{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/138 <br>KARAR NO:2026/469<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:09/11/2023<br>NUMARASI:2022/170 E. - 2023/207 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait  “... Şirketi” 'nin 2015 yılında kurulduğunu, şirketin ticari unvanının 04/08/2022 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan karar ile “... Şirketi” olarak tadil edildiğini, müvekkillerinin  İstanbul'un Fatih ilçesinde otel işletmeciliği yaptığını; ilk ticari unvanında yer alan “...” ibaresinin 2014 yılından bu yana taraflarınca kullanılmakta olduğunu,  müvekkillerinden “... Şirketi”  adına ...  tescil numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 43. sınıfta tescilinin bulunduğunu; söz konusu markanın kullanım haklarının 20/01/2015 tarihli Lisans Sözleşmesi ile diğer müvekkiline devrettiğini; davalının yine 43.sınıfta  ...tescil  numarası ile  12/04/2022 tarihinde dava konusu marka ile birebir aynı esas unsurlu  markasını tescil ettirdiğini, markalar arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu,   daha önce yine davalı tarafından  ... başvuru numarası ile \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilleri tarafından SMK m.6/1 benzerlik hükmüne dayanan itirazlarının kabul edilerek markanın reddi yönünde karar verildiğini belirterek; dava konusu marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu “...” marka ibaresinin 2003 yılından bu yana müvekkili tarafından kullanılmakta olduğunu ve bu marka ile tanınır hale geldiklerini ve 44 farklı sınıfta markanın tescil edildiğini,  davacı tarafın önceden ticari unvanında yer alan “...” ibaresinin haksız rekabet üretmesi nedeni ile ticaret sicilinden terkin edildiğini; “...” ibaresinin halihazırda yiyecek ve içecek ürünlerini içeren 29, 30, 32, 33. sınıfta ve ikincil olarak yine bu alandaki hizmetlerinde kullanılmak amacıyla 43. sınıfta davalı namına tescil edildiğini ve buna karşılık davacının otel fotoğrafları ile kullanımını gösterdiği 43. sınıf dahilinde olan \"geçici konaklama hizmetleri\" kategorisinin, davalı marka tesciline dahil edilmediğini ve bu alanda kullanılmadığını,  marka kullanımlarının tüketici algısı nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,  müvekkillerinin markasındaki asıl unsurun karşılıklı ters konumlandırılmış iki adet “B” harfinden oluşan  görsel tasarımı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesin kararıyla; hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilli olduğu sınıfta, davacı adına tescilli markanın başvuru tarihinden önce kullanıldığının davalı tarafça yasal süresi içerisinde sunulmuş delillerle ispat edilemediği, alınan bilirkişi raporu ve yukarıda açıklanan nedenlerle 6769 sayılı SMK'nun 6/1 ve 25/1 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle;<br>-Davanın  KABULÜ İLE,  davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"...\" ibaresinin 2003 yılından bu yana 44 farklı sınıfta müvekkili adına tescilli olduğunu ve aktif olarak kullanıldığını, davacı tarafın bu ibareyi ticaret unvanında kullanarak yarattığı haksız rekabetin Yargıtay kararı ile tescil edildiğini, unvanın sicilden terkinine karar verildiğini, bu geçmişe rağmen davacının kötü niyet iddiasında bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın yalnızca 43. sınıfın \"yiyecek ve içecek sağlanması\" hizmetlerini kapsadığını ve davacının faaliyet gösterdiği \"geçici konaklama\" hizmetleri ile SMK m. 11/4 uyarınca kategorisel veya işlevsel bir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkil markasının karşılıklı ters \"B\" harfleri, turuncu arka plan ve \"...\" sloganı gibi ek unsurlarla davacı markasından görsel, işitsel ve kavramsal olarak tamamen ayrıştığını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve müvekkilinin yiyecek-içecek sınıflarındaki çatı markasını bu hizmetlerletaçlandırmasının en doğal hakkı olduğunu belirterek yerel mahkemenin hükümsüzlük kararının kaldırılmasını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı adına ... numara ile tescil edilen markanın, müvekkiline ait \"...\" markasının birebir aynısını asli unsur olarak ihtiva ettiğini ve aynı hizmet sınıfı olan 43. sınıfta tescil edildiğini, davalının daha önce yaptığı benzer bir başvurunun müvekkilinin itirazı üzerine TPMK tarafından reddedilmiş olmasına rağmen yanına \"...\" ve \"lezzet notalarının buluştuğu adres\" gibi hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan tanımlayıcı ibareler ekleyerek yeniden tescil yoluna gitmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel açıdan kaçınılmaz bir iltibas ve halk nezdinde bağlantı kurulma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin bu markayı yıllardır kullanarak piyasada maruf hale getiren \"gerçek hak sahibi\" sıfatını haiz olduğunu, davalının müvekkilinin itibarından haksız menfaat sağlama amacı güttüğünü belirterek yerel mahkemenin hükümsüzlük kararının onanmasını ve davalının haksız istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu davalı adına tescilli   ... numaralı b b “lezzet noktalarının buluştuğu adres” ... ...+şekil ibareli markanın hükümsüzlüğü davasıdır. TPMK kaydına göre, 25/12/2014 başvuru, 19/04/2016 tescil tarihli ...  numaralı ... ibareli markanın 43. sınıfta, davacılardan ... Şirketi adına tescilli olduğu,-17/09/2021 başvuru 12/04/2022 tescil tarihli ... numaralı \"...\" ... ... + şekil\" ibareli markanın 43. sınıfta, davalı adına tescilli olduğu,görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.16/06/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;\" eskiye dayalı kullanım sebebi ile  “...” ibaresi üzerindeki öncelikli kullanım haklarının davacıya ait olduğunu ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davalının ... numaralı b b “...” ... ... ibareli marka tescilinin davacının  ... markası ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğunu, bu sebeple iltibas yarattığını ve ... ... markası yönünden SMK md. 6/1 ve md. 25/1 uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluştuğu\" belirtilmiştir. Markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişinin “gerçek hak sahipliğine” dayalı olarak 6769 Sayılı SMK.nun 6/3 maddesi uyarınca  ve aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için; davacıya ait markanın ayırt edicilik kazanmış olması,  markanın, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması, itiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümsüzlüğü talep edilen markanın aynı veya benzer olması gerekmektedir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına tescilli,  ... numaralı “...” ... markasının hükümsüzlüğünün talep ve dava edildiği, davacı adına tescilli  ...  numaralı bethoven markasının başvuru ve tescil tarihinin hükümsüzlüğü talep edilen markadan önce olduğu, ortak unsurunun ... ibaresi olduğu ve bu ibarenin markaların esas unsuru olduğu, markaların tescil edildikleri sınıf ve hizmetlerin aynı olduğu, markaların görsel, fonetik ve anlamsal olarak benzer oldukları bilirkişi heyet raporu ile tespit edilmiş olmakla mahkemece sübut bulan davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Davalı istinafında, önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu iddiasında bulunmuş ise de, dava konusu markanın17/09/2021 başvuru tarihi itibarı ile koruma altına alındığı, dosya kapsamından davalının 2021 yılı öncesinde yiyecek içecek sektöründe dava konusu ibareye ilişkin markasal kullanımı tespit edilemediği, davacı adına tescilli  ... numaralı “...” ibareli markanın 25.12.2014 yılından beri davacı adına tescilli olduğu ve kullanıldığı -internet alan adlarının fiili kullanım başlangıcının 24/11/2015 tarihi olduğu, “...” ibaresi üzerindeki öncelikli kullanım hakkının davacıya ait olduğu davacının markanın gerçek hak sahibi olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla davalının eskiye dayalı kullanım hakkına yönelik istinafı yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında,  müvekkilinin bir çok sınıfta tescilli olup ticarette aktif kullanılan \"...\" ibaresinin, aynı zamanda müvekkili şirketin kardeş şirketi olan ... Şti'in ticaret unvanı olduğunu, müvekkili ... Tekstil ile dava dışı ... Tekstil, tamamen aynı gerçek kişiler tarafından temsil edildiğini bu şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürmüş ise de her bir tüzel kişi farklı olduğundan dava dışı  ... Tekstil, yönünden bir dava bulunmadığından bu şirketin kullanımları bu dosyada değerlendirilemez.Ticaret unvanı ile markanın işlevinin birbirinden farklı olduğu, kaldı ki davacı markasının 43. Sınıfta tescil başvuru tarihinin 25/12/2014 tarihi olduğu, fiili kullanmanın ise 2015 yılına dayandığı, ispatlanmakla, davalının bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih ve 2022/170 E., 2023/207 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a268fff7407f32e8","SID":"04ba1f3c00f95e55"}}