{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2026/243 <br>KARAR NO\t: 2026/351<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 11/03/2026<br>KARAR TARİHİ\t: 08/04/2026<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>Davacı vekili 11/03/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; ----- vergi numaralı ----- adresinde bulunan ---- Şirketi kapanmış olup,  ----- şirketin yetkilisidir. Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, tüm ticaret sicil kayıtlarının istenilmesini talep ederiz. İhyası istenilen ------Şirketi ile 11/04/2003 tarihinde hisse devri sözleşmesi yaparak, ----- şirketinin dava dışı ----- Şirketi nezdindeki 5.400.000.000-TL eski Türk Lirası değerindeki tüm sermaye hak ve hisselerin tamamını, borçlarına karşılık olarak 25.000.000,00-TL bedel ile müvekkili ---- Şirketi'ne devretmiştir. Ancak, ---- hisse ortağı olduğu---- Şirketi müvekkili ile yapılan bu hisse devrini öğrenmesine rağmen kabul etmeyerek Ticaret Sicilde onaylamamıştır. İşbu hususa ilişkin tescil talepli olarak, müvekkili -----Şirketi tarafından ----- Şirketi'ne karşı ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası ile dava ikame edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda;  -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Karar ve 03.11.2020 tarihli kararı ile; \"Davanın Reddine\" karar verilmiştir. İşbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine; ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---. Hukuk Dairesi ----Karar ve 23.05.2024 tarihli kararı ile; \"Davacı Vekilinin İstianf Başvurusunun Esastan Reddine\" kararı verilmiştir. İşbu karara karşı da temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine; Yargıtay ----. Hukuk Dairesi ----- Karar ve 05.05.2025 tarihli kararı ile; bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA kararı verilmiştir. Ancak, müvekkilinin, -----Şirketi nezdindeki 5.400.000.000-TL eski Türk Lirası değerindeki tüm sermaye hak ve hisselerin tamamına karşılık yıllardır kar payı ödemeleri ne   ---- tarafından ne de----- Şirketi tarafından yapılmamıştır.  --- karşılık açılan davanın reddedilmesi üzerine, müvekkili şirket------ Şirketi'nden hisse devrine karşılık, hisselerin güncel değeri ile ödenmeyen temettüler değerince  alacaklı konumundadır. Hisse devri karşılığı müvekkili hem hisselerine kavuşamamış hem de ödediği bedel karşılıksız kalmıştır. Müvekkilinin işbu hisse devir işlemlerinin tamamlanabilmesi için şirketin ihyasının istenilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur. Müvekkilinin, İflas halinde ----- Şirketi'den alacaklı olması ve söz konusu alacağın tasfiyeye sokulmamış olması, tasfiyenin eksik ve hatalı şekilde tamamlandığının açık göstergesidir. İşbu sebeple, şirketin tasfiye haline dönüşmesi ve tüzel kişiliğinin TTK ilgili maddeleri kapsamında ihyasını talep etme zarureti doğmuştur. Bilindiği gibi hak ve fiil ehliyeti kavramları medeni yargılama hukukunda da benzeri içeriklerle görünüme sahiptir. HMK m. 50 gereğince davada taraf olabilmek ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlıdır. Aynı şekilde dava ehliyeti ise medeni hakları kullanma ehliyetine bağlanmıştır. (HMK m.51) Bahsedilen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise bir tüzel kişiliği gerektirecektir. Oysaki Ticaret Sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, bahsedilen terkin işlemiyle birlikte sona erecektir. ( TTK m. 545) Bu ilkeden hareket edildiğinde herhangi bir şirketin dava açabilmesi, şirkete karşı dava açılabilmesi veya icra takibine girişilmesi ancak tüzel kişiliğin varlığına bağlıdır. Tasfiyesi tamamlanmış ve sicilden terkin de edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde, tasfiyesi şeklen sona ermiş şirket hakkında ek tasfiye prosedürünün tamamlanmış olmasını gerektirecektir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi de muhtelif kararlarında, \"tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır\" demek suretiyle şirketlerin \"ihya\" olabileceğine, yani yeniden canlandırılmasına olanak vermektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun \"Ek tasfiye\" başlıklı 547. Maddesi; \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmünü amirdir. Mahkemenin ihyasını talep ettikleri işbu davada kabul kararı vermesi halinde emsal nitelikte ki Yargıtay kararında da değinildiği üzere; “Dava, TTK’nın Geçiçi 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 547/2. maddesi “Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 Sayılı TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.\" (Yargıtay ----- 19.12.2016) TTK 547/2 uyarınca, mahkemece şirketin ihyasına kararı verilmesi halinde, ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere bir tasfiye memuru atanması zorunludur .Yargıtay hükmünde de değinildiği üzere; şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar vererek şirket ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için ---- şirketinin eski ortak ve yöneticilerinden--- ilerlemiş yaşı nedeniyle  ----- (TC: ----) tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan edilmesini Mahkemeden talep etmek gerekmiştir. Şirket ihyası, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği sona ermiş bir şirketin, belirli şartlar altında yeniden canlandırılması sürecidir. Bu işlem genellikle, tasfiye sırasında fark edilmeyen bir alacak veya borcun ortaya çıkması gibi durumlarda, şirketin hukuki işlem yapabilmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilir. Türk hukukunda ihya, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) düzenlenmiştir ve son dönemde Anayasa Mahkemesi'nin önemli kararlarıyla prosedürde köklü değişiklikler yaşanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 22.06.2023 tarihli ve-----sayılı kararıyla, TTK Geçici Madde 7/15'te yer alan ve resen terkin edilen şirketlerin ihyası için öngörülen \"silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde\" ibaresini iptal etmiştir. Gerekçe olarak, bu sürenin alacaklının alacağını öğrendiği tarihten değil, silinme tarihinden itibaren işlemesinin, alacaklıların mülkiyet hakkını (Anayasa m.35) ve etkili başvuru hakkını (Anayasa m.40) ihlal ettiği belirtilmiştir. Zira alacaklı, şirketin silindiğinden haberdar olmayabilir veya alacak hakkı 5 yıl geçtikten sonra doğabilir. Bu iptal kararıyla birlikte, haklı sebebin varlığı halinde, terkin tarihinin üzerinden 5 yıl geçmiş olsa bile ihya davası açılabilmesinin önü açılmıştır. Bu doğrultuda, şirketin daha önceden doğmuş alacağının tasfiyeye sokulmadan sicilden terkin edildiği ve gerçek anlamda tüzel kişiliğinin son bulmadığı izahtan varestedir. Bu sebepler dahilinde-----Şirketi’nin ihyasını talep etmek gerekmiştir. Netice itibariyle, şirketin alacağının tehlikeye düşerek telafisi imkânsız zararların doğmasının muhtemel olması sebeplerinden dolayı ---- Şirketi’nin ihyasına ve yeniden sicile kaydına karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca; Anayasa Mahkemesi’nin 10 Eylül 2025 tarihli ve -/--- sayılı kararı ile; yürürlükten kalkan düzenleme sonrası, Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin önü açılmıştır. Terkin işlemi sırasında mevcut alacakların tasfiye edilmemiş olması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet veren husus, tasfiye memurunun işlemlerinden kaynaklandığından, yargılama giderlerinin davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davanın kabulü ile Kanuna ve ilgili Yönetmeliklere aykırı olarak yapılmış olan terkin işleminin iptali ile, 201 009 1040 vergi numaralı----- unvanlı şirketin ihyasına, Mahkeme aksi kanaatte ise yalnızca müvekkili şirketin alacaklı sıfatıyla yer alacağı, ------ Şirketi nezdindeki 5.400.000.000-TL eski Türk Lirası değerindeki tüm sermaye hak ve hisselerin tahsil ve devir işlemlerinin yapılabilmesi için sınırlı olmak üzere ihyasına, ----şirketinin eski ortak ve yöneticilerinden  ---- (TC: -----) tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili 18.03.2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapmıştır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.  Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Bilindiği üzere, iflas eden şirketlerde, iflas açıldıktan sonra, tasfiye işlemlerini, iflas idaresi yürütmekte olup; sicil kayıtlarımızda yapılan inceleme neticesinde de, davaya ---- 14.08.2003’de açıldığı ve --- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -----sayılı hükmü ile 05.12.2017’de kapatıldığı ve bunun da----- İcra ve İflas Dairesi'nin 19.12.2017 tarihli ve ----- İflas dosya sayılı yazısı ile Müdürlüğümüze bildirildiği saptanmıştır. Buna göre de, Ticaret Sicili Yönetmeliği m.126/f.2 gereğince de İflas Müdürlüğünden gelen ve davaya konu şirketin iflasının kapatılmasına konu işbu bildirim gecikmeksizin tescil edilmiştir. Bu noktada; iflasa ilişkin işlemlerin yürütülmesinden ve iflasın sonuçlandırılmasından “iflas masası” yetkili ve sorumlu olduğu belirtilmelidir. Buna göre; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, iflasa ilişkin tasfiye ile ilgili olarak hiçbir sorumluluğu bulunmadığı ve yine, İflas Müdürlüğünden kendisine yapılan bildirimi mevzuat gereğince ve hukuka uygun olarak tescil etme yükümlülüğünü yerine getirdiği açıktır. Bu itibarla da, huzurdaki davada husumetin aynı zamanda iflas idaresine (iflas idare memurlarına) yöneltilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, davaya konu şirketin iflasının kapatılmasına ilişkin, mahkeme kararına dayanan iflas müdürlüğü bildirimini mevzuat gereğince tescil etmek zorunda bulunan müvekkili müdürlük, işbu mevzuata dair yükümlülüğünü hukuka uygun bir biçimde yerine getirmiş ve davanın açılmasına sebep olan hiçbir işlem yapmamıştır; yani eksik işlemler bakımından Müvekkili Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu hiçbir surette söz konusu değildir. Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. \"...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.\" Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli,-----sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; sayın mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). Müvekkili davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamaz. Müvekkili Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. Nitekim, Yüksek Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin 09.02.2015 tarih, ----., 29.01.2007 tarih, ------ K. gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir. \"İş mahkemesinde açılan davada davalı konumunda olan .... ----. olup aralarında organik bağ bulunması sebebiyle dava dışı şirketin ihyasını talep etmek üzere davacıya mehil verilmiştir. İFLAS TASFİYESİNİN MAHKEMECE KAPATILMASI ,TASFİYENİN TAMAMLANMASINDAN BU YANA GEÇEN SÜRE, TERKİN OLAN ŞİRKETİN ORGANİK BAĞ NEDENİYLE İHYASI TALEP EDİLMESİ HUSUSLARI GÖZÖNÜNE ALINDIĞINDA İFLAS DAİRESİNİN ,TİCARET SİCİL MEMURLUĞU İLE BİRLİKTE YASAL HASIM KONUMUNDA BULUNDUĞU ALEYHİNE YARGILAMA GİDERİ VE VEKALET ÜCRETİ TAKDİR EDİLEMEYECEĞİ SONUCUNA VARILMAKTADIR.\" ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesinin 10.10.2019 tarihli, ------- sayılı ilâmı. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava konusu şirket iflas kararı sonucu tasfiyeye girmiş olduğundan işbu davada davalı ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü ve iflas idaresi arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan iflas idaresinin dahili davalı yoluyla davaya dahil edilmesi gerektiğinden (Emsal Yargıtay ----Hukuk Dairesi'nin /----- Esas ve ---- Karar Sayılı İlamı) ---. İcra Dairesi'nin ----- İflas Dosyası) UYAP'a davalı olarak eklenmesine karar verilmiş, dava dilekçesi ve duruşma günü tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; dava konusu şirketin ----. İcra Ve İflas Müdürlüğü'nün 19.12.2017 tarih ve ----- İflas dosyasından yazılan yazıya istinaden iflasının kapatıldığı ve sicil kaydının 16.01.2018 tarihinde resen silindiği görülmüştür. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :<br>Dava, iflas kapatılması nedeni ile sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.\tTTK'nın 547. maddesi gereğince \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \"şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.\tEk tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.\tTTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay ----- H.D'nin 28/04/2022 tarih ve ----- Somut olayda ihyası talep edilen ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde kayıtlı Tasfiye Halinde -----Şirketi'nin iflasının kapatıldığı ve 16.01.2018 tarihinde resen kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği görülmüştür.\tDavacı taraf, 11.04.2003 tarihinde düzenlenen ----- HİSSE DEVRİ SÖZLEŞMESİ'ne dayanarak alacak iddiasında bulunduğundan, bu hale göre davacının anılan iddia nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve iflas idaresinin ek tasfiye için atanmasına karar verilmiştir. <br>\tHMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. İflas sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından iflas idaresi sorumludur. Davacı tarafça iflas dosyasına alacak kaydı yapılmadığından iflas idaresinin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır. Yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğü de, iflasın kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davanın KABULÜ ile,<br>1----Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ------- sicil numarasında kayıtlı iken iflası kapatılan ---- Şirketi'nin, davacı ----- Şirketi'nin 11.04.2003 tarihinde düzenlenen ------. Hisse Devri Sözleşmesi'ne dayanarak ihyası istenilen ------- Şirketi'ne karşı açacağı alacak dava dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE,<br>2---- İcra Dairesi ----- İflas İdaresinin tasfiye memuru olarak atanmasına, <br>3-Kararın ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,<br>4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından bakiye harç alınmasına yer olmadığına,  <br>5-Davacı tarafça yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  <br>6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c104db5298873d74","SID":"0437dd654766bd28"}}