{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/475 - 2026/575<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/475 <br>KARAR NO\t: 2026/575<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/207 E.  -  2022/153 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/06/2022 Tarih ve 2021/207 Esas - 2022/153 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin www...com alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini,  davalı yanın 2019/124703 sayılı \"...\" ibareli markasının, müvekkili adına tescilli ve tanınmış \"...\" ve \"...\" markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketicinin zihninde ... ibaresi ile başlayan markaların müvekkili ile özdeşleştiğini, markaların görsel ve işitsel olarak bıraktıkları izlenim benzerliğinin iltibasa sebebiyet verdiğini, \"...\" markasının, müvekkilinin seri markalarının içinde yer alan yeni bir marka olduğunun düşünüleceğini, dava konusu markanın, müvekkilinin markalarının kapsamında bulunan 35. sınıf hizmetler için tescilinin istendiğini, davalı ile müvekkili markalarının aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsaması ve birebir aynı sektörde faaliyette bulunmaları nedeniyle aynı tüketici grubuna hitap ettiklerini, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin tanınmış markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine sebebiyet vereceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu anlamında da haksız rekabet oluşturduğunu, bu nedenle dava konusu marka başvurusuna itirazlarının reddine ilişkin  2020-M-10903 sayılı YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek,  2020-M-10903 sayılı YİDK kararının iptali ile 2019/124703 sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, markalarda kullanılan esas unsurların ve tertip tarzlarının farklı olduğunu, bir bütün olarak okunup algılanacak davalı markası ile davacı markası arasında tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olamayacağını,  ... ibaresinin davacı tarafından yaratılmış fantezi bir ibare olmadığını, tasviri anlama sahip, düşük ayırt ediciliği olan genel bir adlandırma olduğunun göz önüne alınmasının gerektiğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şahıs vekili, TDK’nın güncel sözlüğünde ... kelimesi anlamının “Bütünü, tamamı, tümü” olarak bulunduğunu, davacı tarafından türetilmiş veya oluşturulmuş bir kelime olmadığını, yaygın olarak kullanıldığını, kullanım hakkının davacının tekeline bırakılamayacağını, müvekkili markası ile davacı yan markalarının, yazı karakterleri, renk ve punto farkı, şekil ve okunuşun hafızada bıraktığı anlam bakımından karşılaştırıldığında birbirine benzemediğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının kullanım yolu ile ayırt ediciliklerini arttırdığı ve tanınmışlık mertebesine ulaştırdığı markaları ile dava konusu marka arasında işaret benzerliği bulunmaması nedeniyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin oluşmayacağı, işaret benzerliği taşımamaları nedeniyle, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız yere yararlanılacağı, davacı markalarının itibarına leke düşürüleceği veya onların ayırt ediciliğini zedeleyeceğine ilişkin herhangi bir risk bulunmadığı, tanınmışlık iddiasına dayalı nispi tescil engelinin somut olayda oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin \"...\" ve \"...\" ibareli markalarının uzun yıllardır tescilli ve fiilen kullanılan, sektöründe tanınmış markalar olduğunu, zayıf marka olarak kabul edilemeyeceğini, başvuru markasının müvekkilinin markalarından ayırt edicilik sağlayacak hiçbiri unsur içermediğini, taraf markalarının iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik taşıdığını, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun da iddialarını doğruladığını, \"...\" ibaresi ile başlayan markaların tüketici nezdinde müvekkili ile özdeşleştiğini, başvuru markasının müvekkilinin seri markalarından birisi algısını yarattığını, markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkilinin markalarının online alışveriş sektöründe tanınmışlık kazandığını, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkilinin markalarından haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:  Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'in, 11/12/2019 tarihinde 2019/124703 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı Şirket tarafından \"...\" ve \"...\" ibareli markalara dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca başvuruya itiraz edildiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının da YİDK'nin 28/06/2021 tarih, 2020-M-10903 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 19/08/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>\tİlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, YİDK kararının iptali davası açısından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve başvurunun SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötü niyetle yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkindir. <br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br>\tBu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin tamamının, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında aynen yer aldığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklanmış olup, Dairemizce de bu yönden anılan raporda yapılan açıklamalar yerinde görüldüğünden, emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir. <br>\tTaraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru,  oluşmaktadır. Başvuruda yer verilen şekil unsuru, ayırt edicilikte geri planda olup, bu haliyle tali unsur konumundadır. Buna göre başvurunun asli unsurunu, ayrı ayrı yazılmış \"...\" ve \"...\" ibareleri oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları ise  \"...\" ve \"...\" ibareli olup bu ibarelere eklenen diğer kelimeler, tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda olduğundan, davacı markalarının asli unsuru da \"...\" ve \"...\" ibarelerdir. O halde \"... ...\" asıl unsurlu başvuru ile davacının \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalarının karşılaştırılması gerekmektedir. <br>\tDavalının marka başvurusu, siyah <br>zemin üzerine eklenmiş hardal sarısı fon üstüne siyah renkte, büyük puntolarla yazılmış \"...\" <br>kelimesi ile bu kelimenin altına daha küçük boyutta kırmızı renkte yazılmış ... <br>kelimesinden ve alışveriş sepeti içindeki paketli gıda görseli biçimindeki şekil unsurundan <br>oluşmaktadır. Marka bütünü içinde vurgu ve ayırt edicilik ... ibaresine yüklenmiştir.Davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılmış olup, bu haliyle davacı adına tescilli \"...\" asıl unsurlu markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/09/2019 tarih, 2018/3504 E. 2019/5281 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere \"Bir markanın tek ve münhasıran ayırt edici nitelikte olan unsuruna, bir başka  ayırt edici unsur eklenmesi markayı ayırt edici kılmaya yetmez.\" Aksinin kabulü, bir başkasına ait markanın tek asli unsurunun, başkaca asli unsurlarla birlikte başka kişiler adına tesciline yol açar ki böyle bir durumda, markanın temel fonksiyonlarından olan ayırt edicilik fonksiyonunun zedeleneceği açıktır. Öte yandan, davacı yanın \"...+sözcük\" unsurları ile oluşturduğu seri marka ailesi ve yine \"...\" şeklinde doğrudan tanınmış markasının varlığı karşısında, taraf markaları arasında ayniyeti tespit edilen 35. sınıf hizmetlerin tamamı bakımından, dava konusu \"...\" esas unsuru ile oluşturulmuş markanın da davacı yanca oluşturulmuş yeni bir marka olduğu yönünde algı yaratılabileceği, davacı yanın “...” ibareli markasının tanınırlığının taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirdiği, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan \"...\" ibaresi ile şekil unsurlarının, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, özellikle davacı markalarının tanınmış oldukları da gözetildiğinde ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, açıklanan nedenlerle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği değerlendirilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. <br>\tDavacı tarafça tanınmışlık vakıasına da dayanılmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davacı tarafından sunulan mevcut delillerden, davacının “...” ibareli markasının “perakende satış ve online mağazacılık hizmetleri” açısından tanınmış marka olduğu açıklanmıştır. Ayrıca, davacının \"Şekil+....com\" ibareli ve T/02598 sayılı markasının, davalı Kurum tarafından 24.12.2014 tarihinde tanınmış marka olarak tespitine karar verilmiştir. Buradan hareketle, Dairemizce de davacının \"...\" ibareli markasının, \"Perakende satış ve online mağazacılık hizmetleri\" yönünden tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, davacı markasının tanınmışlık düzeyi, davacı markasının tanınmış olduğu hizmetler ile dava konusu başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler arasındaki ilişki ve taraf markalarının benzerlik seviyesi dikkate alındığında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da, başvuru kapsamındaki uyuşmazlık konusu tüm hizmetler yönünden oluştuğu kanaatine varılmıştır. <br>\tHer ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı ileri sürülmüş ise de, taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olması dışında davalı gerçek kişinin kötü niyetle hareket ettiğine dair herhangi bir bilgi ve delil sunulmadığı, sırf marka başvurusunun, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmasının ise kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, kötü niyete ilişkin davacı iddiası yerinde görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, ayrıca SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>\t<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/06/2022 gün ve 2021/207 Esas - 2022/153 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜNE,  <br>\t3-Dava konusu 2020-M-10903 sayılı TÜRKPATENT YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t4-Davalıya ait 2019/124703 sayılı \"...+şekil\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.750,00-TL bilirkişi ücreti, 133,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 550,00-TL tebligat ve posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 3.602,40-TL yargılama giderine 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.721,00-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalı şahıs tarafından yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına<br>\t9-Davalı kurum tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t11-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c56a5b29dc1ae14e","SID":"1713c16e63967576"}}