{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/455 - 2026/590<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/455 <br>KARAR NO\t: 2026/590<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/30 E.  -  2023/285 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br>\t\t  Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2023 tarih ve 2023/30 E. - 2023/285 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, 2002 yılında kurulan ve Organize Toptan Ticaret sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin, \"...\", \"... ...\", \"... ...\" ve \"... ...\" markalarından oluşan \"...\" ibareli seri markaların sahibi olduğunu, hal böyle iken müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin 2021/112193 sayılı \"... ...\" ibareli markasının 09, 35, 36, 38, 41, 42 ve 45. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerde tescili için başvurmuş olup müvekkilinin bu başvuruya  yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili ile aynı sektörde hizmet vermekte olan davalı şirketin davaya konu \"... ...” ibareli markasının yazılış, söz dizilimi, görsel ve işitsel algı, emtia sınıfı, ilgili sektör ve markanın bütünü ile slogan olarak bıraktığı anlam dahil her açıdan müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin \"...\" markasının herhangi bir değişiklik yapılmadan olduğu gibi davaya konu markada yer aldığını, marka işaretleri ve emtia benzerliği nedeniyle markaların halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, davaya konu markadaki \"...\" ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle ayırt ediciliğinin olmadığını, davaya konu markanın tescilinin markasını tanıtmak ve bugünlere getirmek için büyük emek ve para harcamış olan müvekkilinin markasının zarar görmesini ve ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açacağını ve müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız kazanç elde etmek amacıyla benzer bir marka tercihinde bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-15542 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar  verilmesini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili,  davanın yasal süre içinde açılmadığını, \"...\" ibaresinin bir çok şirket tarafından marka olarak tescil edildiğini, çoğunlukla bir kişi ile birlikte olmak ya da bir kişiyi desteklemek anlamında kullanılan ibarenin, ayırt ediciliği bulunmadığından belli bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, taraf markalarının bütüncül olarak ayrıştıklarını, müvekkilinin  markasındaki baskın unsurun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, markaların tertip tarzının farklı  olduğunu, emtia benzerliği söz konusu ise de, işaret benzerliği bulunmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığından SMK 6/5 koşullarının gerçekleşmediğini ve müvekkilinin kötü  niyetinin ortaya konulamadığını savunarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili,  müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin dava konusu markada \"seninle birlikte, seninle beraber bulunuyor\" anlamına geldiği, bu hali ile bir şeyin pozisyonuna, bulunma durumuna ilişkin bilgi verdiği, anlamı itibariyle herhangi bir mal veya hizmet için markasal ayırt edicilik yaratabileceğinden söz edilemeyeceği, zira günlük hayatta kullanımı olan, malların yerini belirtebilecek, hizmetlerin başka mal veya hizmetlerle yan yana / ... olacak şekilde sunulmasına ilişkin bir algı yaratacağı, çekişme konusu mal ve hizmetler yönünden başka unsurlarla veya özel bir görsel etki ile oluşturulması halinde markasal algının ortaya çıkabileceği, ancak bu markasal algının üst düzeyde bir ayırt edicilik sağlayacak düzeyde olmayacağı, bu kapsamda mesnet markaların kırmızı ve mavi renkler kullanılarak oluşturulduğu, \"...\" ibaresinin genellikle mavi renkte ve kendinden önce gelen kırmızı renkte olan ibarenin altında yer alacak şekilde dizayn edildiği, davaya konu markanın ise beyaz düz zemine siyah düz harfler ile \"...\" ibaresinin devamında yazıldığı, taraf markalarındaki bu hususlar dikkate alındığında markalar arasında işaret benzerliğinden söz edilemeyeceği, dolayısı ile emtia benzerliğine rağmen markaların birbiri ile ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin olmadığı, bu durumda davacının markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetle  yapıldığını ortaya koyan somut olguların dosyaya sunulmadığı gerekçeleri ile davanın reddine  karar verilmiştir.  <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin davaya konu markada birebir aynı olacak şekilde yer aldığını, markaların yazılışı, söz dizilimi, görsel ve işitsel algısı, emtia sınıfı, ilgili sektör ve markanın bütünü ile slogan olarak bıraktığı anlam dahil her açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davaya konu markadaki \"...\" ibaresinin çatı markası olup markaya herhangi bir ayırt edicilik sağlamadığını, emtia benzerliği de nazara alındığında  markaların halk tarafından karıştırılması ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin markasının ülke içinde ulaşmış olduğu tanınmışlığın dikkate alınmadığını ve davalı şirketin bu derecede benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit özelliklerinden ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, günlük  hayatta yaygın kullanımı olan \"...\" ibaresinin zayıf bir ayırt ediciliğe sahip olup davaya konu markadaki diğer unsurların markaları yeterince birbirinden uzaklaştırdığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmışlığı iddiasının dava konusu başvuru yönünden bir tescil engeli yaratmayacağı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının somut olgularla ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b73b9124cfe570d","SID":"f25ded327b75bcc6"}}