{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1445 Esas<br>KARAR NO: 2026/475 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/1039 Esas - 2023/510 Karar <br>TARİH: 12/06/2023<br>DAVA: Alacak (Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil aracı emlak komisyoncusu olup davalı satıcı taraf ile 30.12.2020 tarihinde  dava dosyasında mübrez Gayrimenkul Aracı Komisyon Sözleşmesi'ni akdettiklerini, davalı, müvekkilinin emlak komisyoncusu olduğunu bu sebeple mülkünü satmak  üzere müşteri bulup taşınmazın satışı konusunda müvekkilden aracılık hizmeti talep ettiğini, sözleşme uyarınca müvekkil İstanbul İli, ... İlçesi, ... Ada, . Parsel,. Mah. 253 Sok. No:.6. K:. D:.. adresinde  kayıtlı  taşınmazın satışı için davalıya alıcı müşteri bulacak olup karşılığında  komisyon ücreti alacağı üzerine sözleşme gerçekleştirdiğini, Sözleşmenin akdedilmesinden  45 gün sonra davalı şirket hiçbir haklı sebep göstermeden ve ihtar etmeden sözleşmeden caydığını, Gayrımenkul Alım-Satım Komisyon Ücret Sözleşmesinin 6.Maddesi uyarınca hakedilen %2'lik hizmet ücretini ödemediğini,  Bunun üzerine müvekkil, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ....... E sayılı dosya ile icra takibi başlattığını, davalının haksız ve hukuksuz olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşme altındaki imzasının davalı şirket yetkilisine veya ortaklarından herhangi birine ait olmadığını ve sözleşmenin batıl olduğunu, sözleşmenin davalı şirket yetkilisinden habersiz ve şirket yetkilisinin imzasının dışında bir kişi tarafında imzalanmış olduğunu, davalının böyle bir sözleşmenin varlığından ve şartlarından haberdar olmadığını, davalının da taşınmaz simsarlığı işi ile uğraştığını, davacıdan böyle bir hizmet almasının beklenemeyeceğini, davacının kendisine başvuran müşterisinin talebine istinaden davalı şirketten elindeki taşınmazları göstermesini istediğini, esasen simsarlık hizmeti verenin davalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 12/06/2023 tarih ve 2021/1039 Esas - 2023/510 Karar sayılı kararında; davalının dava konusu sözleşme altındaki imzasının davalı şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürdüğü, ispat yükünün davacı alacaklıda olduğu,  dosyanın grafolog bilirkişiye tevdi edildiği ve bilirkişi tarafından imza incelemesi sonucunda sözleşme üzerindeki imzaların davalı şirket yetkilisine veya ortaklarına ait olmadığının tespit edildiği,  dolayısıyla davacının davalı tarafla olan ticari ilişkisini ve sözleşme üzerindeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği, gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin davalı iş yerinde bağıtlandığını, sözleşme kapsamında taşınmazın ada parsel bilgileri de belirtilerek davacı tarafından 10.000,00-TL kaparo ödemesi yapıldığını,  alıcı ...'ün taşınmazı davacı yetkilisi ile birlikte gezip gördüğünü, beraber gezip gördüğünü, davacının sözleşmeden gerekçesiz caydığını, sözleşmedeki imzanın davalı şirketin yetkilisi ... tarafından yetkili olduğu bildirilen şahıs tarafından davalı işyerinde, mahkemece dinlenmeyen tanıklar huzurunda imzalandığını, davalının kaşeye bir itirazı olmadığını,  kaparo ödemesi ile birlikte davacının taşınmazın olduğu adrese Exper de gönderdiğini, ..... Firması tarafından Eksper gönderildiğine dair bilgilerin de mahkemeye sunulmasına rağmen, bu delilin toplanmadığını,  20/03/2023 tarihli celsede hazır edilen tanıkları... ve ...'ün dinlenilmediğini, tanıklarının dinlenmesi halinde imzanın kim tarafından,  nerede ve kimini talimatıyla atıldığının ortaya çıkacağını; davayı kanıtlamak üzere  yemin deliline dayanılmasına rağmen 12/06/2023 tarihli duruşmadaki yemin teklifi taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını, raporda imza mukayesesi yapan bilirkişinin net bir netice belirtmediğini, mukayese görüntülerini rapora eklemediğini,  inceleme konusu imza ile mukayese imzanın başlangıç ve bitiş hareketlerini, orta kısımda yapılan şekil ve ara gramaları itibariyle olan farklılıkların raporda görülmediğini, grafoloji biliminin gereğine uygun şekilde tanzim edilmeyen raporun hükme esas alınamayacağını, ileri sürerek, arz ve izah edilen ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,   talepleri doğrultusunda tanıklarının dinlenilmesine ve yemin teklif taleplerinin kabul edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taşınmaz simsarlığı sözleşmesinden doğduğu iddia olunan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece icra dosyası ve dayanak simsarlık sözleşmesi aslının celbedildiği, davalının imza itirazı üzerine şirketin tüm ortak ve yetkililerinin huzurda imza örneklerinin alındığı ve takip dayanağı sözleşme tarihine yakın tarihlerde atılmış ıslak imzalarını içeren mukayeseye esas belge asıllarının celbedildiği, dosyanın grafoloji uzmanı bilirkişiye tevdii edildiği,  mukayese yönteminin açıklandığı ve mukayese edilen imzaların karşılıklı olarak gösterildiği görsellerin de yer aldığı bilirkişi raporu ile sözleşme altında davalı şirket kaşesi üzerinde bulunan imzanın davacı şirket yetkililerine veya ortaklarına ait olmadığı kanaatinin bildirildiği, teknik açıdan yeterli ve denetime elverişli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, TBK'nın 520. maddesine göre; taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekle tabi kılındığı, bu durumda taraflar arasında geçerli bir taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin varlığının davacı tarafından kanıtlamadığı,  HMK'nun 226/b bendi uyarınca  bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hallerin yemine konu olamayacağı, bu nedenle geçerliliği sadece tarafların irade beyanına değil, kanun koyucunun öngördüğü özel şekil şartına bağlı taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin varlığının da yemin delili ile ispat olunamayacağı, öte yandan taraf şirketlerin sicil kayıtlarına göre davacının delil olarak dayandığı kaparo ödemesine ilişkin dekontun alıcısı davalı şirket olmadığı gibi, göndericisinin de davacı şirket, davacı şirket yetkilisi veya ortağı olmadığı,  mahkemece davacı talebi doğrultusunda ...... Şirketi'ne yazılan yazı cevabına göre sözleşmenin ifası amacıyla alıcı adına taşınmaza ekspertiz gönderildiğine dair davacı iddiasının kanıtlanamadığı, dinletilmek istenen davacı tanıklarından ...'ün delil listesinde anlatımına dayanılan tanıklardan olmadığı, ...in ise hangi vakıanın ispatı  için dinletilmek istenildiğinin HMK'nun 240/2 fıkrasına uygun şekilde açıklanmadığı, kaldı ki geçerlilik şekline tabi sözleşmenin kurulduğunun tanık delili ile de ispat olunamayacağı, yapılan bu saptamalar karşısında, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6580f5f50519f331","SID":"3e9c854d5f494ac0"}}