{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2026/75 Esas 2026/348  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/75 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/348<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:19/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/641 Esas 2025/638 Karar<br><br>DAVA\t: Şirketin Tasfiye Kararının İptali, Unvandaki Tasfiye Halinde İbaresinin Kaldırılması   <br>DAVA TARİHİ\t: 27/08/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 26/03/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/04/2026<br>\tTaraflar arasındaki şirketin tasfiye kararının iptali, unvandaki tasfiye halinde ibaresinin kaldırılması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/353 Esas 2017/833 Karar sayılı dosyasında davalı şirketin tasfiyesine karar verildiğini, mahkemenin tasfiye kararının kesinleştiğini, kararın ilan edildiğini, mahkemenin tasfiye kararından sonra müvekkili şirket ortağının diğer şirket ortağı ...'ın şirketteki % 50 hissesinin devralındığını, şirket hisse devir işlemlerinin ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, şirketin tek ortaklı limited şirket haline dönüştüğünü, şirketin bütün hisselerinin müvekkiline ait olduğunu, şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığını, pay sahipleri arasında şirket pay bedelleri ve tasfiye paylarının dağıtımına ilişkin herhangi bir işlem de yapılmadığını, tasfiye memuru tarafından tanzim edilen raporda, şirket bilançolarının oldukça iyi durumda olduğu yönündeki kanaatler sebebiyle şirketin tasfiye işlemlerinin durdurulması ve şirketin tasfiyeden çıkarılmasına ilişkin müvekkili talebinin uygun olduğu, tek ortaklı şirketin ortağının ihya ve idame arzu ve iradesinin olumlu olduğu yönünde Ankara Ticaret Müdürlüğü'ne hitaben rapor düzenlediğini, tasfiye memuru tarafından hazırlanan raporda şirketin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücünün yüksek olduğu, bilançoda gösterilen borçların 40,67 katı şirket varlığının olduğunun tespit edildiğini belirterek davalı şirketin tasfiye kararının iptaline, unvandaki ''Tasfiye Halinde'' ibaresinin kaldırılmasına ve şirket faaliyetinin devam etmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/353 Esas sayılı dosyasında ... Turizm İnş. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesi istemli davada davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulması sonucu fesih ve tasfiye kararının kesinleştiği, işbu davada ise davacının diğer pay sahibinin paylarını devralması sonucu şirketin tek pay sahipli bir şirket haline geldiği, davacının eldeki davada fesih ve tasfiyenin kaldırılmasını istediği, TTK'nun 548. maddesinde hangi hallerde tasfiyeden dönülebileceğinin sınırlı olarak düzenlendiği, Kanun kapsamına mahkeme kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verilen şirketlerin tasfiyeden dönülmesinin dahil edilmediği, kesinleşen mahkeme kararının kaldırılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını aynen tekrar ederek mahkemenin tasfiyenin kaldırılmasına ilişkin davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, tek ortaklı ve mali yapısı iyi olan ve ticari faaliyetlerine devam etmesi mümkün olan bir şirketin tasfiyeden çıkarılmaması ve aksi yönde karar verilmesinin, başkaca sorunların oluşmasına sebebiyet verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Dava, limited şirketin fesih ve tasfiye kararının iptali, unvanda yer alan \"Tasfiye Halinde\" ibaresinin kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHisse devir sözleşmesi, davalı şirket genel kurul kararı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları, 23/05/2025 tarihli tasfiye memuru raporu, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/353 Esas 2017/833 Karar sayılı karar sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tAnkara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/353 Esas 2017/833 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı ... ve ... Turizm İnşaat Ltd. Şti aleyhine haklı nedenle limited şirketin feshi talebiyle açılan asıl dava ve davacı ... tarafından davalı ... aleyhine haklı nedenle limited şirketin feshi talebiyle açılan birleşen davada yapılan yargılama sonunda, asıl davada şirketin öz varlığını kaybettiği, 10/05/2000 tarihinden itibaren genel kurul toplantısı yapılmadığı, yönetim kurulunun süresi dolmasına rağmen yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmediği, bu yönde girişimde de bulunulmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının ibraz emrine rağmen sunulmadığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, şirketin mevcut haliyle işletme konusunu gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiği, şirketin devamlılığında yarar görülmediği, birleşen davada şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerektiği, birleşen dosyada davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyla asıl davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, ...'nin şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği görülmüştür.<br>\tAnılan asıl davada verilen karara karşı davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 18/10/2018 tarih 2018/1163 Esas 2018/1077 Karar sayılı kararla, davalı ... vekilinin asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davalı ... vekili ve davalı şirket yönetim kayyımı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/04/2021 tarih 2020/2183 Esas 2021/3435 Karar sayılı kararıyla davalı ... vekili ve davalı şirket yönetim kayyımının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi ile mahkeme kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\tDava dışı ... tarafından davalı şirketteki 50 adet pay 1.500,00 TL bedelle davacı ...'na devredildiğine ilişkin anılan taraflar arasında noterde 05/04/2024 tarihli limited şirket pay devir sözleşmesi akdedilmiştir. <br>\tDavalı şirketin 05/04/2024 tarihli genel kurul toplantısında, anılan pay devir sözleşmesinin kabulüne karar verilmiş, anılan karar 08/07/2024 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği gibi, şirketin tek ortaklı limited şirketi olduğu da ilan edilmiştir. <br>\tDavalı şirketin tasfiye memuru tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne hitaben hazırlanan 23/05/2025 tarihli tasfiye memuru raporunda, şirketin mevcut hukuki yapısı, tek ortaklı oluşu, ortağın şirketi ihya ve idame etme arzu ve iradesiyle şirketin mal varlığına dayalı mali potansiyeli göz önüne alındığında şirket ortağının tasfiyeden çıkma talebinin tasfiye memurluğundan olumlu karşılandığı belirtilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiğini ve ilan edildiğini, tasfiye kararının kesinleşip ilan edilmesinden sonra iki ortaklı olan davalı şirketin diğer ortağına ait hisselerin devralındığını, hisse devrinin ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, şirketin tek ortaklı limited şirket haline dönüştüğünü, şirket bilançolarının iyi durumda olduğunu, şirketin devam etmesi arzusunun bulunduğunu, şirketin tasfiye memuru tarafından hazırlanan raporda da şirket ortağının tasfiyeden çıkma talebinin yasaya ve hukuka uygun olduğunu belirttiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tUyuşmazlık, kesinleşen mahkeme kararıyla feshine karar verilen davalı limited şirketin fesih kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin unvanında yer alan tasfiye halinde ibaresinin kaldırılıp kaldırılamayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, TTK'nun 643. maddesi atfı ile limited şirketlerde de uygulanabilecek olan TTK'nun tasfiyeden dönülmesi başlıklı 548. maddesi \"(1) Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Devam kararının sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile alınması gerekir. Esas sözleşme ile bu nisap ağırlaştırılabilir ve başkaca önlemler öngörülebilir. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin genel kurul kararını tasfiye memuru tescil ve ilan ettirir. (2) Şirket, iflasın açılmasıyla sona ermiş olmasına rağmen iflas kaldırılmışsa veya iflas, konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse şirket devam eder. (3) Tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına ilişkin kararı ticaret siciline tescil ettirir. Tescil istemine, pay bedellerinin ve tasfiye paylarının pay sahipleri arasında dağıtılmasına başlanmadığına ilişkin belge de eklenir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tAnılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, tasfiye halinde bulunan şirketin tasfiyeden dönebileceği haller sınırlı olarak düzenlenmiştir. Kanunda düzenlenen sınırlı haller dışında şirketin tasfiyeden dönmeye ilişkin genel kurul kararı alması mümkün olmadığı gibi, haklı nedenle şirketin feshine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra tasfiyeden dönülmesi de mümkün olmayacaktır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu, kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle şirketin tasfiyeden dönmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2026<br><br>Başkan -                Üye -                   Üye -          Zabıt Katibi - <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bbfa925c2eda9c4","SID":"a1db9c23fd430c2f"}}