme yapılması halinde hata veya eksikliğin tavzih veya tashih yoluyla giderilmesi mümkün olmayıp ancak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, davacı vekilinin 07.09.2023 tarihli istinaf dilekçesinde karşı vekalet ücretine yönelik bir istinaf sebebi gösterilmediği, istinaf süresinden sonra tavzih yoluyla vekalet ücreti miktarının uygulanan tarife maddesi hükmüne dayalı olarak değiştirilmesi mümkün olmadığından ilk derece mahkemesince tavzih talebinin reddine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 539,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 192,30-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.592,52-TL'den peşin alınan 398,13-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.194,39-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptığı giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d3066b58a625120","SID":"1c1600ac60145af6"}}