{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1039 - 2026/238<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1039  Esas<br>KARAR NO\t: 2026/238                    <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t       (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi <br>HMK 353/1- a-6)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/37 Esas-2023/394 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 10/03/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/04/2026<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili; müvekkilinin, taraflar arasında imzalanan alt yüklenici istisna sözleşmesi gereğince ... Termik Santrali İnşaat işinde, projede gösterildiği şekilde altyapıların kazı, boru montajı (vana+dirsek+Te+redüksiyon+flanş dahil) yastıklama, gömlekleme, dolgu ve testlerin yapılması işini üstlendiğini, sözleşme bedelinin 1.422.460,00 TL olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin 12. maddesi uyarınca, yüklenicinin her ay mutabık kaldıktan sonra keseceği fatura tutarının % 10’u oranındaki bir meblağı nakit olarak tutacağının düzenlendiğini, bu kapsamda yapılan teminat kesintisinin 188.759,84 TL olduğunu, işin bitmesine rağmen davalının ödemeyi yapmadığını, davacı tarafından yapılan işlerin 07.11.2018 tarihinde şantiye grup şefi ..., mekanik koordinatörü ..., ... ve ... isimli kişilerce kontrolünün yapılarak hattın çalıştığının tespit edildiğini, yine şantiye ve mekanik koordinatörü ile teknik ofis şefi ve proje müdürünce tespiti yapılıp da 50.000,00 TL olarak kesintisi yapılan işlerin dava konusu yapılmadığını, 07.11.2018 tarihli geçici kabulün üzerinden 6 ay geçmesine rağmen kesin kabulün yapılmadığını, teminatın iadesinin sürekli istenilmesi üzerine davalı tarafça müvekkiline gönderilen 06.08.2019 tarihli 2019/SKTS-130 sayılı ihtarnamede, borularda patlama ve tamir işleminin yapıldığından bahisle teminatın iade edilmeyeceğinin bildirildiğini, davalı tarafın iddia ettiği şekilde imalatların ayıplı olduğu kabul edilse bile davalı yanın bu konuda müvekkiline ihbarda bulunmadığını, davalı şirket tarafından iddia edilen patlama ve tamir işlemleri hakkında müvekkili şirkete hiçbir şekilde haber verilmediği gibi kaç metre küp tamir işi yapıldığı ya da ne kadar malzeme kullanıldığı hususunda da bildirimde bulunulmadığını ve rapor tutulmadığını, Adana 7. Noterliğinin 10.09.2019 gün ve 17940 işlemi ile düzenlenen ihtarnamede davalıdan, 188.759,84 TL alacağın talep edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Adana 7. İcra Müdürlüğünün 2019/16516 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmasına rağmen davalı tarafça haksız şekilde takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının takibe yaptığı vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir. Davacı vekili 13.06.2023 günlü duruşmada, 08.11.2018 tarihi ile öncesinde mal teslimatlarının gerçekleştiğini, geçici kabulden kastının da malların teslimi olduğunu beyan etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme gereğince yaptığı işlemler nedeni ile 06.08.2019 ve 13.09.2019 tarihleri arasında 29 adet patlak meydana geldiğini, bunun HDPE borularının yataklarındaki düzenleme ve desteklemelerin doğru yapılmamasından kaynaklandığını, sözleşmeye uygun davranılmadığı ile teminat tutarlarının tamir maliyetlerini karşılamaya yeterli olmadığı hususlarının davacıya 06.08.2019 tarih ve 2016/SKTS-130 sayılı yazı ile bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından yaptırılan işlerin hesaplanması ve dava konusu bedelden mahsup edilmesi yönündeki taleplerinin de karşı tarafa sunulduğunu, bu zarar nedeni ile dava dışı ... Yapı Şirketine 21.000,00 TL ödeme yapıldığını, dava tarihi itibariyle kesin kabulün de yapılmadığını ve teminatın iadesinin şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 13/06/2023 tarihli ve 2022/37 Esas ve 2023/394 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeniyle alt yüklenici tarafından girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Dosya içeriği ile toplanan delillerden; taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığı, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, mali müşavir tarafından düzenlenen 13.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın 31.12.2018 tarihi itibari ile 299.803,94 TL cari hesap alacağının bulunduğu, 2019 yılı içerisinde ise bunun davacıya ödenmesi nedeni ile cari hesabın kapatıldığı, ancak davalı tarafından kesinti yapılan 188.759,84 TL’nin verilen depo ve teminatlar hesabında alacak olarak görüldüğü, davalı tarafından eksik ve kusurlu işler nedeni ile kesilen teminatların tutulduğunun beyan edilmesine rağmen davacı şirket tarafından yapıldığı bildirilen eksik ve kusurlu işler için davacıya rücu edilip de faturası düzenlenen herhangi bir fatura ve borç alacak kaydının tespit edilmediği, davacının defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu ve lehine delil teşkil edeceği yönünde görüş belirtildiği; makine yüksek mühendisi, inşaat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı tarafından düzenlenen 15.12.2022 günlü bilirkişi heyeti raporunda, işe ait geçici ve kesin kabulün yapıldığına dair belgelerin bulunmadığı, işin tutanaklarla teslim edildiği, davacı tarafından tamamlanan işlerin davalı tarafça test edildiği ve sorunsuz çalıştığının belirlenmesi akabinde tutanak altına alındığı, fakat ilerleyen zamanlarda termik santrallerinin işletmeye alınması ile birtakım noktalarda patlaklar meydana geldiği, bu durumda davacının tespiti yapılan noktalardaki imalatlardan sorumlu olduğu, bunların gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosyada ayıp ihbarında bulunduğuna dair bir belgenin bulunmadığı, üçüncü kişilere yaptırılan işlere ait evrakların dosyada yer almadığı yönünde mütalaada bulunulduğu, aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.04.2023 günlü ek raporda; dava konusu icra takibine dayanak gösterilen ve 8 adet hak edişten yapılan 188.759,84 TL teminat kesintisinin taraflar arasında kesilen sözleşme hükümlerine uygun olduğu, işe ait geçici ve kesin kabulün yapıldığına dair delilin bulunmadığı, tutanaklarla işlerin yapılan bölümlerinin davalı şirkete teslim edildiği, dava dışı ... şirketi tarafından verilen 03.02.2023 tarihli cevapta, işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığının belirtildiği, 8 no’lu son hak edişin 30.11.2018 tarihinde imza altına alındığı, davacının yapmış olduğu imalatlarda 23 yerden patlakların meydana geldiği, davalı tarafça tamir edildiğinin 06.08.2019 tarihinde davalıya bildirildiği, yani son düzenlenen hak edişten yaklaşık 9 ay sonra bildirimde bulunulduğu, sözleşmenin eki olan özel ve teknik şartnamenin kalite ve güvence sistemi başlıklı 8. maddesinde “Bütün altyüklenicinin işçilikleri, geçici kabulden sonra 2 yıl alt yüklenicinin garanti kapsamındadır” maddesi uyarınca her ne kadar geçici kabulü yapılmamış olsa dahi işçilik hatalarının garanti süresi içerisinde olduğu, 06.08.2019 günlü yazıda belirtilen patlaklara ilişkin ayıp ihbarında bulunulmadığı, sorunların davalı tarafından giderildiği, masraflarının davacının teminatından kesildiği yönünde davacıya bildirimde bulunulduğu, davalı şirketçe yapıldığı belirtilen maliyetlerin ... Enerji İhracat şirketinden tahsil edilip edilmediğine ilişkin bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, hak edişten kesilen fatura bedeli hariç 209.963,08 TL tamirat bedelinin tespit edildiği, bunun yapılan işin niteliğine uygun düştüğü yönünde görüşte bulunulduğu, ... İthalat İhracat şirketi tarafından verilen cevabi yazıda, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konu edilen alt yüklenici istisna sözleşmesine ilişkin olarak geçici ve kesin kabulün yapılmadığı yönünde bilgi verildiği anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasındaki ilişki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Davacı alt yüklenici, davalı yüklenicidir.<br>Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK’nin 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanunun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. TBK'nin 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.<br>Anılan kanunun 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nin 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp, gerekse de gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de, yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden, yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 6. HD’nin 25.10.2022 tarih ve 2021/6077-2022/4952; 15. HD’nin 19.06.2014 gün, 2013/4976-2014/4282 sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).<br>Bu açıklamalar ışığında sözleşme hükümleri, bilirkişi raporlarında tespit edilen diğer hususlar ve dosya kapsamındaki delillerin hep birlikte değerlendirilmesi gerekirse; <br>Taraflar arasında 03.03.2018 tarihinde imzalanan ... Termik Santrali İnşaat işinde davacının projelerde gösterilen şekilde alt yapıların kazı, boru montajı (vana+dirsek+redüksiyon+flanş dahil) yastıklama, gömlekleme, dolgu ve testlerin yapılması işlerini bitirme yükümlülüğüne giren davacının, bu işleri yaparak davalıya teslim ettiği ve hatların servis basıncında çalıştığına dair 08.11.2018 tarihi ile öncesinde teslim tutanaklarının tutulduğu, davacının hak edişlerinin de yapıldığı, yapılan ödemelerden sözleşmenin 12. maddesine uygun olacak şekilde 188.759,84 TL tutarında teminat kesintisi yapıldığı, bu konuda taraflar arasında bir ihtilafın söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; alt taşeron davacı tarafından yapılan eserin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise garanti kapsamında ayıp ihbarının gerekip gerekmediği, bu kapsamda kesilen teminat tutarının iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. <br>Buradan hareketle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23. maddesinin (c) bendinde “İşlerin kesin kabulünün, geçici kabul ile kesin kabul arasındaki sürenin bitiminde yüklenici tarafından yapılacağı belirtildikten sonra, kesin kabulün yapılabilmesi için de alt yükleniciden kaynaklanan herhangi bir kusur ve hatanın bulunmaması, işlerin, sözleşmeye, ilgili tüm mevzuata ve uluslararası kabul görmüş standartlara ve yüklenicinin talimatlarına uygun olarak ikmal edilmiş olması şartına tabi tutulduğu, yine işveren (asıl işverenin kastedildiği) tarafından yükleniciden (davalıdan) talep edilecek hususların ve yükleniciye karşı olan haklarının, işler için uygulanabilir ölçüde, yüklenici tarafından alt yükleniciye karşı talep edilebilir, uygulanabilir olarak addedileceği ve alt yüklenici tarafından yerine getirileceği ve/veya kabul edileceğinin hüküm altına alındığı, aynı şekilde sözleşmenin 12. maddesinde kesin teminatın iadesi için alt yüklenicinin yapmış olduğu işlerin kesin kabulünün yapılması, SGK’dan ilişiksiz yazısının getirtilmesi, alt yüklenicinin yükleniciye veya başka kurum veya kuruluşlara ya da piyasaya herhangi bir borcunun kalmadığının saptanmasının gerektiği, en nihayetinde, sözleşmenin eki olan özel ve teknik şartnamenin, alt yüklenicinin genel sorumluluklarını düzenleyen 7. maddesinde, işveren ve yüklenici tarafından gerekli görülen her türlü tamir, düzeltme ve yeniden inşa gibi işlerin alt yüklenici nam ve hesabına olmak üzere yaptırılabileceği ve bedelinin alt yüklenicinin alacaklarından, yetmemesi halinde teminatlarından kesileceği ve alt yüklenicinin yaptığı işlerde, kesin kabul tarihinden başlayarak iki yıl içinde işin teknik gereklerine uygun yapılmamasından dolayı oluşan zarar ve kayıtların alt yükleniciye tamamlattırılacağının hüküm altına alındığı, keza kalite güvence sistem başlıklı 8. maddesinde de alt yüklenicinin işçiliklerinin geçici kabulden sonra 2 yıl boyunca adı geçenin garantisi kapsamında olduğuna ilişkin düzenlemenin de yer aldığı, bunlardan ayrı, sözleşmenin 11. ve teknik şartnamenin 10. maddeleri gereğince hak ediş ödemeleri ile kesintiler için geçici ya da kesin kabulün aranmadığı, sözleşmenin asıl işvereni olan ... İthalat ve İhracat şirketince yazılan müzekkerede de, alt yüklenici istisna sözleşmesine ilişkin olarak geçici ve kesin kabulün yapılmadığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafça geçici kabullerin yapıldığı ileri sürülmüş ise de vekil tarafından kastedilen geçici kabulün 08.11.2018 tarihi ile öncesinde davacı tarafından yapılan malların teslimine ilişkin teslim tutanakları olduğu, bunların geçici kabul olduğu kabul edilse dahi alt yüklenicinin işçiliklerinin 2 yıl boyunca kendi yükümlülüğünde olduğu, nitekim son hak edişin 30.11.2018 tarihinde imza altına alındığı, 06.08.2019 tarihinde davalı tarafça davacı yana gönderilen yazıda, yapılan imalatların 23 yerinde patlakların yaşandığı ve bunların tamir edildiğinin belirtildiği, yine davalı şirket tarafından çekilen ihtarnamede de davacıya 13.09.2019 gününe kadar 29 adet patlak meydana geldiğinin bildirildiği, 27.04.2023 günlü bilirkişi heyeti raporunda davalı tarafça tamir edildiği belirtilen faturaların hak edişten kesilen fatura bedeli hariç toplamda 209.963,08 TL olarak tespit edildiği ve yapılan işin niteliğine uygun düştüklerinin değerlendirildiği, dolayısıyla teminatın iadesi için gerekli olan kesin kabul ile diğer şartların da gerçekleşmediği ve davacının gizli ayıp nedeni ile davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. <br>O halde garanti süresinin ayıp bildirim sürelerini ortadan kaldırdığı ve teminatın iadesi için kesin kabul ile birlikte diğer şartların gerçekleşmesi gerektiği belirtilerek sübut bulmayan davanın reddine; alacak bakımından yapılan takibin haksız olmasına rağmen, davalının kötüniyetinin ispat edilememesi nedeni ile kötüniyet tazminat talebinin reddine dair karar verildiği görülmüştür.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 15/08/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle yerel mahkeme gerekçeli kararında geçici kabul yapıldığına dair belge sunulmadığını belirtmişse de, yerel mahkeme dosyasından bilirkişi raporları alınıncaya kadar davalı tarafın geçici kabul yapılmadığını iddia etmediğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde sadece kesin kabulün henüz yapılmadığını iddia ettiğini, yerel mahkemenin, davalının savunmasını aşarak değerlendirme yapmasının yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında, geçici kabul yapıldığı kabul edilse dahi kesin kabul yapılmadığını belirtmişse de, müvekkili şirket tarafından yapılan işlerin, davalı şirket Şantiye Grup Şefi ...,  Mekanik Koordinatörü ..., ... ve ... isimli kişilerce, 07.11.2018 tarihinde kontrolünün yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılmış olan her bir işlem hakkında, \"hattın devreye alındığı hatların çalıştığı\"nın tutanak altına alınarak imzalandığını, her bir tutanakta, müvekkili şirketçe yapılan hatların hangi tarihten bu yana da sorunsuz olarak çalıştığının belirtildiğini, düzenlenen bu teslim tutanaklarının geçici kabul hükmünde olup yerel mahkemenin ayrıca bir geçici kabul başlıklı bir belge sunulmasını beklemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflarca imzalanmış Alt Yüklenici İstisna Sözleşmesinin \"İŞİN KABULÜ\" başlıklı 23. maddesinin a bendinde geçici kabulün ve b bendinde de geçici kabul ile kesin kabul arasındaki sürenin düzenlendiğini, geçici kabul bendi gereğince işlerin tamamlanmasından sonra alt yüklenicinin isteği üzerinde geçici kabulün yapılacağını, yüklenicinin işlerin sözleşme ve eklerindeki hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol edeceğini, yerel mahkemenin her ne kadar kesin kabulün de yapılmadığını belirterek, müvekkili şirketin davasının reddine karar vermişse de, davalı tarafça ayıp iddiası ileri sürüldüğünden ötürü sözleşme ve ekleri gereğince kesin kabulün yapılmayacağının açıkça düzenlendiğini, taraflarca imzalanmış \"Alt Yüklenici İstisna Sözleşmesi\"nin \"İşin Kabulü\" başlıklı 23. maddesinin   b bendinde de geçici kabul ile kesin kabul arasındaki sürenin en az 6 ay olduğunun düzenlendiğini, davalı tarafından geçici kabulün yapıldığı tarih 07.11.2018 tarihi iken, davalı tarafından iddia edilen ayıpların onarıldığına dair müvekkili şirkete verilen cevap metninin tarihinin ise  06.08.2019 tarihi olduğunu, müvekkili şirket tarafından  icra takibinin başlatıldığı tarihin ise 30.12.2019 tarihi olduğunu, davalı tarafın işin teslim aldığı ve geçici kabul yaptığı  tarihin üzerinden makul süre geçmiş olmasına rağmen kesin kabulü yapmadığını, müvekkili şirket tarafından Adana 7. Noterliğinin 10.09.2019 tarihli ve 17940 sayılı işlemi ile düzenlenen ihtarname ile de, teminat kesintilerinin ödenmesinin  davalı taraftan istendiğini, müvekkili şirket tarafından düzenlenen iş bu ihtarname ile teminatların ödenmesi talebinin aslında kesin kabulün yapılması istemine ilişkin olduğunu, davalı tarafın dört yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen halen kesin kabulü yapmadığını, davalının geçici kabulün üzerinden makul bir süre geçtikten sonra kesin kabulü yapmamasının açıkça hakkın kötüye kullanılması olup TMK. m.2/2'de; \"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmünün yer aldığını, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafın kesin kabul işlemlerini dürüstlük kuralına ve sözleşmeye aykırı olacak şekilde yapmamasından TMK m.2/2 gereğince davalı lehine bir sonuç çıkarılamayacağını, kaldı ki, bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, taraflarca imzalanmış \"Alt Yüklenici İstisna Sözleşmesi\"nin \"İşin Kabulü\" başlıklı 23. maddesinin c bendinin 2. paragrafında \"Kesin kabulün yapılabilmesi için alt yükleniciden kaynaklanan herhangi bir kusur ve hatanın bulunmaması, ............. İkmal edilmiş olması şarttır\"  düzenlemesi gereğince, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirket tarafından ifa edilen işlerin ayıplı olduğunu iddia etmesi sebebiyle, davalı tarafın kesin kabul yapmasının da artık beklenmemesi gerektiğini, yerel mahkeme davalı tarafın ayıp iddiasını kabul etmişse de, yerel mahkemenin bu kararının dosya içeriğine uygun olmadığını,  davalı tarafın cevap dilekçesinde,  ortaya çıktığını iddia ettiği ayıpları acil olarak giderdiğini beyan ettiğini, yerel mahkemenin 08.03.2022 tarihli duruşmasının  2 nolu ara kararı gereğince de davalı tarafa boru hatlarındaki patlamalara ilişkin dava dışı 3. Kişilere yaptırılan işlere ilişkin düzenlenmiş tüm faturaların okunaklı ve onaylı suretlerini sunması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, davalı tarafın,  kesin süre içerisinde onarıma ilişkin hiç bir belge sunmadığını, davalı tarafından sunulan ... yapıya ait fatura konusu işin müvekkilinin sözleşmesine konu iş olmadığını, Davalı tarafın, ortaya çıktığı iddia edilen patlakların  kendisi tarafından tamir edildiği iddiasına karşı da bu maliyetlerin ... Enerji Şirketi'nden tahsil edildiğine dair de herhangi bir belge de sunamadığını, bu haliyle davalı tarafın ayıp iddiasının soyut kaldığını, ispatlanamamış olmasına rağmen yerel mahkemece davalının asılsız ayıp iddiasının doğru olduğuna karar vermesinin dosya içeriği ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, yerel mahkeme gerekçeli kararında, müvekkili şirket tarafından yapılan sözleşme konusu işin 2 yıl süre ile garanti edildiğini, davalı tarafından ileri sürülen ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıkması nedeniyle davalının artık ayıp ihbarında bulunması gerekmediği de belirtilerek, müvekkili şirketin davasının reddine karar verildiğini, yerel mahkeme kararının taraflarca düzenlenmiş sözleşmeye ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, öncelikle taraflarca düzenlenmiş sözleşmelerin, emredici yasa hükümlerine ve ahlaka aykırı olmadığı sürece  TBK m. 26 gereğince sözleşme serbestisi düzenlemesi gereğince geçerli olduğunu, her ne kadar yerel mahkeme sözleşme konusu işin   müvekkili şirketçe 2 yıl süreyle garanti edildiğini belirterek Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararlarını dayanak göstererek, garanti süresi içerisinde ortaya çıktığı iddia edilen ayıplar nedeniyle davalı tarafın artık ayıp ihbarı zorunluluğu bulunmadığını belirtmişse de, yerel mahkemece dayanak gösterilen Yargıtay kararlarında bu halde dahi davalı tarafın ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabileceğinin belirtildiğini, davalı tarafın ortaya çıktığını iddia ettiği gizli ayıplar nedeniyle hangi seçimlik hakkını kullandığını müvekkili şirkete bildirmediği gibi,  müvekkil şirketten ortaya çıktığı iddia edilen ayıpların giderilmesini de talep etmediğini, taraflar arasından imzalanan \"Alt Yüklenici İstisna Sözleşmesi\"nin 36. Maddesinde; \"Teftiş ve tecrübelerin daha önce yapılmaması yahut kusurlu işçilik veya malzemenin tespit edilmemesi yüklenici ve yüklenicinin nihai teftiş, tecrübe ve sair haklarına zarar vermeyecektir. Bu gibi teftiş ve tecrübeleri müteakip herhangi bir malzeme veya işçiliğin kusurlu olduğu veya sözleşmenin şartlarına uygun olmadığı görüldüğü taktirde derhal reddedilecek ve keyfiyet yazı ile alt yükleniciye bildirildiğinde alt yüklenici bu yazı muhteviyatındaki hususları aynen yapmakla sorumlu olacaktır. Herhangi bir işin onayı olmadan örtüldüğü taktirde, bu işin yüklenici tarafından isenirse, muayene edilmek üzere alt yüklenici hesabına açılacak ve tekrar örtülecektir.\" denildiğini, sözleşmenin eki olan \"Özel ve Teknik Şartname\"nin, Alt Yüklenicinin Genel sorumluluğunu düzenleyen 7. maddesinde de; \"İşveren ve Yüklenici tarafından gerekli görülen her türlü tamir,düzeltme ve yeniden inşa gibi işler ile, işin teknik ve gereği ve tesislerin kullanılabilmesi için Yüklenici tarafından istenen işleri vaktinde yapmaya davet eder. Bu yazının alt yüklenici veya temsilcisine iş başında tebliği ve bulunmadıkalrı taktirde alt yükleniciye tevdii tarihinden itibaren, tebliğde yazılı mühlet içinde taahhüdünü ifaya başlamazsa veya başlayıpta  istenilen müddet içinde yüklenici tarafından uygun görülecek şekilde tamamlayamaz, yeterli ekipman, malzeme ve eleman ile devam etmezse veya ikmal etmezse, yüklenici yukarıda yazılı tamir, düzeltme ve yeniden inşa işlerini, alt yüklenici nam ve hesabına olmak üzere yaptırabilir ve bedelini alt yüklenicinin alacaklarından, yetmemesi halinde teminatından keser\"  düzenlemesine yer verildiğini, davalı tarafından sözleşmeninin bu  hükümlerine riayet edilmeden, hatalı olduğu iddia edilen imalatların müvekkili şirkete haber verilmeden ve yapmaya davet etmeden,  tamir edildiğini iddia ettiğini, davalı tarafından ayıplı imalatların tamir edildiği yönünde bir rapor, tutanak ya da fatura dahi sunulmadığını, yerel mahkeme tarafından, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, davalı tarafından geçici kabul yapılmadığı savunmasının yapılmamasına rağmen yerel mahkemenin resen bu hususu değerlendirmeye almış olmasının, taraflarca imzalanan sözleşme ve ekleri gereğince, davalı tarafından ayıp iddiasının ileri sürülmesi halinde kesin kabulün yapılmayacağının açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece kesin kabul yapılmaması nedeniyle, müvekkili şirketin teminatlarını isteyemeyeceğinin kabul edilmiş olmasının, taraflarca imzalanan sözleşme ve ekleri gereğince, ayıp iddiasının ileri sürülmesi halinde, onarımların yapılması için durumun derhal müvekkili şirkete bildirileceğinin düzenlemiş olmasına rağmen, emredici yasa maddelerine aykırı olmayan bu madde ile çelişecek şekilde, garanti süresi içerisinde davalının ayıp ihbar yükümlülüğün ortadan kalktığının kabul edilerek müvekkilinin davasının reddine karar verilmesinin, davalı tarafça, ayıplı olduğu iddia edilen işçilikler nedeniyle herhangi bir tutanak ve tespit yapılmamış ve ana yüklenici firma tarafından da davalıdan kesinti yapılmamış olmasına ve bu haliyle davalının ayıp iddiasının soyut olduğu ve ispata yönelik hiç bir delil sunulmamış olmasına rağmen, müvekkilinin davasının reddine karar verilmiş olması sebebiyle istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, taraflar arasındaki 03/03/2018 tarihli, \"... Termik Santrali İşinin projede gösterilen alt yapıların, kazı boru montajı, yastıklama, gömlekleme, dolgu ve testlerinin yapımını konu alan alt yüklenici sözleşmesi nedeni ile, işin sözleşmeye uygun olarak ifa edilerek, davalı yana teslim edildiği, işin tutanakla teslim alındığı ancak, davacı alt yüklenicinin hakedişlerinden kesilen nakit teminat kesinti tutarları olan 188.759,84 TL'nin davacıya ödenmediği iddiası ile, bu alacağın tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin devamına ve davalının takibe konu alacağın % 20'si oranında inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>1-Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 36. maddesinde ve sözleşmenin eki olan özel ve teknik şartnamenin, \"Alt yüklenicinin genel sorumluluğunu düzenleyen\" 7. maddesinde; herhangi bir malzeme veya işçiliğin kusurlu olduğunun veya sözleşme şartlarına uygun olmadığının görüldüğü taktirde, derhal reddedileceği ve keyfiyetin yazı ile alt yükleniciye bildirileceği bu durumda alt yüklenicinin, bu yazı muhteviyatındaki hususları aynen yapmakla sorumlu olacağı, yeterli ekipman, eleman ve malzeme ile yüklenici tarafında uygun görülecek şekilde devam edilmez veya ikmal edilmez ise yüklenicinin yukarıda yazılı tamir, düzeltme ve yeniden inşa işlerini alt yüklenici nam ve hesabına olmak üzere yaptırabileceği ve bedelini alt yüklenicinin alacaklarından, yetmemesi halinde teminatından keseceği yönünde düzenleme getirildiğini, ancak davalı tarafından sözleşmenin bu hükümlerine uyulmadan ve ayıplı olduğu bildirilen imalatların giderilmesi konusunda müvekkili şirkete haber verilmeden tamir edildiğinin iddia edildiğini, müvekkiline bu konuda ihbarda bulunulmamasının sözleşme ve şartname hükümlerine aykırı olduğu gibi ayıplı olduğu iddia edilen imalatların giderildiğine dair dosyaya herhangi bir tutanak veya belgenin de ibraz edilmediğini belirterek, mahkemece verilen red kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuş ancak, mahkemece davacı yanın bu iddiasının bilirkişi raporlarında tartışılıp değerlendirilmediği, davalı yanın ayıplı imalat konusundaki savunmasını ispatlayacak şekilde dosyaya herhangi bir delil sunup sunmadığı, sunulan bu delil veya belgelerin veya fatura örneğinin davalının ayıp iddiasını ispatlayacak nitelikte olup olmadığının da tartışılıp değerlendirilmeden davacının sözleşmedeki iki yıllık garanti yükümlülüğünden bahsedilerek, davalı yanın ayıp iddiasını ispatladığının kabulü ile, davacının davasının reddine karar verilmiş olması dairemizce doğru görülmemiştir. <br>\t2-Yine her ne kadar mahkemece, davacının taşeronu olduğu sözleşme nedeni ile, işin geçici ve kesin kabulünün henüz yapılmadığı belirtilerek, davacının bu sebeple de hakedişlerinden kesilen teminat kesintilerinin iadesini talep edemeyeceği kabul edilmiş ise de davacının, sözleşme konu işi yapıp davalı çalışanlarının tutttuğu tutanak ile davalı yana teslim ettiği anlaşılmakla, geçici kabul için beklenilmesinden, dava tarihine kadar geçen süre, dava tarihinden sonraki yargılama süreci ve yüksek enflasyon oranı dikkate alındığında yine davacı taşeronun dava açmadan önce davalıdan geçici ve kesin kabulün yapılması talebinde bulunarak, nakit teminat kesintilerinin iadesini talep etmiş olduğundan bu konudaki tahammül sınırı aşılmış durumdadır. Türk Medeni Kanunun 2. maddesi gereğince, davalının, işin henüz geçici ve kesin kabulünün yapılmadığını ileri sürerek, ödeme yapmaktan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasıdır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/2788 Esas - 2025/3986 Karar sayılı ilamı)<br>\tBu sebeple, yukarıda da vurgulandığı üzere mahkemece, gerekirse yeni bir uzman bilirkişi kurulundan tarafların önceki bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların da karşılanması sureti ile, davalı yanın ayıp iddiasını kanıtlayıp kanıtlayamadığının sözleşmedeki, \"delil sözleşmesi\" niteliğindeki hükümler de değerlendirilerek tartışılıp değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre ve iş mahkemeye intikal ettiğinden işin tasfiye kesin hesabının yapılması ve buna göre davacının teminat kesintilerinden dolayı takip tarihi itibari ile alacaklı olup olmadığı konusunda denetime elverişli şekilde rapor alınmasından sonra uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin  kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>           1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 tarihli ve 2022/37 Esas 2023/394 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı  HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>5-Davacı tarafça  yatırılan 738,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa  İADESİNE, <br>7-Kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>         Başkan                 Üye                Üye            Katip <br>        e-imzalıdır                    e-imzalıdır                  e-imzalıdır                 e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0c083a0a3ea9f92","SID":"0bed8691b371aa32"}}