{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1468 Esas<br>KARAR NO: 2026/514 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/627 Esas- 2025/332 Karar<br>TARİH: 27/05/2025<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili banka ile eski unvanı .... Şti. olan davalı .... Şti. arasında 13.11.2012 ve 17.10.2017 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını ve diğer davalıların da bu sözleşmelere müteselsil kefil olduklarını, davalıların geri ödemeleri yapmaması üzerine..... Noterliği'nin 08.03.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarının muhataplara tebliğ edilmesi üzerine davalıların ihtara herhangi bir itirazları olmadığını ve ihtarda dökümü yapılan 31.991,84 TL alacağın da 24 saat içinde ödenmesi gerektiği bildirildiği halde ödeme yapılmadığından alacağın tahsili amacıyla.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı borçluların itiraz ettiklerini, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulmuş ise de, herhangi bir anlaşma sağlanamadığından itirazın iptali için bu davanın açılma gereğinin doğduğunu, davalıların yetki itirazlarının; para borçlarının yerinde ifa edilmesi gerektiğinden İstanbul merkez mahkeme ve icralarının yetkili olmaları nedeniyle yerinde olmadığını, davalıların borçlu olmadıkları itirazlarının da sözleşme ve ihtarname kapsamında borçlu bulunduklarından yerinde olmadığını, faiz oranlarının sözleşme ve yasalara uygun olduğunu, davalıların itirazlarının alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 sinden aşağı olmamak kaydıyla, icra inkar tazminatına ve tüm yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Ödeme emrinin henüz tebliğ edilmediği ancak ödeme emrinde belirtilen asıl alacağa, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu icra müdürlüğü olması nedeniyle yetkiye itiraz ettiklerini, takibe konu ihtarname içeriğinde belirtilen çek karnesinden doğan borçları kabul etmenin mümkün olmadığını, çeklerde yer alan keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı bankanın ibraz edilen çekteki keşideci imzasını kayıtları ile karşılaştırarak kontrol etmesi gerektiğini, davacı bankanın bunu yapmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın davacı alacaklı banka tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davası olduğu,  istinaf kaldırma ilamı sonrasında çeklerdeki keşideci imzasının keşideciye ait olup olmadığı yönünde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen 25/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda inceleme konusu olan ... A. Ş. - ... Şubesine ait, keşidecileri “............ Şti olan ... numaralı 8 adet çekte  “......... Şti.” adına atılmış keşide imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla  ...........'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, düzenlenen raporun hükme ve denetime elverişli olduğu, takip konusu çeklerin keşide ve ibraz tarihlerinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; \"sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun\" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edildiğinden davacı tarafın ödenen çek yasal sorumluluk bedellerini davalıdan talep edemeyeceği, davacı vekilinin beyan dilekçesi ile  icra takibine konu alacağın yargılama sırasında ödendiğinin anlaşıldığı ve TBK'nun, müteselsil kefalate ilişkin 166. maddesi gereğince diğer davalının borcu ödemesi ile davalı ...'in de borcundan kurtulduğu,  davacı tarafça davalı ...... aleyhine açılan davanın konusuz kaldığı, dava tarihi itibariyle haklılık durumunun değerlendirilmesinde davacı tarafça ödenen çek yasal sorumluluk bedellerinden kaynaklı olarak davalı tarafın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı lehine 14.272,84 TL vekalet ücretine, davacı tarafça talep edilmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Alacağın yalnızca çek garanti bedellerinden oluşmadığı, Yerel Mahkemenin, Dairemizin yaptığı inceleme ile davada haklılık durumuna göre vekalet ücretine hükmettiği, karar hatalı olduğundan hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğu, yapılan bilirkişi incelemesini ve düzenlenen raporu kabul etmemekle birlikte bir an için bilirkişi incelemesi ile belirlendiği gibi keşide edilen ve garanti bedeli istenen çeklerdeki imzaların dava dışı üçüncü kişiye ait olmadığı düşünülse dahi takibe dayanak alacağın tamamını garanti bedelleri oluşturmadığından ve evvelce dosyada davalının kefaletinin sıhhatine ilişkin bir rapor tanzim edilmişken sanki tüm davanın reddi kararı verilmişcesine, karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi incelemesinin grafolog olmayan biri tarafından hatalı yapıldığı, imzayı atan kişi tarafından hiç bir inkar yokken imza incelemesinin yapılmasının da hukuki olarak mümkün olmadığı, bununla birlikte Yerel Mahkemenin kararına dayanak bilirkişi raporunun alanında uzman grafologlarca düzenlenmediği, raporun, adli tıp kurumu personelince hazırlandığı, hükme esas alınamayacağı, bilirkişi raporunun teknik eksiklikler içerdiği, yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları ile de sabit olduğu üzere, imza sahteciliğine ilişkin bilirkişi kanaati içeren raporların hükme esas kabul edilebilmesi için raporda, incelemenin hangi ortamda ve tür teknik cihazlar kullanılarak yapıldığının açıkça belirtilmesi, imza incelemesi sonucunun kuşkuya mahal verilmeyecek şekilde gösterilmesi gerektiği, öyle ki laboratuvar ortamında optik aletler ve diğer cihazların kullanıldığı bilgisinin raporda yer almadığı, yine Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre yalnızca kullanılan metotların belirtilmesinin, raporun karara dayanak kabul edilmesi için yeterli olmadığını, incelemenin 3 kişilik grafolog bilirkişi heyetince yapılması gerektiği, dosyaya başkaca kurum/ kuruluşlardan imza örneği celp edilmediği, raporun başlı başına bu sebeple dahi hükme esas alınmaması gerektiği ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İlk derece mahkemesinin 2023/183 Esas, 2023/879 Karar sayılı ve 19/12/2023 tarihli kararı ile; dava ve takip konusu alacağın ödenmiş olması ve davacı vekilinin beyanı gereği dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunda bulunmuş, Dairemizin 2024/563 Esas ve 2024/1346 Karar sayılı kararı ile; davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususunda inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra davalının keşideci imzasının sahte olduğunu iddia ettiği çeklerdeki imzaların sıhhati yönünden grafolog bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda çeklerde keşideci şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olduğundan ve dava konusu borç ödendiğinden yine davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ancak davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından dava konusunun yalnızca sekiz adet çekin ödenen yasal sorumluluk bedellerinden oluşmadığı, Mahkemece sanki tüm dava konusu buymuş gibi karar verildiği, davalının kefaletinin geçerli olduğuna dair rapor bulunduğu, keşideci imzasına itiraz etmediğinden davalının itirazının dinlenemeyeceği, alınan bilirkişi raporunun uzman tarafından düzenlenmediği ve Yargıtay kararları ile usul ve yasaya uygun olmadığı, keşideci şirket yetkisinin medarı tatbik imzalarının toplanmadığı ve üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğine dair istinaf sebepleri ileri sürülmüş ise de; davaya konu takip talebinde ve dava dilekçesinde toplam alacağın 33.985,82 TL olarak gösterildiği, Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan raporda bu alacağın 14.272,84 TL'sinin sekiz adet çekin bankaca ödenen yasal sorumluluk bedelinden oluştuğunun tespit edildiği, Mahkemece bu miktar esas alınarak değerlendirme yapıldığı, kararda, dava tarihi itibariyle davanın tümü yönünden davalının savunmasının haklı olduğuna dair bir gerekçeye yer verilmediği, hükmedilen vekalet ücreti miktarının da ödenen yasal sorumluluk bedeli kadar olduğu, davalının kefaletinin geçerli olmasının, yasal sorumluluk bedelleri ödenerek nakdi alacağa dönüşen ve kefaletin kapsamına dahil olan çeklerdeki keşideci imzasının sahte olduğunu ileri sürmesine engel teşkil etmediği, TBK'nın 164. maddesi uyarınca; müteselsil borçlulardan birinin, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebileceği, 165. maddesi uyarınca ise; kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağı, davalı tarafın çeklerin keşidecisi olan şirketle birlikte borçtan müteselsilen sorumlu olduğu ve çeklerdeki keşideci imzasının sahte olduğuna dair iddia, borcun sebebinden doğan bir def'i niteliğinde olduğundan keşideci olmayan davalı tarafından da ileri sürülebileceği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun Adli Tıp Uzmanı bilirkişi tarafından hazırlandığı, raporda dava dışı şirket yetkilisinin imza incelemesine esas alınan ve ıslak imzasını içerir belgelerin açık bir şekilde gösterildiği, imza incelemesine dair raporun üç kişilik bilirkişi heyeti veya Adli Tıp Kurumu'ndan alınması gerektiğine dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, Mahkemece alınan raporun inceleme yöntemi ve varılan sonuçlar itibariyle denetime açık olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fc7c4d282a3f51f","SID":"7f61d7cb867775a2"}}