{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/690 <br>KARAR NO\t: 2026/354<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2026<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>Davacılar vekili 24/09/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle, Davacılar------ve---- toplam 4 ortaklı olan ----- hem hissedarı hem de yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkili ------ 32 yıla yakın bir zaman yönetim kurulu başkanı olduğunu şirkette kendi soyadını ünvan olarak almış olduğunu, yine müvekkili  ------, şirketin kurulumdan itibaren yönetim kurulu üyeliğinde bifiil görev almış olduğunu, Müvekkillerin 05.08.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına katılmış ancak gündem maddelerinden hiçbirini kabul etmemiş ve ret gerekçesini şerh düşerek belirtmiş olduklarını, 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesinde, \"a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” hükmü mevcut olduğunu, ilgili kanun maddesi gereğince 05.08.2024 tarihli Genel Kurul Kararının iptali gerekmekte olup  mahkememizde davanın açılma gerekliliğinin hasıl olduğunu beyan etmiştir. Şöyleki; 1- Genel kurul çağrısı usule uygun olmadığını, 05.08.2024 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantısı çağrısı usule uygun yapılmadığından yok hükmünde olduğunu, Olağan Genel Kurul Toplantı çağrısı  ----- tarafından ----.Noterliği 16 Temmuz 2024 tarihli, -/---- Yevmiye numaralı İhtarname ile yapılmış olduğunu, Yönetim Kurulu tarafından Genel Kurul çağrısı yapılmasında yasaya aykırı bir durum olmamakla birlikte çağrıyı yapan Yönetim Kurulu yasal olarak yok hükmünde olan bir yönetim kurulu olduğunu, bu nedenle çağrı yapma yetkisinin de yok olduğunu, şöyle ki; her ne kadar ----- yönetim kurulu olarak toplantıya çağrı yapmışlar ise de bu kişilerin yönetim kurulu seçilmesine ilişkin genel kurul kararının mahkemece yokluğuna karar verilmiş olduğunu, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ----Sayılı karar ile  --- Ve  ----- yönetim kuruluna seçilmesine ilişkin 05.06.20222 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğuna karar verilmiş olduğunu beyan ederek, bu nedenle de ---- Ve------ yok hükmünde kabul edilen bir mahkeme kararı neticesinde yönetim kurulu başkan ve üyesi olarak kabul edilmeleri de mümkün değildir olduğunu, yokluk hükmündeki bir karara dayanarak bir yetki kullanmak ve bu yetkiye ilişkin esaslı işlemler yapmak da mümkün değildir, yok hükmündeki bir Genel Kurul kararı ile seçilen Yönetim Kuruluda yok hükmündedir olduğunu beyan ederek, bu nedenle de yok hükmündeki bir yönetim kurulunun yaptığı işlemlerde bir sonuç doğurmayacağından ve yasal olarak yokluk yaptırımına tabi olacağından yapılan çağrı da yine yok hükmünde olacaktır olduğunu beyan etmiştir.  Bu nedenle de Olağan Genel Kurul topalntısına yapılan çağrıda geçersiz olduğunu ve bu toplantıda alınan kararlar yok hükmünde olduğunu beyan etmiştir. 2- Genel kurul gündemi yoklukla batıl yönetim kurulu tarafından belirlenmiş olup, gündeme ilişkin alınan kararlar da yok hükmündedir, TTK ve Yönetmelik gereğince Olağan Genel Kurul Toplantı gündemini belirleme yetkisi yönetim kurulundadır, yukarıda da bahsettiğimi gibi Yönetim kurulu yok hükmündedir ve şirketi temsile yetkili olmadığı gibi kanunda belirlenen yetkileri kullanmaya ehil değildir yok hükmündeki bir yönetim kurulu tarafından belirlenen gündem ile toplanan genel kurul kararı ile bu gündemlerin görüşülmesi ve alınan tüm kararlar da geçersizdir ve yok hükmündedir olduğunu beyan etmiştir. 3- Müvekkillerinin bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkı kullanımı engellenmiştir olduğunu, müvekkillerinin Anonim şirket pay sahibi olarak bilgi alma hakkı ihlal edilmiş, yönetiminde olmadıkları şirket ile ilgili soruları karşılıksız kalmıştır bu sebeple Genel Kurul kararının iptali gerekmektedir olduğunu, Genel Kurul Toplantısı öncesi ve daha öncesinde defalarca sözlü ve yazılı olarak şirket ile ilgili belgeler talep edişmişse de hiçbir belge tarafına ve müvekkillere gösterilmemiş, gerekli incelemeler yapılması engellenmiştir. Yine toplantı öncesi çektiğimiz -----.Noterliği 25.07.2024 tarihli, ------ Yevmiye Numaralı gönderdiğimiz ihtar ile taraflarınca istenen hiçbir belge sunulmamıştır olduğunu beyan etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde \"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. \" hükmüne yer verilmiştir. 4- 05.06.2022 tarihli genel kurul her ne kadar yok hükmünde ise de mahkemece kabulü halinde de alınan kararların iptali gerekmektedir olduğunu beyan etmiştir. 05.06.2022 tarihli Genel Kurulda tüm itiraz ve muhalefet şerhimize rağmen alınan kararlar; \"1- Gündemin 3. Maddesi gereği, Yönetim Kurulu faliyet raporu yönetim kurulu başkanı tarafından bizzat okundu. Yapılan müzakereler sonucunda 2023 yılına ait Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun kabul edilmesine ---- ve ---- 1.560.000,00-TL'lik kabul oyuna karşılık, --- 1.040.000,00-L'lik red oyu ile oy çoklugu ile karar verildi. 4. Gündemin 4. Maddesi gereği, 2023 yıl bilanço ve kar/zarar hesaplan yönetim kurulu başkanı tarafindan bizzat okundu. Yapılan müzakereler sonucunda 2023 yılına ait bilançosunun kabul edilmesine-----1.560.000,00-TL'lik kabul oyuna karşılık,  ---- ve  ----- 1.040.000,00-L'lik red oyu ile oy çokluğu ile karar verildi. 2023 yıl karından vergiler ödenip yasal yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan tutarın ortaklara kar payı olarak dağıtılmamasına-----şirket sermayesinin ve paylarının toplam %100 'üne karşılık gelen ve toplam itibari değeri 2.600.000,00-TL olan, 2.600 adet payın KABUL oyu ile oy birliği ile kabul edildi. 5. Gündemin 5. Maddesi gereği, YK yerinden yalnızca pay sahibi olan  ---- ve ----- Genel Kurul tescil tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her birine aylık brüt/net yillik enflasyon oranına tekabül eden 200.000,00 TL (Ikiyüz Bin Türk Lirası) huzur hakkı ödenmesine ----- 1.560.000,00-TL'lik kabul oyuna karşılık, ---- 1.040.000,00-TL'lik red oyu ile oy çokluğu ile karar verildi. 6. Gündemin 6. Maddesi gereği, Şirket'in unvanının bilinirlik ve karşılıklara mahal vermemesi adına, ----- 1.560.000,00-TL'lik kabul oyuna karşılık, ----- 1.040.000,00-TL'lik red oyu ile oy çokluğu ile karar verildi.\" olduğunu beyan etmiştir. Alınan kararlar usulüne uygun değildir, Şöyleki; A- Toplantı tutanağının gündeminin 3.maddesi ile faaliyet raporunun kabulüne ilişkin verilen kararın iptali gerekmektedir, faaliyet raporunda müvekkillerinin azınlık hakları açıkça gözardı edilmiş ve zarara uğratılmıştır olduğunu beyan ederek, kabul edilen faaliyet raporunda şirketin hasılatı 23.000.000'dan 44.000.000 TL'e çıkmış ise de şirketin hasılatında kötü yönetimden kaynaklı düşüş vardır, ülkede yaşanan  enflasyon neticesinde tedavi ve muayene bedelinin %150-200 oranında artmasına rağmen şirketin hasılatı %100 oranında dahi artmamış %89 oranında artmıştır, bu durumda yönetim zafiyetinden kaynaklı hasta ve doktor kaybından kaynaklanmaktadır olduğunu beyan ederek, hastanede müvekkillerin yönetimi döneminde faaliyet gösteren cildiye, üroloji, kadın doğum ve kulak burun boğaz poliklinikleri yani 4 poliklinik kapanmış, doktorları hastanede çalışamaz hale getirilmiştir olduğunu, bu konuda şirket ortaklarına bir açıklama dahi yapılmamıştır Kusurlu hareketleri ile doktorları hastaneden kaçıran  ---- ve  ---- şirketi zarara uğratmaktadırlar. Duyumlarına göre de  ---- vaktini ortağı olduğu ve hizmet akdi ile bağlı olduğu şirket yerine başkaca kurumlarda anjiyo yaparak  haksız rekabet oluşturacak  davranışlarda bulunmaktadır. Bu dahi hizmet sözleşmesi ve şirket ortağı olarak haksız rekabet oluşturmaya ve şirketi zarara uğratmaya yeterlidir. Bu nedenle de müvekkillerin ortağı olduğu şirketin hasılatı düşmekte ve hastalar başka hastanelerde tedavi edilmektedir. Şirketin gelirlerinde %89 artış olmuş iken faaliyet giderlerinde %142 artış olmuştur. Bu durumda faaliyet giderlerinin %142 oranında artması---- kötü yönetiminden kaynaklanmaktadır. Kişiler yaklaşık 8 ay da 5.000.000 TL rakamı değişik kalemler ile kendi hesaplarına almışlar ve faaliyet giderleri ile yönetim giderlerinin artmasına sebebiyet vermişlerdir. Şirketin önce dönemlerine ait faaliyet ve yönetim giderleri ile 2022-2023 yılı faaliyet giderleri karşılaştırıldığında oransal olarak büyük oranlarda arttığı ve karın tamamının yönetim gideri olarak uhdelerine alındığı görülecektir. Yönetim giderlerinin %142 oranında artmasının en önemli nedeni ----- almış olduğu huzur hakkının önceki dönemlerde yönetim kurulu başkanı olan müvekkil tarafından hiç alınmamıştır. Faaliyet raorunda şirketin 2022 yılı dönem karı 4.304.329,00 TL iken 2023 yılında 3.354.171,00 TL'ye düşmüştür. Karlılığın bir önceki döneme göre %22 oranında düşmesi ----- yönetim giderlerini artırması, kötü yönetim, şirketin zararına hareket etmeleri, polikliniklerin kapanmasına ve kötü yönetim nedeniyle hasta kaybına sebebiyet verilmesinden kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde faaliyet döneminde dönem net karının düşmesi de-----kötü yönetiminden kaynaklanmaktadır. Çalışanların iş akitleride haksız olarak ve son verilmiş, yine kötü yönetimden kaynaklı olarak haksızca son verilmiş ya da çalışanlar mobbing ile istifaya zorlanmıştır. Müvekkillerinin ortağı olduğu şirket pek çok işçilik haklarını ödemek zorunda kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir. B- Toplantı tutanağının gündeminin 4.maddesi ile 2023 yılı şirket bilançosunun kabulüne ilişkin verilen kararın iptali gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz gerekçeler ile bilançonun kabulü mümkün değildir. Bilançoda gösterilen Genel Yönetim giderleri 11.085.618 TL'nin dayanağı gösterilmemiş olup bu miktar çok fahiştir. Şirketin önceki dönemlerine ilişkin yapılan incelemede fahiş oranda artırıldığı ve şirketin karlılığının ortaklar yerine yönetim kurulu başkanı ve üyesi (Yok hükmündeki bir karar ile fiilen yöneten) olduğunu söyleyen kişilerce uhdelerine geçirilmekte ve müvekkillerinin kar payı alması engellenmektedir. Müvekkillerinin ortağı olduğu şirket zarara uğratılmaktadır. Müvekkillerinin ortağı olduğu şirketin tüm gelir ve giderleri tıp hizmetlerinin maaliyeti, personel giderleri vs. Her şey bir bütün olarak değerlendirildiğinde dahi genel yönetim giderleri olan 11.085.618 TL tüm hasılatın 1/4'üne karşılık gelmekte olup bu rakam anlaşılabilir değildir. Şirket ortaklarının kar payı almasını önlemeye ve şirket karını azaltmaya yönelik kararın iptali gerekmektedir. C- Toplantı tutanağının gündeminin 5.maddesi ile Yönetim kurulu üyelerinden  ---- ve  ----- Genel Kurul tescil tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her birine aylık 200.000 TL huzur hakkı ödenmesinin kabulüne ilişkin verilen kararın iptali gerekmektedir. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle öncelikle ---- ve----- yok hümünde bir Genel Kurul kararı ile fiilen şirket yönetimini ele geçirmişler ve yokluk kararı verilmiş olmasına rağmen yönetim kurulunun yetkilerini ve haklarını kullanmaktadırlar. Bugüne kadar bu sıfatla almış oldukları tüm bedellerin ve kazanımların iadesine ilişkin dava açma hakları saklıdır. Şirketin mali durumu karlılığındaki ve gelirlerindeki düşüşe karşın Yönetim Kurulu olduklarını söyleyen ---- ve ----- huzur haklarının 200.000 TL'ye çıkarılması tamamen şirketin içini boşaltmaya ve diğer ortakların haklarını almasına engel olmaya yönelik bir harekettir. Şirketin geçmişe dönük kayıtları incelendiğinde müvekkilin de yönetim kurulu başkanı olduğu dönemlerde hiçbir şekilde bu oranda huzur hakkı alınmadığı, yasal zorunluluklar nedeni ile alınmış ise de tüm şirket ortaklarının yönetime alınması ile yapılarak ortaklar arasında eşitliğin sağlandığı görülecektir. --- sahte genel kurul kararı ile kendilerini yönetim kuruluna atamışlar ve müvekkil ile  ----- yönetim kurulu üyeliğini sonlandırmışlardır. Sonrasında da müvekkillerin kar payı alacağını azaltmak ve şirketi zarara uğratmak amacıyla emsallerin çok üzerinde ve şirket geleneklerinde olmayan huzur hakkını kendilerine uygun görmüşlerdir. Bu nedenle tamamen şirketi zarara uğratmaya yönelik, emsallerin çok üzerinde olan huzur hakkı ödenmesine ilişkin iş bu maddenin iptali gerekmektedir. ------Şirketinin ortağı ve aynı zamanda bu şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve üyeliğini yapmaktadırlar. ---- Tarzı İcrasına Dair Kanun  Yasasının 12.maddesi gereğince tacir olarak mesleki faaliyetleri kapsamı dışında bir şirketin yönetiminde yer almaları mümkün değildir. D- Toplantı tutanağının gündeminin 6.maddesi ile şirketin isminin ----- Şirketi olarak değiştirilmesine ilişkin kararın kabulüne ilişkin verilen kararın iptali gerekmektedir. Şirketin kurucusu müvekkil ----- olup, soyismini şirket ismi olarak kullanmış iken hiçbir gerekçe olmadan müvekkile duyulan şahsi husumetler nedeni ile değiştirilmesine ilişkin kararın iptali gerekir. Müvekkillerin ortağı olduğu şirket \"-----\" olarak tanınmış 20 yılı geçkin süredir aynı isimle faaliyet göstermiş ve tanınmıştır. İsim değişikliğini gerektirir hiçbir gerekçe yok iken müvekkillerin şirketten tamamen çıkartmaya yönelik değişikliğin iptali gerekmektedir. 5-TEDBİR TALEBİMİZE İLİŞKİN; Dava konusu yokluk ile malul olan genel kurul kararı ile seçilen yönetim kurulunun usulsüz işlemlere devam ederek şirketi zarara uğratmaları da söz konusudur. HMK 389 gereğince şirket zarara uğrayacaktır. Ödenen bedellerin geri alınması mümkün olmayacaktır. Yok Hükmünde ki  karara rağmen yapılan tüm bu işlemler yaklaşık ispat noktasından çok öte kesin ispat boyutundadır.  Bu nedenle HMK 389 vd. Maddeleri gereğince;  Her halde yoklukla malul olan genel kurulda alınan kararlar ve ona bağlı olarak oluşturulan yönetimin yaptığı tüm yönetim kurulu ve genel kurul kararları da yok hükmünde olacağından ----- Gazetesinde yapılan ilanların düzeltilmesi ve Genel kurulda alınan kararların uygulanmasının tedbiren durdurulması gerektiğinden bahisle genel kurulda alınan kararların uygulanmasının tedbiren durdurulması için İhtiyadi Tedbir taleplerinin kabulüne, 05.08.2024 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, verilecek kararın ticaret sicil memurluğuna tescil ve ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı’ya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>Davalı vekili 22.10.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 1)DAVA DİLEKÇESİNDE TALEP SONUCU AÇIK VE NET OLMAYIP BU HUSUSUN AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI AKSİ HALDE DAVANIN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Davacılar ---- ve  ----- tarafından---- aleyhine---ATM’nin -----. sayılı dava dosyası nezdinde 24.09.2014 tarihinde açılan dava dilekçesinde; davalı Şirketin 05.08.2024 tarihinde yapılan genel kurulunun-----sayılı kararıyla---- ve ---- yönetim kuruluna seçilmesine ilişkin 05.06.20222 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğuna karar verildiği, dolaysıyla yok hükmündeki genel kurul kararıyla seçilen yönetim kurulunun yaptığı çağrıya dayalı olarak yapılan 05.08.2024 tarihli genel kurul kararlarının tümüyle batıl olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir. Dilekçe içeriğinde ayrıca genel kurul gündeminin; -3.maddesi ile faaliyet raporunun kabulüne ilişkin verilen kararın, -4.maddesi ile 2023 yılı şirket bilançosunun kabulüne ilişkin verilen kararın, -5.maddesi ile Yönetim kurulu üyelerinden----- Genel Kurul tescil tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her birine aylık 200.000 TL huzur hakki ödenmesinin kabulüne ilişkin verilen kararın da iptali istenmiştir. Söz konusu dilekçenin netice-i talep bölümünde ise “05.08.2024 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline” karar verilmesi ayrıca genel kurul kararlarının uygulanmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talep edilmiştir. Dava dilekçesinde genel kurul kararlarının tümünün yok veya batıl olmaları nedeniyle iptali istenirken, aynı zamanda genel kurul kararlarının 3., 4. ve 5. maddelerinin de esas açısından çeşitli gerekçelerle yanlış olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir. Görüldüğü üzere, dava dilekçesinin içeriğinden bir yandan genel kurul kararlarının tümünün yok/batıl olduğu gerekçesiyle iptali istenirken bir yandan da 3 adet genel kurul kararının içerik olarak hatalı olduğu belirtilmek suretiyle iptali istenmektedir. Ancak, dilekçenin sonuç bölümünde ise tüm genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir. Bu durumda ortada, davacının istediği talep sonucu hakkında bir belirsizlik olduğundan öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Zira, genel kurul kararlarının butlanı davası TTK’nın 447. maddesinde düzenlenirken genel kurul kararlarının iptali TTK’nın 445 ve 446. maddelerinde düzenlenmiştir. Talep sonucu, dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlardan en önemlisi olup Kanun’da (HMK m. 119, II) zorunlu unsur olarak düzenlenmiştir. Davacının talep sonucunu tüm dava türlerinde açıkça ifade etmesi gerekir. Talep sonucundan nasıl bir hukukî himaye istendiği anlaşılmaktaysa, talep sonucu açık sayılır. Talep sonucunun açıkça ifade edilmesi, davanın türünü, ne şekilde yürütüleceğini, derdestliği, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını, kesin hükmü ve hükmün icra edilmesini belirlemek bakımından önem taşır. Talep sonucunun dava dilekçesinin zorunlu bir unsuru olmasının sonucu, davacının talep sonucunu açık şekilde belirtmemesi durumunda, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vermesidir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. (HMK m. 119, II). ---- Davacı tarafından ileri sürülen talep, dava dilekçesinin diğer bölümlerinden dolaylı olarak anlaşılsa dahi, dilekçenin ayrı bir unsuru olan talep sonucu bölümünde ayrıca açıkça, net, şartsız, tereddütsüz, doğrudan ve somut bir şekilde ileri sürülmelidir. ----Bu doğrultuda davacının talep sonucunun açık ve net olmaması sebebiyle öncelikle bu eksikliğin tamamlatılması gerekmektedir. Aksi halde davanın usulden reddi gerekmektedir. 2)GENEL KURUL, USULÜNE UYGUN OLARAK ALINAN YÖNETİM KURULU KARARI İLE TOPLANTIYA ÇAĞRILMIŞ OLUP GENEL KURUL ÇAĞRISI USULÜNE UYGUN GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR. Davacılar dava dilekçesinde 05.08.2024 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılmadığından bahisle yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddiasına dayanak olarak da----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----. Sayılı dosyasında verilen kararı göstermiştir. Davacı söz konusu mahkeme kararından bahisle-----yok huükmünde kabul edilen bir mahkeme kararı neticesinde yönetim kurulu başkan ve üyesi olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, yokluk hükmündeki bir karara dayanılarak bir yetki kullanmak ve bu yetkiye ilişkin esaslı işlemler yapılmasının da mümkün olmadığı ve yok hükmündeki bir Genel Kurul kararı ile seçilen yönetim kurulunun da yok hükmünde olduğunu ileri sürerek,  yok hükmündeki bir yönetim kurulunun yaptığı işlemlerde bir sonuç doğurmayacağından ve yasal olarak yokluk yaptırımına tabi olacağından yapılan çağrının da yine yok hükmünde  olacağı ve bu nedenle de Olağan Genel Kurul topalntısına yapılan çağrının geçersiz olduğu ve toplantıda alınan kararlar yok hükmünde olduğunu iddia etmiştir. Söz konusu mahkeme kararında her ne kadar davanın kabulü ile 05.06.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmişse de ilgili karar istinaf edilmiş olup ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---Hukuk Dairesinin ----Ve 19.09.2024 tarihli ilamı ile kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- dosyası ile dava yeniden görülecektir. Bu sebeple ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararından söz edilemez. Kaldı ki ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin -----Sayılı dosyası ile yargılama devam ederken her ne kadar 23.09.2022 tarihli ara karar ile 05.06.2022 tarihli Genel Kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş ise de (07.10.2022 tarihli ---- sayılı  ----- Gazetesi) 11.01.2023 tarihli ara kararı ile Genel Kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasının kaldırılmasına karar verilmiştir. (01.02.2023 tarihli ----- sayılı ----  Gazetesi). Dolayısıyla toplantı çağrısını yapan---- halihazırda yasal olarak ve fiilen yönetim kurulu üyesidir. Yönetim kurulu, seçimine ilişkin genel kurul kararın iptali davası devam ederken görevdedir. (---) Bu doğrultuda ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin -----. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ederiz. Ayrıca 05.06.2022 tarihli genel kurul toplantısından sonra 10.03.2023 ve 05.04.2023 tarihlerinde de usulüne uygun genel kurul çağrısı yapılmış olup genel kurul toplantıları gerçekleştirilmiştir. Yapılan genel kurul toplantılarına karşı davacılar tarafından herhangi bir itirazda bulunulmamış, söz konusu kararlarrın iptaline ilişkin kanun yoluna başvurulmamıştır. Bu aşamada 05.08.2024 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararlara ilişkin huzurdaki davanın ikame edilmesi davacının kötü niyetli olduğunu açıkça göstermektedir. (16.02.2023 tarihli ---- sayılı ve 31.03.2023 tarihli ---- sayılı  ----) Türk ticaret hukuku mevzuatı uyarınca, anonim şirketlerde olağan genel kurulun her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi (TTK m. 410) ve görevi (TTK m. 375) esasen yönetim kuruluna aittir. Öyle ki, yönetim kurulunun süresi dolmuş olsa dahi genel kurul toplantıya çağrılabilir. Açıklananlar uyarınca, Türk Ticaret Kanunu'nun 414. maddesi uyarınca Olağan Genel Kurul Toplantı çağrısı müvekkil şirketi temsilen yönetim kurulu üyeleri ---- tarafından 16.07.2024 tarihli  ----.Noterliği'nin ----- Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile usulüne uygun bir şekilde yapılmış olup şekilde yapılmış olup 09.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile olağan genel kurul toplantısının 05.08.2024 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığı görülmektedir. (19.07.2024 tarihli --- sayılı ---  Gazetesi) Kabul anlamına gelmemekle beraber Genel Kurul çağrısının usulsüz olduğunu bir an için kabul edilse bile davacılar işbu genel kurul toplantısında hazır bulunmuş olup toplantıda oy kullanmış ve toplantı tutanağını imzalamışlardır. Biran için uyulmadığı varsayılsa dahi bu husus tek başına genel kurulda alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Bir başka ifadeyle, usulsüz çağrı sebebiyle iptal davası açmak isteyen pay sahibinin çağrının usulüne göre yapılmadığını ileri sürmesi tek başına yeterli olmayacaktır. Pay sahibi ayrıca bu aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ispatlaması gerekir. Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin 19.02.2018 tarihli -----. sayılı kararında da değinildiği üzere, çağrıdaki usulsüzlüğün tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı, çağrıda usulsüzlük olduğunu iddia eden davacının, söz konusu usulsüzlük yapılmasaydı iptal davasına konu ettiği kararın alınmayacağını, diğer bir deyişle çağrı usulüne uygun olarak yapılsaydı alınan kararın akıbetini değişeceğini de \"etki kuralı\" çerçevesinde mahkeme nezdinde ispatlaması gerekecektir. Hal böyle olunca çağrının usulsüz olduğunu savunan davacı tarafın iddia ettiği usulsüzlüğün alınan kararlara ve kendi payı üzerine olumsuz etki ettiğini ispat etmesi gerekir. Ancak davacı taraf bizzat genel kurula katıldığı, hatta muhalefet şerhi yazdığı gibi izah edildiği üzere söz konusu kararlar sebebi ile davacının da ortağı olduğu müvekkil şirket menfaati korunmuştur. Görüldüğü üzere Yargıtay içtihatlarına göre de sırf çağrının usûlsüz olduğu gerekçesiyle açılan bir iptal davasının başarıyla sonuçlanabilmesi için, pay sahibinin sahip olduğu oy oranının genel kurul kararının alınmasında etkili olması gerekir. Keza yokluğunda alınan karar içeriği itibariyle hukuka uygunsa, toplantıya katılamayan pay sahibinin açacağı iptal davası reddedilmelidir. Anılan sebeplerle, HMK'nın md. 29'a göre, dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü altında olan ve yine TMK md. 2'ye göre dürüst davranması gereken davacı taraf, dürüstlük kuralına ve bu kuralın hukuk usulündeki yansıması olan dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı hareket ederek genel kurul kararını iptal ettirmek istemektedir. Böyle bir talep hukuken kabul görmez. Dolayısı ile davacılar, genel kurul çağrısının usulsüz olarak yapıldığına dayanamayacakları gibi genel kurul çağrısının usulsüzlüğünü ileri sürmeleri haksız ve kötü niyetlidir. 3) GENEL KURUL TOPLANTISININ BAŞLANGICINDA VE HER AŞAMASINDA TİCARET YASASINDAKİ HÜKÜMLERE RİAYET EDİLMİŞTİR. TTK m. 416 çağrısız genel kurul prosedürünü öngörmüş olup buna göre tüm pay sahipleri veya temsilcileri çağrıya ilişkin usule uymak zorunda olmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve toplantı nisabı da var olduğu sürece karar alabilirler. Somut olayda da hazirun cetvelinden de açıkça tespit edileceği üzere genel kurul toplantısı tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleşmiş olup TTKnın 416.maddesi gereğince çağrıya ilişkin usullere uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacıların bu yöndeki iddiaları kötüniyetli olup kabulü kesinlikle mümkün değildir. Anonim Şirket genel kurulu toplanması ve karar alabilmesi için gereken yeter sayılar TTK m. 418'de şu şekilde düzenlenmiştir: \"Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\" Bu kapsamda genel kurul toplantısında da alınan kararların bir kısmı katılım sağlayan ortakların oybirliğiyle, bir kısmı da oy çokluğu ile alınmıştır ki bu durum da yasada öngörülen nisapların fazlasıyla üstünde bir şekilde kararların alınmış olduğunun göstergesidir. Bu yönüyle ortada geçerli bir genel kurul kararı bulunduğunun kabulü gerekir. 4)GEÇERLİ BİR GENEL KURUL KARARININ İPTAL EDİLEBİLMESİ İÇİN KARARIN KANUNA, ESAS SÖZLEŞMEYE VEYA DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRI OLMASI GEREKMEKTEDİR. DAVAYA KONU EDİLEN KARAR BU AYKIRILIKLARDAN HİÇBİRİNİ İHTİVA ETMEDİĞİNDEN İPTALİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Türk Ticaret Kanunu'nun 445.  maddesinde Genel Kurul kararlarının iptal sebepleri sayılmıştır. \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" 09.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile olağan genel kurul toplantısının gündemi olarak; Açılış ve toplantı başkanlığı seçimi, 2023 yılı olağan genel kurul tutanağının imzalanması hususunda Toplantı Başkanlığına yetki verilmesi, 2023 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması, müzakere edilmesi, kabulü ya da reddi hakkında karar alınması, 2023 yılı Bilanço ve Kar/Zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve kabulü ya da reddi hakkında karar alınması, Yönetim Kurulu huzur haklarının belirlenmesi, Şirket ünvanının değişikliği Dilek ve temenniler ile kapanış.\"  belirlenmiştir. 05.08.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar da şu şekildedir;----- oybirliği ile toplantı başkanı olarak kabul edildi. Toplantı başkanlığı tarafından toplantı tutanağı ve toplantı ile ilgili diğer belgeler oybirliği ile kabul edildi.  2023 yılına ait Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun kabul edilmesine oy çokluğu ile karar verildi. 2023 yılına ait bilançonun kabul edilmesine oy çokluğu ile karar verildi. 2023 yılı karından vergiler ödenip yasal yedek akçe ayrıldıktan sonra kalan tutarın ortaklara kar payı olarak dağıtılmaması oy birliği ile kabul edildi. YK üyelerinden yalnızca pay sahibi olan  --- ve  ----- Genel Kurul tescil tarihinden itibaren geçerli olmak üzere her birine aylık brüt/net yıllık enflasyon oranına tekabül eden 200.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildi. Şirket ünvanının bilinirlik ve karışıklıklara mahal vermemesi adına -----olarak değiştirilmesine oy çokluğu ile karar verildi. Şirketin başarılı bir yıl geçirmesi dilek ve temennilerinde bulunuldu.\" Görüldüğü üzere toplantıda daha evvelce belirlenen gündemlerin dışında bir günden görüşülmüş yahut karar alınmış değildir. Görüşülecek ve karar bağlanacak hususların tamamı 09.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile tespit edilmiş, genel kurul toplantısı da bu çerçevede görülmüştür. Her ne kadar dava dilekçesinde genel kurul çağrısının usulsüz olmasından bahisle genel kurul kararlarının iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de işbu iddia tamamen haksız ve yersizdir. Kanun maddesinde de açıkça görüldüğü üzere genel kurul kararlarının iptali için kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıklardan birinin mevcut olması gerekmektedir. Ancak bu sayılan sebeplerden hiçbiri somut olayda yer almamaktadır. Davacılar kanun maddesinde yer almayan bir sebebe, çağrının usulsüz olduğuna dayanarak genel kurul kararlarının iptalini istemektedir. Dolayısıyla genel kurul toplantısının çağrının usulsüz olduğu iddiası ile iptalinin talep edilmesi mümkün değildir. 5)BİLGİ ALMA, İNCELEME VE DENETLEME HAKKININ KULLANIMININ ENGELLENMESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. Davacılar dava dilekçesinde pay sahibi olarak bilgi alma hakkının ihlal edilidğini, şirket ile ilgili sorularının yanıtsız bırakıldığını, genel kurul toplantısı öncesinde defalarca sözlü ve yazılı olarak şirket ile ilgili belgeler talep edilmişse de hiçbir belgenin taraflarına gösterilmediği, inceleme yapılmasının engellendiği iddia edilmiştir. Bilgi alma ve inceleme hakkı TTK madde 437'de düzenlenmiştir. \" (1) Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir. (2) Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz. (3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir. (4) Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekir. İzin alındığı takdirde inceleme bir uzman aracılığıyla da yapılabilir. (5) Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir. (6) Bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.\" şeklinde düzenlenmiştir. Bilgi alma hakkı pay sahiplerinin en temel haklarından biridir ve ortaklığın işleyişi, mali durumu, geleceği ile yönetimin kalitesi konusunda pay sahiplerinin somut bilgilere ulaşmasını sağlar. Bilgi alma hakkı anonim şirketlerde hesap verebilir ve şeffaf bir işleyişin kurulmasına yardımcı olur. Bu özellikleri nedeniyle bilgi alma hakkı pay sahiplerinin vazgeçilmez hakları arasındadır. Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 437 çerçevesinde bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz. Pay sahipleri genel kurula kıyasla öncelikli olarak şirkete ilişkin bazı verileri inceleme hakkına sahiptir. Anonim şirketlerde pay sahipleri, şirket nezdindeki sermayelerinden ve pay oranlarından bağımsız olarak, şirkete yaptıkları yatırımla ilgili olarak doğru kararı verebilmeleri için şirketin ekonomik durumu ve faaliyetleri ile ilgili bilgi sahibi olma hakkını haizdir. TTK m. 437/1 uyarınca şirketin finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kar dağıtım önerisi genel kurul toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süreyle merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Pay sahibinin aktif anlamda bilgi alma hakkı ise TTK 437/II’de karşımıza çıkmaktadır. Her pay sahibi genel kurulda, şirket işleyişi bakımından yönetim kurulundan, denetim yapılma şekli bakımından ise denetçilerden bilgi verilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Pay sahiplerinin inceleme hakkı ise, pay sahiplerinin şirketin evraklarını ve ticari defterlerinin incelenmesi şeklinde ortaya çıkar. Ancak burada genel bir inceleme yetkisi değil, sadece pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlara ilişkin sınırlı bir yetki söz konusudur. Pay sahibi bu inceleme yetkisini ya yönetim kurulu izniyle ya da genel kurul sırasında talep etmesi halinde genel kurul kararıyla kullanabilir. Yönetim kurulu tarafından izin verilmesi ya da genel kurul tarafından talebin kabulüne karar verilmesi halinde pay sahibi, inceleme hakkını bizzat kullanabileceği gibi görevi nedeniyle sır saklama yükümlülüğü bulunan bir uzman aracılığıyla da kullanabilir. Açıklananlar uyarınca Yönetim kurulu üyeleri  kanun maddesinde hükmedilen usule uygun olarak, genel kurul çağrısında finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kar dağılım önerisi genel kurul toplantısından en az onbeş gün önce şirket merkezinde ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulacağını belirtmiştir. İşbu husus  ---- Gazetesinde de ilan edilmiştir. (19.07.2024 tarihli ----- sayılı  ---- Gazetesi) Kanun maddesi uyarınca genel kurul toplantısından 15 gün öncesinde bilanço, şirket mali verileri davacıların incelemelerine sunulmuştur.  Anonim şirketlerde resmi ve incelemeye açık olan izinler dışında ölçü sınırının dışına çıkan talepler değerlendirilememektedir. Davacılar tarafından talep edilen bilgilerden şirket sırrı niteliğinde olanlar olması sebebiyle TTK 437/3 uyarınca buna ilişkin talepleri karşılanmamıştır. (3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir. Dolayısıyla davacıların bilgi alma, inceleme ve denetleme hakkının kullanımının engellendiği iddiası haksız ve mesnetsizdir. Ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte TTK 437/5 hükmünde; \"Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.\" denilerek, bilgi alma istemlerinin reddini izleyen on gün içerisinde dava açılması gerekmektedir. Ancak huzurdaki dava kanunda belirtilen süre içerisinde açılmamış olup dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. 6)ŞİRKETİN ZARARA UĞRATILARAK KÖTÜ YÖNETİLDİĞİ İDDİASI HAKSIZ VE MESNETSİZDİR. Davacı dava dilekçesinde kabul edilen faaliyet raporunda şirketin hasılatının 23.000.000-TL'den 44.000.000-TL'ye çıkmış ise de şirketin hasılatında kötü yönetimden kaynaklı düşüş olduğu, ülkede yaşanan enflasyon neticesinde tedavi ve muayene bedelinin %150-200 oranında artmasına rağmen şirketin hasılatının %100 oranında dahi artmadığını, %89 oranında arttığını, şirketin zarara uğratıldığını,--- şirket yerine başkaca kurumlarda anjiyo yaparak haksız rekabet oluşturacak davranışlarda bulunduğu, şirketin gelirlerinde %89 artış olmuşken faaliyet giderlerinde %142 artış olduğunu, bunun kötü yönetimden kaynaklandığını, bilançonun dayanaksız olduğu, rakamın çok fahiş olduğu, şirket ortaklarının kar payı almasının engellendiği, şirket karının azaltılmaya çalışıldığı gibi yersiz iddialarda bulunmuştur. Söz konusu iddialar haksız ve mesnetsizdir. Şöyle ki; davacılar tarafından da belirtilen bu oranlar şirketin kar ettiğini açıkça göstermektedir. Şirket hasılatında %89 artış olmuşken %100 oranında dahi hasılatın artmadığı şeklinde muhalefet etmeleri tamamen haksız ve yersizdir. Bilindiği üzere ülkemizde gün geçtikçe daha da büyüyen enflasyon sebebiyle artan tedavi ve muayene bedelleri dolayısıyla insanlar sağlık hizmeti ihtiyaçlarını daha çok devlet hastanesinde karşılamaya başlamışlardır. Buna rağmen şirketin hasılatında artış olmaya devam etmiştir. Kaldı ki, ekonomik daralma ve sıkıntılara rağmen hasılatta %89 artış sağlanmış olup tuik tarafından yapılan resmi açıklama uyarınca da bu oran enflasyon verilerinden yüksektir. Dolayısıyla kötü bir yönetimin olduğu ve şirketin zarara uğratıldığı gibi bir durum söz konusu dahi değildir. Enflasyon kazançların üzerinde artmış, kira ve personel giderleri de çok yükselmiş olup ayrıca sağlık müdürlüğü tarafından alınması şart koşulan sağlıkta kalite sertifikası nedeniyle kurum içinde ve binada birçok ek masraflara neden olan uygulamalar, sözleşmeler ve onarımlar yapılması gerekmiştir. Dolayısıyla faaliyet giderlerinde %142 artış olması, açıkladıklarımız doğrultusunda gayet olağandır. Bu doğrultuda diğer yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu başkanlığı yaptıkları dönemlerin de faaliyet ve yönetim giderleri ile bilançolarının da incelenmesi gerekmektedir.  Yine belirtmek isteriz ki azınlık haklarının göz ardı edildiği yönetim ve temsil yetkilerinin elinden alındığı iddiası gerçekle örtüşmemektedir. Zira 06.06.2022 tarihli yönetim kurulu kararıyla, kurul üyeleri  ---,---herhangi ikisinin çift imzasıyla sınırsız temsil yetkisini haiz bulunmasına karar verilmiştir. Bu da şirketin yönetim ve tasarruf yetkisi kapsamında alınmış bir karar olup şirket veya ortaklar aleyhine olumsuz bir netice ortaya çıkardığını savunmak olanaksızdır. Diğer taraftan dava dilekçesinde şirkete zarar vermek saikiyle hareket edildiği iddia edilmişse de müvekkil şirket piyasadaki değişiklere ayak uydurmak ve şirketin faaliyet alanının gelişmesi ile ilerlemesini sağlamak adına hareket etmektedir. Üyeler, şirket yönetimine ilişkin tecrübeli ve geniş bilgi sahibi birisidir. Bu anlamda müvekkilin ortaklığın aleyhine bir işlem gerçekleştiğini söylemek gülünçtür. Bunların yanı sıra  --- vaktini ortağı olduğu ve hizmet akdi ile bağlı olduğu şirket yerine başkaca kurumlarda anjiyo yaparak haksız rekabet oluşturacak davranışlarda bulunduğu, şirkete zarar verdiği gibi mesnetsiz iddialarda bulunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki, --- aynı zamanda işlem yaptığı yerin çalışanıdır. Kaldı ki, -- anjiyo işlemi yapılmamakta olup  ----’ın part time olarak çalıştığı hastanelerde yapmış olduğu anjio ve girişimsel işlemler zaten müvekkil kurum gibi tıp mrkezlerinde yapılamayıp yataklı hastane olması zaruridir.---- başka kurumda anjiyo işlemi yaptığı hastaların tedavisi ve muayeneleri ---- devam etmektedir. Kendisi kurum hastalarının tedavileirnin devam edebilmesi için fedakarca gayret gösterip bu hastaların da tedavisinin yapılmasını sağlamaktadır. Hastaları başka tanımadıkları doktorlara yönlendirip mağdur olmalarının önüne geçmektedir. Açıklananların yanı sıra ---- söz konusu işlemleri ---- yapsaydı TTK m.395 uyarınca haksız rekabet sayılırdı. Dolayısıyla işbu durumunda şirketin menfaatine olan bir husus olup şirket karına katkıda bulunmaktadır. Açıkça görüldüğü üzere şirketin menfaatine, karına ve amacına uygun hareket edilmiştir. Başkaca kurumlardan sağlık hizmeti alınarak şirketin zarara uğratıldığı ve haksız rekabet oluşturacak bir davranış olması gibi iddialar haksızdır. Yine hastanede davacıların yönetimi döneminde faaliyet gösteren cildiye, üroloji, kadın doğum ve kulak burun boğaz polikliniklerinin kapandığı, doktorların hastanede çalışamaz hale getirildiği, çalışanların iş akitlerine haksız olarak son verildiği, mobbing ile istifaya zorlandığı, bu durumun şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Söz konusu bu iddialar haksız ve yersizdir. Bu kliniklerde çalışan cildiye ve üroloji hekimleri yaş haddi ve kendi istekleri doğrultusunda; KBB hekimi sağlık sorunları nedeniyle istifa ederek ayrılmış yerlerine cildiye ve üroloji hekimleri başlatılmıştır. kadın doğum polikliniği yönünden ise muayene odasında wc bulunması zorunluluğu dolayısıyla belediye imar mevzuatına aykırı olduğu için bu poliklinik yeniden açılamamıştır. Davacı ortaklar kendileri de aynı kurumda çalıştıkları için bu durumu bilmektediler. Açıklandığı üzere, hastanede kapanan bölümler kötü yönetimden değil, çalışanların kişisel sebeplerinden dolayı işten ayrılmıştır. Kaldı ki, yeni çalışanlar da hastaneye alınmaya başlanmıştır. Yine çalışanların iş akitlerine haksız olarak son verildiği iddiasına karşılık, bazı çalışanlar bakımından hastalık, çalışma arkadaşını darp etme, evlilik ve hırsızlık gibi sebeplerden gerektiğinde iş kanunları gereği mecburen tazminat vererek işten çıkarılmışlardır ve yerlerine daha kalifiye ve yetkin elemanlar alınmıştır. Davacılardan ----- zamanında alınan personellerin iş takipleri ve hukuksal durumları iyi takip edilmemiş, personellerle sorun yaşanmıştır, çünkü kendisi bu konulara hiç önem vermemiştir. Mahkemenizce gerekli görülmesi halinde işten ayrılan ve yeni alınan personellere ilişkin evraklar da sunulacaktır. Şirket ortaklarının kar payı alması engellenmemiştir. Şirketin cirosu her ay değişkenlik göstermekte olduğundan artan kay payı yedek akçeye ayrılmaktadır. Bu durum da şirketin menfaatine olan bir durumdur. ----- Şirketinin ortağı ve aynı zamanda bu şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve üyeliğini yaptıklarından bahisle 1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun Yasasının 12.maddesi gereğince tacir olarak mesleki faaliyetleri kapsamı dışında bir şirketin yönetiminde yer almaları mümkün olmadığı iddiasına ilişkin olarak da, bilindiği üzere bir şirketin yönetim kurulu üyesi olmak veya doktor olmak başka şirketlerde yönetim kurulu üyesi olmaya engel bir durum oluşturmamaktadır. Üstelik --- olarak anılan şirket de personelin öğle yemekleri yediği, kuruma gelen misafir ve hasta ağırlama ve ikram gibi ticari faaliyetlerde bulunan adı geçen tüm ortakların da ortak olduğu cafe tarzı bir ticari kuruluştur. Dolayısıyla davacıların bu konudaki iddiaları da haksız ve mesnetsizdir. 7) HUZUR HAKKINA İLİŞKİN BEYANLAR Davacılar dava dilekçesinde yönetim kurulu üyelerinden ----- aylık 200.000-TL huzur hakkı ödenmesinin kabulüne ilişkin verilen kararının, şirketin mali durumundaki karlılığın ve gelirlerindeki düşüşe karşın huzur hakkının 200.000-TL'ye çıkartılarak şirketin içinin boşaltılmaya ve diğer ortakların haklarının almasına engel olunduğu yönünde bir hareket olduğu ve davacıların kar payı alacağını azaltmak ve şirketi zarara uğratmak amacıyla emsallerin çok üstünde ve şirket geleneklerinde olmadığından bahisle  iptalini istemektedir. Söz konusu iddia tamamen haksız ve yersizdir. Huzur hakkı, Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 394’te “Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları” başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre anonim şirket yönetim kurulu üyelerine, esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenecek tutarda huzur hakkı ödemesi yapılması mümkündür. Yargıtay’ın da pek çok kararına konu olduğu üzere huzur hakkı, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş uygulamaları ve mali durumu açısından şirketle aynı veya benzer durumdaki şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurularak; yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı ve pay sahiplerinin kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespit edilmelidir. Huzur hakkı yönetim kurulu üyelerine katıldıkları yönetim kurulu toplantıları için verilir, bu nedenle üyelerin huzur hakkı talep edebilmeleri için bu toplantılara katılmış olmaları gerekmektedir. Yönetim kurulunun elektronik olarak yapılması, huzur hakkı tanınmasına engel değildir. Huzur hakkı ödenmesi, şirketin kar etmesinden bağımsızdır. Yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan huzur hakkı miktarı dürüstlük kuralına, şirket teamüllerine ve gününün ekonomik koşullarına uygun olarak alınmış hakkaniyetli bir ücrettir. 2023 yılı Mart ayında yapılan olağanüstü genel kurula kadar ----- yönetim kurulu üyesi olarak ayda 75.000 TL’ye kadar huzur hakkı almıştır. Ayrıca  ----- yönetim kurulu başkanı olarak tek imza yetkisine sahip olduğu dönemde yapılan tüm toplantılarda, kendisi yönetim ve işyerinin işleyişi ile ilgili üzerine düşen görevleri eksik yaptığı halde tüm yönetim kurulu üyesi kişilerin 75.000 TL’ye kadar huzur hakkı alınması kararını kendisi almıştır. Bu durum şirkette yeni bir uygulama değildir. 75.000 TL olan huzur hakkı, 2023 yılı Mayıs ayında yapılan genel kurul toplantısı ile 120.000-TL, 2024 yılı Ağustos ayında yapılan genel kurul toplantısı ile de bu rakam enflasyon oranınca artırılıp 200.000-TL'ye kadar şirketin imkanı olduğu müddetçe alınmasına karar verilmiştir. Dilekçemiz ekinde ilgili yk ve gk kararlarını da sunmaktayız. Açıklananlar uyarınca 10.03.2023 tarihinde yapılan olağanüstü kurulla görevden alınan ----- eş miktarda huzur hakkı ödenmiş olup, yine daha önce kendisinin toplamış olduğu genel kurullarda yönetim kurulu üyelerine 75.000 TL Huzur hakkı ödenmesi kararı alınmıştır. Daha sonra huzur hakkı 120.000-TL'ye çıkartılmış ve en son olarak 200.000-TL olarak kararlaştırılmıştır. Açıkça görüldüğü üzere huzur hakkında yapılan artış makul bir artıştır. 8)ŞİRKET İSMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN BEYANLAR Davacılar dava dilekçesinde, şirket isminin hiçbir gerekçe olmadan, davacıya duyulan şahsi husumetler nedeniyle davacıların şirketten tamamen çıkartılmaya yönelik değiştirildiğinden bahisle şirket isminin değişikliğine ilişkin alınan kararın iptalini talep etmiştir. Şirket isminin değişikliğine ilişkin karar Genel Kurul toplantısı gündeminin 6. Maddesi ile görüşülmüş ve oy çokluğu ile şirket isminin değiştirilmesine karar verilmiştir. Davacıların bu kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin iddiasının aksine toplantı tutanağından da görüldüğü üzere şirketin unvanının bilinirlik ve karışıklıklara mahal vermemesi adına şirket isminin değiştirilmesine karar verilmiştir. Daha önce 3 ortaktan oluşan limited şirketin anonim şirkete dönüşmesiyle aynı kişinin soy ismiyle devam etmiş, oysa kurumsal bir kimlik ve ticari olarak tanınan bir isim ve halka açık bir şirkete dönüşebilmesi durumunda bilinen ve tanınan bir kurum olan Tıp Merkezinin ----- olan ismi şirket ticari ünvanı olması uygun görülmüştür. Ticari olarak kurum adı ile şirket ünvanının aynı olması yıllardır bilinirliği, patentli marka olması ve şirket vitrinini oluşturması nedeniyle  ---Merkezinin adı yine sağlık işleriyle meşgul olan bir şirketinin ticari ünvanına daha uygun olması ve karışıklığa neden olmaması nedeniyle seçilmiştir. Davacıların iddiasının aksine yeni dönemde ticari unvan değişikliği kişisel olarak yapılmamıştır. Böyle olması halinde çoğunluk sahibi kişilerin soyadlarından birleşik bir isim seçilirdi. Tıp merkezinin adı patentli tescil belgesi ekte olup o ismin ticari unvan olarak seçilmesi uygun görülmüştür. Kaldı ki, ----- soy ismi ve kendisinin şirketle davası bulunmaktadır. Bu durum hem şirkete zarar veren hem de ticari açıdan şirketin imajına verici bir isimdir. Dolayısıyla davacıların bu yöndeki iddiaları da haksız ve yersizdir. 9)GENEL KURUL KARARININ YÜRÜTMESİNİN GERİ BIRAKILMASININ ŞARTLARI OLUŞMADIĞINDAN BU TALEBİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Kararların yürütmesinin geri bırakılmasının düzenlendiği TTK m. 449 şu şekildedir: \"Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.\" Genel Kurul kararının yürütmesinin durdurulması aynı zamanda kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu gösterir somut ve kuvvetli emarelerin bulunmasına ve geri dönülmesi imkânsız sonuçların doğma tehlikesini ihtiva etmesine bağlıdır. Yukarıdaki açıklamalarımızla ortaya koyulduğu üzere davaya konu edilen karar ticaret yasasına, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygundur. Bunun yanında gerek yönetim kurulu üyelerine çift imza ile sınırsız yetki verilmesi kararının şirket aleyhine bir sonuç doğuracak mahiyette olmaması gerekse alınan diğer kararların şirketle ilgili esaslı bir değişiklik veya ekstra mali külfet yükleyecek nitelikte olmaması göz önünde tutulduğunda kararın yürütmesinin geri bırakılmasını zorunlu kılacak fiili bir tehlikenin mevcut olmadığının kabulü zorunludur. Bu doğrultuda davacının somut dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle somut dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddine karar verilmesini, ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, Davacının talep sonucunun açık ve net bir şekilde açıklamasına aksi halde davanın usulden reddine, Haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. <br><br>DAVANIN TESPİTİ, İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Dava, davalı şirketin 05.08.2024 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Davacılar vekilinin 01/10/2025 tarihli duruşma için verdiği mazeret dilekçesi kabul edilmediğinden HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosya yenileninceye kadar işlemden kaldırılmıştır.İşlemden kaldırılan dosya, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmediğinden HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca davanın 02/01/2026 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,<br>2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, <br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine,   <br>5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"247eac950d6f9289","SID":"3c744bf5fdb320cd"}}