{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2024/881 - Karar No:2026/327<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/881 <br>KARAR NO\t: 2026/327<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2024<br>NUMARASI\t\t: 2019/216 E-2024/457 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU \t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:  25/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  25/03/2026\t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit istemine ilişkin asıl, tazminat istemine ilişkin birleşen  davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti.vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti.vekili ile davalılar birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerineyapılan incelemede; <br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacılar vekili özetle; davacı şirketlerin iş ortaklığı kurarak davalı şirketler ile Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaat Yapım İşi için 22.07.2016 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin davalılar tarafından idareye verildiğini, davalıların oluşturduğu iş ortaklığının sözleşmenin bazı eksiklikleri barındırdığı gerekçesiyle davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile 25.07.2016 tarihinde aynı yapım işi için farklı bir alt yüklenici sözleşmesi imzaladıklarını bu sözleşmenin davalılar tarafından idareye bildirilmemiş olduğunu, 25.07.2016 tarihli sözleşmenin 16. Maddesi gereğince davacılarca ...-Yazıcı İş Ortaklığına 750.000,00 TL ve 700.000,00 TL'lik iki adet teminat senedi verildiğini, davalıların sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiklerini senetleri yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen davacılara teslim etmediklerini, davacı iş ortaklığının iş yerini 09.08.2016 tarihinde teslim ile birlikte sözleşme şartlarına uygun bir şekilde yüklenilen işi yapmaya başladığını ancak davacılarca 05.10.2016 tarihinde davalı şirketlere yazılı olarak bildirildiği üzere  \"Gerek şantiyede ve gerekse Bölge müdürlüğünün 02/09/2016 tarih ve 69850987-114-593232 sayılı yazılarında belirtildiği üzere Tünel içerisinde yapılan inceleme ve ölçümlere göre Tünel çıkış ağzından kaplama betonun olduğu bölgeye kadarki kesimde (km:2+803 -- 3+850 Aralığında) destek sistemlerindeki baskılardan dolayı 3.80 m olması gereken kazı kesitinin bazı kesimlerde 2.70 m ve hatta 2.40 m ye kadar düştüğü alttaki taban gergilerinin deplase olmasından dolayı set ve çukurların oluştuğu tespiti yapılmıştır. Bu durum kamera çekimi ile de tespit edilmiştir. İdare tarafından tünel içi rölevelerin acilen alınması, tünel çıkış kısmı havalandırma şaftının açılması ve revize uygulama projelerinin hazırlanması istenmiştir.\" şeklinde belirtilen eksikliklerin gerek DSİ gerek bilirkişi yazılarıyla sabit olduğunu, davacı şirketlerce işin devamını ve işçi güvenliğini fazlasıyla etkileyen bu eksiklikler yazılı bildirime rağmen giderilmediğini, eksikliklerin giderilmesi için gerekli olan yeni proje yapılmasının sözleşme gereğince davalı şirketlere ait olduğunu, davalıların 06.01.2017 tarihli ihtarnamelerinde yeni iş ve birim fiyatlarının geçerli olması için idarenin onayının şart olduğu, onaya sunulduğu halen inceleme aşamasında olduğu belirtilerek davacıların işe devam etmeme konusunda haklı olduğu ve idarenin onaylamaması sebebiyle işin devam edilemediğinin kabul edildiğini, davacıların sözlü ve yazılı olarak davalılara proje onaylarının alınması yönünde ihtarlarına rağmen alınmaması nedeniyle iş programına uyulmadığı bahanesi ile 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin davalı şirketlerce 06.01.2017 tarihli ihtarname ile haksız ve mesnetsiz fesih edildiğini, teminat senetlerinin haksız şekilde irad kaydedildiğini, davalıların idareden aldığı hakedişlerden davacılara sözleşme gereğince yapması gereken ödemeyi de yapmadığını belirterek davalılara verilmiş bulunan 750.000,00 TL ve 700.000,00 TL'lik iki adet teminat senedinin karşılıksız kaldığının tespitine ve senetlerin iptaline/davacılara iadesine, ayrıca davacıların yapmış olduğu işlerin bedelini davalılardan alamamış olması nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL alacağın 10.01.2017 tarihli ihtarlarından itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,  davacılar vekilinin 17.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 10.000,00 TL olarak talep ettikleri iş bedeli alacaklarını 584.839,77 TL’ye arttırdıklarını beyan ederek 584.839,77 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar vekili özetle; dava dilekçesindeki taleplerin zamanaşımına uğradığını, DSİ 8. Bölge Müdürlüğü ile davalıların oluşturduğu ...-... İş Ortaklığı arasında 21.07.2016 tarihli Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaat Yapım İşine ait sözleşme imzalandığını, davalılara ihale edilen işin davacılar arasında kurulmuş olan ...-... ... İş Ortaklığı arasında akdedilen 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile davacı şirketler tarafından üstlenildiğini, taraflar arasında imzalanan 25.07.2016 tarihli sözleşmenin 38. Maddesinde 22.07.2016 tarihli sözleşmenin iptal edilerek yürürlükten kalkacağının taraflarca kabul ve beyan edildiğini, davacı şirketlerin sözleşme gereği taahhüt ettikleri yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediklerini ve açıkça sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini, sözleşmenin 6. Maddesine göre sözleşme süresi 540 takvim günü olup 7. Madde gereği davacıların en geç 20 gün içerisinde işe başlamaları gerektiği, davacıların makina, personel ve tamamlanacak işlerdeki eksiklikleri süresinde tamamlamadığını, idare ve teknik personel için gerekli olan idari bina ve işçilerin barınması amacıyla binaların yapılmadığının, teknik şartname gereği zorunlu olan laboratuvar binasının kurulmadığını, malzeme ve ekipmanların hazır edilmediğini, şartname gereği idareye tahsisi gereken iki aracın tahsis edilmediğini, işin gecikmesine neden olacak elektrik işleri ile şaftın tamamlanmadığını, davacılarca taahhüt edilen süre içerisinde şantiyenin kurulum aşamasının dahi tamamlanmadığını, idare tarafından davalılara gönderilen ihtar yazıları davalılar tarafından hazırlanan 03.10.2016, 07.10.2016, 11.10.2016 ve 30.11.2016 tarihli yazılar ile davacılara bildirilerek ihtar edildiğini, ancak davacılar tarafından söz konusu eksiklik hata ve sorunların giderilmediğini, cevabi yazılarında iş programının gerisinde olduklarını açıkça kabul ettiklerini, Ankara 57. Noterliğinin 21.12.2016 tarihli 52019 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iş programından oldukça geri kalmış durumda oldukları belirtilerek eksikliklerin ve yükümlülüklerin sözleşme ve iş programına uygun olarak tebliğden itibaren 7 gün içinde tamamlanmasının ihtar edildiğini, idarenin 25.11.2016 tarihli yazısında mevcut onaylı projenin uygulanacağının belirtildiğini, davacıların iddia ettiği gibi iş güvenliği açısından risk teşkil eden bir durumun bulunmadığının, davacı şirketlerle yapılan sözleşme fesih edildikten sonra söz konusu işin aynı projeler üzerinden tamamlandığını, davacıların iş programın gerisinde kaldığı hususunun Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalılar tarafından davacılara gönderilen Ankara 57. Noterliğinin 06.01.2017 tarih ve 872 yevmiye numaralı ihtarname ile 25.07.2016 tarihli sözleşmenin haklı nedenle tek taraflı olarak fesih edildiğini, teminat senetlerinin irad kaydedilecek olmasının sözleşme hükümlerine ve kanuna uygun olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra 23. Maddesi gereğince davacıların yükümlülüğünde olan işçilerin SGK prim borçları ile işçilik alacaklarının tamamının davacıların nam ve hesabına davalılar tarafından ödenmek durumunda kalındığını, davacıların yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle davalıların zarara uğradığını, davacılar tarafından idareden izin ve onay alınmaksızın elektrik işlerinde şartnameye aykırı şekilde ikinci el malzeme kullanıldığını, kendileri tarafından davacıların nam ve hesabına başka bir trafo ve panolar alındığını, hatlardaki proje imalat eksiklerinin davalılar tarafından tamamlandığını, davacıların ifa etmediği eksik imalat nedeni ile elektrik işlerinden dolayı davalıların zararlarının bulunduğunu, davacıların alacak taleplerini kabul etmemekle birlikte olası bir alacak tespit edilmesi halinde teminat senetleri ve davalı şirketlerin hak ve alacaklarından takas ve mahsup edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada-davacılar vekili özetle; DSİ 8. Bölge Müdürlüğü ile davacıların oluşturduğu ...-... İş Ortaklığı arasında 21.07.2016 tarihli Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaat Yapım İşine ait sözleşme imzalandığını, davalılara ihale edilen işin davacılar arasında kurulmuş olan ...-... ... İş Ortaklığı arasında akdedilen 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile davalı şirketler tarafından üstlenildiğini, sözleşme gereği davalı şirketlerin sözleşme konusu işe nasıl ne zaman başlayacağının, işe nasıl devam edeceğine ve aşama aşama bu işlerin ne kadar sürede tamamlanacağını taahhüt ettikleri iş programının en ince ayrıntısına kadar tüm hususların dikkate alınarak hazırlandığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, işe zamanında başlamadığını, işi geciktirdiğini, proje kapsamında tünel imalatlarına başlanabilmesi için zorunlu olan şantiye kurulumu, makina, personel mobilizasyonu, malzeme ikmali işlerini hiç başlanmadığını, ön hazırlık işleri olan elektrik tesisleri, havalandırma şaftları ve ulaşım yollarının imalatına, iş programına ve sözleşmeye uygun olarak zamanında başlanmadığını, başlanmış olanların da şartnameye uygun yapılmamasından veya eksik şartname dışı imalatlardan dolayı hazır edilmemesi durumu ile karşı karşıya kalındığını, iş sahibi idarenin davacılara işe başlanması için bildirim yaptığını, davalı ortaklığın iş programının gerisinde kaldığını kabul ettiğini, 05.12.2016 tarihli davalıların ihtarnamesinde tünel işlerini yapamayacaklarını bildirdiklerini, bu  durum karşısında ...-... İş Ortaklığının 06.01.2017 tarihinde alt yüklenicinin sözleşmedeki yükümlülüklerini ihmal etmesi ve verilen ek sürelerde gerekli ikmalin yapılmaması sebebiyle sözleşmenin 18. Maddesi gereği haklı olarak fesih ettiğini, davalı tarafın sözleşmenin fesih edildiği 06.01.2017 tarihi itibari ile şantiye kurulumunu dahi tamamlamamış olduğu hususunun fotoğraflar, CD kaydı ve Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1 D.İş dosyasından dahi açıkça görülmekte olduğunu, davalı şirketlere ihtarda bulunulmasına rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını, hatta işe devam etmeyeceklerini bildirdiklerini, yapmış oldukları işin hakedişinin yapılıp hesapların kesilmesini 05.12.2016 tarihli cevaplarında bildirdiklerini, yüklenicinin idareye taahhüt ettiği iş programı içerisinde yapması gereken iş oranı %20 olup yerinde yapılan idarenin kabul edip ödemesini yaptığı iş tutarının yaklaşık %1,54 oranına tekabül ettiğinin tespit edildiğini, alt yüklenici sözleşmesinin fesih edilerek süresinden önce sona ermesi yüzünden yüklenicinin uğradığı zararın giderilmesine yönelik alt yüklenici sözleşmesinin 18/a maddesi gereği gider ve zarar kalemlerinin ana başlıklar altında belgelendiğini; 1. Grup Yüklenici tarafından Alt Yüklenici adına yapılmış olan ödemeler İşçilik Ödemeleri, SGK Ödemeleri, Elektrik Taşeronouna Ödeme, Proje Bedeli, 2. Grup Alt Yüklenici Sözleşmesi ile ilgili İhtarname, Bilirkişi, Keşif Giderleri, İhtarname, Bilirkişi, Keşif Giderleri, 3. Grup Özel Teknik Şartname gereğince Alt Yüklenici adına yapılmış olan ödemeler, Laboratuvar Hizmetleri, Yapı Denetim Teşkilatı Bina ve Cihazları, Arazi Araçları ve Yakıt-Bakım Giderleri, 4. Grup Elektrik İşleri Özel Teknik Şartname gereğince Alt Yüklenici adına yapılmış olan ödemeler, Alt Yükleniciye Ait Giderler, 5. Grup Havalandırma Sistemleri Özel Teknik Şartname gereğince Alt Yüklenici adına yapılmış olan ödemeler, Şaft ile ilgili Giderler, 6. Grup Yeni Alt Yüklenici ... İnşaat Ltd Şti ile imzalanan sözleşme gereğince yapılmış olan fazla ödemeler, 7. Grup Alt Yüklenici Sözleşmesinin 18/A maddesi uyarınca Garanti Süresi sonuna kadar yapmış olduğu ödemeler olduğunu,  tüm bu nedenlerle, müvekkil şirketler tarafından davalı şirketlere gönderilmiş olan Ankara 57. Noterliği'nin 06.01.2017 tarihli ve 872 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilmiş olan 25.07.2016 tarihli sözleşme, haklı nedenle tek taraflı olarak derhal feshedildiğini belirterek, davalı alt yüklenici tarafın 05/12/2016 tarihli yazısı ile sözleşme şartlarını yerine getirmeyeceğini bildirmesi ve sözleşmedeki yükümlülüklerini ihmal etmesi ve verilen ek sürelerde de gerekli ikmalin yapılmamasından dolayı sözleşmenin 18. maddesi ve TBK’nın 473. maddesi gereği 06.01.2017 tarihinde sözleşmeyi haklı olarak fesih etmeleri  sebebiyle görmüş oldukları zararların tazmininin kabulüne, tahkikat sonucunda zararın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 501.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,  davacılar vekili 03.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin artırılarak 1.176.597,82 TL'ye yükselttiklerini ve davalarının ıslah edilen değer üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada davalılar vekili özetle;  davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaat Yapım İşi için 22.07.2016 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin bazı eksiklikler barındırdığı gerekçesiyle 25.07.2016 tarihinde aynı yapım işi için farklı bir alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, ancak bu sözleşmenin davacılar tarafından idareye bildirilmediğini, yapılan sözleşmenin davacı tarafından haksız bir şekilde sona erdirildiğini, davalı iş ortaklığının iş yerini 09.08.2016 tarihinde teslim ile birlikte sözleşme şartlarına uygun bir şekilde yüklenilen işi yapmaya başladığını ancak davalılarca 05.10.2016 tarihinde davacı şirketlere yazılı olarak bildirildiği üzere  \"Gerek şantiyede ve gerekse Bölge müdürlüğünün 02/09/2016 tarih ve 69850987-114-593232 sayılı yazılarında belirtildiği üzere Tünel içerisinde yapılan inceleme ve ölçümlere göre Tünel çıkış ağzından kaplama betonun olduğu bölgeye kadarki kesimde (km:2+803 -- 3+850 Aralığında) destek sistemlerindeki baskılardan dolayı 3.80 m olması gereken kazı kesitinin bazı kesimlerde 2.70 m ve hatta 2.40 m ye kadar düştüğü alttaki taban gergilerinin deplase olmasından dolayı set ve çukurların oluştuğu tespiti yapılmıştır. Bu durum kamera çekimi ile de tespit edilmiştir. İdare tarafından tünel içi rölevelerin acilen alınması, tünel çıkış kısmı havalandırma şaftının açılması ve revize uygulama projelerinin hazırlanması istenmiştir.’’ şeklinde belirtilen eksikliklerin gerek DSİ gerek bilirkişi yazılarıyla sabit olduğunu, davalı şirketlerce işin devamını ve işçi güvenliğini fazlasıyla etkileyen bu eksiklikler yazılı bildirime rağmen giderilmediğini, eksikliklerin giderilmesi için gerekli olan yeni proje yapılmasının sözleşme gereğince davacı şirketlere ait olduğunu, davacıların 06.01.2017 tarihli ihtarnamelerinde yeni iş ve birim fiyatlarının geçerli olması için idarenin onayının şart olduğu, onaya sunulduğu halen inceleme aşamasında olduğu belirtilerek davalıların işe devam etmeme konusunda haklı olduğu ve idarenin onaylamaması sebebiyle işin devam edilemediğinin kabul edildiğini, davalıların sözlü ve yazılı olarak davacılara proje onaylarının alınması yönünde ihtarlarına rağmen alınmaması nedeniyle iş programına uyulmadığı bahanesi ile 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin davacı şirketlerce 06.01.2017 tarihli ihtarname ile haksız ve mesnetsiz fesih edildiğini, davacı yanın geçerliliğini kabul etmedikleri 25.07.2016 tarihli sözleşmenin 18. Maddesine ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, sözleşmenin haksız feshedildiğini, davacı yanın haksız bir şekilde davalı şirketlerin alacaklarını ödemekten imtina ederek davalıların zararının katlanmasına sebep olduğunu, yeni proje yapımı için davacıların anlaştığı şirkete yaptırdığı proje revizesi ve hesap raporlarının olduğunu,  davacı şirketlerin enerji nakil hattı yapım işinin ifası amacıyla tedarikçiye 181.500,00 TL ödeme yükümlülüğünün 150.000,00 TL'lik kısmının davacı şirketlerin nam ve hesabına kendilerince ödendiği iddiasının gerçeği tam olarak yansıtmadığını, davacı yanın demir fiyatları ile ilgili açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince; adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığından adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerektiği, birleşen dava da davacı olarak ... İnş. San. Tic. A.Ş. ve ...-... Adi Ortaklığı davacı olarak gösterildiğinden birleşen davada davacı vekiline adi ortaklığın diğer ortağı ... Proje İnş. San. Tic. A.Ş.'nin davaya katılımını sağlamak veyahut vekaleti ibraz etmek üzere süre verildiği,  birleşen davada adi ortaklığın diğer ortağı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin vekaletnamesi sunulmakla taraf teşkilinin sağlandığı, birleşen davada davalılar vekili tarafından birleşen dava da dava şartı olan arabuluculuğa başvurunun usulüne uygun yerine getirilmediğine yönelik itirazları bulunduğu, birleşen davaya ilişkin arabuluculuk son tutanağının tetkikinde birleşen davada davacı adi ortaklığın ortaklık sözleşmesine göre pilot ortağı olan ...  İnş. San. Tic. A.Ş vekilinin ve adi ortalık vekilinin katılımı ile son tutanağın düzenlenmiş olduğu, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın ortaklarından birsinin yaptığı işleme diğer ortalığın katılımı ya da muvafakati ile taraf teşkilinin sağlanacağına ilişkin emsal Yargıtay kararları ve keza 30.11.2016 tarihli ortaklık sözleşmesinin ortaklığın yönetim ve temsilini düzenleyen 5. maddesi nazara alınarak birleşen davada davalılar vekilinin birleşen davada dava şartı arabuluculuğun gerçekleşmediğine ilişkin itirazın reddine karar verildiği, asıl davanın alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş alacağının tahsili ile teminat senetlerinin iadesi talebi, birleşen davanın ise alt yüklenici sözleşmesinin  feshi nedeniyle menfi /müspet zararların ve alt yüklenici adına yapılan ödemelerin tahsili talebine ilişkin olduğu, birleşen davada davalının cevap dilekçesinde ve ıslaha beyan dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, eser sözleşmelerinden doğan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıl olup, zamaşımının başlangıcının ise kural olarak eserin teslim tarihi olduğu, aynı yasanın 149. maddesi gereğince de zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlayacağı, eser sözleşmelerinde gerek iş bedelinin gerekse  zarar talebi yönünden alacağın, eserin teslim edildiği ya da sözleşmenin feshedildiği tarihte istenebilir hale geleceğinden zamanaşımının da bu tarihlerden  başlayacağı, öte yandan TBK  154/2. maddesi hükmüne göre zaman aşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açması veya icra takibinde bulunmasının zorunlu olmadığı, aleyhine açılan davada kendi alacağını def'i olarak ileri sürmüş olmasının yeterli olduğu, aynı yasanın 157. maddesi kapsamında bir dava veya def'i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımının, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağı, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin davalı birleşen davada davacılar tarafından Ankara 57. Noterliği'nin 06.01.2017 tarihli ve 872 yevmiye numaralı ihtarname ile fesih edildiği, birleşen dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, birleşen davanın ıslahına yönelik zamanaşımı def'i yönünden ise asıl davaya 05.07.2019  tarihli cevap dilekçesi içeriğinde takas def'inde bulunulduğu görülmekle TBK 154/2 maddesi kapsamında zamanaşımı kesilmiş olduğundan birleşen davanın ıslahının da 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla bu kapsamda birleşen davada davalının zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği, asıl davada davalı birleşen davada davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile dava dışı DSİ 8. Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan 21.07.2016 tarihli Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaatı İşine Ait Sözleşme kapsamında davacı birleşen davada davalıların oluşturduğu iş ortaklığı ile yüklenici iş ortaklığı arasında öncesinde 21.07.2016 tarihli ardından 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmeleri imzalandığı, 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 38. maddesinde; iş bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren 22.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin iptal edilerek geçersiz olduğunun taraflarca kabul edildiği, bu kapsamda uyuşmazlığın çözümünde  25.07.2016 tarihli sözleşmenin esas alınması gerektiği, davalı birleşen davada davacı yüklenicinin idareye yapımını taahhüt ettiği  Ağrı Ovası Yazıcı Sulaması Batı Derivasyon Tüneli İkmali İnşaatı İşi kapsamında sözleşme bedeli 14.437.500,00 TL üzerinden davacı birleşen davada davalı alt yüklenici ile imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde ana sözleşme ve yapım işleri genel şartnamesi dahil eklerinin bu sözleşmenin ayrılmaz parçası ve eki olduğunun kabul edildiği, sözleşme süresi 540 takvim günü olarak belirlenip en geç 7 gün içerisinde işe başlanacağının öngörüldüğü, fesih ve tasfiyeyi düzenleyen 18. maddesinin A-2 bendinde alt yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ne kadar sürede ikmal edilmesi gerektiği tebliğ edilerek yazılı olarak ihtar gönderileceği, noksanlıkların belirtilen sürede telafi edilmemesi halinde yüklenicinin sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğunun kabul edildiği, davalı birleşen davada davacı yüklenici tarafından davacı birleşen davada davalı alt yükleniciye keşide edilen 21.12.2016 tarihli ihtarname ile sözleşme hükümlerine uyulmadığı, eksiklerin giderilmediği, işin aksamasına ve gecikmesine sebebiyet verildiği, iş programının gerisinde kalındığı belirtilerek 7 gün içerisinde  6 madde de belirtilen hususların yerine getirilmesinin istenildiği, ardından Ankara 57. Noterliği'nin 06.01.2017 tarihli ve 872 yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek giderilmesi talep edilen eksikler tamamlanmadığından 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin fesih edildiğinin bildirildiği anlaşılmış olup uyuşmazlığın temelinin yanlar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle fesih edilip edilmediği, bu kapsamda asıl ve birleşen davada taleplerin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, tüm deliller ve yapılan bilirkişi incelemeleri sonucu düzenlenen kök ve ek raporlar dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; 25.07.2016 tarihli sözleşme görülünce davacı birleşen davada davalı alt yüklenici iş ortaklığının 540 gün içerisinde sözleşme konusu işi tamamlaması, yüklenici ile dava dışı idare arasında belirlenen iş programına uyması gerekmekte iken sözleşmenin feshi sonrasında düzenlenen ve tarafların imzasını içeren durum tespit tutanağı ile eksikliklerin tespit edildiği, öte yandan Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1 D.İş tespit dosyasında tünel imalatları dışında kalan ve yapılması gereken şaft imalatı, elektrik imalatı ve havalandırma imalatının yapılmamış olduğu tespit edilmiş olmakla bu yönü ile sözleşmenin feshinde alt yüklenicinin kusurlu olduğu, öte yandan davacı birleşen davada davalı alt yüklenici iş ortaklığının davalı birleşen davada davacı yüklenici iş ortaklığına hitaben 05.10.2016 tarihli yazısında tünel içerisinde yapılan inceleme ve ölçümlere göre tünel çıkış ağzında kaplama betonun olduğu bölgeye kadar ki kesimde destek sistemlerindeki baskılardan dolayı 3.80 metre olması gereken kazı kesitinin 2.70 ve hatta 2.40 my düştüğü, alttaki taban gelgilerinin deplase olmasından dolayı set ve çukurların oluştuğu, durumun kamera çekimi ile tespit edildiği, idare tarafından tünel içi rölevelerin acilen alınması, tünel çıkış havalandırma şaftının açılması ve revize uygulama projesinin hazırlanması istenerek işin devamının işçi güvenliğini etkileyen eksiklerin giderilmesi için yeni proje yapılmasının istenildiği, ancak dava dışı idare tarafından revize projelerin onaylanmadığı, gerek idare gerekse yüklenici tarafından zemin koşullarına göre seçilmesi gereken tünel kazı birim fiyatlarının onaylanmadığı ve mevcut projelere göre hareket edilmesinin talep edildiği ardından alt yüklenici ile sözleşmenin feshinden sonra iş artışının 4735 sayılı yasanın 24. maddesinde belirlenen üst limiti aşması nedeni ile tasfiyeye gidilmesi kararı ile aynı madde kapsamında işin mevcut limitler dahilinde ikmal edilmesi ve bilahare tasfiyeye gidilmesine ilişkin karar alındığı bu kapsamda davacı alt yüklenicinin projenin revizesi ve revizeden kaynaklı iş artışına gidilmesi gerektiği ve revize proje onayı ve buna bağlı iş kalemlerinde değişiklik/artışa gidilmeden işlerin mevcut proje ve fiyatlarla yapılamayacağı ve mevcut proje ile işlerin devamının iş sağlığı ve güvenliği ile tünel güvenliği açısından riskli olacağından tünel imalatına devam edilmemesinde haklı olduğu bilirkişilerce tespit edildiğinden yanlar arasındaki sözleşmenin feshinde davalı birleşen davada davacı yüklenici iş ortaklığının da bu yönü ile kusurunun bulunduğu, bu durumda alt yüklenici sözleşmesinin feshinde taraflar ortak kusurlu kabul edilmiş olup alt yüklenici davacıların asıl davada ödenmeyen imalat bedeli talebinin yerinde olduğu, asıl davada davalı yüklenici tarafından davacı adına yapılan ve mahsubu gereken bir kısım ödemeler birleşen dava ile talep edilmiş olduğundan asıl dava kapsamında mahsup işlemi yapılmaksızın davacı taşeronun davalı yüklenicinden elektrik, mekanik ve inşaat işlerine ilişkin ödenmeyen toplam imalat bedelinin 828.920,71 TL olarak bilirkişilerce hesaplandığı, asıl davada davacının ıslah talebi ve taleple bağlılık ilkesi gereğince 584.839,77 TL üzerinden alacak talebinin kabulüne karar verilmesi kanaatine ulaşıldığı, dava dilekçesinde alacağa 10.01.2017 ihtarname tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edilmiş ise de; davacıların 10.01.2017 tarihli Ankara 16. Noterliğinin 707 yevmiye nolu ihtarnamesi içeriğinde alacak tutarı belirtilmediğinden temerrüde esas alınmadığı,  ıslah dilekçesinde ise dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğinin görüldüğü, asıl davada davacıların yanlar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi gereğince yüklenici iş ortaklığına keşide edilen 2 adet teminat senedi nedeni ile borçlu olmadıklarının tespiti ve bu senetlerin iadesi talebi kapsamında yapılan değerlendirmede; 25.07.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin alt yükleniciden alınacak teminatlar başlıklı 16. maddesinin A bendinde kesin teminat olarak alt yükleniciden 700.000,00 TL ve 750.000,00 TL tutarlı teminat senedinin sözleşmenin imzalandığı tarihte yükleniciye verileceği, teminatların iadesine ilişkin B bendinde ise işlerin sözleşme hükümlerine uygun olarak ifa edilmesinden sonra teminatların iadesine ilişkin hükümlerin idarenin yükleniciye uygulayacağı hükümlere paralel olarak alt yükleniciye uygulanacağının taraflarca kararlaştırıldığı, sözleşme eki YİGŞ 46. maddesindeki düzenleme gereğince kesin teminatın iadesinin SGK ilişiksiz belgesi verilmesi tüm eksik ve kusurlu işlerin tamamlanması ve kesin kabul tutanağının onaylanmış olması koşuluna bağlandığı, yanlar arasındaki alt yüklenici sözleşmesinin fesih nedeni ile birleşen davada hüküm altına alınan yüklenici alacağı nedeniyle bu alacağın ifası koşuluna bağlı olarak birlikte ifa kuralı kapsamında asıl davada teminat senetlerine ilişkin menfi tespit ve senetlerin iadesi talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen davada davacı yan alt yüklenici davalıların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, işe zamanında başlamadığını, iş programının gerisinde kaldığını, tünel işlerini yapamayacaklarını bildirdiklerinden sözleşmeden döndüklerini belirterek dava dilekçesinde yedi grup adı altında belirtilen gider ve zarar kalemlerinin davalılardan tahsili talebinde bulunduğu, müspet zararın alacaklının ifaya olan çıkarının beklentisinin gerçekleşmemesi nedeniyle uğradığı zarar olarak tanımlanabileceği gibi alacaklının mal varlığının mevcut durumu ile sözleşme tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı ulaşacağı durum arasındaki fark olarak da ifade edilebileceği, müspet zararın kusursuz olan tarafın, sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusu olan zarar olup borçlu kendisine hiç bir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça alacaklının zararını gidermekle yükümlü olduğu, sözleşmenin ifa edileceğine güvenmekten doğan zarar olarak tanımlanabilecek menfi zarar kavramının ise; sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılan masraflar ile daha elverişli koşullarda sözleşme yapma fırsatının kaçırılmış olmasından doğan zararlar olduğu, bu arada her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunmaları mümkün olmayıp sadece birbirlerine kazandırdıklarını yasanın geri verme hükmüne göre isteyebilecekleri, geri vermenin kapsamının tayininde de kıyasen sebepsiz zenginleşme kurallarının uygulanacağı, somut uyuşmazlıkta alt yüklenici sözleşmesinin tarafların ortak kusuru ile feshedildiği dosya kapsamından anlaşılmakla, fesihte tarafların ortak kusurlu olması halinde asıl davada alt yüklenici davacıların ödenmeyen hakediş alacakları ile teminatlarının iadesini isteyebilecek iken birleşen davada yüklenici davacıların 1. grup içerisinde talep ettikleri alt yüklenici adına yapılan 6.455,96 TL SGK ödemesi ile 23.293,50 TL alt yüklenici işçilerine yapılan ödemelerini, 4. grup içerisinde talep edilen 19.470,00 TL alt yüklenici adına yapılmış olan elektrik işlerine ilişkin ödemeleri ve 5. grup içerisinde talep edilmiş olan 148.631,95 TL alt yüklenici adına yapılmış olan havalandırma sistemlerine (şaft) ilişkin ödeme olmak üzere toplam 143.851,41 TL'nin tahsili talebinde bulunabileceği, sözleşmenin feshinde birleşen davada davacının ortak kusurlu olması nedeni ile  birleşen davada diğer zarar kalemlerine ilişkin müspet/menfi zarar talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı, birleşen davada 02.11.2023 tarihli ayrıştırılmış netice-i talep tutarları ile ıslah talebi nazara alınarak birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek asıl davada alacak talebinin kabulü ile 584.839,77 TL'nin 06.05.2019 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, asıl davada; keşidecisi ...-... İş Ortaklığı lehtarı ...-... Yazıcı Tüneli İş Ortaklığı olan 700.000,00 TL bedelli ve 750.000,00 TL bedelli senetler yönünden birleşen davaya ilişkin 2-a hükmü ile birlikte ifa koşulu ile davacıların davalılara bu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, senetlerin davacılara iadesine, birleşen davada davalılar ... ve ...ne yönelik davanın kısmen kabulü ile 197.851,41 TL alacağın, 54.000,00 TL'sine 07.01.2021 dava tarihinden itibaren 143.851,41 TL'sine 03.06.2024 ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalılar ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, birleşen davada davalılar ... ve ...'ne yönelik fazlaya ilişkin talebin nedeniyle reddine, birleşen davada davalılar ..., ... ve ...'a yönelik davanın reddine, karar verilmiştir.<br>\tDavacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti.vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti.vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş sahibi idare normal olarak kendisine sunulan sözleşmeye göre yani 22/07/2016 tarihli sözleşmeye göre müvekkil şirketlerden iş beklemekte olduğundan yerel mahkemenin 25/07/2016 tarihli sözleşmenin esas alınması gerektiği yönündeki değerlendirmesinin  hatalı olduğu,  taraflar arasında 22/07/2016 tarihinde imzalanan sözleşmenin bazı eksiklikleri barındırdığı gerekçesiyle müvekkil şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile 25/07/2016 tarihinde aynı yapım işi için farklı bir alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı, ancak bu sözleşmenin davalı birleşen dosya davacısı şirketler  tarafından idareye bildirilmediği,  bu nedenle anılan sözleşmenin geçerliliği bulunmadığı, Kamu ihale Kurumu Başkanlığı'nın yayınladığı Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 20. maddesinin 5. fıkrasında \" Yüklenicinin, idare tarafından onaylanan alt yükleniciler ile bunlar işe başlamadan önce sözleşme yapması ve bir örneğini idareye vermesi gerekir.\"  dendiği, bu nedenle sözleşmelerin geçerliliği idarenin onayına bağlı olduğu, açıklanan nedenlerle feshedilen sözleşmenin ve işin teslimi için dikkate alınan sözleşmenin 22/07/2016 tarihinde İdare'ye sunulan sözleşme olduğu, müvekil şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiği,  taraflar arasında yapılan sözleşmenin davalı birleşen dosya davacısı tarafından haksız bir şekilde sona erdirildiği, bu nedenle mahkemenin gerekçeli kararında müvekkil şirketin \"...tünel imalatları dışında kalan ve yapılması gereken şaft imalatı, elektrik imalatı ve havalandırma imalatının yapılmamış olduğu...\" yönündeki değerlendirmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğu, müvekkil şirketin kusuru olmaksızın davalı birleşen dosya davacısının yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklı olarak aksaklıklar yaşandığı, kusurlu olan tarafın karşı taraf olduğu, bu nedenle müvekkilin şaft imalatı, elektrik imalatı ve havalandırma imalatı yapmadığından bahisle kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceği, müvekkil şirketin şaft açmak için gerekli tüm çalışmaları yaptığı, şaftın açılacağı ve havalandırma bacalarına ulaşım yolu alımlarının ve projesinin yapıldığı, idareye sunulduğu ve yol yapım işinin bitirildiği, tünel çıkış tarafındaki havalandırma bacasında kılavuz delik delindiği, tünel içerisine çıktığı, şaftla ilgili çalışmalarda müvekkil şirketlerin açılan kuyu kaya birimindeki sertlikten dolayı kaydığı ve tünel içerisine çıkmadığı, tünel yapım işinde bu durumun sıklıkla karşılaşılan bir hadise olduğu, bu durum karşısında müvekkil şirketlerin hemen kuyu yerini değiştirdiği ve yeni bir sondaj makinesi getirdiği ve yeni bir firmayla şaft yapım işi için sözleşme imzaladığı, fakat yöredeki mevsim şartlarından dolayı çalışma yapılamadığı, sondaj makinasının 2017 Mart ayı sonuna kadar şantiyede kaldığı, sözleşme feshedildiği için bu tarihten sonra şantiyeden götürüldüğü, ayrıca havalandırma şaftı teçhizi için 55cm dış çaplı 4 mm et kalınlığında 8 m boyunda toplam 198 m spiral çelik boru alındığı ve şantiyeye getirildiği, bu durumun yüklenici ile yapılan tespit tutanağında da belirtildiği, havalandırma şaftına bırakılacak olan havalandırma fanlarının imalatının ve montajı ile ilgili siparişlerin müvekkil şirketler tarafından yapıldığı, müvekkil şirketlerin şaft işini yaptığı, ancak tünel işlerinde sıklıkla karşılaşılan bir durum ile karşılaşıldığı,  kaya sertliğinden dolayı açılan şaft tünelden çıkmadığı, bu durum karşısında müvekkil şirketlerin hemen harekete geçtiği, yeni bir şaft açmak için tüm hazırlıkları yaptığı,  hava şartları iyileşip şantiyenin tekrar çalışır hale gelmesi ile yapacağı ilk işin şaftın açılması olacakken davalı şirketlerin haksız olarak sözleşmeyi feshettiği, bilirkişi raporunda şaft işinin kısa sürede tamamlanabileceğinin tespit edildiği, şaftın açılma işinin en zor kısmının şaft açılacak yere yolun yapılması olduğu, bu işin de müvekkil şirketler tarafından yapıldığı, sözleşmenin 150 gün sonra feshedildiği, idareye verilen sözleşmeye göre müvekkil şirketlerin işi bitirme süresinin 22.07.2016 tarihli sözleşmeye göre 850 gün olduğu, yani davalı birleşen dosya davacısı şirketlerin, sözleşmeyi feshetmelerinden sonra 700 günleri olduğu, hesabın bu süre üzerinden yapılması gerektiği, iş programının gerisinde kalınmış olmasının sözleşmenin feshi için doğrudan bir gerekçe olamayacağı, önemli olan durumun iş programının gerisinde olmak değil, kalan sürede işin bitirmesine imkan olup olmadığı değerlendirmesi olduğu, müvekkil şirketlerin yaptığı iş sebebiyle davalı birleşen dosya davalıların idareden hak ediş almaların ve sözleşmeye göre yapılan hak edişten müvekkil şirketlere ödeme yapmaları gerekirken ödeme yapmadıkları, sözleşme feshedildikten sonra, aynı iş için başka bir firma ile yeniden sözleşme yapılmasının kalan sürede işin bitirilebileceğine dair bir gösterge olduğu,  idare kusuru nedeni ile iş tamamen değiştirdiği, asıl ihale konusu işin yapılmadığı, sadece iksa ve beton püskürtme işinin yapıldığı, bu nedenle davalı birleşen dosya davacısı şirketlere 17 ay süre uzatımı verildiği, bu sürede işin bitirildiği, idarenin gecikme cezası da uygulamadığı,  sözleşme konusu işin yapılamayacağı ortaya çıkıp işin değişmesi nedeni ile şaftın yapılmasına gerek kalmadığı, bu durumda da müvekkil şirketin şaftı açarken yaşadığı olumsuzluğun devletin menfaatine olduğu, devletin parası boşa harcanmadığı, davada dava konusu sözleşmenin feshedilmesinde müvekkili şirketlerin bir tek kusuru bile olmadığı,  mahkemece projenin revizesi ve revizeden kaynaklı iş artışına gidilmesi gerektiği, revize proje onayı ve buna bağlı iş kalemlerinde değişiklik / artışa gidilmeden işlerin mevcut proje ve fiyatlarla yapılamayacağı, mevcut proje ile işlerin devamının iş sağlığı ve güvenliği ile tünel güvenliği açısından riskli olacağından tünel imalatına devam edilmemesinde müvekkil şirketin haklı olduğunun açıkça vurgulandığı, bilirkişi kurulu raporunun 15 ve 16. sayfalarında yer alan değerlendirmelerin  müvekkil şirketlerin tünel içerisinde yapmış olduğu tespitlerin doğru olduğunu kanıtladığı, eski tünel onarılmadan yeni tünelin inşasına başlanılamayacağı, tünel içerisinde müvekkil şirketlerden kaynaklanmayan nedenler ile çalışma yapılamadığı ve bundan sebep davalı birleşen dosya davacının, müvekkil şirket ile imza altına aldığı alt yüklenici sözleşmesini, müvekkil şirketin iş programının gerisinde olması nedeniyle feshetmesinin haklı olmadığını gözler önüne serdiği, müvekkil şirketin devam edemediği işlerin kaynağının davalı birleşen dosya davacısı yüklenici şirket olduğu, mahkemece taleplerinde haklı   olduklarının değerlendirilmiş olmasına rağmen dava konusu sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu oldukları yönünde yapılan hatalı değerlendirme ile hukuka ve yasalara aykırı şekilde hüküm kurulduğu, müvekkil şirketin kalan işlerine devam edememe sebebinin  tam da mahkeme kararında vurgulandığı üzere zemin koşullarına göre seçilmesi gereken tünel kazı birim fiyatlarının onaylanmamasına, iş kalemlerinde artış olmasına rağmen mevcut limitler dahilinde yapılmaya zorlanmasına ve bunun mümkün olmamasına dayandığı,  bu durumda kusurlarının bulunmadığı, dava konusu olayda asıl olayın, ihale mevzuatına aykırı davranılmış olmasından kaynaklandığı, ihale konusu asıl işin, 671 m2 yeni tünel açma işi olduğu,  yeni tünel açma işinin dava dışı diğer şirketler tarafından açılan tünelde basma olması nedeni ile tünel içeresindeki çalışma yapılamayacağı, ilk önce bu basmanın düzeltilmesi gerektiğinin tespit edildiği, revize proje istendiği, revize proje yapıldığı ancak idare tarafından yapılan tespite aykırı olarak projenin kabul edilmediği, karşı tarafça, müvekkil şirketler tarafından tünel içerisinde çalışma yapılmasının istendiği, tünel içerisinde çalışma yapılmasının iş güvenliğini tehdit etmesi ve yapılması istenen işlerin birim fiyatlarının belli olmaması nedeni ile bu teklifin kabul edilmediği,  ayrıca ihale tutarı olan 19.250.000,00 TL ile işin  bitirilmesinin imkansız olduğu,  müvekkil şirketlerin, basiretli tacir gibi hareket ederek tünel içerisinde çalışma yapmayı kabul etmedikleri, bu haksız talebin kabul edilmesi durumunda müvekkil şirketin çalıştırdığı işçilerin ölümle sonuçlanabilecek iş kazası geçirmelerinin kuvvetle muhtemel olduğu, müvekkil şirketlerin Türk Borçlar Kanunu'nun 471 ve 472. madde hükümlerine uygun hareket ettiğini, bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde mevcut projeye göre işin ikmal edilmeyeceği yönündeki uyarı ve ihtarlarında haklı olduğu ve buna bağlı olarak iş sahibi konumundaki davalı birleşen dosya davacısı ana yüklenicinin işin feshinde haksız olduğu, ayrıca bilirkişi kurulunun dahi itirazları neticesinde tarafların ortak kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu fark ederek değerlendirmesinden dönmesine rağmen mahkemenin tarafların ortak kusurlu olduğu yönünde hüküm kurmasının kabulünün mümkün olmadığı,  raporda açıkça müvekkilinin tünel içerisinde yapmış olduğu tespitlerin doğru olduğunu, eski tünel onarılmadan yeni tünelin inşasına başlanılamayacağını, tünel içerisinde müvekkil şirketten kaynaklanmayan nedenler ile çalışma yapılamadığını ve bundan sebep davalı birleşen dosya davacısının müvekkil şirket ile imza altına aldığı alt yüklenici sözleşmesini, müvekkil şirketin iş programının gerisinde olması nedeniyle feshetmesinin haklı olmadığını tespit ettiği, mahkemenin davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar vermesi gerekirken tarafların ortak kusurlu olduğundan bahisle hüküm kurmasının hatalı olduğu,  ayrıca teminat senetlerinin iadesine karar verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, mahkeme tarafından kesin teminatın iadesi koşulunun hatalı şekilde yorumlandığı, sözleşmede fesih halinde nakdi teminat kesintisinin alt yükleniciye iade edilmeyeceği ve irat kaydedileceğine dair bir hüküm bulunmadığı hususunu vurgulamakla birlikte mahkemenin gerekçesinde söz konusu YİGŞ maddesine dayanarak kesin teminatın iadesi, SGK ilişiksiz belgesi verilmesi, tüm eksiklik ve kusurlu işlerin tamamlanmış olması ve kesin kabul tutanağının onaylanmış olması şartına bağlayarak  dava tarihindeki haklılık durumundan bahisle asıl davada davalı lehine vekalet ücretine hükmettiği, bu durumun hatalı olduğu, anılan düzenlemenin muhatabının müvekkil şirket değil ana firma olduğu, iade şartını ilişiksiz belgesi alması gerektiği şartına bağlayarak hatalı değerlendirmede bulunulduğu, e müvekkilin yetkisinde olmayan bir yükümlülük getirdiği, kaldı ki taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinde de müvekkile atfedilen böyle bir sorumluluk ya da şart bulunmadığı, müvekkilinin ilişiksiz  belgesi almasının mümkün olmadığı, anılan belgenin asıl işverenin yükümlülüğünde olduğu, \"Sosyal Güvenlik Kurumu Prim Ve İdari Para Cezası Borçlarının Hakedişlerden Mahsubu, Ödenmesi Ve İlişiksizlik Belgesinin Aranması Hakkında Yönetmelik\" de bu durumun açıkça belirtildiği, müvekkil şirketlerin SGK'dan almış olduğu borcu yoktur yazısının zaten dosyada mevcut olduğu, teminat senetlerinin müvekkil şirkete iadesi bakımından mahkemenin birlikte ifa koşulu kabul edilse dahi hak ediş yapılmasına rağmen ödeme yapmayan davalı birleşen dosya davacılarının ifa koşulunu yerine getirmediği, dolayısıyla dava tarihi itibariyle kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen müvekkile borçlu olan davalı birleşen dosya davacısının teminat senetleri irat olarak kaydederek iade etmemesinde haklılık durumunun bulunmadığı, müvekkil şirketin haklı olduğu ve haklı davasının kabul edildiği, davalı birleşen dosya davacısının kusurlu olduğu  göz önüne alındığında davalı birleşen dosya davacısı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönündeki kararın hukuka aykırı olduğu,  müvekkil şirketin kusurunun bulunmaması ve haklı davasının kabul edilmesi neticesinde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken teminat senetleri bakımından davalı birleşen dosya davacısı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, birleşen dava yönünden ise; sözleşmenin 06.01.2017 tarihinde haksız olarak feshedildiği, dolayısıyla davalı  birleşen davada davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, iş ortaklıklarının veya ortak girişimlerin hukuki niteliğinin Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlendiği, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın taraf ehliyetinden bahsedilemeyeceğinden, adi ortaklığı oluşturan ortakların her birinin davaya taraf olmasının ve uyuşmazlık konusu olan hak ve hukuki ilişki gereği birlikte hareket etmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle adi ortaklığı oluşturan tüm şirketler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olup, tüm adi ortakların katılımı ile arabuluculuk sürecinin yürütülmesi gerektiği, arabuluculuk son tutağında iş ortaklığının taraflardan biri olan ... Proje İnş. San. ve Tic. A.Ş. taraf olmamakla birlikte arabuluculuk başvurusu da bulunmadığı, iş bu dava açılmadan önce iş ortaklığını oluşturan her iki şirketin dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine katılmaları gerekirken iş ortaklığının taraflardan biri olan ... Proje İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin katılmaması nedeni ile dava şartı sağlanmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen davada davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu iş ortaklığı ek sözleşmesinde yetkilendirilen kişilere arabuluculuk süreci ile özel bir yetki verilmediğinden  birleşen davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmesinin gerektiği, Yargıtay'ın (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2013/3751 K. 2014/2653 T. 16.4.2014; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E. 2014/5516 K. 2014/7774 T. 2.12.2014) ve doktrinin kabul ettiği üzere adi ortaklık adına yönetici ortağın dava açabilmesinin  olağan dışı (olağanüstü) işlerden olup, bu konuda kendisine sözleşmeyle ya da ortaklar kurulu kararıyla özel yetki verilmiş olması gerektiği, aksi halde taraf teşkilinin sağlandığının kabul edilemeyeceği, avukata verilen vekaletnamede arabuluculuk konusunda özel bir yetki verilmemesi  durumunda avukat, özel yetkisi  olmaması  nedeni ile arabuluculuk sürecini başlatamıyor veya başlatılan arabuluculuk sürecine katılamıyorsa, iş ortaklığında da yetkili temsilciye özel olarak arabuluculuk ile ilgili yetki verilmemesi durumunda iş ortaklığı adına  arabuluculuk sürecinin başlamaması gerektiği, davalının dosyaya sunmuş olduğu ek sözleşme incelendiğinde  arabuluculuk konusunda temsilcinin  açık olarak yetkilendirilmediği görüldüğünden ve yine davacının dosyaya sunmuş olduğu arabuluculuk  son tutanağında  iş ortaklarından biri olan ... şirketinin  yer almamış olması  nedeni ile birleşen davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddedilmesi gerektiği,  müvekkil şirket ortak kusurlu kabul edilemeyeceğinden hükmedilen bedellerin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirerek enerji imalatlarını tamamladığı, dolayısıyla davalı birleşen davada davacının hem idareden hakediş aldığı hem de sözleşmeyi haksız feshettiği, bu nedenle alt yüklenici tarafından yapılmayan, eksik veya noksan işlerin tamamlanması yönündeki haksız gerekçesiyle, dava dışı 3. kişilerle sözleşme yaparak yeni iş kapsamındaki işlerin bedelini,  müvekkil şirketten talep etmelerinin kabulü mümkün olmadığı, dolayısıyla birleşen davada davacının 1.grup işçilik ödemeleri, SGK ödemeleri, elektrik  taşeronuna yapılan ödeme ve proje bedeli, 2.grup ihtarname, bilirkişi, keşif giderleri ve 4.grup elektrik işleri özel teknik şartname gereği alt yükleniciye ait giderlere ilişkin taleplerinin reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t Davalılar-birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinde kusurlu tarafın, asıl dava davacısı olan alt yüklenici olduğu,  dava konusu işin \"kalan 652 metre tünelin delinmesi ve zemin koşullarına göre gerekli tahkimat ve kaplama işlerinin yanı sıra, önceki Yüklenici tarafından hatalı ve kusurlu inşa edilmiş işlerin de düzeltilerek yeniden proje ölçülerine uygun hale getirilmesini\" kapsadığı, taraflar arasında akdedilen Alt Yüklenici Sözleşmesi'nin 9. maddesine göre alt yüklenici şirket yetkilileri sözleşme konusu olan ve yükümlülüğü altına girdikleri tüm iş ve işlemlerle ilgili belgeleri incelediği, sonrasında şirket yetkilisi ...’ın 26.05.2016 tarihinde şantiye sahasına giderek yerinde inceleme yaptığı, söz konusu sözleşmenin bu inceleme ve araştırmalardan sonra imzalandığı, alt yüklenicinin bu bilgiler doğrultusunda teklifine etki edebilecek her türlü olumlu ve olumsuz etkenlere vakıf olduğu, alt yüklenici tarafından müvekkile gönderilen 29.12.2016 tarihli ve 27614 Sayılı ihtarnamede de Jeoteknik Özel Şartnamesi'nin B bendi 10. maddesinde belirtilen, \"Tünel zemininin duraysız yapıda, su muhtevası yüksek, şişebilen özellikte, killeşmiş serpantinden oluştuğu bilinmektedir. Şişme etkisi iksalarda deformasyonlara neden olduğu tecrübe edilmiştir.\" maddesine yer verilerek bu durum açıkça ortaya konulduğu, alınan 4. bilirkişi ek raporunda, \"...Bu nedenle tünelde çıkabilecek yer altı suyunun çalışmaları ve destek sistemini olumsuz etkilememesi için suyun bertarafını sağlayacak tüm önlemler alınacak. Ekipmanlar hazır bulundurulacaktır. Bu işlemler için Yükleniciye herhangi bir alt ücret ödenmeyecektir.\" denildiği, dolayısıyla alt yüklenicinin tünel içindeki önceki yükleniciden kalma kusurlu işlerin düzeltilmesi hususunun da iş kapsamı içerisinde olduğunu bilerek sahaya girdiği, bu durumun yeni bir gelişme olmadığı, alt yüklenicinin sözleşmedeki yükümlülüklerini hiçbir zaman gereği gibi yerine getirmediği,  tespit edilen noksanlıkların ikmal edilmesi için süre vererek yazılı olarak defalarca ihtar gönderildiği halde eksikliklerin giderilmediği, proje kapsamındaki tünel imalatlarına başlanabilmesi için zorunlu ve ilk adım olan şantiye kurulumu, makine, personel mobilizasyonu ve malzeme ikmali işlerine hiç başlanmadığı, ön hazırlık işlerine ise zamanında başlamayıp eksik imalatlarda bulunulduğu, 2016 yılı çalışma mevsimi bitmesine rağmen tünel içi işlere hazırlık gerektiren imalatlara henüz hiç başlamadan sonraki aşama olan tünel içindeki işleri bahane etmesinin de açıkça bu durumun sorumluluktan kurtulma arayışından ibaret olduğunu ortaya koyduğu, idare tarafından gönderilen 25.11.2016 tarih ve 784528 sayılı yazıda, revize projelerin onaylanmadığı ve mevcut projelere göre hareket edilmesinin talep edildiği belirtildiğinden müvekkil yüklenicinin idarenin talimatını uygulamasının mahkeme nezdinde müvekkilinin kusuru olarak yorumlandığı, bu sebeple feshin haksız olduğunun değerlendirildiği, ancak bu durumun müvekkilime kusur olarak yüklenemeyeceği, iş güvenliği ile ilgili her türlü önlemi almanın davacı birleşen dosya davalısının sözleşmesel yükümlülüğü kapsamında olduğu, sözleşmenin feshinden sonra; müvekkilinin  ihale şartnamesi ve ekli projelere göre işe başladığı ve sözleşme kapsamındaki işleri iddiaların aksine, herhangi bir iş güvenliği sorunu yaşamadan ve idarenin talimatına uygun olarak bütçe içinde bizzat ve 3. kişiler marifetiyle tamamladığı, bu nedenle davaya konu sözleşmenin feshinde karşı tarafın haksız olduğu, davaya konu teminat senetlerinin alt yüklenici şirketlere iadesine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, 29.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, \"Kurulumuzca 05.12.2016 tarihli yazısıyla işe devam etmeyeceğini bildiren ve fesih tarihi itibariyle işin %5,99'luk kısmını tamamlamış olan davacı yanın, sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu anlaşılmış olup, dava konusu yapılan 700.000,00 TL ve 750.000,00 TL tutarlı senetlerin iadesini talep etmesinin yerinde olmadığı kanaati hasıl olmaktadır\" denildiği, mahkemenin ilk olarak kusur oranlarının belirlenmesinde yaptığı hatadan dolayı zincirin diğer bir halkası olan teminat senetlerinin iadesi konusunda da hataya düştüğü, alt yüklenici lehine hükmedilen alacağın haksız olup hakediş hesaplamalarının da hatalı olduğu, 25.07.20216 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde, \"...Alt Yükleniciye ödemenin yapılabilmesi için Alt Yüklenici, işçilik, SGK ve vergi borcu olmadığına dair güncel belgeleri Yükleniciye ibraz etmek zorundadır. Aksi takdirde bu belgeler tamamlanıncaya kadar Alt Yükleniciye ödeme yapılmaz.\" denildiği, ancak alt yüklenici tarafından müvekkiline herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi alt yüklenicinin talebi üzerine Ağustos 2016-Aralık 2016 tarihlerini kapsayan işçilik ve SGK ödemeleri ile alt yüklenici nam ve hesabına yapılan diğer ödemelerin müvekkili yüklenicinin yaptığı,  bu maddeden de görüldüğü üzere geçmiş aylara ait işçilik, SGK ve piyasa borçları varlığı nedeni ile müvekkil yüklenicinin alt yükleniciye herhangi bir ödeme yapmasının mümkün olmadığı,  kararda hakediş hesaplamalarının da hatalı yapıldığı, yükleniciye ait 1. Hak ediş elektrik imalatlarına ait olup 19.12.2016 tarihinde onaylandığı, ancak alt yüklenici tarafından teknik şartnameye aykırı olarak elektrik imalatlarında ikinci el malzeme kullanımından dolayı eksik ve kusurlu imalatların kabulünde idarece amortisman kesintisi yapıldığı, yüklenici hakedişine göre alt yüklenici hakedişinin sözleşme eki olan elektrik işleri şartnamesine göre hesaplanması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki alt yüklenici hakediş hesabının, sözleşme ve şartnameler dikkate alınmadan hesaplandığı, bunun yanı sıra mahkemece alt yüklenici sözleşmesinin 19 numaralı maddesinde belirtilen, \"Sorumluluğun Alt Yükleniciye ait olduğu anlaşılan hatalı, kusurlu ve malzemesi kötü işlerin bedelleri ödenmez.\" ilkesinin de göz ardı edildiği, sözleşmenin 3, 12, 19, 23, 29, 30 ve 34. maddeleri dikkate alınmaksızın yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı olduğu, birleşen dava yönünden ise alacaklarının eksik hesaplandığı, yüklenicinin davada kusurlu olan taraf değil mağdur olan taraf olduğu, kusurlu olduğu gibi yanlış bir tespit üzerine alacaklarının eksik hesaplandığı, tüm alacak taleplerinin kabul edilmesi gerektiği, sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeyen alt yüklenicinin sebebiyet verdiği menfi zarar kalemleri olan müvekkilin fiili zararı ve yoksun kalınan kârının da hesaplanarak kendisine iadesi gerektiği, sözleşmenin feshinde haklı olduklarından alt yüklenicinin kusurlu davranışlarından dolayı sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan kaçırılan fırsatları mevcut olup bunların da müvekkiline ödenmesi gerektiği, davalı şahıslara yönelik verilen davanın reddi kararının dayanaksız olduğu, gerekçeli kararın hiçbir yerinde davanın reddedilmesine dayanak olacak bir açıklama yapılmadığı, mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olup bu karar açıkça hukukun en temel ilkelerine aykırı olduğu, nitekim bu 3 davalı şahsın, davaya konu alt yüklenici sözleşmesini \"müşterek borçlu ve müteselsil kefil\" olarak imzalayan alt yüklenici şirket yetkilileri olduğu, bu şahıslar yönünden gerekçesiz reddinin hukuken kabul edilemez olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak menfi tespit ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde  davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti. vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti. vekili ile davalılar birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\tMahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır. <br>\tMahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa'nın 141. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı  açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da  haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve  hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. \tTüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve  kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların  denetimi yapılamaz. <br>\tBu anlatımlar ışığında somut olaya gelince mahkemece; birleşen dava yönünden hüküm kısmında birleşen davada davalılar ..., ... ve ...'a yönelik davanın reddine karar verildiği belirtilmiş, ancak davalılar hakkındaki davanın reddine dair kararda herhangi bir gerekçe oluşturulmamış olup gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.\t<br>\t\tAçıklanan nedenlerle, davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti.vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti.vekili ile davalılar birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile  kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t\t\t\t\t\t\t\t1-Davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti.vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti.vekili ile davalılar birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin  13/06/2024 gün ve 2019/216 Esas,  2024/457 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,\t\t\t\t\t\t<br>\t\t\t\t\t\t\t\t4-Davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd. Şti .ve ... İnşaat...Ltd. Şti. tarafından yatırılan 3.378,81 TL, 3.378,81 TL, 427,60 TL ve 427,60 TL  istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\t\t\t\t\t\t\t  5-Davalı- birleşen davada davacı ... İnşaat...Şirketi tarafından yatırılan 427,60 TL ve 34.749,98 TL  istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t6-Davalı-birleşen davada davacı ... Proje...Şirketi  tarafından yatırılan 427,60 TL ve 34.749,98TL  istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t\t\t\t\t\t\t 7-Davacılar-birleşen davada davalılar ... Grup İnşaat...Ltd.Şti.vekili ve ... İnşaat...Ltd.Şti. ile davalılar birleşen davada davacılar ... İnşaat...Şirketi ve ... Proje...Şirketi  tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak  25/03/2026\t tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>  e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d11c7286d30bf2b4","SID":"898a11771fa0b506"}}