{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1533 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/402<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/06/2024<br>NUMARASI\t: 2022/85 ESAS, 2024/173 KARAR<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 11/03/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarası ile 43. sınıfta tescilli “...” şekil markasının ve 43. sınıfta tescilli ... sayılı “...” markasının sahibi olduğunu; davalının “... Mah. 26. sokak...) Çankaya/Ankara” adresinde geçici konaklama ve yiyecek, içecek hizmetleri alanında müvekkiline ait ... markasını 12.06.2015 tarihinden itibaren markasal olarak kullanarak hizmet verdiğini; davalının ... markasını müvekkilinin markası ile iltibas ve iktibas oluşturacak şekilde markasal olarak kullanmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini; davalının ayrıca internet siteleri başta olmak üzere birçok internet sitesi aracılığıyla da iletişim bilgilerini paylaştığını, reklam yaptığını, rezervasyon ve satış işlemi yaptığını; bu suretle müvekkiline ait ... markasını markasal olarak kullandığını; davalının ... ibaresini ... ibaresine göre daha büyük puntolarla yazmak suretiyle ... ibaresini ön plana çıkardığını, esaslı unsur ve dominant unsur olarak sunarak müşterilerin hafızalarında bu şekilde yer edinmeye çalıştığını; davalının ... markasını müvekkilinin markası ile iltibas ve iktibas oluşturacak şekilde kullandığını öğrenmeleri üzerine İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesi 2020/146 D. İş. Sayılı dosyası üzerinden delil tespitinin talep edildiğini; bilişim ve marka uzmanı bilirkişiden alınan raporlarda davalının ... ibaresini işletmesinde ve birçok internet sitesinde iltibas ve iktibas oluşturacak şekilde kullandığının tespit edildiğini; davalının ilk tecavüz tarihinin tüm deliller tespit edildiğinde kesin olarak belirlenebileceğini, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2020/146 D. İş sayılı dosyasından alınan marka uzmanı bilirkişi raporunda yer alan vergi levhasına göre de başlama tarihinin 12.06.2015 olarak yazdığını; Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ... ibaresinin yanına getirilen residence, süit, pansiyon, otel, ... gibi kelimelerin herkes tarafından kullanılabilen nitelik belirten kelimeler olduğundan marka olarak kabul edilmediğini, dolayısı ile markalardaki ... ibaresinin kullanımının başlı başına tecavüz sebebi olarak gösterildiğini; fer iki tarafın da 43. sınıfta yer alan özellikle geçici konaklama ve yiyecek-içecek sağlanması hizmetlerinde faaliyet gösterip aynı alıcı kitlesine hitap ettiğini; her iki markayı gören ortalama seviyedeki tüketicinin zihninde aynı algının oluşacağını, markalar arasında bağlantı kurulacağını, davalı kullanımının müvekkilinin şubesi, serisi olarak algılanacağını belirterek haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespitine ve men’ine, SMK m.151/2-c kapsamında davalının lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde markayı kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli olarak şimdilik 30.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.      <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... numaralı markanın 43. Sınıf yönünden tescilli olduğunu ve konaklama hizmetleri, yiyecek içecek hizmetlerinin sağlanması yani otelcilik hizmeti yönünden kullanıldığını; tüketicilerin kalacakları oteli tercih ederken daha dikkatli davranacaklarını; müvekkiline ait “...” ibareli markanın esaslı unsurunun markanın tamamı olan “...” olduğunu; buna karşın, davacıya  ait markaların esaslı unsurun sadece “...” ibaresi olduğunu; müvekkilinin sadece “...” ibaresini kullanmamış yanına “...” kelimesini ekleyerek tüketici nezdinde farklılık yaratmış olup “dikkatli ve özenli” tüketici nezdinde görsel benzerliği ortadan kaldırdığını; potansiyel tüketicinin her iki işareti gördüğünde iki işletmeyi birbiri ile ilişkilendirmeyeceğini, karıştırmayacağını, diğer bir anlatımla görsel açıdan davacı markası ile müvekkili kullanımlarının benzemediğini; davacı markalarının yazılışı ve telaffuzu “...” iken, müvekkili  kullanımları ve tescilli markasının yazılışının “...”, okunuşunun “...” olduğunu; telaffuzların her ne kadar ilk bölümleri aynı olsa da, son bölümde yapılan ekleme ve yazılışlarındaki farklılık nedeniyle belirgin bir görsel ve işitsel farklılık yaratıldığını; markalar arasında kavramsal benzerliğin de olmadığını;  taraf markaları arasında, potansiyel tüketici göz önünde bulundurulduğunda her ne kadar tescil sınıfları aynı/benzer olsa da herhangi bir şekilde görsel, işitsel, kavramsal bir benzerlik söz konusu olmadığını; davacının müvekkili şirketin kurulup alan adı ve arkasından tescil ettirilen markasını eylemli olarak kullanmaya başladığı 12.06.2015 tarihinden tespit talebinin yapıldığı 16.10.2010 tarihine kadar aradan 5 yılın üzerinde bir süre geçtiği halde herhangi bir şekilde bahsi geçen kullanıma itiraz etmediğini, karşı koymadığını; kaldı ki, 5 yıldan fazla zaman geçtikten sonra açılan tespit davasından sonra bile davacının derhal harekete geçmediğini, 1.5 sene gibi uzun bir süre geçtikten sonra işbu davayı açtığını; bu bakımdan davacının sessiz kalma yoluyla işbu davayı açmakta hak kaybına uğradığını; davacının işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.         <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  11/06/2024 tarih ve 2022/85 Esas - 2024/173 Karar sayılı kararıyla; ''... Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde; ... tescil numaralı \"...+şekil\" markasının 43. Sınıfta,  ve ... tescil numaralı \"...\" markasının 28,62 ve 43. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu ve markaların halen koruma altında bulunduğu, ... tescil numaralı \"... ...\" markasının 43. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu, yine \"....com.tr\" alan adının halen davalı adına kayıtlı olduğu, davalı tarafın \"... ...\" ifadesini 26.Sokak No:3 .../Ankara adresindeki otel işletmesinin işletme adı olarak kullandığı,  www...com.tr alan adlı internet sitesinde ... ibaresinin otelcilik hizmetleri yani 43. sınıftaki geçici konaklama hizmetleri için kullanıldığı; söz konusu alan adı 19.08.2015 tarihinde tahsis edilmiş olmakla birlikte fiilen aktif <br>kullanımının 20.06.2016 tarihinde olduğu, yine sosyal medya hesapları üzerinden davalı tarafça ... ibaresinin otelcilik hizmetlerinin tanıtımı için kullanıldığı sabittir. Bu kullanımlar ve davacı tarafın marka tescili ile davalı tarafın kullanımlarının başladığı tarihler dikkate alınarak marka hakkına tecavüz yönünden yapılan değerlendirmede,  ... numaralı ve ... tescil numaralı markaların ana unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, her iki markanın da 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil), Hayvan bakım evleri hizmetleri” için tescilli olduğu, davalının otelcilik ile ilgili faaliyetleri kapsamındaki kullanımlarının bu kapsamda kaldığı, davalı tarafın otelin tüm tanıtım ve dış dünyaya yansıyan markasal kullanımlarının \"... ...+şekil\" şeklinde olduğu, her iki tarafın markasal kullanımların ana unsurunun ... ibaresi olduğu, davacı tarafça markasına ... ibaresi eklemek suretiyle ayırt edicilik kazandırmaya çalışmış ise de ... ibaresinin şehir anlamı içeren zayıf ve ayırt edicilik sağlamayan bir ifade olduğu,  görülmektedir. tarafların “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile geçici konaklama hizmetleri, yani otelcilik hizmetlerinin benzer olduğu piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme veya rekabet etme olanaklarının bulunup bulunmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri, amaçları, hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı kriterlerini esas alarak yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri birlikte sunulan hizmetler olduğundan benzer olarak kabul edilmiştir, bu kabul karşısında somut olayda SMK m.7/2-b anlamında hizmetler arasında ayniyet ve benzerlik şartının gerçekleşmiş olduğu kabul edilerek davalı kullanımlarının davacı tarafın marka hakkına tecavüz ettiği kabul edilmiştir. <br>Davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 149. Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, SMK'nın 151/2-c maddesine göre talepte bulunduğu,  az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davalı kayıtları incelendiğinde davalı tarafın markasal kullanım dönemi olan 2016-2022 tarihleri arasında ... cevabi yazısı doğrultusunda davalının elde ettiği karın %15 oranında lisans bedeli belirlenmesi hali dikkate alınarak yapılan incelemede lisans bedelinin 1.237.483,50 Tl olacağı kabul edilmiş ve davacı tarafın bu miktar yönünden davalı taraftan talep hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. <br>Davacı tarafın haksız rekabetten kaynaklı talepleri de değerlendirilmiş,  sınai mülkiyet haklarının kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, davalının davacının, davacı adına tescilli markasının ve tasarım tescilinin fırın tepsisi ürününde kullanılması fillerinin marka hakkına ve tasarım hakkına tecavüz oluşturması eyleminin aynı zamanda TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin talebin özel kanunla korunması sebebiyle ayrıca genel hüküm niteliğindeki TTK hükümleri çerçevesinde korumadan birlikte yararlanmasının özel kanun olan SMK'nın amacına aykırı olacağı, yorum güçlüklerine yol açacağı ve özel koruma karşısında genel korumanın gereksiz olacağı kanaati ile haksız rekabet yönündeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiş, tüm bu gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Davanın KISMEN  KABUL KIMEN REDDİ İLE;<br>1-Davalı tarafın \"... ...\" şeklindeki kullanımları dolayısı ile davacının ... ve ...  tescil nolu  ... ve ... + Şekil markası yönünden marka hakkına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, <br>Davalı tarafın tecavüzünün MEN'ine,<br>2- 1.237.483,50 TL Maddi tazminat alacağının 12/01/2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikten davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, <br>3-Davacı tarafın haksız rekabet  yönündeki taleplerinin reddine,...'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı eylemlerinin TTK kapsamında haksız rekabet de teşkil ettiğini, SMK'daki hukuki koruma davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil etmesi nazara alındığında TTK kapsamında haksız rekabete yönelik taleplerin reddine gerekçe teşkil etmediğini, bu yöndeki taleplerinin reddedilmesi ve aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyanla ilk derece mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Lisans bedelinin cironun %15'i olarak belirlenmesinin doğru olmadığını,İstanbul Ticaret Odası'nın yazısının gerek usul ve yasa ile gerekse ticaret hayatının gerçekleri ile uyuşmadığını, dava konusu marka'nın müvekkili şirketin elde ettiği ciroye etkisinin hesaplanması gerekirken doğrudan ciro üzerinden hesap yapılması doğru olmadığını, somut olayda davacı bizzat otelcilik sektöründe hizmet vermekte olup,verilecek olası lisansın adi lisans olacağı, Davacının piyasadaki pazar payı, genel ekonomik koşullar, marka değeri gibi unsurların belirlenmesi ve buna göre bir lisans bedeli hesaplanması gerektiğini,  “...” ibaresinin tanınmış bir marka olmadığını, . Tüketicinin alım tercihini kullanırken “...” ibaresini görüp tercihini değiştirmeyeceğini, davalıya ait işletmede sadece otelcilik hizmeti verilmediğini, aynı zamanda spa, restoran, baz istasyonu kirası gibi ek hizmetler de verildiğini, elde ettiği cironun tamamının ihlale konu olmadığını, Ülke çapında etkili olan salgın nedeniyle faaliyetinin çok kısıtlandığı bir dönemde dahi 177.725,79 TL lisans bedeli belirlenmiş olmasının, salgının dikkate dahi alınmadan hesap yapılması usul, yasa ve hakkaniyetle uyarlı olmadığını, Markalar arasında iltibas bulunmadığını, davacının sessiz kalma ile hak kaybına uğradığını, Davacı ..., uzun bir süre müvekkili ...'nin ünvansal, markasal ve alan adı şeklinde gerçekleşen kullanımlarına ses çıkartmayıp, müvekkili nezdinde bu kullanıma zımnen izin verdiği algısını oluşturduğunu, 16.10.2020 tarihinde İstanbul Anadolu Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak delil tespiti talep ettiğini, delil tespiti talebinden de yaklaşık 1.5 sene sonra eldeki davanın açılmasının, çelişkili yani kötü niyetli olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlendiği şekilde markaya tecavüzün tespiti ve men'i ile maddi tazminat taleplerinin kabulüne, haksız rekabet talebinin ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekillerince yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dava, SMK 25/1. Madde atfı ile aynı kanun 6. Maddesinde nispi red nedenleri arasında sayılan itibas iddiasına dayalı olarak açılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden; Davacının ... sayılı \"...+şekil\" markasının 43. mal ve hizmetlerde 26/05/2010 tarihinde tescil edildiği yine ... sayılı \"...\" ibareli markasının 28., 32. Ve 43. Sınıf mal ve hizmetlerde 19.08.2014 tarihinde tescil edildiği, davaya konu davalı adına tescilli \"...\" ibareli markanın 21.06.2018 tarihinde 43. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, davalı şirketin 2015 yılında kurulduğu ve yapılan bilirkişi incelemesi ile 2016 yılı Ocak ayından itibaren 43. Sınıf hizmetlerde markasal kullanımı bulunduğu görülmüştür.<br>Davacı tarafından SMK'nun 151/2-c maddesi uyarınca lisans bedeline göre maddi tazminat hesaplanmasını talep etmiş olup, davacı tarafından örnek lisans bedeline dair sözleşme sunmadığı, sunulan mali rapor incelendiğinde hesaplamanın Vergi Dairesinden celp edilen Ba/Bs form dökümleri ile davalı şirketin mal ve hizmet alım/satışlarına ilişkin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 dönemlerine ait Kurumlar vergisi Beyannameleri üzerinden satış karı esas alınararak hesaplama yapıldığı  görülmüştür.<br>SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç tutarının hesaplanmasında, davalı tarafın dava konusu markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin belirlenmesi gerektiğinden, lisans bedeli hesaplanırken ihlale konu tarihler dikkate alınarak emsal lisans sözleşmelerinden faydalanılması, her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, uyuşmazlığa konu markanın kullanılması yoluyla elde edilen gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti  ile  hüküm  altına alınması gerekir. Davalının elde ettiği ciroya kendi markasının ve sunduğu hizmetin katkısı da hesaplama yapılırken dikkate alınmalıdır. <br>Bu nedenle, davacı tarafa emsal lisans sözleşmesi sunması için süre verilmesi, emsal lisans sözleşmesi sunulmaması halinde mahkemece usulüne uygun ihtarat da yapılmak suretiyle her iki taraf ticari defter ve kayıtlarının getirtilmesi, aralarında sektör ve mali bilirkişi bulunan heyet teşekkül ettirilerek yapılacak inceleme ile emsal lisans bedelinin ne miktarda olabileceği hususunda rapor alınması, tüm bu incelemelere rağmen zararın tespit edilememesi halinde ise TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesis edilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiş, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE, <br>2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.2024 Tarih ve 2022/85 Esas, 2024/173 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,  <br>3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, <br>4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine, <br>6- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 290,00  TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.459,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>7- Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>9- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,\t<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.11/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec0a677e55a39f9e","SID":"29f389ef89dc7f88"}}