{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/734 Esas 2026/329  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/734 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/329<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/492 Esas 2022/970 Karar<br><br>DAVA\t: İstirdat<br>DAVA TARİHİ\t: 24/06/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 26/03/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki istirdat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmelerin bir kısmı rehin ile teminat altına alındığını, bir kısmının ise teminatsız olarak kullanıldığını, ekonomik olarak sıkıntıya düşen müvekkilinin konkordato talebinde bulunduğunu, müvekkili lehine geçici ve kesin mühlet kararları verildiğini, konkordato sürecinde borçların ödenmesi ve bankalarla yapılan yapılandırma görüşmeleri sonrasında ekonomik durumu düzelince müvekkilinin konkordato talebinden feragat ettiğini, konkordato talebinde bulunulduğu süreçte davalının kredilerin dönemsel faizlerinin ödenmemesi halinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılacağı ve akdi faizin temerrüt faizine dönüşeceği tehdidiyle yapılandırma teklifi sunduğunu, müvekkilinin protokolleri imzalamak zorunda kaldığını, protokollerde belirlenen borca hangi oran ve miktarda faiz dahil edildiğinin ortaya konulmadığını, geçici mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklar için faiz işletilemeyeceğini, davalının ise rehinle teminat altına alınmamış borçlara işlememesi gereken faizi de alacağına dahil ettiğini, rehinli malların satışı sonrası yapılan toplu ödemelerin taksitlere mahsup edilmesi gerektiğini, davalının ise taksitlerin ödenmediğinden bahisle faiz ilavesiyle müvekkiline ödeme yapmaya mecbur bıraktığını belirterek davalının haksız olarak işlettiği ve ödenen faiz miktarları yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini davasını ıslah ederek davanın istirdat davası olduğunu, 31.607,00 TL'nin kredi borcunun tamamen kapatıldığı 02/06/2022 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili yönünde karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı hakkında Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 Esas 2019/600 Karar sayılı dosyası ile İİK'nun 289/1 maddesi uyarınca 07/08/2019 tarihinden başlamak üzere 1 yıl süreyle kesin mühlet verilmesine karar verildiği, bu sürede pandemi nedeniyle çıkarılan 7226 kanunun geçici 1. maddesi gereği 22/03/2020 tarihinden itibaren 15/06/2020 tarihine kadar duran süreler dikkate alınarak davacı hakkında ilave 86 gün süre ile kesin mühlet süre uzatım kararı verildiği, davacının kesin mühlet süresinin 6 ay uzatıldığı, davacının konkordato sürecine piyasaya olan borçlarını ödemesi ve bankalar ile olan yapılandırma görüşmeleri sonrasında ekonomik durumunun düzelmesi üzerine konkordato talebinden feragat ederek süreci sonlandırdığı, bankanın protokollerde belirlediği toplam borca hangi oran ve miktarda faizin dahil edildiğinin ortaya konulmadığı, davalının  İİK'nun  294/3 ve İİK'nun 302/4. maddesi emredici nitelikteki kanuni düzenlemelere rağmen rehinle teminat altına alınmamış borçlara ve teminat dışı kalan miktarlara işlememesi gereken faizi de dahil ettiği, davacının yapmış olduğu ödemeleri bir sonraki taksitlere saymak yerine tüm taksitlere eşit şekilde böldüğü ve tekrar faiz işlettiği, İİK'nun 294/3 ve 302/4 maddesi uyarınca işletilemeyecek faiz miktarı gerekse de rehinli malların satışı sonrası davalı bankaya yapılan toplu ödemelerin ödeme günü gelen taksitlerden mahsup edilmemesi neticesinde davalı tarafça işletilen ve ödenen faiz miktarları toplamı kadar davacının borcu olmadığının tespitini talep ettiği, 03/06/02022 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı şirketin, davalı bankadan kullandığı kredilerin 1.644.112 TL'lik bölümünün rehin kapsamında olduğu, 503.606 TL'lik bölümünün rehin kapsamında olmadığı, davalı bankanın  kredilerin yapılandırdığı tarih itibariyle rehin kapsamında olmayan kredilere faiz hesaplamak suretiyle yapılandırma tutarını tespit ettiği, rehin kapsamında olmayan krediler için 31.607 TL tutarında ilave faiz ilave etmek suretiyle yapılandırma yaptığı, davalı bankaya yapılan toplu ödemelerin büyük bir bölümünün ödeme günü gelen kredi taksitlerinden bir bölümünün de vadesi gelmemiş kredi taksitlerinden mahsup edildiği, davacı şirketin dava tarihi itibariyle K900428 numaralı kredi için 780.621 TL, K9000426 numaralı kredi için 363.482 TL, K9000427 numaralı kredi 346.919 TL olmak üzere toplamda 1.491.022 TL tutarında kredi borcunun bulunduğu, 02.06.2022 güncel tarihi itibariyle ise bu kredilere ilişkin herhangi bir nakdi kredi borcunun bulunmadığı,  hesaplama sonucunda fazla hesaplanan faiz tutarının 31.607 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 31.607 TL'nin 02/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mühletin hukuki niteliği bakımından zamanaşımı ya da hak düşürücü sürelerden olmadığını, bu nedenle mühlet içinde yapılan ya da yapılamayan işlemlerin maddi hukuk anlamında bir hak kazandırması ya da kaybettirmesinin söz konusu olmadığını, nitekim İİK'nun kesin mühletin etkilerini düzenleyen 294, 295, 296 ve 297. maddeleri hak kaybı ya da iktisabı sonucunu doğurmadığını, bunların kullanılmasını sınırladığı ya da ertelediğini, davacı tarafından başvurulmuş olan konkordato dosyası davacının feragati nedeniyle nihayete erdiğini, işbu kararın kesinleştiğini, bu nedenle söz konusu konkordato hükümlerinin mevcut olayda uygulanmasının söz konusu olamayacağını, dosyadan aldırılmış olan rapora göre karar verilmesinin yerinde olmadığını, aksinin kabulü halinde konkordato talep eden firmaların faiz tutarlarının bu şekilde sadece mühlet karar tarihine kadar uygulanmasının onun dışında faiz işletilmemesi gibi bir durum söz konusu olacağını, bu durumun da ne hukukla ne de mantıkla izah edilebilir bir yanı bulunmadığını, karara esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte raporda müvekkilinin rehinli ve adi alacak hesaplamasının yanlış olduğunu, söz konusu ipotek limit toplamlarının 2.660.000 TL olup, taşınmazların kıymet takdirleri toplamının 2.870.000 TL olduğunu, bilirkişi tarafından bu hesaplamalarda ekspertiz raporlarına göre belirleme yapıldığını, bunun neticesinde de alacağın hepsinin rehinli olmadığı sonucuna ulaşıldığını, bu hususun da hatalı olup, raporların taraflara tebliği ile birlikte kesinleştirilmesi sonrasında konkordato dosyasında rehinli ve adi alacak tutarının mahkeme tarafından belirlenmesi gerektiğini, somut olayda kıymet takdir raporlarının tebliğ edilip kesinleştirilmediğini, henüz alacak tutarının ne kadarının rehinli ne kadarının adi olduğu konkordato dosyasında dahi belirlenmemişken, sürecin sonlanmasından sonra banka alacağının tamamının rehinli olmadığının tespitinin doğru ve yerinde olmadığını, ipotek resmi senetleri incelendiğinde ipotekli taşınmazların davacının kullanmış olduğu ve kullanacağı tüm kredilerin asalet ve kefalet borçlarının teminatı olarak alındığını, ayrıca kgf ile yapılmış olan protokoller ve zeyilnameler uyarınca, kgf tarafından teminat tutarının ödenmesi durumunda onun yerine tahsilat yapmaya yetkileri bulunduğunu, mevcut durumda davacı borçlular hakkında yapılmış olan bir takipte söz konusu olmadığından kgf tarafından tazmin edilmiş bir tutarda bulunmadığından tüm alacağın sadece rehinle teminat altına alındığını, buna rağmen 503.606,00 TL'nin kgf teminatlı olduğundan rehinle teminat altına alınmadığı tespitinin de hatalı olduğunu, mevcut davada arabuluculuk görüşmesi vekil aracılığı ile takip edilmiş olmasına rağmen dava dilekçesi ve tensip zaptının müvekkilinin genel müdürlüğüne gönderildiğini, bu hususta savunma hakkının kısıtlanmasına sebebiyet verdiğini, bu itirazın da mahkeme tarafından kabul görmediğini, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebliğ yapılması kanun hükmü olmasına rağmen, dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk tutanağında bu husus açık şekilde gözükmesine rağmen, dava dilekçesinin asile gönderilmesinin kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davacı borçlu tarafından yapılan ödemelerin faize mahsup edilmesi konusunda da taraf ile imzalanmış olan yapılandırma taahhütnamesinde açıkça görüleceği üzere müvekkiline yapılan ödemeleri dilediği krediye dilediği miktar kadar anapara ve/veya faiz ödemelerine mahsup etmeye yetkili olduğu hükmünün yer aldığını, söz konusu bilirkişi raporların da görüleceği üzere yapılan tahsilatların davacı lehine olacak şekilde anaparadan tahsilat sağlanarak ödenecek olan toplam tutarda kazanç elde ettiğini, bu husus davanın açık bir şekilde kötü niyetli olarak açıldığını ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borca ilişkin konkordato sürecinde rehinle teminat altına alınmamış alacağa haksız olarak işletilen ve ödenen faizlerin istirdatı istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tEskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 Esas 2019/600 Karar sayılı karar ve ek karar suretleri, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı, davacı tarafından davalı bankaya gönderilen yapılandırma talepleri, ipotek resmi senetleri, kredilerin yeniden vadelendirilmesi taahhütnameleri, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 13/12/2021 tarihli birinci rapor, 14/03/2022 tarihli ikinci rapor, 03/05/2022 tarihli üçüncü rapor dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavalı banka ile davacı şirket arasında 25/07/2018 tarihli 3.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. <br>\tDavalı tarafından kredi hesabı kat edilerek davacı ile dava dışı borçlulara gönderilen 20/08/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile, 2.308.038,09 TL nakit alacağın ödenmesi, 197.820,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiş, borçlulara 3 gün atıfet süresi tanınmıştır. Anılan ihtarname davacı borçluya 25/08/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.<br>\tDavalı tarafından Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 Esas sayılı dosyasında konkordato komiserler kuruluna bila tarihli dilekçe ile davacıdan 2.470.703,62 TL nakit alacak, 370.179,00 TL tazmin olunmamış teminat mektup riski, 10.150,00 TL çek taahhüt riski, 16.857,00 TL Business kredi kartı alacağı bulunduğu bildirilmiştir. <br>\tEskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 Esas 2019/600 Karar sayılı kararıyla, davacı şirket tarafından açılan konkordato davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, 31/03/2021 tarihli ek karar ile de, davanın feragat nedeniyle reddine, kesin mühletin kaldırılmasına karar verildiği, ek kararın istinaf kanun yoluna başvurulmadan 26/04/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tİpotek resmi senetlerinden dava dışı ...'nin taşınmazları üzerinde davacı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı banka lehine 13/05/2015 tarihinde 560.000,00 TL limitli, 29/06/2018 tarihinde 600.000,00 TL limitli, 15/10/2018 tarihinde 600.000,00 TL limitli, 22/06/2018 tarihinde 900.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından davalı bankaya yapılan 22/09/2020 tarihli başvuru ile, kredilere mühlet sürelerinde faiz tahakkuk ettirildiği, ödenen miktarların ana paralardan düşüldüğü belirtilerek ödemelerin 28/08/2019 tarihli yapılandırma protokolüne göre, 29/09/2020 tarihine kadar düzenlenen taksitlerden düşürülmesi, bakiye miktarın hesaplarına aktarılması talep edilmiştir.<br>\tDavalı tarafından davacı tarafından yapılan başvuruya verilen 19/10/2020 tarihli cevapta, bankayla akdedilen protokol gereği yapılan ödemelerin iadesinin mümkün olmadığı, konkordato mühleti içinde olsa da  28/08/2019 tarihli yapılan protokolün geçerli olduğu bildirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda, davalı bankanın alacağının tümünün rehinle temin edildiği, alacağa faiz işleyeceği, fazla tahsil edilen bir faiz bulunmadığı, ikinci raporda, alacağın rehinle temin edilmeyen kısmına fazla 48.548,87 TL faiz işletildiği, üçüncü raporda ise alacağa 31.607,00 TL fazla faiz işletildiği tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan tam ıslah ettiği davada, konkordato davasında geçici ve kesin mühlet kararları verildiğini, davalının rehinle temin edilmeyen alacağına faiz işlettiğini, bu nedenle davalıya fazla faiz ödediğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan üçüncü rapor hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davalının kredi hesabını kat ettiği, davacı tarafından açılan konkordato davasında davacı lehine geçici ve kesin mühlet kararları verildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davalının davacıdan olan ve rehinle temin edilmemiş alacağına geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işletip işletmediği, işlettiği fazla faiz var ise miktarı, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan istirdatını talep edebileceği bir faiz ödemesi bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, işbu dava tarihinden önce davacı tarafından dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusu üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinde davalı bankanın vekille temsil edildiği arabuluculuk son tutanağı ile sabittir. <br>\tArabuluculuk görüşmelerinde davalı bankanın vekille temsil edilmesi arabuluculuk görüşmelerine münhasır olup, yargılama aşamasında davalı bankanın vekille temsil edildiğinin kabul edilmesi ancak davalı bankaya dava dilekçesinin tebliği üzerine vekilin ve/veya davalı bankanın dosyaya usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletnamenin sunulması halinde mümkün olacaktır. Bir başka anlatımla, arabuluculuk görüşmelerinde davalının vekille temsil edilmesi işbu davada da davalı bankanın vekille temsil edildiğinin kabulü sonucunu doğurmayacaktır. <br>\tNitekim mahkemece de, dava dilekçesi usulüne uygun olarak davalı bankaya tebliğ edilmesine rağmen karar tarihine kadar davalı banka tarafından vekile verilen bir vekaletname dosyaya ibraz edilmemiştir. <br>\tBu durumda mahkemece dava dilekçesinin davalı bankaya tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan,\tİİK'nun 288. maddesinde belirtildiği üzere, geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Bu durumda kesin mühletin sonuçlarının düzenlendiği İİK'nun 294 vd. maddelerinin geçici mühlet için de uygulanması gerekir. Buna göre, İİK'nun 294/3. maddesi uyarınca konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühletten itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi duracağından geçici mühletten itibaren de rehinle temin edilmemiş her türlü alacak için faiz işlemesi duracaktır. <br>\tİşbu istirdat davası, anılan hükümler kapsamında konkordato davasında verilen geçici mühlet kararına rağmen, davalının geçici mühlet tarihinden sonra rehinle temin edilmemiş alacağa faiz işletmeye devam etmesi nedeniyle ödenen fazla faizin istirdatı talebiyle 24/06/2021 tarihinde açılmıştır. Anılan talebe dayanak konkordato davası olan Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/226 Esas sayılı dosyasında 2019/600 Karar sayılı 31/03/2021 tarihli ek kararıyla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Anılan ek karar 26/04/2021 tarihinde kesinleşmiştir. <br>\tYapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere konkordato davasında verilen geçici mühlet kararına dayanılarak açılan istirdat davasında dava tarihi itibarıyla konkordato davasından feragat nedeniyle reddine ilişkin ek karar kesinleşmiş durumdadır. Bir başka anlatımla dava tarihi itibarıyla davaya dayanak olan mühlet kararlarının varlığı ve ayakta olduğu ileri sürülemeyecektir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının işbu davadaki dayanağının geçici mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacağa faiz işletilemeyeceğine ilişkin kanun hükmü olduğu, dava tarihi itibarıyla davacının açtığı konkordato davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin ek kararın kesinleştiği, kesinleşen ek karar karşısında dava tarihi itibarıyla davacının artık geçici mühlet kararının varlığını ve bunun sonuç doğuracağını ileri süremeyecek olduğu, yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda alacağın tamamına faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek yapılan hesaplama sonunda fazla tahsil edilen bir faizin bulunmadığının tespit edildiği, davacının davalıdan istirdatını talep edebileceği fazla ödenen faiz bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,\t<br>\t2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2022 tarih 2021/492 Esas 2022/970 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>\t\t\t\t\t \t\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t4-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ilam harcından peşin alınan 59,30 TL ile 525,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 147,70 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-Davalı kendini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 31.607,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tB)1-Davalı tarafından yatırılan 509,77 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 196,50 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 26/03/2026<br><br>Başkan -                 Üye -                    Üye -           Zabıt Katibi -<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e57aa6cbb8baca70","SID":"7eead842aa9dab90"}}