{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/64 Esas<br>KARAR NO: 2026/517 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/459 Esas- 2025/900 Karar<br>TARİH: 20/10/2025 <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ../11/2018 tarih ve .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ... ticaret sicil numarasıyla tescil edilerek kurulduğunu, müvekkili şirketin önceki yönetim döneminde görev yapan şahıslar tarafından şirket varlıklarının kötüye kullanılması, zimmete geçirilmesi ve şirket kaynakları üzerinden şahsi menfaat temin edilmesi gibi haksız ve hukuka aykırı eylemler neticesinde finansal zararlara uğratıldığını, müvekkili şirket hakkında .........'nın ..../11/2023 tarihli ve 510 sayılı kararı ile; “Mevzuata aykırı olarak görev yapan eski yönetim kurulu üyelerinin tamamının görevden alınmasına, şirket yönetim kurulu üyeliklerine Kurum temsilcilerinin atanmasına, şirketin sigorta portföyünün idaresinin ......... bırakılmasına, şirketin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına, şirketin bloke konulabilecek tüm varlıklarına Kurum lehine bloke konulmasına, şirket genel kurul toplantısının süresiz ertelenmesine” karar verildiğini, ........'nın suç duyurusunda bulunduğu, ........tarafından düzenlenen 10.06.2024 tarihli Teknik ve Finansal Analiz ile Mevzuata Aykırılık Denetim Raporu ve detaylı araştırmalar sonucunda şirket organizasyon şemasında yer almamasına ve herhangi bir faal işi olmamasına rağmen, davalı borçluya 2021 yılında 54.015,00- TL, 2022 yılında 341.825,56-TL ve 2023 yılında 705.683,00- TL ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davalı borçlunun 28/02/2021 tarih ve 2021/02 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketteki payını .......'a devrettiğini, davalı borçlunun çalışan kurumsal satış koordinatörlüğü bölümünde temsilci olarak çalışmak üzere istihdam edildiğini ve kurumsal satış koordinatörü olarak görev yapacak şekilde 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzaladığının tespit edildiğini, fakat söz konusu sözleşmenin tarihi 28/12/2022 olsa da davalı borçlunun 2021 yılında da maaş aldığının banka hesap hareketlerinden anlaşıldığını, her ne kadar davalı borçlunun \"temsilci\" olarak görev yapacağına dair 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmış olsa da, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalının 2021 yılından itibaren maaş aldığının görüldüğünü, ..... tarafından yapılan incelemeler neticesinde davalı borçlunun şirket bünyesinde herhangi bir somut iş yapmadığının, faal bir görevinin bulunmadığının kesin olarak tespit edildiğini,  davalıya yapıldığı iddia edilen bu ödemeler Borçlar Kanunu anlamında geçerli bir hukuki nedene dayanmadığından, müvekkili şirket tarafından ....... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı dosyasından borçlu davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmama olarak sonuçlandığını beyanla davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, taraflar arasında iş ilişkisinin olmadığı, ticari nitelikte hisse devri işlemiyle bağlantılı ve hukuki dayanaktan yoksun ödemeler olması nedeniyle ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun iddia edildiğini, davalı tacir tacir olmadığı gibi VUK gereği tutmakla yükümlü olduğu defter de bulunmadığını, davacının iddialarının gerçek olmaması yanında mevcut iş sözleşmesinin, SGK kayıtları ile sabit olduğu üzere davacı şirket çalışanı olan davalıya yapılan ödemelerin geri istenmesi hususunda yapılacak yargılamanın İş Kanunu'na tabi yargılama ile ortaya çıkarılabilecek bir husus olduğunu, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olmadığı gibi her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmayan işbu davanın görev yönünden reddi ile Bakırköy İş Mahkemesi'nin görevli olduğunun kabulü gerektiğini, davalının İstanbulda yaşamakta ve uzaktan telefon üzerinden çalışmakta olduğunu, şirket tarafından tutulmayan evraklardan sorumlu olmadığını, davacının işe girişi Ekim 2020 yılı olup davacı ile davalı arasında olmayan yazılı sözleşmenin davalının eşinin şirketteki payını devretmesi akabinde şirketin kara geçmesi halinde kardan %7 pay almak ve artık şirkette olmadığından davalının iş güvencesini sağlamak için yapıldığını, davalı davacı iş yerinde eylemli olarak çalışmış olup davanın reddi gerektiğini beyanla sair yasal haklarını saklı tutmakla davanın reddine, icra takibinin %20'sinden az olmamak kaydı ile davacının kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın,.......İcra Müdürlüğü'nün ........Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkin olduğu, davacı şirket tarafından sunulan dava dilekçesinde ''(...) Davalı borçlu 28/02/2021 tarih ve 2021/02 Sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Şirketteki payını ...........’a devretmiştir. Davalı borçlunun, Çalışan Kurumsal Satış Koordinatörlüğü bölümünde Temsilci olarak çalışmak üzere istihdam edilmiş ve kurumsal satış koordinatörü olarak görev yapacak şekilde 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzaladığı tespit edilmiş fakat söz konusu sözleşmenin tarihi 28/12/2022 olsa da davalı borçlunun 2021 yılında da maaş aldığı banka hesap hareketlerinden anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı borçlunun  \"temsilci\" olarak görev yapacağına dair 28/12/2022 tarihinde  iş sözleşmesi imzalanmış olsa da, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalının 2021 yılından itibaren maaş aldığı görülmektedir.'' ibarelerine yer verildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine ve dosya kapsamına göre 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 Kısım 6. Bölümünde yer alan hizmet sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve uyuşmazlığın çözümünde 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesi gereğince İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; İlk derece mahkemesince yapılan hukuki nitelendirmenin dosya kapsamıyla örtüşmediği, uyuşmazlığın görünürdeki bir iş sözleşmesinden kaynaklanmadığı, aksine Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari nitelik taşıyan işlemlerden, şirket ortaklık yapısına ilişkin süreçlerden ve bu işlemler çerçevesinde gerçekleştirildiği tespit edilen muvazaalı para transferlerinden doğduğu, davalı tarafın sıfatı, ticari işlem ilişkisi ve para hareketlerinin mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, ortada iş hukuku anlamında bir bağımlılık ilişkisi, iş görme edimi veya ücret karşılığı çalışma olgusunun bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İş Mahkemesi olarak belirlenmesinin hukuken isabetli olmadığı, huzurdaki davada, davalı borçluya yapılan ödemelerin temelinde herhangi bir hizmet ifası veya iş görme edimi bulunmadığı, ödemelerin şirket hisse devri süreciyle bağlantılı muvazaalı işlemler kapsamında gerçekleştirildiği, ............ tarafından düzenlenen Teknik ve Finansal Analiz ile Mevzuata Aykırılık Denetim Raporu ve dosyaya sunulan delillerle bu durumun sabit olduğu, davalı ile müvekkili şirket arasında bir iş ilişkisinin hiç kurulmadığı, ...... tarafından tanzim edilen Teknik ve Finansal Analiz Raporu ile; davalı borçlunun, şirketin devrinde hisse bedelinin bedelsiz yapılması karşılığında, eşi olması sebebiyle şirket kaynaklarından fonlandığı, şirkete somut hiçbir katkısı olmaksızın kendisine ödeme yapıldığının sabit olduğu, davalının şirket organizasyon şemasında yer almadığı, bilgi işlem sistemlerine erişiminin olmadığı ve şirkete giriş-çıkış kaydının bulunmadığının teknik verilerle tespit edildiği, davalıya yapılan ödemelerin ticari bir hisse devrinin parçası olduğu, iş sözleşmesinin muvazaalı olduğu, davalı, 28.02.2021 tarihli yönetim kurulu kararıyla şirketteki hisselerini devretmiş olmasına rağmen, 2021 yılından itibaren banka kayıtlarında maaş ödemeleri görüldüğü, buna karşın 28.12.2022 tarihli, “temsilci” sıfatıyla düzenlenmiş iş sözleşmesi ile bu ödemelere hukuki görünüş kazandırılmaya çalışıldığı, sözleşme 2022 tarihli olmasına rağmen 2021 yılından bu yana düzenli ödemeler yapılmasının, sözleşmenin gerçeği yansıtmayan, muvazaalı bir belge niteliğinde olduğunu ortaya koyduğu, 28.12.2022 tarihli hisse devir sözleşmesinde, davalı borçlunun eşi .......'ye ait hisselerin ........’e bedelsiz devredildiği, bu bedelsiz devrin perde arkasında, hissedarın eşi ..... adına 27.12.2022 tarihli bir iş sözleşmesi düzenlenerek kendisine 80.000 TL ücret taahhüt edildiği, beş yıllık ücret güvencesi ve araç tahsisi sağlandığının anlaşıldığı, bu işlemin, hisse devri karşılığında şirket kaynaklarının dolaylı biçimde kullanılması amacıyla yapıldığı, davalının, şirket sisteminde hiçbir kullanıcı kaydının bulunmaması, uzaktan çalışma izlerinin olmaması, şirkete giriş-çıkış kayıtlarının bulunmaması; ayrıca yönetim kurulu üyelerinin davalı borçlunun görevi ve yaptığı işlere ilişkin somut açıklama yapamamasının, davalının şirketle hiçbir fiili bağının bulunmadığını kesin olarak gösterdiği, bu şekilde davalıya yapılan ödemelerin herhangi bir sebebinin bulunmadığı  ve davalının sebepsiz zenginleştiği, görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğuna ilişkindir. Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin emsal kararları ile aynı doğrultuda olduğu ancak mahkemenin dosyayı görev yönünden reddetmeden önce davanın esasına girerek lehlerine davanın reddi kararı vermesi veya yargılama giderlerine hükmetmesi gerektiğine ilişkindir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalıya iş sözleşmesi kapsamında ödenmiş gibi gösterilen ancak davalının eşi tarafından yapılan hisse devrinin karşılığı olduğu iddia edilen ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davada İş Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; taraflar arasında 28/12/2022 tarihli iş sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile davalının, çalışan kurumsal satış koordinatörlüğü bölümünde temsilci olarak istihdam edildiğinin ve sözleşmenin süresinin 01/01/2023 tarihinde başlayacağnın kabul edildiği, davacı şirket tarafından SGK'ya davalı adına 27/10/2020 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği ve davalıya 2020 yılından itibaren ücret ödemesi yapıldığı, davalının eşi tarafından davacı şirketteki 8.000.000 adet hissesinin dava dışı ......A.Ş.'ye 22/12/2022 tarihinde bedelsiz olarak devredildiği, davacı şirket hakkında ...... tarafından düzenlenen raporda; davalının eşi tarafından bedelsiz olarak yapılan hisse devri nedeniyle davalı ile davacı arasında iş sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında herhangi bir çalışması olmamasına rağmen davalıya ücret ödemesi yapıldığı ve araç tahsis edildiğine ilişkin tespitlere yer verildiği, davacı tarafça bu tespitlere dayanılarak davalının esasen herhangi bir çalışması olmamasına rağmen kendisine ücret ödendiği ve bu ödemelerin sebepsiz olduğu ve iadesinin gerektiği iddia edilerek takip başlatıldığı ve itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 5. maddesinde \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir\" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre bir davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için mezkur kanunun 4. maddesinde sayılan mutlak bir ticari dava olması veya her iki taraf tacir olup, uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğması yahut yalnızca taraflardan birisinin ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia veya fikri haklara ilişkin bir davanın bulunması gerekmektedir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınmalıdır.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesi uyarınca; 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşme veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında İş Mahkemeleri görevlidir.4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu kanunun uygulanacağı kabul edilmiş ve aynı Kanunun 2. maddesinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır.Somut olayda; davalının davacı şirketin ortağı olmadığı gibi davalı tarafından yapılmış bir hisse devrini de olmadığı, davalının tacir sıfatının da bulunmadığı, bu hali ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak veya nispi nitelikte bir ticari dava olmadığı, davalının, SGK nezdinde 2020 yılından itibaren davacının çalışanı olduğu ve davalıya ücret bordrosu düzenlenmek suretiyle ücret ödemesi yapıldığı, iddianın ileri sürülüş şekline göre, yapılan bu ödemelerin davalının herhangi bir çalışması/hizmeti olmamasına rağmen haksız olarak yapıldığı ve sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesinin gerekip gerekmediğini değerlendirmekle görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu, bu minvalde İlk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ile, görev dava şartı olup HMK'nın 137. maddesi uyarınca işin esasına girilmeden Mahkemece öncelikle görevli olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2785e3008825054","SID":"5b8507420b0ba9d4"}}