{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/518 <br>KARAR NO: 2026/627<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/10/2025<br>NUMARASI:2024/27 Esas -  2025/557 Karar<br>DAVA:Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026<br>Taraflar arasındaki Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Taraflardan davacılar ile davalı ... arasında ... Şirketinde bulunan hisselerin ve Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi ... köyü/mah. 8 pafta 531 parsel sayılı taşınmazın tapusunun davalı ...'a devrine, sonra da sözleşmede yazan yükümlülükler yerine getirildikten sonra edimlerin yarısının iadesine dair 12/11/2019 tarihli inançlı işlem yapıldığını, bu kapsamda davacılar ile davalı ... arasında ... Şirketi'nde bulunan hisselerin ve Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi, ... mahallesi, 531 parsel sayılı taşınmazın tapusunun inançlı işlemle davalı ...'a devredildiğini, davacıların kiracısı olarak dava konusu taşınmazda mobilya işi yaptığını, davacıların ...' e 700.000-TL borcu olduğunu, davacıların ekonomik sıkıntı nedeniyle böyle bir inançlı işlem yaptığını, sözleşmeye göre davalı  ...' ın sözleşme anında 450.000 TL' yi ödemeyi kabul ettiğini, senetin davacılara iade edilmediğini, bu nedenle ödenip ödenmediğini bilmediklerini,...' in borcunun davalı ... tarafından ödenmesi nedeniyle şirketin hisseleri ve taşınmazın kendisine devredildiğini, taşınmazın yarısını davacılara devretmesi gerekirken devretmediğini, kendisine duyulan inanç ve güveni kötüye kullandığını, bu inançlı işlem kapsamında davalıların edimlerini yerine getirmediği, taşınmazı iade etmediği iddiası ile ... Şirketinde bulunan hisseler ile Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi ... köyü/mah. 8 pafta 531 parsel sayılı taşınmazın davalı/ davalılar adına kayıtlı tapusunun yarı kaydının iptaliyle davacılar adına eşit olara tescili, bunun mümkün olmaması halinde dava konusu taşınmazın dava tarihindeki güncel değerinin yarısının tazminat olarak işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı ...A.Ş. vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacıların ile diğer davalı arasında imzalanan 12/11/2019 tarihli inançlı işlemden kaynaklanan davanın bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmaması nedeni ile müvekkili yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın davalı ...'dan satın alınmadığını, 18/11/2019 tarihinde ...'un satın aldığı bu taşınmazı sahibi ve yetkilisi olduğu müvekkili şirkete ayni sermaye olarak koyduğunu, ...'un önce şahıs şirketi kurduğunu, daha sonra tür ve unvan değişikliği yaptığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Davalı ... vekilinin sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın inanç sözleşmesinden kaynaklanması ve alacağı içermesi nedeni ile ara buluculuk dava şartının aranması gerektiğini, davada asliye hukuk mahkemelerinin değil asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davacıların iddia ettikleri vakıaları inkar ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacılar ile davalı ...'ın arasında 12/11/2019 tarihinde inanç sözleşmesi imzalandığı bu hususta sözleşme tarafları arasında çekişme bulunmadığı sabit görülmekle inanç sözleşmesine göre dava dışı ... Şirketi şirket hisselerinin tamamı ile Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi ... Köyü/ Mah. 8 pafta 531 parsel sayılı taşınmazı fabrika binası ile davalı ...'a devredileceği ancak davalı ...'ın davacıların hissedarı olduğu dava dışı ... Şirketi'nin borçlarını ödemesi karşılığında dava dışı şirketin hisseleri ile taşınmazın yarı hissesinin davacılara iade edileceğinin kararlaştırıldığı belirlenmiştir. Tapu sicil kaydına göre dava konusu taşınmazın davalı ... ... AŞ adına kayıtlı olduğu yine dava dışı ... Ltd. Şti'nin davacılara kayıtlı hisselerinin 13/11/2019 tarihinde davalı ...'a noter huzurunda devredildiği sabittir. Talep sonucunun niceliğine göre dava çeşitleri; terditli davalar, seçimlik davalar, davaların yığılması (objektif dava birleşmesi), mütelahik davalar (hakların (sebeplerin) yarışması (telahuku), kısmi dava, belirsiz alacak davası, idari yargıda genişletilmiş kısmi dava, topluluk davasıdır.Dava arkadaşlığı, birlikte dava açılmasının ikinci çeşididir çünkü birlikte dava açılması iki şekilde söz konusu olur bunlardan birincisi davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) ile diğeri yani ikincisi dava arkadaşlığı (sübjektif dava birleşmesi) iledir. Dava arkadaşlığı da; mecburi dava arkadaşlığı (maddi bakımdan/ şekli bakımdan) ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmak üzere iki  çeşittir.Somut davada davacılar, inanç sözleşmesine konu taşınmazın tapu maliki olması hasebi ile davalı şirkete dava yöneltmiş olmakla diğer davalı ile yaptıkları inanç sözleşmesine dayanarak talepte bulunmakla; tapu kaydının yarı hissesinin iptalini ve adlarına tescilini talep etmekte yine dava dışı... şirketinin hisselerinin davalı gerçek kişiye ait olması hasebi ile şirket hisselerinin yarısının davacılara iadesini talep etmekte; mümkün değilse borcun inançlı temlik alan tarafından dava dışı üçüncü kişilere dava dışı ... Şirketinin borçlarının ödenmesi halinde iade kapsamında kalacak olan dava dışı... Şirketi hisselerinin yarısı bedeli ile taşınmazın yarısı bedeline tekabül eden tazmin alacağının faizi ile inanç sözleşmesine göre iadesini talep ettiğinden; davada terditli dava talebi değil hem davaların (objektif dava birleşmesi) yığılması ile hem de ihtiyari dava arkadaşlığı (sübjektif dava yığılması) mevcut bulunmakla, bu kapsamda DAVA, inanç sözleşmesi ile tapu kaydına göre şirket hisse devri ile taşınmaz tapu kaydının yarısı oranında iptali- davacılar adına tescili; hisse devri ile tapu iptal- tescil mümkün değilse inanç sözleşmesinden kaynaklanan tazmin alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bu noktada uyuşmazlık; davanın niteliğine göre davanın ara buluculuk dava şartına tabi olup olmadığına dairdir. Toplumun çıkarlarını koruyan hükümlerle ortaya çıkan hukuk düzeninin bütünü kamu düzeni olarak ifade edilebilir. Kamu düzeni, bilimsel içtihatlarda genel olarak \"Bir toplumun, belirli bir zaman dilimi içerisinde, siyasi, sosyal, ekonomik, ahlaki ve hukuki açılardan temel yapısını belirleyen ve temel çıkarlarını koruyan kurum ve kurallar bütünüdür.\" şeklinde tanımlanmaktadır. (Süha Tanrıver, Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye'de Tenfizinde Kamu Düzeninin Rolü, Ankara - 1988.) Kamu düzeninden; korunma ve uygulamasında, toplumun büyük yararı bulunduğu kabul edilen özel hukuk kuralları anlaşılmak gerekir (Andreas von Tuhr, Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, Çev. Cevat Edege, Ankara, 1983, Yargıtay Yayını No: 15, sh. 258). Kamu düzeni, kamu menfaati düşüncesi ile konulmuş özel hukuk düzenidir. Aynı zamanda sözleşme serbestisinin sınırını tayin ederken, bu kavrama başvurulabilir (Becker H., Borçlar Kanunu, Çev. Bülent Olcay, Ankara, 1967, sh. 97). Kamu düzeninin yazılı metinler ve mahkeme içtihatları gibi başlıca iki kaynağı olmakla beraber, ...`in da belirttiği üzere \"Kamu düzeni, takdiri bir kavramdır. Bunu kesin olarak sınırlamaya olanak yoktur\" (Schwarz, Andreas, B: Borçlar Hukuku Dersleri; Çev. Bülent Davran, İstanbul 1948, sh. 343 ). Gerçekten de ünlü Fransız Hukukçusu Niyabet`in de açıkladığı gibi kamu düzeni kavramı ifade edilebilmekten çok, duyulabilen, sezinlenebilen şeylerdir. İsviçre Federal Mahkemesi kamu düzeni kavramını; “Bir kuralın kamu düzenine ilişkin sayılması için bu kurala aykırılığın, ülkenin hukuk düzeninin temel ilkelerinden birisiyle çatışması, ya da ülkenin genel hukuk duygusunu ağır şekilde zedelemesi zorunludur (Kaneti Selim, İsviçre Federal Mahkemesi'nin Borçlar Hukuku Kararları, Ankara, 1968, sh. 22)” şeklinde ifade etmiştir. Kamu düzeni kavramı yargısal içtihatlara da konu olmuş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi 28.01.1964 gün ve 63/128 E., 64/8 K. sayılı kararında kamu düzeni deyiminin; toplumun huzur ve sükûnunun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilatının muhafazasını hedef tutan her şeyi ifade ettiği, bir başka deyişle toplumun her sahadaki düzeninin temelini teşkil eden bütün kuralları kapsadığı sonucuna varmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.1990 gün ve 1990/3-527, 1990/627 sayılı kararında bir kuralın kamu düzeni ile ilgisinin ülkenin sosyal, ekonomik, ekinsel (kültürel) ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmesi gerektiği; sözü edilen gerçeklerin, kuralın vazgeçilmezliğini, toplumsal yararını ortaya koyması durumunda kuralın kamu düzeni ile ilgisinin mevcut olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.1973 gün ve 609/959 sayılı kararında ise “kamu düzeni kavramı, benzer yönler olmakla beraber her ülkenin, o ülkenin kendisine özgü tarihsel, sosyal, ekonomik ve diğer koşulların oluşturduğu özel bir anlam taşır” hükmüne yer verilmiştir. Kamu düzeni, öğretide kamu yararı düşüncesi ile konulmuş özel hukuk düzeni olarak kabul edilmektedir. Kamu düzeni, toplum içinde yaşayan fertlerin kamu yararına olarak uymak zorunda oldukları kuralların bütünü olup, bu kuralların borç ilişkisi bakımından özelliği, kişisel iradeleri sınırlandırmış bulunmasında gözükmektedir (Esener Turhan, Borçlar Hukuku, 1, Ank. 1969, sh. 203). Bir başka deyişle; genellikle devletin yararına konulmuş bulunmaları nedeniyle bu kurallar tarafların iradelerine karşı korunmaktadır. Yukarıdaki görüşler birleştirilip incelendiğinde şu sonuca varılabilir: Bir kuralın kamu düzeni ile ilgisi, ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmelidir. Diğer bir deyimle, sözü edilen gerçekler kuralın vazgeçilmezliğini; toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa, kuralın kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir. Bilimsel içtihatlarda kamu düzeninin zamana ve mekana göre değişiklik gösterdiği kabul edilmekte, devletlerin vazgeçemeyeceği temel ilkelerde kamu düzenine ilişkin olarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Özel hukukta kamu nitelikli kurallar genellikle aile, miras ve eşya hukukunda yer almakta ayrıca, Gümrük Kanunları, Vergiye İlişkin Mevzuat, Nesebe İlişkin Mevzuat vb. Türk Hukuku açısından kamu düzeninden sayıldığından devletin müdahalesine açık olarak değerlendirilmektedir. Dava şartlarına ilişkin; 6100 Sayılı HMK'nın 114/2. maddesi ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmünü 115. Maddesi ''(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmünü haiz olup dava şartları az yukarıda izah olunduğu üzere davanın her aşamasında kamu düzeni gereğince Mahkeme hakimi tarafından re'sen gözetir.Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı ara buluculuk TTK m.5/A'da düzenlenmiş olup bu hükme göre ''(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.''. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 13 arabulucuya başvuruyu, m.18/A dava şartı olarak arabuluculuk hükümlerini ihtiva eder. Ticari uyuşmazlıklarda 01/01/2019 tarihinden itibaren dava şartı olarak ara buluculuk yoluna başvurulması kanunen belirlenen uyuşmazlıklarda zorunludur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; ticari dava konusunun şirket hisse devri ile tapu iptali- tescil ve inanç sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkin olması karşısında, bir miktar alacak, tazminat isteminin bulunduğu muhakkak olduğundan davanın ticari ara buluculuk dava şartına tabi olduğu ve bu yola davacılar tarafından davalılara karşı ara bulucuya dava açılmazdan evvel başvuru yapılmadan dava açıldığı tarafların kabulünde olmakla davacının davasının ara buluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davadaki asıl talebin  tapu iptali ve tescili , fer'i talebin de tapu iptali olmadığı takdirde tazminat talebi olduğunu,tapu İptali ve tescili talepleri tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden olmadığını,Devletin (mahkemelerin) karar vermesi gereken tarafların tasarrufuna bırakılmamış işlemlerden olduğunu, terditli taleplerde asıl talep tarafların tasarrufunda olmayan, mutlaka mahkemelerin karar vermesi gereken tapu iptali-tescili talebi  olduğunda arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olmadığını beyanla Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/27 Esas, 2025/557 Karar, 21/10/2025 tarihli kararının, davada esastan inceleme yapılması için kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davalılar üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacılar ile davalı müvekkil arasında yapılan inanç sözleşmesinin  dava yoluna gidebilmesi için öncelikle sözleşme hükümlerine göre taraflar arası mutabakat şartı arandığını, davada asıl talebin tapu iptal olması mümkün olmadığını, zira davaya konu inanç sözleşmesi imzalandığında dava konusu edilen taşınmazın ne müvekkili adına, ne de şirket adına olduğunu, ... şirketinde borçların teminatı konumunda olduğunu, adi yazılı sözleşme yoluyla tapu iptal talebinde bulunulamayacağını, tarafların bu amir hükmü buna ilişkin bir protokol maddesi ile bertaraf etmesinin mümkün olmadığını, sonuç olarak; dava ön şartı arabuluculuk öncesinde davaya konu edilen inanç sözleşmesi uyarınca tarafların mutabakatı ön şartı da yerine getirilmiş olmadığını, bu nedenle davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının 21.10.2025 tarih ve 2024/27 E., 2025/557 K. sayılı usulden ret kararı yerine davaya konu inanç sözleşmesi ön şartı olan tarafların mutabakatı şartı yerine getirilmediğinden davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptal ve tescil ile şirket hisselerinin iptali olmadığı takdirde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince oyçokluğuyla arabulucuya başvurma  dava şartı  yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurmuştur.6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 114. Maddesinde belirtilen dava şartları, öğretide üç ana başlık altında incelenmektedir: 1- Mahkemeye ilişkin dava şartları (mahkemenin görevli olması, yargı yolunun caiz olması vb.);<br>2-Tarafa ilişkin dava şartları (tarafların taraf ve dava ehliyetinin, dava takip yetkisinin bulunması); <br>3-Davanın konusuna ilişkin dava şartları (davayı açmakta hukuki yararın bulunması, tasarrufun iptali davasında aciz belgesinin alınmış olması, davanın derdest olmaması vb) (Pekcanıtez Usul, C:II, s. 927-950) Bu ayrıma göre, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması, davanın konusuna ilişkin dava şartlarındandır.<br>7155 sayılı Yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar para alacağı olan talepler hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 110. maddesi gereğince davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır. Davacının birbirbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik - fer'ilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir.6100 sayılı HMK'nın Terditli dava başlıklı 111. Maddesi \" (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.(2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.\"şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda hem tapu iptal ve tescil hem limited şirket hisselerinin iptali talebi bulunmakta olup,  objektif dava yığılması söz konusudur. Bu asli  talepler kabul olmadığı takdirde terditli olarak taşınmaz ve hisse bedelinin tahsili de talep edilmiş olmasına göre her bir asli talep yönünden terditli talep de mevcuttur. Davacıların asıl talepleri, tapu iptali-tescil ve şirket hissesinin iptali-tescili olup, bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacağın tahsili talebi bulunmadığından açılan dava, 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/a maddesi uyarınca arabuluculuğa tabi değildir.6100 sayılı Kanun'un 111/2.maddesinde Mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği belirtilerek asli talebe öncelik verildiği, yani davanın asli talebe göre niteleneceği açıktır. Ayrıca arabuluculuğa tabi olmayan asıl talep reddedilmediği sürece terditli talep hakkında karar verilemeyeceğinden, asıl talebin arabuluculuğa tabii olmadığı davada, terditli olarak ileri sürülen talep de arabuluculuğa tabii olmayacaktır.Eldeki davada para alacağının terditli olarak feri nitelikte olduğu gözetildiğinde davanın yalnızca para alacağı istemine ilişkin olduğu söylenemeyecek olup, bu durumda davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay 11. HD. 11/05/2022 tarih, 2020/8449 Esas ve 2022/3730 Karar sayılı kararı) Bu nedenle Mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına  dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-4 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,\t<br>2-Davacı taraf yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,<br>3-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davalı ...  tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi  02/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ffc6962adbb4b685","SID":"3a97410af8e02f24"}}