{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO:2022/237 <br>KARAR NO:2026/405<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2018/589<br>KARAR NO:2021/660<br>DAVA TARİHİ:18/05/2018<br>KARAR TARİHİ:29/09/2021<br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:18/03/2026<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dısı sigortalı ... A.Ş.'nin kiracı sıfatıyla yer aldığı bodrum üzeri 2 katlı betonarme binanın depo olarak kullanılan bodrum katında, depo giriş kapısına göre tam karşısında kolona monteli halde bulunan ... marka su isitici termosifonun elektrik kablosu bağlantı noktalarında herhangi bir nedenden çıkan kıvılcımların kablo izolelerini tutuşturması ile çıkan yangın neticesinde maddi hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporu uyarınca sigortalıya 177.751,15 TL ödeme yapıldığını, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalı şirketin satıcısı ve üreticisi olduğu ve dava dışı sigortalı şirkete teslim etmiş olduğu termosifonun sebep olduğu yangın nedeniyle müvekkili sigorta şirketince davadışı sigortalıya hasar ödemesi yapılmak zorunda kalındığından sorumluluğunun bulunduğunu, ödeme yapılan miktarın davalıdan tahsiline yönelik olarak başlatılan İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin .... sayılı icra takip dosyasına yapılan davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça adreste bulunan ve 5 yıldır kullanıldığı ifade edilen ve ... markalı olduğu iddia edilen termosifon nedeniyle davacı tarafça sunulan herhangi bir fatura bulunmadığını, itfaiye raporunda da termosifon markasının yer almadığını, dava konusu termosifonun ... marklı olduğu durumda dahi söz konusu termosifonun garanti kapsamında olmadığını, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede de hiçbir kayda rastlanılamadığını, dava konusu edilen termosifonun montajının müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, bu durumda cihazın garantisinin başlamayacağını, cihazın müvekkili ürünü olduğu kabulünde dahi 5 yıldır kullanıldığı ifade edilen termosifonun 3 yıllık garantisinin sona erdiğini, davacı tarafça rutin bakımların yapılmadığını, davacı tarafın tek taraflı raporlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, dava konusu yangının müvekkili şirket ürünü ile bir ilgisi bulunmadığını, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, faiz başlangıç tarihine kabul etmediklerini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, uyuşmazlık tespiti dikkate alınarak davacı alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle dosya elektrik mühendisi bilirkişisi, mali müşavir ve hesap uzman bilirkişiye tevdi edilerek dosyada mübrez denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,  davacının bu davadaki rücuen tazmin talebine hak kazanabilmesi için, sigortalının zarara uğramasına yol açan yangının, davalı/... şirketi tarafından üretilmiş olan termosifonun ayıplı (yani imalat hatalı) olması sebebiyle çıkmış olması gerektiği, dava konusu olayda, söz konusu yangının çıkmasına sebebiyet veren termosifonu davalı/... şirketi imal etmişse ve bu termosifon imalat hatalıysa (ayıplıysa) ve de yangın termosifondaki imalat hatası (ayıp) nedeniyle çıkmış ise, davalı/... şirketi söz konusu yangın nedeniyle davacının sigortalısının uğradığı zarardan sorumlu olacağı, dolayısıyla da davacının bu davadaki rücuen tazminat talebi haklı görüleceği, dava konusu olayda ise, yangına yol açan termosifonun davalı/... şirketi tarafından imal edilmiş olduğu, söz konusu termosifonun hatalı (ayıplı) olarak imal edilmiş olduğu ve yangının da bu imalat hatası sebebiyle çıkmış olduğu hususu anlaşılmadığı,  termosifonun hatalı (ayıplı) olarak imal edilmiş olduğu ve yangının da bu imalat hatası sebebiyle çıkmış yönünde bir tespit olmadığı,  dava dosyasında şu anda var olan deliller itibariyle, yangından ve zarardan davalı/... şirketi'nin sorumlu tutulamayacağı, yangının tam olarak neden kaynaklandığı tespit edilemediği, dosya kapsamında davacı tarafça sunulan herhangi bir fatura bulunmadığı, bu nedenle yangına konu olan cihazın ... markalı olduğunu tespit etmek mümkün olmadığı, dosyada yer alan itfaiye raporunda da termosifon markasının yer almadığı, itfaiye raporuyla yangına termosifonun kablo bağlantısının herhangi bir nedenle kısa devre yapması sonucu sebebiyet verdiğinin/ gösterildiği, yangının elektrikli termosifondan kaynaklanmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile yetkisiz tespitlerde bulunulduğundan mahkeme tarafından aksi kanaat ile verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, dava konusu hasarın davalı tarafın sorumluluğundaki üretim hatası nedeniyle meydana gelmediğinin kabulü yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yangından hemen sonra termosifon üzerinde birebir inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşturulan teknik bilirkişi raporunda açıkça yangının elektrik tesisatından meydana gelmediğini, elektrik tesisatından meydana geldiğine ilişkin hiçbir emare bulunmadığı, aksine termosifonun içinden başladığına ilişkin emarelerin bulunduğuna ilişkin tespitler bulunduğunu, müvekkili şirketin TTK'nın 1472. maddesi gereğince ödediği hasar tazminatını davalı şirkete rücu hakkı bulunmakla birlikte davalı söz konusu hasarı tazminle yükümlü olduğunu,  müvekkili şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/4. maddesine aykırı olarak belirlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, ... sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... A.Ş., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 177.751,15 TL asıl alacak ve 5.295,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.046,65 TL üzerinden 05.10.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde \"31.01.2017 tarihli yangından kaynaklanan hasarın rücusu talebidir\" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 11.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 11.10.2017 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı .... A.Ş.'ye ait işyeri için... nolu 18.04.2016-18.04.2017 başlangıç ve bitiş tarihli ... sigorta poliçesinin düzenlendiğini, teminat limitinin yangın ve ek teminatlar için 1.595.000,00 TL olduğu, dava konusu yangının 31.01.2017 tarihinde meydana geldiği, sigortalıya 15.06.2017 tarihinde 177.751,15 TL tutarında ödeme yapıldığı, davada davacı sigorta şirketinin haklarına halef olduğu sigortalı ile davalının ticari işletmesinde kaynaklı nispi ticari dava olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, davacının TTK'nın 1472. maddesindeki halefiyet ilkesi gereği aktif husumetin bulunduğu anlaşılmıştır.02.02.2017 tarihli yangın raporunun  olayın çıkış sebebi kısmı:\"...... A.Ş.'ye ait deponun, depo giriş kapısına göre tam karşısında kolona monteli halde bulunan fişi prize takılı vaziyetteki su ısıtıcı termosifonun elektrik kablosu bağlantı noktalarında herhangi bir nedenle çıkan şerarelerin kablo izolelerini tutuşturması ile yangın başlangıç olayının meydana geldiği, gelişerek etrafında bulunan kolay yanıcı maddelere ve çevresine sirayet ettiği kanaatine varılmıştır.\" şeklindedir.Davacı sigorta şirketince Kimya Mühendisi Genel ve Sınai Yangın Uzmanı ...'ndan aldırılan 23.02.2017 tarihli rapor:\"...\"Yangının 03.02.2017 gece saat 03.30 civarında başladığı, yangının market depo kısmında bulunan elektrikli su ısıtıcısı ve çevresinde meydana gelmiş olduğunun görüldüğü, yapılan incelemede; yangın merkezinde yangına sebebiyet verebilecek ateş kaynağının, bina elektrik tesisatı ile elektrikli termosifonun olduğu, bina elektrik tesisatında ve panoda yangına sebebiyet veren iz ve emarenin görülmediği, termosifon iç tesisatında meydana gelen elektriksel bir arızanın muhtemelen termostatın devreyi açmayıp aşırı ısınmaya sebebiyet vermesi sonucunda yangının termosifon gövde içinde başlayarak poliüretan izolasyona sıçrayıp, yangının genişleyip dışarıya sıçradığı ve depoda bulunan emtialar üzerinde yanmanın genişleyerek büyüdüğü, elektrikli 2000 watt ısıtma gücüne sahip ... markasıyla termosifonun yangını bâşlatan merkez olduğu, market deposunda maddi hasar ve zarara sebebiyet verdiği, ... A.Ş ... şubesinde meydana gelen maddi zarara sebebiyet veren ... termosifonun olması nedeniyle sigorta şirketinin sigortalısına poliçe teminttları doğrultusunda oluşan maddi zarar tazminatını ödediği tarih itibariyle sigortalısının halefi durumuna geçmesi sebebiyle ... termosifon üreticisinden yasal olan rücu hakkını kullanabileceği\" şeklindedir.Davalı vekilinin sunduğu 30.06.2018 tarihli Elektrik Mühendisi ... ve ... imzalı Termosifon Teknik İnceleme Raporu:\"...Yangının. meydana gelmesindeki temel sebep; cihazın elektrik bağlantısının montajı esnasında kullanılması gereken V - Otomatın kullanılmaması ile montajın uygunsuz bir şekilde  fişle yapılmış olmasıdır. İtfaiye raporunda ve bilirkişi raporunda açıkça ifade edildiği üzere cihazın bu şekilde fişe bağlantısının yapılması ve enerjinin fişten alınması sebebiyle güvenlik önlemi devre dışı bırakılmış böylece kablo ve elektrik prizinde oluşan ısınma - yanma nedeniyle yangın meydana gelmiş, oluşan yangından cihaz da etkilenmiştir. Bu sebeple uygunsuz olarak elektriksel bağlantısı yapılmış üründe meydana gelen sorun garanti kapsamı dışında kalmaktadır.Yukarıdaki tespitin yanı sıra; termosifonun montaj edildiği bölümdeki genel görüntülere ve izlere bakıldığında yaşanan yangının termosifon olmadığı, yangının termosifon içinde başlamadığı anlaşılmıştır.\" şeklindedir.<br>22.05.2017 tarihli ekspertiz raporu:\"...Temin edilen itfaiye raporu, bilirkişi raporu ve tarafımızca yapılan tespitler neticesinde sigortalı işyerinde hasara neden olan yangın hadisesinin depodaki ... marka kombiden çıkmış olduğu kanaatine varılmıştır.Yapılan görüşmelerde, sigortalı firmanın belirtilen adreste 2012 yılında faaliyete başladığı ve termosifonların o tarihte alınmış olabileceği veya işyerinin devren alınmış olması nedeniyle bahse konu termosifonlarında devir alınmış olabileceği bilgisi edinilmiştir.Sigortalıdan hasara neden olan termosifonun ilk alış faturası talep edilmiştir. Ancak aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle termosifon alış faturalarının bulunamadığı Ek:5'te yer alan yazıyla tarafımıza bildirilmiştir. Termosifonun seri numarası alınarak ... Müşteri hizmetlerinden üretim ve satış bilgileri sorulmuş ancak kayıtlarda olmadığı gerekçesiyle bilgi temin edilememiştir...\" şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince nitelikli hesaplama uzmanı, mali müşavir ve elektrik mühendisi bilirkişi heyetinden aldırılan 23.01.2020 tarihli raporda:\"...imalatçının sorumluluğu Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a dayanılarak çıkartılmış olan Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardamı Sorumluluk Hakkında Yönetmelik'in 6'ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Zarar gören Tüketici konumunda olmasa dahi, bu hükme istinaden imalatçıyı sorumlu tutabileceği hususlu doktrinde haklı olarak kabul edilmektedir. Zira imalatçının sorumluluğu hususunda kanurmda yer alan yegane hüküm budur. Borçlar Kanunda ve Ticaret Kanununda bu masa hüküm bulunamamaktadır. İmalatçının sorumluluğunu düzenleyen bu hükümde, imalatçının sorumluluğu bir “olağan sebep sorumluluğu” olarak düzenlenrniştir. Buna öle eğer imalatçının imal etmiş olduğu bir üründe ayıp (imalat hatası) varsa ve zarar da bu imalat hatasından dolayı meydana gelmişse, imalatçı bu zarardan sorumlu olur, Dolayısıyla dava konusu olayda da, söz konusu yangının çıkmasına sebebiyet vereni termosifonu davalı/... şirketi imal etmişse ve bu termosifon imalat hatalıysa (ayıplıysa) ve de yangın termosifondaki imalat hatası (ayıp) nedeniyle çıkmış ise, davalı/Ba mak şirketi söz konusu yangın nedeniyle davacının sigortalısının uğradığı zarardan sorumlu olacaktır. Dolayısıyla da davacının bu davadaki rücuen tazminat talebi haklı görülecektir.Dava konusu olayda ise, yangına yol açan termosifonun davalı/... Şirketi tarafından imal edilmiş olduğu, raporumuzun teknik kısmlında sözü edilen Teknik Bilirkişi Raporundaki tespitlerden anlaşılmaktaysa da; söz konusu termosifonun hatalı (ayıplı) olarak imal edilmiş olduğu ve yangının da bu imalat hatası sebebiyle çıkmış olduğu hususu anlaşılmamaktadır. Raporumuzun Teknik kısmında da, termosifonun hatalı (ayıplı) olarak imal edilmiş olduğu ve yangının da bu imalat hatası sebebiyle çıkmış yönünde bir tespit yer almamaktadır. Bu nedenlerle, dava dosyasında şu anda var olan deliller itibariyle, yangından ve zarardan davalı/... Şirketi'nin sorumlu İtutulamayacağı, bu nedenle davacının bu davadaki rücuen tazminat talebinin yerinde olmadığı düşünülmektedir. Takdiri Mahkemeye aittir. Yukarı açıklanan gerekçelerle; Davacının davalıdan takip tarihi itibariyle iddia ve talep ettiği gibi bir alacağının bulunmadığı.\" bildirilmiş aynı bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarını karşılamak amacıyla aldırılan 19.02.2021 tarihli ek raporda ise kök rapordaki kanaatlerin değişmediği açıklanmıştır.TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür.  (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059).  Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89). TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup sayılan dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.Somut uyuşmazlıkta, dava konusu yangına davalının üreticisi olduğu iddia edilen termosifonun sebebiyet verdiği dava dilekçesinde belirtilmiş, davalı taraf ise üretim kaynaklı hata bulunduğu iddiasını kabul etmemiş olup, yapılan yargılamada yukarıda yer verilen bilirkişi heyeti raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Yangın raporunda yangının başlangıç noktası termosifonun elektrik kablosu bağlantı noktaları olarak tespit edilmiştir. Termeosifonun ... marka olduğuna dair yangın sonrası çekilen fotoğraflarda ibare bulunmakta olup, termosifonun alış faturasının olmadığı ve mutat bakımlarının yapıldığına dair herhangi belge de bulunmadığı, termosifonun sigortalı tarafından en az 5 yıllık kullanım süresi itibariyle 3 yıllık garanti süresinin dolduğu ve İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada aldırılan bilirkişi raporunda termosifon üzerinde inceleme yapılmadığı hususları dosya kapsamı itibariyle sabittir. Yangın tarihinden itibaren geçen süre itibariyle taraf vekillerinin aksi yönde beyanlarının olmaması dikkate alındığında dava konusu yangındaki termosifonun bu aşama itibariyle incelenemeyeceği de anlaşılmıştır. Ekspertiz raporunda atıf yapılan davacı sigorta şirketince Kimya Mühendisi Genel ve Sınai Yangın Uzmanı ...'ndan aldırılan 23.02.2017 tarihli raporda yangının çıkış sebebinin termosifondaki üretim kaynaklı ayıp nedeniyle olduğunda dair kesin nitelikte diğer olgularla desteklenmiş herhangi bir veri veya tespit bulunmamaktadır. Termosifondaki hangi ayıbın yangına sebebiyet verdiği açıklanmamıştır. Termosifonun iç tesisatında meydana gelen elektriksel bir arıza tabirinin tek başına üründe üretim hatası veya gizli ayıp olduğunu ispata elverişli değildir. Yangının, termosifonun bulunduğu bölgeden başlamış olması tek başına termesifonun üretim hatasından dolayı yangının çıkmış olduğu şeklinde kabul edilemez. Yangının başlangıç noktası yangın sebebine ilişkin kesin kanıt olmayıp illiyet bağını da göstermez. Yani yangının çıkış nedeni ile davalının ürettiği termosifon arasında illiyet bağı olup olmadığına dair dosya kapsamında denetime elverişli bir tespitte bulunmadığından uzun yıllardır kullanılmakta olan ürün nedeniyle ve söz konusu yangının üreticiden kaynaklandığı kesin olarak tespit edilemediğinden ispatlanmayan davanın reddine dair karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4. maddesi gereğince, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda avukatlık ücretine, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup davacı taraf karara karşı bu yönden de istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 21.263,27 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Ancak Dairemizce vekalet ücretinin düzeltilmesine dair hüküm tesis edilmeyeceğinden, bu istinaf talebinin kabul edilmesi halinde hükmün külliyen kaldırılarak yeniden tesis edilmesi ve Dairemizin karar tarihi itibariyle geçerli olan AAÜT'ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu takdirde ise vekalet ücreti 45.000,00 TL olacağından istinaf talep eden davacı aleyhine sonuç doğuracaktır. Davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin (45.000,00 TL), mahkeme tarafından takdir edilen vekalet ücretinin (21.263,27 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek faizi de dahil olmak üzere) üstünde olduğu gözetilerek aleyhe bozma yasağı uyarınca mahkeme kararında takdir edilen vekalet ücretinin uygulanması için hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmemiştir. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebi her ne kadar haklı görülmüş ise de açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmamış ancak vekalet ücreti konusunda davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden istinaf aşamasındaki yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 672,70 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan toplam 277,90 TL (59,30 TL istinaf karar harcı ve 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 56,50 TL posta masrafı) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c00bb048ac779cf5","SID":"8057d3a1d56d11f6"}}