{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2248 Esas<br>KARAR NO: 2026/516 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/713 Esas-  2025/767 Karar<br>TARİH: 27/10/2025<br>DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026                                                           <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; 2023-2024 yılları arasında ...... Defterdarlığı ......Vergi Dairesi, ...... Müdürlüğü ve.... Ticaret Odasında çeşitli usulsüz işlemlerle karşılaştığını, olmayan borçlar nedeniyle hem kendisinin hem de çocuklarının hayat ve yaşam standartlarının ciddi şekilde olumsuz etkilendiğini, vergi dairesi başkanlıklarında düzeltme yetkisinin başkana ait olduğunu, başkanın bu yetkisini ilgili grup müdürlerine devredebileceğinin açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu yetkilerin etkin ve adil şekilde kullanılmadığını, firmasının 2013-2014-2016 ve 2018 yapılandırmaları dahil olmak üzere, şirket müdürünün oğlunun imzalarının taklit edildiğini, şirketin müdürünün oğlunun şirkette hiçbir zaman yetkisi olmadığını, vergi inceleme raporlarında da imzasının taklit edildiğini ve tarafının bu işlemlerden hiçbir haberi olmadığını, adresine hiçbir zaman bildirimde bulunulmadığını ve herhangi bir tebligat yapılmadığını, 2018 yılında şirket müdürü olarak yapılan işlerin tarafınca gerçekleştirilmediğini, şirketin 2014'ten beri hiçbir faaliyetinin olmadığını ve bu durumun resmi kayıtlarda belli olduğunu, sicil gazetesinde düzeltme yapılmasını talep ettiğini, şikayetinin kurumların genel uygulamaları ve ilgili birimlerdeki yetkililerle ilgili olduğunu, özellikle olmayan borçlar ve bunlara uygulanan astronomik faizler nedeniyle mağdur edildiğini beyan ederek...Vergi Dairesinin işlemlerinin yasalara uygun ve şeffaf şekilde yapılmasını, haksız borçların ve işlemlerin iptal edilmesini, sorumlular hakkında işlem yapılmasını talep ettiğini, bu nedenlerle şirketin fesih ve kapanış işlemlerinin yapılmasını, vergi dairesinde üçüncü kişilerin imzası kullanılarak şirket müdürü kimlik bilgisi altına yetkisiz imzalar ile yapılan yapılandırmalarının iptal edilmesini, kayıp kimliği ile yapılan işlemler sonucu savcılık derdest kayıtlarının incelenmesini, yaşadığı tüm mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurların sayıldığı, maddede sayılan bu unsurların önemli bir kısmının bulunmadığı dilekçenin, dava dilekçesi niteliğinde olmadığı, HMK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim tarafından davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verileceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği, ancak incelenen dava dilekçesinde (e), (f) ve (g) bentlerinde düzenlenen zorunlu unsurlar eksik olup, bu unsurların eksikliği için kanun koyucunun süre verilmesine imkan tanımadığı, öte yandan, süre verilebilen (b) ve (ğ) bentleri açısından da, mevcut dilekçedeki sorunun basit bir eksiklik olmayıp, temel bir belirsizlik olduğu, dilekçenin dava dilekçesi niteliği taşımadığı durumlarda süre verme yoluna gidilemeyeceği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sistematiği içinde, dava dilekçesi niteliği taşımayan bir dilekçeye işlem yapılması ve yargılama açılmasının mümkün olmadığı, bu durumda yapılacak işlemin, dilekçenin iadesi işlemi olduğu, dilekçenin iadesi kararının, davacının hak kaybına yol açmayacağı, davacının, HMK'nın 119. maddesine uygun olarak hazırlayacağı dava dilekçeleri ile görevli mahkemelerde ayrı ayrı davalar açabileceği, incelenen dilekçedeki teknik yetersizlikler, davacının adli yardım talebinde bulunması ve sosyal ekonomik destekten faydalandığını beyan etmesi dikkate alındığında, davacının dava dilekçesi hazırlama konusunda mesleki yardıma ihtiyaç duyduğu, sunulan dilekçenin, dava dilekçesi niteliği taşımadığı, terminoloji ve içerik itibariyle idari şikayet dilekçesi formatında hazırlandığı, davalının belirsiz olduğu, farklı yargı kollarının görevine giren taleplerin bir arada karıştırıldığı, talep sonucunun belirsiz olduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşımadığı, bu eksikliklerin aynı Kanun'un 119. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca süre verilerek giderilebilecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle dava dilekçesi mahiyetinde olmamakla dilekçenin iadesine karar verilmiş ve karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesince kendisi tarafından sunulan dilekçenin şikayet dilekçesi niteliğinde olduğunun belirtildiği ancak dilekçesinde maruz kaldığı haksız ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle oluşan zararların tespitini talep ettiği, yine mahkemece davalıların belirsiz olduğunun iddia edildiği ancak dilekçesinde davalı kurumları açıkça belirttiği ve bu kurumların gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle mağduriyet yaşadığı, farklı yargı kollarına giren taleplerinin olmadığı ancak asıl talebinin menfi tespit olduğu, diğer taleplerinin bu talebin sonuçlarına ilişkin olduğu, bu nedenle bu taleplerinin bir arada değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece dilekçesinin HMK'nın 119. maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşımadığının belirtildiği ancak dilekçesinde davacı ve davalıların adları, adresleri, davanın konusu, vakıalar, deliller ve talep sonucu gibi zorunlu unsurların tamamının yer aldığı, ... vergi kimlik numaralı ...’ın 27/09/2013 tarih ve ... sayılı tescil dosyası kapsamındaki yapılandırma işlemlerinde, şirkette yetkisi olmayan ...’ın imzasının taklit edildiği, ayrıca, 25/02/2013 tarihli ve... sayılı dilekçedeki yapılandırma imzasının da şirket müdürüne ait olmadığı, 6552 sayılı Kanun'un 73. maddesi kapsamında 23/10/2014 tarihli ve .. sayılı taksitlendirme işlemlerindeki imzaların da taklit edildiği, 6736 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında 18/11/2016 tarihli ve .. sayılı dilekçede kullanılan ... imzasının, adı geçenin şirkette herhangi bir yetkisinin bulunmamasına rağmen taklit edilerek kullanıldığı, 7143 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında ..... Vergi Dairesi Başkanlığı'na verilen 30/07/2018 tarihli ve ..... sayılı dilekçede şirket müdürü .... adına, yetkisi olmayan ...’ın imzasının taklit edildiği, 12/08/2014 tarihinde...... sayılı ve .....sayılı haciz nedeniyle ... plakalı araç satılmış olmasına rağmen borcun bitmediği, tarafına 3. kişilerce imza taklitleri ile yapılan yapılandırma ve matrah artırımlarının iptali gerektiği, vergi inceleme raporlarından haberi olmamasına rağmen şahsı adına yargılama giderlerinden kaynaklı yazılar gönderildiği, şirketin 31/12/2014 tarihinde resen terk edildiği ve vergi inceleme raporları hakkında tarafıma herhangi bir bilgi verilmediği, imzalarının taklit edildiği bu süreçte, şirketin karar defterlerinin olmaması ve eski eşiyle ailevi husumeti nedeniyle şirketin feshini gerçekleştiremediği, şirkette herhangi bir faaliyeti bulunmamakta olup, şirketin resen terk edildiği tarihten itibaren gayrı faal olmasına rağmen amme alacaklarından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, ayrıca, şirketin süresiz olarak kurulmuş olmasının da mağduriyetine neden olduğu ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile dava dilekçesinin iadesine karar verilmiş, karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosyadaki belgelere ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafın istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü sebeplerin dava dilekçesinde de yer aldığı, ilk derece mahkemesi kararında bu sebeplerin değerlendirildiği ve kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesinde düzenlenen zorunlu unsurları taşımadığı, bu minvalde verilen kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee047468e6ede60f","SID":"7fa7329b7d160dc6"}}