{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1360 Esas<br>KARAR NO: 2026/531 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2021/291 Esas - 2023/250 Karar<br>TARİHİ: 30/03/2023<br>DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i \t<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası kargo gönderimi piyasasında önde gelen ve kurulduğu günden bu yana 8 yıldır sektörde saygın yer edinmiş .. üyesi, ...Genel Müdürlüğü tarafından yetkili acente belgesine sahip bir anonim şirketi olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde eski çalışan ..., eski çalışan ... ve yine eski çalışan ... ile ... ile  ...'in kurdurup yönettikleri ancak kağıt üstünde ...'un bir akrabası üzerine kurulmuş gösterilen ... adlı şirket ile birlikte haksız rekabet teşkil eden, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına ve ticari teamüllere aykırı faaliyet ve işlemler gerçekleştirdiğini ve gerçekleştirmeye devam ettiğini, bu şahısların müvekkili şirketin ticari sır niteliğindeki iş modellerini, çalışma şeklini, müşteri adres ve telefon bilgilerini, e-posta adreslerini, müşterilerinin çalışma yoğunluğunu, hangi ülkeye ne kadar gönderi yaptıklarını, gönderi sıklığını müşteriler ile çalışmanın karlılık durumunu bildiğini ve bunun gibi tüm bilgilere sahip olup bu bilgileri kedi çıkarları için kullandığını, başka şirketler ile paylaştığını, müvekkili şirketin müşterilerini çaldığını, çalmaya çalıştığını, müvekkili şirketin müşterilerini ziyaret ettiğini, bu müşterilerin müvekkili şirket ile çalışmalarını sonlandırıp kendileri ile çalışmalarını sağlamaya çalıştığını, bu iş ve işlemleri yaparken müvekkili şirketi kötülediğini, müvekkili şirket adına işlemler yaptıklarını, müvekkili şirketin yan şirketi oldukları gibi asılsız ve yanıltığı beyanlarla faaliyetlerini sürdürdüklerini, ...'un iş sözleşmesi de tespit edilen işçi-işveren arasındaki güven ilişkisini zedeleyen işverenin güvenini kötüye kullanan, müvekkilinin ticari sırlarını, müşteri bilgilerini başkalarıyla paylaşan, işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı, işveren ile rekabet etmeme kuralına aykırı, doğruluk ve bağlılığa uymayan, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar ve iş ve işlemler sebebiyle 05/04/2021 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25-II maddesine göre haklı sebeple  bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, ... çalışanı ... bir akrabasının yanında işe başlayacağını söyleyerek istifa ettiğini, 13/11/2020 tarihinde işten ayrıldığını, bu tarih ... kuruluş tarihi olan 04/11/2020 tarihinden bir hafta sonra olduğunu, daha sonra uzun süredir birlikte olduğu ... ile 2021yılının Mart ayında evlendiğini, bu ikilinin iş konusundaki birlikteliklerini evliliklerine yansıttığını, sürekli birlikte faaliyet gösterdiğini, ... çalışanı ... 04/12/2020 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığını, .... Şti unvanlı kargo ve lojistik alanında ... ile aynı faaliyet alanında hizmet veren kargo ve lojistik firmasında operasyon müdürü olarak işe başladığını, daha sonraki tespitlerde ...'ın ... müşterilerini ziyaret ettiğini, çalıştığı firma ile ... 'nin gizli bilgilerini, iş modelini, müşteri bilgilerini paylaştığını, ... personeli olan 2 kurye ve 1 müşteri temsilcisine iş teklif ettiğini, ... sahibi görünen ...isimli şahsın ...'un akrabası olduğunu, firmanın kurulduğu gibi hayatın olağan akışına aykırı bir başarıyla 8 senedir faaliyet gösteren ... 'nin yaklaşık 40 tane müşterisini elde ettiklerini, davanın açıldığı tarih itibariyle firmanın internet sitesi bile bulunmadığını, bir müşterinin bu firmaya ulaşması, bulması bile çok zorken ... 'nin tüm müşterileri arasında bu kadar popüler olması ve bu müşterilerin ...'in müvekkili şirkette çalışırken tanıştığı ve ...'un satış müdürü olduğu İstanbul Anadolu Yakası bölgeye ait müşteriler olmasının başlı başına haksız rekabeti ve kötü niyetli faaliyetleri gözler önüne serdiğini, ...'ın haksız rekabet içerisindeki faaliyetlerini fark ettikten sonra...... Noterliği'ne ait ..... Yevmiye numaralı ihtarname 06/04/2021 tarihinde davalıya gönderildiğini, ancak davalı faaliyetlerini hız kesmeden sürdürmeye devam ettiğini, 25/12/2020 tarihinde ... 'nin en büyük müşterisi olan ....... A.Ş'ye toplu gönderi için teklif verildiğini, o sırada ... çalışanı olan ...'a durum e-posta ile sorulduğunda ise firma yetkililerinin yerlerinde olmadığı ve henüz karar verilmediği konulu e- posta ile cevap verildiğini, oysa e- posta yazışmalarında şirket yetkililerinin yerinde olduğu ve ... yetkilisi ... ile yazışma yaptığı görüldüğünü, ...'un yalan söyleyerek gönderileri ...'a yönlendirdiğini, aynı günlerde bu firmanın toplu gönderileri sektöre henüz adım atmış ... ile taşındığını, tüm bu teklif ve teslim sürecinde ... tarafından müşteri kaydı ve bilgileri ... sistemine eklenmesi gerekirken müşteki kaydı dahi açılmadığını, ... için başvuran müşterinin ...'a yönlendirdiğini, ayrıca ... müvekkili şirketle iş ilişkisi feshedildikten sonra tüm müşterilerine işten ayrıldığını ve farklı bilgiler verdiğini, buradan da iş telefonundaki rehberi şahsi telefonuna aktardığının kolayca anlanabileceğini, müşteri bilgilerinin ... 'ye ait olduğunu, ...'un hem bu bilgileri çaldığını hem de ...'nin kullanamaması ve ...'ye zarar vermek için sildiğini, ...'un elde ettiği veya elde etmeye çalıştığı tüm ... müşterilerinin gerçekleştirdiği haksız rekabet faaliyetleri ortaya çıkmasın diye rica veya tembihleme ile ... ile niçin çalışmalarına ara verip durdukları sorulması durumunda müvekkilinin rakibi bir firma olan PTS ile çalıştıklarını, PTS'den memnun olduklarını cevap olarak vermeleri konusunda ikna ettiğini, ya da bu firmalara gönderilerinin olmadığının cevabı vermeleri tembihlendiğini, oysa tüm firmalar ile yaptıkları istihbaratta sahadaki kuryelerinden aldıkları bilgilere göre hemen hemen her gün gönderileri olduğunu ve bu gönderileri sektöre yeni adım atmış ... ile yaptıkları tespit edildiğini, ancak kendilerine sorulduğunda ya PTS ile çalıştıklarını ya da gönderilerinin olmadığını beyan ettiklerini, müşterilerin World Golbal ile çalıştıklarını gizlediğini, ağır birliği yaptıklarını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu fiillerden dolayı müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini isteme hakkı saklı kalmak üzere davalıların fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet teşkil eden işlem ve faaliyetlerin derhal durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ..., ... ve  ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı olması bakımından zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığnı, huzurdaki davanın tüm müvekkilleri açısından dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini,  davanın açılmasının sebebi, müvekkillerinden ...'a duyulan şahsi husumet olup; ...... tarafından açılmış iş  mahkemesindeki alacak davasındaki haklı taleplerden kurtulma amacıyla işbu dava açıldığını, bu nedenle, iş mahkemesindeki davanın \"bekletici mesele\" yapılması talepleri bulunduğunu, müvekkillerinden ... ve ...'in, 27.03.2021 tarihinde evlendiğini, müvekkillerinin her ikisi de davacının eski çalışanları olduğunu, müvekkili  ......ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin, müvekkilleri tarafından evlilik nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, ..... ....03.2021 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile evlilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği davacıya bildirildiğini ve müvekkillerinin yasal hakları da davacı taraftan talep edildiğini, müvekkillerinin  yasal ve haklı taleplerinin davacı tarafça karşılanmamış olması hasebiyle de; İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinin 2021/306 E. sayılı dosyasında alacak davası açıldığını, davacının tüm talepleri, müvekkili ...'un  gönderdiği ihtarname sonrası gündeme getirildiğini, ihtarname sonrasında  tüm müvekkilleri aleyhine ardı ardına hiçbir yasal dayanağı olmayan icra takipleri başlatıldığını; haksız ve mesnetsiz davalar açıldığını, bahsi geçen ihtarnamenin, davacı tarafça 02.04.2021 tarihinde tebellüğ edilmesine rağmen; davacı ..., gerek dava dosyalarında gerekse vermiş oldukları cevabi ihtarnamelerde sürekli ve bilinçli bir şekilde ilgili ihtarnamenin 06.04.2021 tarihinde tebliğ alındığını ifade ettiğini,   davacı taleplerinin zamanlama olarak ihtarname sonrasında gündeme geldiğini gizlediğini, kesinlikle kabul manasına gelmemek üzere;  bunca iddia var ve gerçek idi; müvekkilli ...'dan, davacı firmada çalışıyorken kendisinden savunma dahi istenmediğini, davacı ..., hiçbir mesnedi mevcut olmayan bir şekilde sırasıyla hem müvekkili  ... aleyhinde; hem müvekkilinin eşi ... aleyhinde hem de ...' in çalışmakta olduğu ... firması aleyhinde 3 adet  ilamsız  icra takibi başlattığını, müvekkillerinden ... ve ... aleyhindeki ve herhangi bir yasal dayanağı olmayan icra takiplerine yasal süresinde itiraz edilebilmişse de; diğer müvekkili şirket olan ... ile ilgili açılan dosyada ise; tebligatlarda yapılan usulsüzlükler bakımından itirazın geç olarak edilebildiğini, bu konuda da davacı şirket aleyhinde; İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/312 E. sayılı dava açıldığını, davacı iddiaları değerlendirildiğinde; davacı ile aynı sektörde çalışan bir firmanın olmaması gerekmekte; hatta davacı ile daha evvel çalışan firmaların da sonsuza kadar davacı firma ile çalışmaya devam etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde zikredilen dava dışı firmalar tamamen kendi ekonomik çıkarları bakımından ve kendi tasarrufları ile davacı yerine başka firmalarla çalışmayı seçtiğini, müvekkili ...'un davacının  ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz beyanlarla kötüleme olarak nitelendirilmesi mümkün herhangi bir eylemi mevcut olmadığından dolayı davanın reddi gerektiğini,  haksız rekabetin varlığı için tarafların rakip olmaları, failin haksız rekabetten yarar sağlaması yahut eylemi gerçekleştirenin kusurlu olması zorunlu olmadığını, haksız rekabetin varlığı için esas olan; ekonomik rekabet etme hakkının dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması olduğunu, dolayısıyla, müvekkilinin davacı ile rakip olmayıp; haksız rekabetten yarar sağladığına dair bir iddia dahi mevcut olmamakla, ekonomik olarak rekabet etme hakkının da dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanıldığına dair de tek bir iddia mevcut olmadığını,  ..... nolu telefonun müvekkilem adına kayıtlı olduğu lakin davacı şirket tarafından müvekkiline verilen telefonun bataryasının bitik olması hususunda tek bir kelamın söylenmemiş olması ve üstelik müvekkilinin tam 4 yıl boyunca aynı telefonu kullanmak zorunda bırakılmış olması karşısında; müvekkiline niçin yeni bir batarya ya da yeni bir telefonun verilmemiş olmasının tartışmasının dava dilekçesinde yapılmadığını, dava dilekçesinde yer alan .... iddiası hakkında da; iddia edilen tarih ve saat aralığında müvekkili  tarafından ...... firması ... bey ile görüşme sağlandığını,  firma ile görüşülen tarihin ertesi sabahı firma görüşmesinde müvekkili tarafından talep edilen güncel fiyat listeleri mail olarak kendisine atıldığını, konuya ilişkin elektronik posta görüntüsünü ekte sunduklarını, dava dilekçesinde iddialara konu dava dışı firmaların konu hakkındaki beyan dilekçeleri ve yapılacak yargılama esnasında Mahkeme tarafından dinlenecek tanıkların beyanları da ortaya koyacağını, herhangi bir haksız rekabet imasının dahi müvekkiline yakıştırılamayacağını,  davacı tarafın beyan etttiği tüm firmalardan da haksız rekabetin olup olmadığına dair adı geçen firmaların ilgili birimlerinde çalışanlarının beyanlarının alınması gerekliliğini ifade etmekle birlikte bu dava dışı firmalarla müvekkili ... adına herhangi bir görüşme yapıp yapmadığı hususunun ve davacının kötülenip kötülenmediği konusunda varsa tüm bilgi, belge ya da beyanlarının özellikle sorulmasını, araştırılmasını talep ettiklerini, tamamen soyut iddialarla davanın ispatı hiç mümkün olmadığını, dava dilekçesinde yer alan sayfalarca soyut beyanları ihtiva eden müşteriler de yalnızca davacı firmanın müşterileri olmayıp;  ... gibi birçok firma ile de çalışmaya devam eden firmalar olduğunu, bu firmalar da serbest piyasa şartları nedeniyle hangi firmadan daha iyi fiyat ve hizmet alırlar ise; haliyle o firma ile çalışmalarını devam ettiklerini, dava dilekçesinde yer alan ve maalesef cevaplanması gereken soyut iddialar hakkında ... ..A.Ş. İle alakalı olarak dava dilekçesinin 10. sayfasında yer alan ve 25.12.2020 tarihinde davacı şirket yetkilisi ......' a verilen elektronik posta cevabında; müvekkilinin kendisini telefon ile aradığı ancak kendisine ulaşamadığının açık olduğunu, arama saatlerinde müşteri yetkililerinden birinin yerinde olmaması ve diğerinin müsait olamaması sebebi ile yetkililere ulaşılamadığı kendisine de özenle ifade edildiğini, ilerleyen saat aralığı içerisinde de müsait olduğunda ilgili firmanın yetkililerinden birinin kalkıp elektronik posta ile bilgi talep etmesi de çalışma hayatının olağan akışı karşısında gayet normal bir durum teşkil etmesi bir yana bu durumun müvekkilini yalancı hale getirmediği açık olduğunu, davanın, müvekkili ... bakımından da reddi gerektiğini, taraflar arasında \" rekabet etmeme sözleşmesi \" mevcut olmadığı gibi; müvekkilinin, yalnızca iktisadi istikbali için bu işe girmek zorunda kaldığını, müvekkili ...'in de davacının eski bir çalışanı olması ve özellikle de davalı ...' Ün eşi olması hasebiyle davacının soyut beyan ve ithamlarından payını aldığını, davanın, müvekkili şirket ... bakımından da reddi gerektiğini, pandemi  döneminde çağın en önemli işdalı haline gelen lojistik sektöründe kurulan firma sayısı, Mahkeme tarafından araştırılırsa ortaya çıkacağı üzere; sektörün oldukça genişlediğini, müvekkili şirketin kuruluşu ise; müvekkili şirket yetkilisi ...nın öz oğlu ..... nın sahibi olduğu ve .... adlı şirketin yurt dışı bağlantıları için kargo sevkiyatlarının doğacak olması sebebi ile kendilerine bu nedenle yeni bir lojistik şirketi kurma ihtiyaçlarının olması nedeniyle bir fikir olarak doğduğunu; pandemi nedeniyle de sektörün oldukça hız kazanması ve artan talep de şirketin kuruluşuna hız kazandırdığını, uzun yıllardır ticaret yapan aile bakımından, pandemi nedeniyle artan talep karşısında bu sektörde de olmak istenmesi hayatın olağan akışı karşısında da oldukça doğal olduğunu, salt soyut iddialarla ve dava dosyasında yer aldığı üzere ailenin yakınlarının, akrabalarının ve hatta tanımadığı kişilerin dahi Facebook, Instagram gibi şahsi sosyal medya hesaplarında yer alan özel fotoğraflarının ve bilgilerinin huzurdaki dava dosyasında paylaşılmış olması oldukça rahatsızlık vermek bir yana bu konu ile ilgili de gerekli şikayet ve başvurular da zaman kaybedilmeksizin ilgili makamlara yapılacağını, davacı tarafın huzurdaki dava dosyasındaki soyut beyan, karalama ve iftiraları ve ayrıca müvekkili şirket aleyhine başlatılan ancak konusu bakımından herhangi bir yasal dayanağı mevcut olmayan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra dosyası sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı itibar kaybı açısından tüm maddi ve manevi tazminat taleplerini saklı tuttuklarını, dava şartı olması bakımından zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan huzurdaki dava açılmış olduğundan; huzurdaki davanın tüm müvekkileri açısından dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, huzurdaki davanın açılmasının ana sebebinin; müvekkillerinden ...' un davacı ile olan iş sözleşmesini 31.03.2021 tarihinde haklı nedenle feshetmesi bakımından ve işçilik alacaklarının kendisine ödenmemesi nedeniyle açmış olduğu İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinin 2021/306 E. sayılı dosyasındaki alacaklarına kavuşmasına mani olmak maksadıyla açılması bakımından; İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesinin 2021/306 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davanın esas bakımından tüm müvekkilleri açısından reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtilmiş olan ilk itham müvekkilinin aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir firma ile çalışıyor olması olduğunu, rekabet yasağını düzenleyen TTK ve TBK gereği müvekkilinin aynı iş kolunda rekabet halinde çalışan bir firma ile çalışıyor olmasına engel bir düzenleme olmadığı gibi usulüne uygun şekilde iş aktini fesheden ve ticari sırları saklamak yükümlülüğüne uygun davranan müvekkilinin rekabet yasağına ilişkin ayrı bir sözleşmesi de bulunmadığını, müvekkilinin ... bünyesinde kurye elemanı olarak çalıştığını, .... . . bir çok sektörde iş yapan büyük bir şirket olduğunu, müvekkilinin ....in lojistik biriminde olarak çalıştığını, personelin aynı sektörde hizmet veren rakip firma ile çalışması haksız rekabet oluşturmadığı gibi tecrübeli olduğu iş kolunda çalışmaya devam ediyor olması serbest piyasa ekonomisinin ve ticari teamülün doğal bir sonucu olduğunu, hangi iş kolunda olursa olsun özel sektörde hizmet veren bir firma ilk olarak tecrübe ve uzmanlık arandığını, ... de müvekkili ...'ı tecrübesi sebebiyle işe aldığını, bununla birlikte müvekkilinin davacı ... bünyesinde kurye elemanı olarak çalışmış ve ticari sırlara vakıf olamayacağı bir göreve sahip olduğunu, her ne kadar müşteri fiyat çalışma sıklığı gibi bilgilere sahip olduğu iddia edilse dahi müvekkilinin ... nin müşterilerle hangi şart ve koşullarda ve hangi fiyat üzerinden anlaştığını bilmediğini ve bilebilecek konum ve yetkiye de sahip olmadığını, yalnızca ...'nin belirlediği gün ve belirlenen rotada teslimat yapmakla görevli olduğunu, müvekkilinin ticari sırlara vakıf olmadığını bilen eski iş vereni ... haksız rekabet sözleşmesi yapmayı dahi gerekli görmediğini, yalnızca genel işlem koşulları hükmünde olan ve her çalışana işe alınırken ve ayrılırken imzalatılan genel bir sözleşme ve hükümlerin uygulanmasını uygun gördüğünü, hukuken her ne kadar imzalanmış olan evrakların okunduğu ve bilindiği kabul edilse de aslında uygulamada işe ve paraya ihtiyacı olan işçilerin okumadan genel bilgilendirmeler sonrası bu sözleşmelerin imzalandığını, hiçbir iş veren yapılacak sözleşmeyle ilgili işçinin teklif ve önerilerini yahut itirazlarını dikkate almayacak ve değerlendirmeyeceğini, diğer bir husus ise  müvekkilinin bir kurye olduğu ve ticari sır olarak nitelendirilebilecek bilgilere erişebileceği bir çalışma alanı olmadığını,  zira ... şirketinde  operasyon şefliği yapan müvekkilinin yine ticari sırlara vakıf olabileceği bir iş ile meşgul olmamakta lojistik alanındaki taşımalarda belirlenen ve görevlendirildiği taşımacılık işlemlerinde taşıma işleminin firma kurallarına göre sorunsuz işlemesini sağladığını, bir başka iddia müvekkilinin ... çalışanlarına iş teklif ettiği ve ayartmaya çalıştığı yönünde olduğunu, ayartma TTK'nda açıkça düzenlenmediğini,  Ancak TTK md. 56 da haksız rekabetin oluşabilmesi için rakip firmaya kötü niyetli olarak zarar verme, personelin iş akdine aykırı hareket etmesine sebep olma, gerçeğe aykırı beyanlarla aklını çelme gibi sınırlı sayılmamış bu gibi durumların mevcut olması gerektiğini, kısaca dürüstlük kuralına aykırılık şartı aranmadığını, somut olayda bahsi geçen iş teklifleri iş değişikliği yapan müvekkilinin eski iş yerindeki arakadaşlarına yeni iş koşullarının daha iyi olduğunu anlatması ve sende çıkmak ister misin şeklinde dostane ifadelerle günlük sohbetleri hayatın olağan akışına aykırı olmayan bir durum olduğunu, bahsi geçen iş tekliflerinin aslında gerçek olmadığını, eski iş arkadaşlarıyla konuşurken dostane sohbet içerisinde ciddiyetten uzak bir konuşmanın parçası olduğu ve yalnızca müvekkilini suçlamak için davaya konu edildiğini, ayrıca dava dilekçesinde sıkça bahsi geçen 8 yıldır bu sektörde hizmet veren ve köklü ve yerleşmiş bir sistem ve metod kullandığını iddia eden ... nin iki kurye ve bir müşteri temsilcisinin işten ayrılmasıyla ciddi maddi sorunlar yaşayacağını iddia etmesi gerçek dışı ve kabul edilemez iddialar olduğunu, bir başka iddia ise....Şti.'yi ziyaret etmesi ve teklif vermesi olduğunu, ..., lojistik alanında da faaliyet gösteren büyük bir firma olduğunu, aynı sektörde iş yapan firmaların diğer firmalara teklif sunması yine liberal ekonomilere ait serbest piyasanın en önemli unsuru olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olmadıkça aynı sektörde çalışan firmaların aynı müşterilere fiyat verip iş teklifinde bulunmaları ortak pazar ve liberal ekonominin doğal bir sonucu olduğunu,  ...'in kimlere teklif sunduğu kimlerle çalıştığı ve hangi fiyat ve koşullarla anlaştığı müvekkili tarafından karar verilemeyen ve bilinmeyen bir konu olduğunu, müvekkilinin halen çalışmakta olduğu............ şirketinde yalnızca operasyon yöneticisi olarak çalıştığını ve kuryelerin sorunsuz teslimat gerçekleştirmesi için düzenleme yapan görevli olduğunu, firmanın kimlerle çalışacağına, hangi fiyat ve koşulları sunacağına, sektördeki hangi firmalara fiyat ve teklif sunulacağına karar verebileceği bir iş tanımı ve yetkisi olmadığını, dava dilekçesinde sıkça adı geçen .....Limited Şirketi uluslararası taşımacılık yapan bir şirket olduğunu, ...., ....ile iş yaptığını, ..'nin ....hesabı vermesi için yüklü bir teminat talebi mevcut olduğunu, bu teminatı karşılayamayan yeni ve sermayesi düşük şirketler.. ile çalışan .... ... gibi firmaları aracı olarak kullandığını, yeni kurulan ve ...'nin istediği teminatı karşılayamayan ... kendi kargolarını ... vasıtasıyla gönderebilmek için .... ile anlaştığını, dava dilekçesinde .... ve ... ile kurulmaya çalışılan bağlantı haksız rekabet oluşturmayan hukuka uygun bir iş akdi olduğunu, bununla birlikte ....., ... ile ... arasında bir aracı firma görevi görmekte ve vermiş olduğu hizmetten karşı edim sağladığını, liberal ekonomilerde aynı pazarda iş yapan firmaların karşılıklı menfaat sağladıkları iş ilişkileri kurmaları TTK, TBK ve Anayasal olarak hukuka aykırı ve haksız bir fiil oluşturmadığını, müvekkilinin aleyhine hiçbir somut delil mevcut olmadığını, davacı kendi soyut iddialarını, halen iş akdi devam etmekte olan çalışanlarının tanıklığı ile ispatlamaya çalıştığını, iş akdinin feshi ve ekonomik kaygılar ile doğrudan olmasa da dolaylı olarak baskı altında olan çalışanların ifadelerine güvenilemeyeceğini beyan etmiş, haklarında açılmış haksız ve mesnetsiz davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 30/03/2023 tarih ve 2021/291 esas ve 2023/250 karar sayılı kararında; \"....Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; davacı şirketin uluslarası kargo gönderimi konusunda aracılık hizmeti veren bir şirket olduğu, davalıların ise davacı şirketin eski çalışanları olduğu, davalılardan ... (.....) un davacı şirkette çalıştığı dönemde şirketin İstanbul Anadolu Yakasında satış müdürü olarak görev yaptığı, diğer davalı ...'in da sahada kurye ve toplama faaliyetini yürüten çalışan olduğu, davalı ...'in iş akdini evlilik gerekçesiyle 31.03.2021 tarihi itibariyle......03.2021 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği ve ihtarnamenin davacıya 02.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine hemen akabinde  adı geçen davalılardan ...'in iş akdinin bu kez davacı şirket tarafından İş Kanunun 25/II maddesi gereğince ....Noterliğinin  ....04.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiği tespit edilip anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından İstanbul 16.İş.Mahkemesinin 2021/.........sayılı dosyasından iş tazminatları alacağı için dava açılmış ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Dosyada mukim nüfus kayıtlarına göre yukarıda adı geçen davalı gerçek kişilerin 27.03.2021 tarihinde evlendikleri sabittir. Görüldüğü üzere evlilik akdinden dört gün sonra iş sözleşmesinin fesih edilmiştir. Bu olaylardan sonra taraflar arasında çeşitli icra takipleri, davalar, şikayetler gibi hukuki işlemler yapılmıştır. Diğer davalı şirket ise İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre  04.11.2020 yılında kurulmuş, davacı şirket ile bire bir aynı alanda yani; kargo, posta ve depolama alanında faaliyet gösteren bir şirket olup tek ortağı ve yetkili temsilcisi ...isimli kişidir. Davalı şirket temsilcisi yargılama sırasında duruşmalara hiç katılmamış; anılan şirket kendisini eş olan ..... ve ... vekili tarafından müştereken temsil edilmiştir. Mahkememizce taraflarca gösterilen ve resen getirtilmesi gerekerek tüm bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmış, taraf vekillerince gösterilen tanıkları dinlenmiş ve hukuki dinlenilme ve ispat hakkı kapsamında tüm hukuki haklar kullandırılmıştır. Mahkememizce bu çerçevede yapılan değerlendirmede başta davalı ... olmak üzere diğer davalı ...'in davacı şirketin uzun süredir çalışanları olması ve yaptıkları iş ve bulundukları pozisyon gereği davacı şirketin tüm ticari sırlarına, müşteri çevrelerine, fiyat politikalarına, müşterilerinin tüm isim ve iletişim bilgilerine, müşterilenin beklenti ve menfaatlerine vb işin niteliği gereği yapılması veya yapılmaması gereken iş ve işlemlere hakim oldukları her türlü izahtan varestedir. Anılan davalıların sahip oldukları bu birikim ve tecrübeyi kendileri için kullanmaya karar verdikleri, aile birliğinini kendileri açısından haklı gerekçelerle 'birlikten kuvvet doğar' ilkesinden hareketle ticari birliğe de dönüştürmek suretiyle yek diğer davalı şirket üzerinden iş yapmayı planlayıp uyguladıkları ve böylece davacının iş alanına rakip olarak girdikleri toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarının karılıp çarpılmasından çok açık bir şekilde anlaşılmıştır. Öyle ki bir kısım tanıklar davacı şirkete davalı ... için iş verdiğini beyan edip ........'e yönelik iş alanında övgüler beyan etmiş ve bu nedenle kendisiyle çalışmaya devam ettiklerini ifade etmişlerdir. Esasen tanıkların büyük çoğunluğunun davalı gerçek kişiler ile öncesinde kargo hizmeti için doğrudan muhatap olduklarından sonrasında da davalıların arada oluşan bu güven ilişkisinden yararlandıkları ve böylece davacı şirketi önceki müşteri çevrisinde saf dışı bırakmayı başardıkları  tespit edilmiştir.  Öte yandan işin niteliği ve olayların gerçekleşme biçimi ve hayatın olağan akışına göre mesleğini başka yer veya konumda sürdürmeye karar veren kişilerin aynı ticari çevreden beslenecekleri ve aynı kişi veya kurumlar ile muhatap olup ticari ilişki kuracakları da ticari hayatın mutlak bir gerçekliğidir. Bilindiği üzere, bu davalarda haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i istemi bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüştür. Az yukarıda açıklandığı üzere davacının ve bir şirket ve iki gerçek kişiden oluşan davalıların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek doğrudan davacı şirketin iş alanına ve müşteri çevresine girmek suretiyle davacının zararının doğması ihtimaline sebep olmuşlar  durumdadırlar. Bir başka anlatımla davacı işbu davalılar yönünden zarar tehlikesini TMK,6 ve HMK,190 maddelerine göre hayli hayli ispat etmiş durumdadır. Mahkememizce HMK,26 kapsamında taleple bağlılık ilkesi gereği zararın varlığı ve miktarına yönelik bir araştırma yapılmamıştır.  Ne var ki, aynı şeyi diğer davalı ... yönünden söylemeye olanak yoktur. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre işbu davalı yönünden öne sürülen iddianın varsayımdan öteye gitmediği, davalının diğer davalılar ile birlikte hareket etmediği, bu davalıya yönelik öne sürülen iddianın büyük bir kısmının sektör içindeki duyumlardan diğer kısmının da kuşku ve tahminlerden oluştuğu değerlendirilmiştir. Filhakika hukukta tam ve somut bir ispat arandığından ve bu davalının haksız rekabet içinde olması ve davacıya zarar verme ihtimali ispat edilemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, işbu düşünceler ve inançla davacının davasının kısmen kabul;kısmen reddi ile;  davalılar '..., ... (....) ve ...' yönünden KABULÜ ile; işbu davalıların fiillerinin davacı şirkete karşı; 6102 sayılı TTK'nin 56/1-a,b, maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin men'i'ne, davalı ... yönünden ise reddine,  karar verilmiştir.  (....).....\" gerekçesi ile, <br>''1-)Davanın, davalılar '..., ... (..) ve ...' yönünden KABULÜ ile; işbu davalıların fiillerinin davacı şirkete karşı; 6102 sayılı TTK'nin 56/1-a,b, maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin men'i'ne, <br>2-)Davanın, davalı ... yönünden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalılardan ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişi raporu dahi alınmaksızın ve davalı müvekkilleri hakkında kabul kararı verilmesinin gerekçesi açıklanmaksızın birlikten kuvvet doğar gibi hukuki olmayan gerekçe ile karar verildiğini, davalı ...'in dava dosyasında yer almasının yegane sebebinin diğer davalı ... ile 27.03.2021 tarihinde evlenmiş olması olduğunu, davalı ...'e beslenen açık husumet nedeniyle diğer davalı ...'in de işbu davada davalı olarak yer aldığını, bu aşamada ... aleyhinde açılan tek davanın huzurdaki davada olmadığını, ayrıca haksız rekabet konusunda yapılan icra takibine itiraza ilişkin itirazın iptali konusunda bir dava daha mevcut olduğunu, konusu rekabet etmeme yasağı sebebiyle cezai şart alacağına ilişkin itirazın iptali davası olan dosyada bilirkişi incelemesi yapılmış olmakla, işbu rapora göre taraflar arasında imzalanmış olan 06.08.2014 tarihli “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde” düzenlenen rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunulduğunun iddia edildiğini, ancak rapora göre ise rekabet yasağı hükmünün geçerli olmadığını, davalı ...'in haksız rekabet teşkil eden eyleminin gerekçeli kararda açılanmadığını, tanık beyanlarıyla da anlaşılacağı üzere müvekkil ...'in sadece bir kurye olarak çalıştığını, bu çalışması kapsamında zaten üretim ya da iş sırrı gibi hususlara vakıf  olmadığını, kurye olarak çalışan bir personelin iş sırrına hakim olabilmesi de mümkün olmadığını, müvekkil ...'in iş sözleşmesi incelendiğinde kendi hesabına rakip bir işletme dahi açmak davacı şirket tarafından yasaklanmamış iken müvekkilin yalnızca iktisadi ikbali açısından bu işe gitmek zorunda kaldığını, kararın tüm bu yönler bakımından hatalı olarak verildiğinin salt müvekkil ...'in çalıştığı pozisyon itibariyle de ortada olduğunu, kaldı ki davalının davacı yanından ayrıldıktan sonra çok uzun bir süre de işsiz kaldığını, bütün bu hususlar değerlendirilmeksizin bu haliyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davalı ...'in iş yerinde çalışırken rakip firma adına faaliyette de bulunmadığını, dava dilekçesinde de böyle bir iddianın mevcut olmadığını, davalı ... aleyhine açılırken eşi sıfatıyla diğer müvekkil ...'in de bundan payını aldığını, ilgili rakip firmanın 04/11/2020 tarihinde kurulduğunu, davalı ...'in ise 13/11/2020 tarihinde işten ayrıldığını, salt bu durumun dahi davalı ... açısından davanın reddinin gerektiğini izah etmeye yeterli olduğunu, davalı \"....\" açısından da davanın reddi gerektiğini, haksız rekabetin varlığı için esas olanın ekonomik rekabet etme hakkının dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması olduğunu, dolayısıyla davacı ile rakip dahi olmayıp haksız rekabetten yarar sağladığına dair dosya kapsamında bir delil ve iddia bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ( Yargıtay HGK'nun 22.09.2008 tarihli; 2008/9-517 E., 2008/566 K.) davalı ...'ün müşteri çevresine ve iş  ve üretim sırlarına  ait bilgilere ulaşma ve kullanabilme imkanına sahip olduğunun ve bunun kullanıldığının ve davacıya zarar verdiğinin davacı tarafından ispat edilemediğini, davalının rekabet yasağı ve haksız rekabet oluşturacak eyleminin ispat edilemediğini, iş bu davanın davalının evlenmesi üzerine işten ayrılması sebebiyle açıldığını, Mahkemece davalı ...'ün ... adlı şirkette çalışıyor gibi yazıldığını ve bu şekilde hüküm kurulduğunu, oysa ki davalı ...'ün hiçbir dönem ... adlı şirkette çalışmadığını, dolayısıyla mahkemenin gerekçesiz ve somut delillere dayalı olmayan ve adeta fikir yürüterek ulaştığı kanaatin tümden hatalı olduğunu, kararın gerekçe kısmının tümüyle muğlak ifadelerle yazıldığını, bilhassa birtakım tanıkların davacı şirkette iş verilmesinin sebebinin ...olduğunu belirterek halen kendisiyle çalışmaya devam ettiklerini belirttikleri yönündeki ifadelerinin de herhangi bir dayanağının bulunmadığını, yine aynı şekilde davalı ... açısından da haksız rekabetin doğmasına neden olan fiilin gerekçeli kararda mevcut olmadığını, herhangi bir iş ilişkisinin dahi mevcut olmadığını, üstelik oluşacak zarar veya zarar tehlikesi arasında nedensellik bağı da mevcut olmadığını, davalı ...'ün hangi eylemi bakımından buna sebebiyet verdiğinin de müphem olduğunu, dolayısıyla zarar ya da zarar tehlikesinin varlığının ispat edilemediğini, aradaki herhangi bir nedensellik bağı da mevcut olmadığını, davalı ... şirketi açısından davanın reddinin gerektiğini, davalı şirketin 04/11/2020 tarihinde kurulduğunu, davacı tarafın iddialarında bahsi geçen tüm firmaların zaten ... adlı firmanın kurulmasından önce davacı firmada gönderilerinin olmadığı hususunun ve hatta hemen hemen tümünün zaten ... kurulmadan evvel davacı firma ile çalışmayı bıraktıklarının dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğunu, salt bu hususun dahi davalı şirket hakkındaki iddiaların soyut olduğunu ortaya koyduğunu, kaldı ki davacı firmanın ticari defterlerinde bu yönde inceleme de yapılmadığını, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, bu nedenle gerekirse davacı firmanın ticari defterlerinde inceleme yapılarak adı geçen 40 firmanın davacı ile en son ne zaman çalışmış olduğunun tarih olarak tespit edilmesi gerektiğini, böylece ortada bir zararın mevcut olmadığının açıklığa kavuşacağını, davalı şirketin pandemi döneminde çağın en önemli işdalı haline gelen lojistik sektöründe kurulan firma sayısında çok ciddi artış sağlandığını, sektörün oldukça genişlediğini, müvekkil şirketin kuruluşunun ise ekonomik olarak bu sektörden fayda sağladığını, davalı şirket yetkilisi ....'nın öz oğlu dava dışı ....nın sahibi olduğu ve yine dava dışı ...adlı şirketin yurt dışı bağlantıları için kargo sevkiyatlarının doğacak olması sebebi ile kendilerine bu nedenle yeni bir lojistik şirketi kurma ihtiyaçlarının olması nedeniyle söz konusu şirketin kurulduğunu, şirketin kuruluş işlemlerinde ......'ün vekalet ile görevlendirilmesi konusunun davacı tarafça bilindiğini, o dönem bu konuda herhangi bir olumsuz tavır takınmadığını, firmanın kurulduktan sonra sektörde yer etmeye başladığını, öte yandan dava dilekçesinde zikredilen şirketlerin bir kısmının ise yalnızca müvekkil şirketle çalışmayıp aynı zamanda hem davacı hem ... gibi şirketlerle çalışmaya da devam ettiğini, kısacası bir zarar ya da zarar tehlikesi oluşmadığını, salt bu açıdan bir değerlendirme dahi yapıldığında davacı şirketin huzurdaki dava konusunu aynı mantıkla ... adlı firmalara da yöneltilmesi gerektiğini, serbest piyasa koşullarında hangi firma daha iyi fiyat ve hizmet verir ise adı geçen firmaların da o firmayı tercih ettiğini, öte yandan müvekkil şirketin kurulduğu andan itibaren dava dilekçesinde iddia edilen 40 tane şirketin yalnızca müvekkil şirketle çalışmaya başladığı iddiasının da soyut bir iddia olduğunu, bu iddia mahkemece araştırılmaksızın hüküm verildiğini, bu açıdan da eksik inceleme gerçekleştirildiğini, davacı iddialarında yer alan işbu firmaların ...'in kuruluş tarihi olan 04/11/2020 tarihinden itibaren; sadece ... adlı firma ile çalışıp çalışmadıklarının, aynı anda başkaca firmalarla çalışıp çalışmadıklarının, en önemlisi bu tarih sonrasında da davacı firma ile çalışıp çalışmadıklarının ve hatta 04.11.2020 tarihinden önce davacı şirket ile herhangi bir iş ilişkilerinin mevcut olup olmadığının ayrı ayrı sorulmasına karar verilmesi gerektiğini, bu konuda mahkemece bilirkişi raporu da alınabileceğini, bu firmaların salt davacı şirketin müşterileri olmadığını, işbu firmaların aynı zamanda hem davacı ile hem de başkaca firmalar ile de çalışan firmalar olduğunu, uzun zamandır davacı şirket yerine piyasadaki diğer şirketlerle (...) de çalışmakta olduğunu, ...' in temsili bakımından da avukat olarak tarafımızın vekil tayin edilmiş olması da ...'in şirket yetkilisi ....nın daha eski tarihli bir müvekkil olması nedeniyle elbette şirketi ile ilgili işlemler konusunda kendisine hizmet sunmalarının hayatın olağan akışı karşısında da normal olduğunu, 4 davalıdan yalnızca 3 davalı açısından kabul diğer davalı açısından red kararı verilmesinin de gerekçesi kararda mevcut olmadığını, verilen kararın bu açıdan da kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetin tespiti ve men'i talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar ..., ... (....) ve ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar ..., ... (..... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacının iştigal konusunun uluslararası kargo gönderimi olduğunu, davalılardan .....'ün davacı şirkette Anadolu Bölge Satış Müdürü olarak görev yaptığını, ....'in ise Anadolu Yakası Bölgesinde kurye olarak çalıştığını, davalı ...'ün iş akdinin 05/04/2021 tarihinde haksız rekabet eylemleri sebebiyle feshedildiğini, diğer davalının 13/11/2020 tarihinde başka bir işte çalışacağını gerekçe göstererek işten ayrıldığını, davalıların 27/03/2021 tarihinde evlendiklerini, davacı şirketin müşteri çevresine, iletişim bilgilerine, işleyişine, iş modeline hakim davalıların henüz davacı şirkette çalıştıkları sırada davacı ile aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren diğer davalı ...'ni 04/11/2020 tarihinde kurduklarını, bu şirketin davalı ...'ün akrabası ...adına kurulduğunu ve davacı şirketin tespit edildiği kadarı ile 40 müşterisini davalı şirkete kaydırdıklarını, yasak olmasına rağmen davacı ...'ün müşterilere kendi telefon numarasını verdiğini ve bu numaranın yeni kurulan davalı şirketin iletişim bilgisi olarak müşterilere verildiğini, davalı şirket tarafından diğer davalılara vekaletname verildiğinin ve bu vekaletname ile işlemlerin davalılar tarafından yürütüldüğünü, davacı şirkete ait davalı ... kullanımında olan aracın davalı şirketin işlerinin yapılması amacıyla kullanıldığını ve bu hususun araç takip sistemi kayıtları ile sabit olduğunu, davacının müşterileri tarafından davacı adına verilen kargoların davalılar tarafından davacı adına alınmasına rağmen davacı sistemine girilmeksizin davalı şirkete yönlendirildiğini ve buna ilişkin kayıtların celbedilmesi ve incelenmesi ile ortaya çıkacağını, bu hususun müşterilerin kendilerini araması ile ortaya çıktığını, davalı şirkete ait aracın davalıların evinin önünde yakalandığını ileri sürerek davalıların TTK'nın 54, 55/1-a2-, b1-2, c1-2, d maddeleri uyarınca eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, davalılara  isnat ve iddia edilen her bir eylemi ispata ilişkin delillerini ilişkilendirerek bildirildiği, kendisinde bulunan belgeleri, yazışmaları, mailleri, CD ve ihtarnameleri eklediği, celbedilmesini talep ettiği delilleri ve celbedilecek kurum ve şirketlerin bildirildiği görülmüştür. Davalı vekili tarafından davacı iddialarının inkar edildiği, davalı ...'ün evlilik sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğini, davacının iddia ettiği şekilde sözleşmenin feshedilmediğini, davalının işten ayrılması sebebiyle davacının iş bu dava ve dilekçede belirtilen diğer davaları açtığını ve davalılar aleyhine icra takibi başlattığını, davalıların haksız rekabet teşkil eden bir eylemlerinin bulunmadığını ve somut bir şekilde ispat edilmediğini, davalı şirket ile çalışan müşterilerin davalı şirket ile çalışmadan önce davacı ile ilişkilerinin bitmiş olduğunu, davacının çalıştığı müşterileri elde etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, savunmalarına ilişkin delillerini ilişkilendirerek bildirildiği, kendisinde bulunan belgeleri, ihtarnameleri eklediği, celbedilmesini talep ettiği delilleri ve celbedilecek kurum ve şirketlerin bildirildiği görülmüştür.Yukarıda detaylı bir şekilde özetlendiği üzere taraflarca iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delillerin ilişkilendirilmek suretiyle bildirildiği, kendilerinde olan bilgi ve belgelerin dosyaya sunulduğu, celbedilmesini talep ettiği belgelerin ve celbedilecek şirket/kurumların bildirildiği, buna rağmen Mahkemece sadece taraflar arasında derdest bir kısım dava dosyalarının celbedildiği, Savcılık soruşturma dosyasının, bir kısım dava dosyalarının ve taraflarca bildirilen tüm delillerin tek tek celbedilmediği, celbedilen bir kısım dosyaların, bu dosyalardaki beyan ve ifadelerin, savcılık soruşturmasında verilen ifadelerin ve tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin sundukları delillerin iddia ve savunmalar ile ilişkilendirilmek suretiyle değerlendirilmediği, sunulan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından hangilerine itibar edildiği, hangilerine itibar edilmediğinin, davalıların haksız rekabet teşkil eden davranışlarının ve hangi haksız rekabet eylemini oluşturduğunun gerekçeleri ile birlikte açıklanmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları, tarafların bilgisayar programları, celbedilmesi gereken ve sundukları tüm deliller, yazışmalar, mailler, davacı tarafından sunulan CD ve tüm dosya kapsamı üzerinde uzman mali müşavir, bilişim uzmanı, haksız rekabet uzmanı, sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılmaksızın ne şekilde davalıların davacının müşteri çevresi ile çalıştığının, müşteri çevresini ve kaç tanesinin davalı şirkete kaydırdıklarının, davalının çalıştığı müşterilerin davalı ile çalışmadan önce davacı ile ilişkisini sonladırıp sonlandırmadığının, bu müşterilerin en son davacı ile ne zaman iş yaptığının, halen daha müşterilen her iki şirket ile de iş yapıp yapmadığının, davalının davacı müşteri ile kuruluşundan itibaren ne kadar süre sonra çalışmaya başladığının tespit edilmediği, buna göre ve davacının diğer tüm iddia ve delillerine göre davalıların iddia edilen eylemlerinin sabit olup olmadığının ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin açıklanmadığı ve usul ve yasaya aykırı olarak eksik araştırma, değerlendirme ve soyut gerekçe ile karar verildiği anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, davalıların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde tarafların tüm delilleri eksiksiz bir şekilde celbedilip taraflarca dayanılan deliller, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilgisayar programları ve dosya kapsamındaki tüm belgeler üzerinde uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile inceleme yaptırılmak suretiyle tarafların tüm iddia, savunma ve itirazları hakkında deliller ile ilişkilendirilerek değerlendirilme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.     <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2023 tarih ve  2021/...- Esas-2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d00305e015fb7006","SID":"8a494dd726c0f8bf"}}