{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/412 - 2026/624<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2024/412 <br>KARAR NO\t: 2026/624<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/459 E.  -  2023/404 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2023 tarih ve 2022/459 E. - 2023/404 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılından beri kendisinin imal ettiği ve kendisine ait “...” ibareli marka için 2020/130077 başvuru numarasıyla tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin itirazları neticesinde YİDK tarafından yapılan incelemede eskiye dayalı kullanım bakımından ve SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali nedeniyle itirazın kabulüne ve marka başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin “...” markası ile 1995 yılından bu zamana tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin Türkiye pazarına girmesinden 12 sene öncesinden beri müvekkilinin markayı kullandığını, markanın oluşturulmasında ... isminden esinlenildiğini, davalı şirketin hedef kitlesinin lüks erkek giyim alışkanlıkları olarak varlıklı üst segment sosyo-ekonomik sınıf tüketici olduğunu, her iki markanın hedef kitlesinin farklı olduğunu, benzer olmayan markanın eskiye dayalı kullanım sebebiyle itiraz hakkına sahip olduğu düşüncesinin hak kaybına neden olacak düzeyde olduğunu, davalı Kurum kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ... YİDK’nın 2022-M-14481 sayılı kararının iptaline ve müvekkiline ait markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, Kurum kararında çelişki olduğu iddiasının yerinde olmadığını, SMK'nın 6/1 ve 6/3. maddelerinde aranan şartlar ve incelenen hususların farklı bulunduğunu, itiraz gerekçesi markanın “... ...” şeklindeki kullanımının yanı sıra “...” ibaresinin baskın unsur olduğu kullanımlarının da yaygın olduğunun sunulan delillerden tespit edildiğini, davacı markası ile “...” münhasıran esas unsur içeren markasal kullanımların iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, davacı markasında “...” ibaresinin asli unsuru konumunda olduğunu, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, marka ve kullanımların benzer olduğunu, itiraz sahibinin çekişme konusu “...” ibaresini markasal şekilde başvuru tarihinden daha önce “tekstil ürünleri” bakımından kullandığının tespit edildiğini, davalının sunduğu delillerin “...” ibaresini münhasıran içeren kullanımlarının Türkiye’de de satış ve pazarlamasının bulunduğunu ve Türkiye’deki tüketicilere ulaştığını ispat ettiğini, davacının markasını reddedilen mal ve hizmetlerle ilgili olarak davalı şirketten önce Türkiye’de kullandığını gösterir delil sunmadığını, tescil işleminin idari işlem olduğunu ve davacının tescil talebinin ayrıca reddi gerektiğini, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin köklerinin 1900’lü yıllara dayandığını, kurulduğu tarihten bu yana “... ...” ve dahi bu markanın asli unsuru “...” markaları ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “... ...” ve “...” ibareli markalarını birçok kuruluş nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markasını ülkemizde tescilsiz ve aktif olarak kullandığını, tescilli 2008 22661 sayılı “... ...” ibareli markanın hem de tescilsiz “...” markasının ülkemizde uzun yıllardır 25. sınıfta ... aracılığıyla kullanıldığını, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sunulan belgeler incelendiğinde, davalı şirketin “...” ve “...” markalarını, Türkiye’de “ceket, yelek, gömlek, mont, kaban” emtiasında kullandığı, en erken tarihli belgenin 2017 yılına ait olduğu, Türkiye’de yerleşik ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. firmasına satış yaptığı, ihracat belgelerinin düzenlendiği, ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Firmasının “...” markalı ürünleri, Türkçe bir sayfa olan www.....com.tr adresinde satışını yaptığı, sayfada ürün fiyatlarının belirli olduğu, internet sayfası üzerinden ürünlerin alınabildiğinin tespit edildiği, davalı şirketin “...” markasını kullandığı ürünlerin, dava konusu marka kapsamında yer alan “25. Sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler,” ile aynı/aynı tür, “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti ile ilişkili olduğu, “Ceket, yelek, gömlek, mont, kaban” ile 25. Sınıfta yer alan “çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” ürünler ile bu ürünlerin perakendeciliği hizmetlerinin ilişkili mal ve hizmetler olarak değerlendirilebileceği, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetler ile davalı şirketin tescilsiz markasını kullandığını ispatladığı emtianın aynı, aynı tür veya benzer olduğu, dava konusu marka başvurusunun, kanat şeklini andıran bir şekil ile “...” ibaresinden oluşan karma nitelikte bir marka olduğu, markanın; “şekil” unsuru, altında “...” ibaresi, en altta ise “...” ibaresi olacak şekilde oluşturulduğu, markada yer alan “...” ibaresinin, bir il adı olup, coğrafi yer bildirdiğinden marka vasfı veya ayırt ediciliğe bir katkısı bulunmadığı, dava konusu markada esas unsurun “...” ibaresi olup, bu ibarenin herhangi bir anlamının tespit edilemediği, davalı şirketin tescilsiz marka olarak kullandığı ibarenin ise; “...” şeklinde olup, kelimenin üstünde bir şekil unsuru bulunmadığı, “...” ibaresinin, davalı şirket kullanımlarının esas unsuru konumunda olduğu, “...” şeklinde telaffuz edilen kelimenin herhangi bir anlamı bulunmadığı, taraf markaları esas unsur bakımından karşılaştırıldığında; “...” ve “...” kelimelerinin yalnızca tek harf farklılığı taşıdığı, kelimelerin benzer şekilde sekiz harf üç heceden oluştuğu, ilk yedi harflerinin sıralamasının dahi aynı olduğu, uzun kelime markalarının son harfinde yaratılan tek harf farklılığının, markaları ayırt etmeye yetmediği, ortalama tüketici nezdinde bu kelimelerin karıştırılabileceği, kelimelerin hece uzunluğunun ve markaların ilk iki hecesinin aynılığının, markaların işitsel olarak da benzer olmasına yol açtığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markanın ayırt edicilik vasfını  haiz olduğunu, davalı Kurumun marka inceleme kriterleri uyarınca; marka incelemesi yapılırken markanın bölünmeksizin bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği ilke kararı bulunmasına rağmen davalı Kurum tarafından yayınlanan Marka İnceleme Kılavuzunda ve yerleşik Yargıtay kararlarında da tespit edileceği üzere bu ilke kararından uzaklaşarak yasaya aykırı şekilde davanın reddi kararı verildiğini, başvuru  örneğinde görülen ibarenin özgün bir tasarım olduğunu, soyut ve ayırt edici özelliği bulunduğunu, müvekkilinin \"...\"  markası ile özellikle Afrika toplumlarının folklorik ve kültürel renk ve desenlerini kullanarak imalat yaptığını, davalının Türkiye pazarına girmesinden  12 sene önce yani  1995 senesinden beri  markasını kullandığını, iki marka arasında ekonomik ve idari bağlantı olmadığını, SMK'nın 6/3. maddesinin şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>        <br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin “...” ve “...” markalarını, Türkiye’de “ceket, yelek, gömlek, mont, kaban” emtiasında kullandığının dosya kapsamındaki delillere göre ispatlandığı, SMK'nın 6/3. maddesindeki koşulların somut uyuşmazlıkta bulunduğu, davacının dava konusu marka başvurusunun, kanat şeklini andıran bir şekil ile “...” ibaresinden oluştuğu, esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davalı şirketin tescilsiz marka olarak kullandığı ibarenin ise “...” şeklinde bulunduğu, tarafların marka işaretlerinin benzer olduğu, diğer yandan dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mal ve hizmetler ile davalı şirketin tescilsiz markasını kullandığını ispatladığı emtianın aynı, aynı tür veya benzer olduğu, bu itibarla daha önce davalı şirkete ait tescilsiz markalı emtialardan faydalanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markasını, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davalı şirkete ait tescilsiz marka ile ilişkilendirebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, davalı şirkete ait tescilsiz marka ile davacıya ait marka başvurusu arasında bu nedenle iltibas tehlikesi bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c044a68c7126237","SID":"9d27af9b4ee0a278"}}