{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/949 - 2026/408<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/949 <br>KARAR NO\t: 2026/408<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14.06.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/425 Esas 2024/499 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 04.03.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30.03.2026<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 21.07.2006 tarihinde, davacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, davalıya ait aracın, sürücü belgesi bulunmayan ... sevk ve idaresinde iken devrilmesi sonucunda, sigortalı araç sürücüsünün vefat ettiğini, vefat nedeniyle yakınlarına Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/341 E. 2020/84 K. dosyasına istinaden, ferileri ile birlikte 85.731,68 TL ödemede bulunduklarını, araç sürücüsünün sürücü belgesi bulunmaması nedeniyle, sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, bu nedenle Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/8227 E. dosyasında davalı hakkında icra takibinde bulduklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, icra takibinin 1.000,00 TL’lik kısım yönünden iptalini istemiş, davacı vekili 04.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 87.601,78 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı sigorta şirketince aracın sigortalandığını ve aracın işleteni olan şahsın ailesine tazminat ödendiği görülmekle, sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat eden için ödenen bedelin aracın ehliyetsiz sürücüye kullandırıldığı iddiası ile sigorta ettiren olarak görünen davalıdan rücuen tahsilini talep ettiğinin anlaşıldığını, davalının babasının kaza yapan traktörü 1987-1988 yılında haricen sattığını, kazanın gerçekleştiği tarih öncesinde ve sonrasında araç hakkında hiçbir şekilde bilgisi olmayan  davalı ... adına sigorta ettirildiğini, davalının bu sigorta sözleşmesinde taraf olmadığını, davalının bilgisi ve haberi dışında hukuka aykırı olarak düzenlenen sigorta sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, araçtan haberi dahi olmayan davalının sigorta sözleşmesi yapmadığını, tarafı olmadığı, bu sözleşme nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, yine ... vefat ettikten sonra 24.12.2004 tarihinde vefat etmiş şahıs adına ... Sigorta şirketi tarafından 1479985 poliçe no ile araca sigorta yaptırıldığını, davalının araçtan ancak 2012 yılında haberdar olduğunu ve zilyetliği elinde bulunduran ... isimli şahsa aracın devrinin sağlandığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle de reddi gerektiğini, kaza tarihinde aracın intikali henüz yaptırılmadığından, davalı aracın maliki olmayıp, kaza tarihinde işleten sıfatının da bulunmadığını, bu nedenle davanın tarafı olmadığını, sigorta şirketine açılan tazminat davasında  ihbarda bulunulmadığını, davalının babası ... vefat ettiğinde araç müteveffanın mamelekinde görünmediğinden intikali yapılamadığını, araçtan 2012 yılında haberdar olunduğundan, aracın intikalinin davalı ve kız kardeşi adına 26.07.2012 yılında yapıldığını belirterek öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının kendi akidine karşı, trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemi ile başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2020/8227 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; 83.549,04 TL asıl alacak, 1.833,50 TL faiz, 2.182,64 TL asıl alacak, 36,60 TL faiz olmak üzere 87.601,78 TL'nin tahsili talebiyle 28.09.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunun anlaşıldığı; sürücü ...'ın vefat etmesi nedeniyle annesi ... ve babası ... için Alaçam İcra Müdürlüğü'nün 2020/104 Esas Sayılı dosyasına 01.07.2020 tarihinde 83.549,04 TL ve 22.07.2020 tarihinde 2.182,64 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı; davaya konu ... plakalı traktör vasfındaki aracın 06.02.2006-2007 tarihleri arasında davacı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, sigortalının ... olduğu, adresinin \"...\" olarak yazıldığının görüldüğü, davaya konu ... plakalı traktör vasfındaki aracın kök malikinin ... olduğu, 26.07.2012 tarihinde Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2002/178 Esas 2006/114 Karar sayılı veraset ilamı gereği davalı ... ve ...'a devrinin sağlandığı, bu maliklerin de aracı 08.08.2012 tarihinde ...'a devrettiği, davalının babası, aracın kök maliki ...'ın 20.05.2002 tarihinde öldüğü, buna karşın davalı sigorta şirketinin 10.06.2024 tarihli beyan dilekçesi ile ... plaka sayılı aracın 2004-2005 dönemi sigortalısının ..., 2006-2007 ve 2007-2008 dönemi sigortalısının ise davalı ... olarak kayıt altına alındığını bildirdiğinin anlaşıldığı, davalı tanığı ...; \"Davalıyı ve babası ...'ı tanırım. Ben Kahramankazan İlçesinde traktör komisyoncusu olarak görev yaparken davalının babası olan ...'a ait traktörün 1985 yahut 1990 yılları arasında Bafra İlçesinde yaşayan ...'ya satışı için aracılık ettim. O dönem Kahramankazan İlçesinde noterlik bulunmadığından satış için vekalet hemen verilememişti. Satıştan bir kaç gün sonra ... satış için vekaleti ...'ya gönderdi. Ancak sonradan öğrendiğimize göre ... traktörün devrini almamış ve traktörü devri alınmaksızın üçüncü şahıslara satmış. Satıştan yaklaşık 15 ile 20 yıl sonra ... beni arayarak satış için vekaleti istedi. Vekaleti gönderdiğimizi hatırlatınca bulamadığını söyleyerek satışı almak istediklerini anlattı. Ancak bu arama tarihinde ... ölmüştü. Tekrar vekalet çıkartılamayacağını anlattık. Bunun üzerine durumu ...'a izah ettim. Kendisi babasının öldüğünü, traktörün kayıtlarda bulunmadığını, haberinin olmadığını söyledi. Bu olaydan 3-5 yıl sonra ... tekrar aradı. Vekalet istedi, ... traktörün babasından üzerine naklini sağlayıp satış devrini verdi. Emin olmamakla birlikte ... tarafından ilk olarak 2005 veya 2006 yıllarında arandığımı hatırlıyorum. Devam eden süreçte taraflar ... ile görüşmüştür,\" şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre; somut olayda, davacı kendi akidi olduğunu iddia ettiği davalıya karşı, trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat isteminde bulunmuş ise de mahkemenin 23.10.2023 tarihli celse ara kararı ile; davalının 12.08.2021 tarihli cevap dilekçesi ile eline ulaşmayan sigorta poliçesinin kim tarafından yaptırıldığının tespitini talep ettiği, poliçe incelendiğinde sigorta ettirenin davalı ... olarak yer aldığı anlaşılmakla, davacı sigorta şirketine poliçenin lehine düzenlenen şahıs yönünden geçerli bir poliçe olup olmadığı yönünde ispata yarar delillerini sunması için kesin süre verildiği, davacı vekilinin ara kararı gereği davalı adına kayıtlı poliçeyi yapan ve prim ücretlerini tahsil eden acenteyi bildirdiği, taraflarına da acente carisinden ödeme yapıldığı yönünde beyanda bulunduğu ancak, acentesinden ispata yarar bilgi ve belgeleri elde ederek mahkemeye sunmamış olduğu, bunun üzerine mahkemenin 25.12.2023 tarihli celse ara kararı ile, davaya konu poliçenin geçerli bir poliçe olup olmadığı ön sorunu yönünden; davacının bildirdiği yetkili acentesine müzekkere yazılarak 900024 numaralı acente tarafından 06.02.2006 tarihinde saat 12.00'de tanzim edilen 4595018/0 numaralı poliçenin, ... TC Kimlik numaralı, 5033249 sigortalı numaralı ...'ın bizzat kendisi veyahut vekil kıldığı bir kimse tarafından tanzim ettirilip ettirilmediğinin tespiti amacıyla; sigortalı ...'ın poliçenin tanzimi yönünden talimatını ispata yarar tüm bilgi ve belgelerin, imzasına havi belgelerin asıllarının gönderilmesinin, poliçe ücretinin ödeme dekontunun/makbuzunun gönderilmesinin, bu dekont/makbuz üzerinde ödeyen bilgilerinin yer almaması halinde kayıtlarının tetkiki ile ödeyen bilgilerinin tespitine yarar bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istendiği, ancak müzekkere ve tekit müzekkeresine cevap verilmediği, yine taraflara dayandıkları ancak henüz sunmadıkları delillerini sunmaları için kesin süre verildiği, bu kez mahkemenin 04.06.2024 tarihli ara kararı ile; davacı vekiline, 900024 numaralı acente tarafından 06.02.2006 tarihinde saat 12.00'de tanzim edilen 4595018/0 numaralı poliçenin, ... TC Kimlik numaralı, 5033249 sigortalı numaralı ...'ın bizzat kendisi veyahut vekil kıldığı bir kimse tarafından tanzim ettirilip ettirilmediğinin tespiti amacıyla; 5033249 sigortalı  ...'ın poliçenin tanzimi yönünden talimatını ispata yarar tüm bilgi ve belgeleri, imzasına havi belgelerin asılları ile poliçe ücretinin ödeme dekontunu/makbuzunu ve bu dekont/makbuz üzerinde ödeyen bilgilerinin yer almaması halinde kayıtlarını, ödeyen bilgilerinin tespitine yarar bilgi ve belgeleri mahkemeye sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürede sunmadığı takdirde iş bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının iş bu ara kararın davacı vekiline tebliği ile ihtarına karar verildiği, davacı vekilinin 10.06.2024 tarihli beyan dilekçesi ile; \"Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarına göre davaya konu ... plaka sayılı aracın 2004-2005 dönemi sigortalısı ..., 2006-2007 ve 2007-2008 dönemi sigortalısı ise davalı ... olarak kayıt altına alındığı,  sigorta şirketinin belge saklama yükümlülüğünün 10 yıl ile sınırlandırıldığı, ödeme kayıtları talep edilen sigorta poliçesi başlangıç tarihinin 06.02.2006 olduğu, sigorta poliçesinin başlangıç tarihinden bu yana 18 yıl geçmiş olup,  sigorta şirketinin belge saklama yükümlülüğünün sona erdiği, davalı yanın “sigorta poliçesini kendisinin yaptırmadığına” dair bir iddiası var ise HMK’ nın 190. maddesi, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde olduğundan davalının bu iddiasına bağlanan hukuki sonuç, davalı yanın lehine olduğundan, ispat yükünün davalıda olduğu, bu nedenle, poliçenin geçerli olmadığı iddiasına dayanan davalı yanın iddiasını ispatlaması gerekir iken bu konuya ilişkin ispata yarar delilleri sunmak üzere taraflarına süre verilmesinin hatalı olduğu iddiasıyla 04.06.2024 tarihli ara karardan dönülmesine karar verilmesini\" talep ettiği ve kesin süre gereğini yerine getirmediği, tüm dosya kapsamından; zorunlu mali sorumluluk sigortacısının kendi akidine karşı, trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat isteminde bulunmuş ise de davalının cevap dilekçesindeki savunmaları, davalı tanığı ...'in davalının babası olan ...'a ait traktörün 1985 yahut 1990 yılları arasında Bafra ilçesindeki bir kişiye satıldığını, yıllar sonra traktörün devrini almak isteyen kişiler aradığında durumu davalıya izah ettiğini, davalının ise babasının öldüğünü, traktörün kayıtlarda bulunmadığını, haberinin olmadığını söylediğini beyan ettiği, bu beyanın da davalı savunmasını ispata yarar olduğu, bu kapsamda mahkemece davaya konu poliçenin geçerli bir poliçe olup olmadığı ve yine davalının işleten olup olmadığı ön sorun olarak belirlenmekle davacı sigorta şirketine ...'ın poliçenin tanzimi yönünden talimatını ispata yarar bilgi ve belgeleri sunması, poliçe ödemesi yapan kişi bilgilerini bildirmesi, imzasına havi belgelerin asıllarını sunması için kesin süre verilmiş ise de bu kesin süre içinde gerekli bilgi ve belgelerin sunulmadığı, bu halde ispat yükü yer değiştiren davacının usulüne uygun dayandığı diğer delillerle de davaya konu poliçenin davalının rızası ve talimatı ile tanzim edilmiş bir poliçe olduğunu ispatlayamadığı, bu açıklamalar karşısında davalının akidi olduğu ispatlanamayan poliçe nedeniyle rücuen tazminle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle \"Davanın reddine,\" karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu,  aracın davalının babasına ait olup, 1987-1988 yıllrında haricen babası tarafından galeriye satıldığını, kazanın gerçekleştiği tarihte aracın davalıya ait olmadığını, traktöründe murisi olan babası üzerinden 2012 yılında intikali ile haberdar olduğunu beyan ettiğini, mülkiyetin resmi tescil ile geçtiğini, bu nedenle 08.08.2012 tarihine kadar davalının mülkiyetinin devam ettiğini, ayrıca sigorta poliçelerinin acente üzerinden yapılmakta olup poliçeye esas bilgiler/ödemelerin acenteler tarafından alındığını, davacının kayıtlarında poliçenin acente tarafından yapılarak, carisine göre de prim bedeli ödediğini, bu nedenle davalının, davacıya karşı sorumluluğu bulunduğunu, davacının 18 yıl belge saklama yükümlülüğü olmaması nedeniyle poliçeye ilişkin evrakların temin edilemesinden bahisle davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, 21.07.2006 tarihinde tek taraflı trafik kazasında, sigortalı araç sürücüsünün vefatı nedeniyle, poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, zarar görenlere yapılan ödemelerin, KTK'nın 95. Maddesi ve ZMMS Genel Şartları gereğince vefat eden araç sürücüsünün sürücü belgesi bulunmaması nedeniyle, sigortalısından (akidinden) tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. <br>\tMahkemece, davaya konu araç ... adına kayıtlı iken, haricen 3. kişiye satılarak devredildiği, 20.05.2002 tarihinde de ...'ın vefat etmesine rağmen, aracın mirasçılarına intikal ettirilmediği, aracın tescil kaydında mirasçılarına intikalinin 2012 yılında yapıldığı, araç tescil kaydında muris ... adına kayıtlı olduğu halde murisin vefatından sonra 21.07.2006 tarihinde meydana gelen kaza tarihini kapsar 06.02.2006 tarihinde ... adına tanzim edilmiş poliçe mevcut ise de, davalının söz konusu poliçeden ve aracın varlığından haberdar olmadığını iddia ettiği, davacı tarafından da söz konusu poliçenin davalı tarafından ya da talimatı ile yapıldığı kanıtlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\t21.07.2006 tarihinde ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine sigortalı traktörün devrilmesi neticesinde, vefat edenin yakınlarının davalı sigorta şirketine karşı Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/341 E. 2020/84 K. Sayılı dosyasında destek tazminatı talepli dava açtıkları, dosyada, ...'ın taraf sıfatı olmadığı gibi ihbar olunan olarak da yer almadığı, mahkeme kararı ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verildiği, karara istinaden başlatılan icra takibi neticesinde; davacının zarar görenlere tazminat ve fer'ileri olarak 01.07.2020 tarihinde 85.731,68 TL ödemede bulunduğu Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesi kararı, ödeme dekontu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.<br>\tDavalı hakkında Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/8227 E. sayılı( Yeni dosya no Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2020/8227 E sayılı dosyası) dosyasında, 28.09.2020 tarihinde başlatılan icra takibine itirazında, davalı vekili \"Müvekkilin alacaklı tarafa herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Borcun tamamına, faize, talep edilen faiz oranına ve tüm fer’ilerine itiraz ediyoruz. \" diyerek borca itiraz ettiği, davaya cevap dilekçesinde de, davalının babası hayatta iken haricen sattığı, traktörden haberdar olmadığını, bu nedenle babalarının 2004 yılında vefatından sonra intikalinin yaptırılmadığını, traktörün varlığından 2012 yılında haberdar olarak intakilinin yaptırıldığını, dolayısı ile 2006 yılında adına tanzim edilen sigorta poliçesinden haberdar olmadığını, bilgisi dışında sigortanın yapıldığını belirterek, sözleşme iradesi olmadığından sorumluluğuna gidilemeyeceğini ileri sürdüğü görülmüştür.<br>\tDavacı sigorta şirketinin rücu talepli ihtarına verdiği 28.08.2020 tarihli beyan dilekçesinde de aynı iddialarını tekrar ettiği, söz konusu aracın 1987 yılında babasının yeni traktör alımı sırasında ... Motorlu araçlara fiilen verilmesi ile ellerinden çıktığını, noter satışı yapmadığını, babasının vefat ettiğini, traktörden ve poliçeden haberdar olmadığını beyan ettiği görülmüştür. <br>\tMahkemece dinlenen tanık ... yeminli beyanında \"Davalıyı ve babası ...'ı tanırım. Ben Kahramankazan İlçesinde traktör komisyoncusu olarak görev yaparken davalının babası olan ...'a ait traktörün 1985 yahut 1990 yılları arasında Bafra İlçesinde yaşayan ...'ya satışı için aracılık ettim. O dönem Kahramankazan İlçesinde noterlik bulunmadığından satış için vekalet hemen verilememişti. Satıştan bir kaç gün sonra ... satış için vekaleti ...'ya gönderdi. Ancak sonradan öğrendiğimize göre ... traktörün devrini almamış ve traktörü devri alınmaksızın üçüncü şahıslara satmış. Satıştan yaklaşık 15 ile 20 yıl sonra ... beni arayarak satış için vekaleti istedi. Vekaleti gönderdiğimizi hatırlatınca bulamadığını söyleyerek satışı almak istediklerini anlattı. Ancak bu arama tarihinde ... ölmüştü. Tekrar vekalet çıkartılamayacağını anlattık. Bunun üzerine durumu ...'a izah ettim. Kendisi babasının öldüğünü, traktörün kayıtlarda bulunmadığını, haberinin olmadığını söyledi. Bu olaydan 3-5 yıl sonra ... tekrar aradı. Vekalet istedi, ... traktörün babasından üzerine naklini sağlayıp satış devrini verdi. Emin olmamakla birlikte ... tarafından ilk olarak 2005 veya 2006 yıllarında arandığımı hatırlıyorum. Devam eden süreçte taraflar ... ile görüşmüştür, \" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.<br>\tKazaya karışan araç maliki ...'ın vefatından sonra 24.12.2004-24.12.2005 tarihinde aracın sigortasının vefat eden adına ... Sigorta AŞ tarafından yapıldığı, sonrasında ise 06.02.2006-06.02.2007 tarihleri için, kaza tarihini kapsar şekilde, ZMMS poliçesinin ... adına tanzim edildiği, dava dilekçesine göre ikamet adresi \"...\" olan sigortalının adresinin söz konusu poliçede \"...\" olarak belirtildiği görülmüştür.<br>\tDavacı tarafından, söz konusu poliçenin Bafra/Samsun acentesi ... tarafından tanzim edildiğini bildirmesine rağmen, poliçe tarihinde, vefat eden ... adına kayıtlı olmasına rağmen, davalı adına tanzim edilen poliçenin kimin tarafından yaptırıldığına, vefat edenin mirasçısı olan ve tek başına araç maliki olmayan davalının bilgisi dahilinde yapıldığına ilişkin belgeleri dosyaya sunmamış, 10 yıllık saklama süresi sonra erdiğinden temin edilemediğini, davalının adına tanzim edilen poliçenin kendisi tarafından yapılmadığını kanıtlaması gerektiğini, belirterek ispat yükünün davalıdan olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılamada, davalının savunması ve mevcut delil durumuna göre davacının, davalı tarafından kabul edilmeyen ve varlığından haberdar olmadığını iddia ettiği, davalı adına tanzim edilen poliçenin davalı tarafından ya da bilgisi dahilinde yapıldığı kanıtlanamadığından, davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tBuna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, poliçe tanzim tarihi itibariyle kayıt maliki olmadığı gibi kayıt malikinin tek başına mirasçısı da olmayan davalı adına tanzim edilen sigorta poliçesinin davalı tarafından yaptırıldığına, davalının talimatı ile yapıldığına ya da davalının savunması karşısında kaza tarihi itibariyle hali hazırda murisi adına kayıtlı traktörün davalı adına sigortalandığına dair davalının bilgilendirildiğinin kanıtlanmamasına göre; davacı vekilinin  istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 732,00TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, <br>\t5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,\t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK  olmak üzere 04.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fca5daaeb9c184dd","SID":"2c34df526a39018c"}}