{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/444 Esas<br>KARAR NO: 2026/521 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/3871 D.İş- 2025/3865 D.İş<br>TARİH: 15/01/2026 (Ek Karar Tarihi)<br>DAVA: İhtiyati Haciz (Finans)<br>KARAR TARİHİ: 12/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TALEP: İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  02/12/2021 tanzim tarihli, 20/11/2025 vade tarihli, 3.000.000 TL bedelli bono nedeniyle karşı taraftan alacaklı olduğunu, borçlunun mal kaçırma girişimi içerisinde olduklarını beyanla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 252.322,05 TL olan alacağın güvence altına alınabilmesi için borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacakların ihtiyaten haczine, verilen kararın İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı derdest takip dosyasından yerine getirilmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 28/11/2025 tarihli kararı ile; \"ihtiyati haciz talebinin kabulü ile 252.322,05 TL için alacağın yetecek miktarda borçlunun kendisinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yetecek miktarda ihtiyaten haczine\" karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Borçlu vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; Mahkeme tarafından yetki hususunda hatalı değerlendirme yapıldığını, İstanbul mahkemelerinin itiraza konu ihtiyati haciz kararı vermek için yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin \"Bursa\" mahkemeleri olduğunu, bu sebeple itiraza konu kararda mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi gerekirken ihtiyati haciz kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin belirlemiş olduğu teminatın, müvekkili adına güvence sağlar miktarın çok altında olduğunu, müvekkilinin kefaletini sonlandırmak için gerekli adımları attığını, müvekkilinin.. firması ile organik bağının ortadan kalkması ile kefil sıfatını sona erdirmek için gerekli adımları attığını, alacağın varlığı ve miktarının yaklaşık olarak ispat edilemediğini, yargılamayı gerektiren, likit olmayan bir alacağa dayanarak verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeple ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektiğini, müvekkilinin kefalet tarihi itibariyle evli olduğunu ancak kefil olarak gözüken müvekkilinin eşinin onayının bulunmadığını, dolayısıyla gerçek kişi müvekkilinin kefaletinin geçerli olmadığını, bu sebeple müvekkili ...aleyhine ihtiyati haciz kararı vermenin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla söz konusu kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; talebin, borçlu ...aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebine ilişkin olduğu, ihtiyati haciz kararının aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen tarafa tebliğ edilmemiş olması ve icra takip dosyasında ödeme emrinin itiraz tarihi itibariyle tebliğ edilememiş olması ve takip borçlusunun katılımıyla yapılan bir işlem de bulunmaması dikkate alınarak, itirazın 7 günlük yasal süresi içinde yapıldığı kanaatine varıldığı, ihtiyati hacze dayanak senedin kambiyo senedi olduğu, bononun yasal unsurlarını taşıdığı, talep eden banka ile asıl borçlu ...........Şti arasında imza altına alınan bonoda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, tacirler arasındaki bu anlaşmanın HMK'nın 17. maddesi uyarınca usulüne uygun düzenlenmiş yetki sözleşmesi mahiyetinde olması, İstanbul Mahkemelerinin yetkili mahkeme olması ve TTK'nın 7. maddesindeki teselsül karinesi uyarınca kefalet sözleşmesi dolayısıyla bu yetki sözleşmesinin kefilleri de bağladığı gerekçesi ile ihtiyati haciz kararına yapılan itirazların reddine karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>MUTERİZ VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesi tarafından eksik ve yetersiz inceleme yapıldığı, özellikle teminata ve borcun sebebine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediği, mahkemenin yetki hususundaki değerlendirmelerinin de yanlış olduğu, somut uyuşmazlıkta Bursa Mahkemeleri'nin yetkili olduğu, bankanın kötü niyetle ve kefalet iradesi sonlandıktan sonra doldurulan bono sebebiyle, müvekkilinin İstanbul Mahkemelerini yetkili kılan bir sözleşmeyle bağlı olduğu iddiasının kabul edilemeyeceği, geçersiz bir kefalet ilişkisine dayanarak teselsül karinesinin uygulama alanı bulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk derece mahkemesince hükmedilen teminatın müvekkili adına güvence sağlamaktan uzak olduğu, buna ilişkin itirazların mahkemece hiç değerlendirilmediği, müvekkili tarafından gönderilen ihtarname ile kefalet iradesinin sonlandırıldığı ve güncel borç miktarının bildirilmesi talep edildiği halde, bankanın bu bildirime sessiz kalarak güven kurumu olmanın yüklediği özen borcuna aykırı hareket ettiği, kefalet iradesinin sona ermesinden sonra, banka tarafından kötü niyetli olarak takibe konu bononun doldurulduğu, müvekkilin bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığı, vadesi gelmiş bir alacağın da söz konusu olmadığı, ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı, kefalet tarihi itibariyle müvekkili evli olmasına rağmen eş rızasının alınmadığı, bu sebeple anılan müteselsil kefaletin geçersiz olduğu ve bu sebeplerle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece talebin teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilenlerden ...vekili tarafından itiraz edilmiş, İlk derece mahkemesince ek karar ile itirazın redddine karar verilmiş, ek karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nun 257/1. fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Talep dayanağı bono incelendiğinde; keşidecisinin ...Limited Şirketi, lehdarının ihtiyati haciz talep eden olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden ...'nun ise müteselsil kefil yani aval olduğu anlaşılmıştır. 02/12/2021 tanzim, 20/11/2025 vade tarihli bononun düzenleme yerinin İzmir olduğu ve bono üzerinde ihtilaf halinde İstanbul Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağına dair kayıt bulunduğu görülmüştür.  İİK’nın 258. maddesinde ihtiyati hacze, aynı kanunun 50. maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, anılan maddede ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerini değerlendirme yetkisi, 6100 Sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca borçlunun yerleşim yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmiş ise ödeme yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmemiş ise TTK'nın 777/3. maddesi uyarınca keşide yeri mahkemelerine ve geçerli bir yetki sözleşmesi mevcut ise kararlaştırılan yer mahkemelerine aittir. Bonoda yer alan yetki kaydının geçerliliği bakımından HMK'nın 17. maddesi caridir. (bkz. Ülgen/Helvacı/Kendigelen/Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku, 10.Bası, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, 2015, s.141). İİK'nın 50. maddesi atfı ile HMK'nın 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilecektir. HMK'nın 7/1. maddesine göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Somut olayda; talep dayanağı bonoda keşideci ve lehtarın tacir oldukları, bono üzerinde yer alan yetki kaydının geçerli olduğu, öte yandan bu yetki kaydının münhasır yetki sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, taraflarca bonoda İstanbul Mahkemeleri dışındaki mahkemelerin de yetkili olduğu kararlaştırılmadığından bonoya dayalı talepleri inceleme yetkisinin İstanbul Mahkemeleri'ne ait olduğu, dolayısıyla bonoya dayalı ihtiyati haciz talebini değerlendirme yetkisinin de İİK'nın 50. maddesi atfı ile HMK'nın 17. maddesi uyarınca İstanbul Ticaret Mahkemeleri'ne ait olduğu, yetki sözleşmesinin keşideci ve lehdar yanında avalleri de bağladığı, her ne kadar Mahkemece, muterizin teminata ve borcun sebebine ilişkin itirazları hakkında bir  değerlendirme yapılmamış olması usule aykırı ise de, muterizin bono üzerinde bulunan imzasına itiraz etmediği, bononun yasal unsurlarını taşıdığı, geçerli olduğu ve talep tarihinde vadesinin dolduğu, dolayısıyla borcun sebebinin mevcut olduğu, muterizin bonodan doğan sorumluluğunun sona erdirilmesine dair talep eden bankaya göndermiş olduğu ihtarname ile sorumluluğunun sona erip ermediği hususunun, yasada düzenlenen ihtiyati hacze itiraz sebepleri arasında sayılmadığı, yapılacak bir yargılamanın konusu olduğu, bonoda müteselsil kefil olarak atılan imza aval niteliğinde olduğundan eş rızasının aranmadığı, TTK'nın 702. maddesi uyarınca aval verenin, kimin için taahhüt altına girmiş ise aynı onun gibi sorumlu olduğu, hükmedilen teminat oranının muteriz yönünden güvence sağlamaya yeterli olduğu ve muteriz vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden muterizin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8d07dc2b12683f8","SID":"20590021cd462d2e"}}