{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/972 <br>KARAR NO\t: 2025/1560<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A ... I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/06/2025 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2024/107 Esas,  2025/316 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 20/11/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/11/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ... 'ın davalı kooperatifin 05/02/2004 tarihli kooperatif olağan genel kurul kararı gereğince ... blok, ... Kat, ... No'lu daireyi Kooperatif Yönetim Kurulunun 10/09/2004 tarih ve .... numaralı kararı şartları dahilinde 16.750,00 TL'yi davalı kooperatifin ... hesabına 10/09/2004 tarihli, 16.750,00 TL dekont ile yatırdığını, ayrıca 2006....kooperatif olağan üstü genel kurul kararı doğrultusunda Erzurum .... Noterliğinin 08/05/2006 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarname doğrultusunda 2007 yılında dairenin teslim edileceği şartıyla ... eliyle 5.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, davacıya bugüne kadar dairenin  teslim edilmediğini, müvekkilin peşin olarak satın almış olduğu ... blok,.... Kat ... nolu dairenin kooperatif tarafından hiç yapılmadığını, bedelinin de müvekkiline ödemediğini, bu nedenlerle davalı kooperatiften peşin olarak parasını ödeyerek satın almış olduğu dairenin müvekkiline tahsis edilmemesi nedeniyle dava tarihi itibari ile dairenin rayiç bedelinin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 16/04/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 125.000,00‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Bu suretle dosya kapsamına kazandırılan 16.04.2025 günlü bilirkişi kurulu raporuna göre 2004 yılında daire satım ilişkisine dayalı olarak davacı tarafça davalıya ödendiği sabit olan 16.750,00 TL.’nin dava tarihi itibariyle ulaşabileceği ortalama tutarın 44.755,24 TL. olduğu mütalaa edilmiş olmakla anılan rapor dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce hükme esas alınmıştır.<br>Aşamalarda dosyaya katılan ve yalnızca serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan 01.11.2024 günlü bilirkişi raporu ise dosya kapsamına, kaldırma ilâmı gereklerine ve Yargıtay uygulamasına uygun görülmediğinden hükme esas alınmamıştır. Zira bilirkişi tarafından hesaplamaya esas veriler arasında gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranları bulunmadığı gibi esas alınan verilerin de denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Oysa, emsal niteliğinde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.06.2016 tarihli, 2015/14053 Esas ve 2016/9241 Karar sayılı ilâmında işaret edildiği üzere, geçersiz taşınmaz satışından kaynaklı ödenen paranın iadesi bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre yapılacak olan hesaplamada esas alınması gereken etkenlerden en az birisinin mutlaka \"gayrimenkul fiyatlarındaki artış oranları\" olması gerektiği içtihat edilmiştir.<br>Bu arada, davacının, dava konusu sözleşme kapsamında dava dışı ... aracılığıyla davalıya ödediğini iddia ettiği 5.000,00 TL.'lik ödeme bakımından; mahkememizin 2022/... Esas sayılı dosyasındaki gerekçede de değinildiği üzere, davacının banka havalesi yoluyla davalı kooperatife 16.750,00 TL. ödediğinin dosya arasına ibraz edilen dekontta açıkça görüldüğü gibi üye kayıt defterinde de bu bedelin alındığının yazılı olduğu; bu haliyle davacının 16.750,00 TL. tutarında davalı kooperatife ödeme yaptığı sabit olmakla birlikte davacının, dava dışı ... eliyle davalı kooperatife 5.000,00 TL. daha ödeme yaptığı iddiasına esas dosyaya sunulan belgede (senette) 5.000,00 TL.'nin ...'dan alındığının yazılı olduğu; oysa dosyaya ibraz edilen tarihsiz belgede ''2006 yılı içerisinde ...'dan alınan 5.000,00 YTL haricinde hiç bir bedel istenmeyecek, daireleri 2007 yılı içerisinde teslim edilecektir.'' yazılı olup, dava dışı kişi tarafından yapılan bu ödemenin davacı tarafından veya davacı adına yapıldığına dair herhangi bir açıklama bulunmadığı görüldüğünden davacı tarafından davalıya 5.000,00 TL. tutarında daha ödeme yapıldığı iddiası kanıtlanamamış ve mahkememizce de hesaplamaya dahil edilmemiştir.<br>Hâl böyle iken, 16.04.2025 günlü bilirkişi kurulu raporuna göre hesaplanan 44.755,24 TL. üzerinden davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.<br>Bir diğer yönüyle, her ne kadar kaldırma öncesi son hükümde mahkememizce ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş ve bu husus istinaf denetiminde açıkça kaldırma nedeni yapılmayarak hüküm, davacı taraf lehine kaldırılmış (davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek) olmakla birlikte gerek dava dilekçesinde ve gerekse ıslah dilekçesinde davacının talep sonucu açıkça dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesine yönelik olduğundan ve 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi hilafına talep sonucunun aşılmasına olanak bulunmayıp anılan hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle usuli kazanılmış bir hak da doğurmayacağından mahkememizce hükmedilen bedele -davanın kısmi olarak açılmış olduğu gözetilerek- dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.<br>Neticeten, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 28.03.2024 tarih, 2022/...E. ve 2024/... K. sayılı ilâmı doğrultusunda mahkememizce yeniden girişilen tahkikat sonucunda dosya kapsamına kazandırılan ve mahkememizce hükme esas alınan 16.04.2025 günlü bilirkişi kurulu raporuna göre taraflar arasındaki geçersiz taşınmaz satışından kaynaklı davacının davalıdan 44.755,24 TL. alacaklı olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABULÜ ile; 21.750,00 TL.'sine dava tarihi olan 26.12.2016 tarihinden itibaren; bakiye 23.005,24 TL.'sine ise ıslah tarihi olan 16.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte TOPLAM (faiz hariç) 44.755,24 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE; fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... aracılığıyla kooperatife 5.000,00-TL daha ödeme yaptığının sunulan ihtarname ve kararlar incelendiğinde görüleceğini, kaldı ki daha önce yerel mahkemece verilmiş olan kararda; \"...dosyaya ibraz edilen tarihsiz belgede \"2006 yılı içerisinde ...'dan alınan 5.000,00 YTL haricinde hiçbir bedel istenmeyecek, daireleri 2007 yılı içerisinde teslim edilecektir.\" yazılı olup...\" ifadesinin geçtiğini, müvekkilinin ... aracılığıyla davalı kooperatife ödeme yaptığı iddiasını yazılı belgelerle ispat ettiğini, bunun üzerine davalı tarafın durumun aksini iddia etmediği gibi bu iddiasını da yine yazılı ispat kuralı çerçevesinde ispatlayamadığını, müvekkilinin kendi adına ... aracılığıyla ödeme yaptığının ibraz edilen belgelerde de görüleceğini, nitekim ...'ın davalı kooperatif ile tek bağlantısının yurt dışında yaşayan akrabası ... adına bilgi almak, daire teslim süreçlerini öğrenmek olduğu düşünüldüğünde yapılan ödemenin de ... adına yapıldığı kabulünün gerekeceğini, keza davalı tarafın da ...'ın ne amaçla, kim adına ödeme yaptığını iddialarının aksini gösterir şekilde ispatlayamadığını, davalı kooperatifle ... dışında herhangi bir bağı olmayan ...'ın ilgili kararlar ve ihtarname doğrultusunda yaptığı ödemenin müvekkil tarafından yapılan bir ödeme gibi kabul edilerek hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, bu nedenle dosyaya ibraz edilen belgelerle uyumlu şekilde iddialarının kabulü gerektiğini, müvekkilinin davalı kooperatife ödediği bedelin (21.750,00-TL)  denkleştirici adalet ilkesi gereğince tespit edilip güncellenerek müvekkiline ödenmesi gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre denkleştirici adalet ilkesinin haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını arttıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade ettiğini, hukuken geçersiz sözleşmelerin haksız iktisap kuralları gereğince tasfiye edilirken denkleştirici adalet kuralının hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gerektiğini, mahkemece belirlenen ilk bedelin (125.000,00-TL) emsal bir taşınmazın bir (1) yıllık kirasını dahi ödeyemeyecek şekilde hesaplandığını, bu noktada yapılan hesaplamaya bölgede mevcut, aynı koşullara sahip emsal taşınmazların rayiç bedellerinin de katılması gerektiğini, kaldı ki davalı kooperatifin müvekkilinin yıllar önce bedel ödemesini yaparak satın almak istediği taşınmazı vaktinde teslim etmemesi ihtimalinde müvekkilin gayrimenkulünün değerlendireceği, en basit düşünceyle kira geliri elde edeceğinin su götürmez bir gerçeklik olduğunu, davalı kooperatifin kötü niyetli davrandığının aşikâr olduğunu, yapılacak hesaplamaya müvekkilinin yıllardır mahrum kaldığı kira gelirinin de dahil edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, davacı ile davalı kooperatif arasındaki daire satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacının dava dilekçesinde, davalı kooperatiften 16.750,00 TL'lik peşin para karşılığı kooperatif tarafından yapılması planlanan binadan 1 adet daire aldığını ayrıca kooperatif genel kurul kararı gereği 5.000 TL ödeme yaptığını buna rağmen binanın henüz yapılmadığı gibi yapılmasının da mümkün olmadığından satım konusu dairenin rayiç bedelinin ödenmesi isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasında peşin ödeme ile daire satışının yapıldığı ve dairenin tamamlanmasının da mümkün olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olan husus,  davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, kooperatif üyesi ise çıkma payı alacağının bulunup bulunmadığı, kooperatif üyesi değil ise daire için yapmış olduğu bedelin iadesini talep etme hakkının bulunup bulunmadığı ve miktarının ne kadar olacağına ilişkindir. <br><br>Mahkemece 23/11/2018 tarihinde verilen karar ile; \"Davanın reddine \" karar  verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde 26/05/2022 tarihinde; <br>\"1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. maddesinde; Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunduğu, 12. maddesinde; Çıkmanın ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılacağı, kooperatif anasözleşmesinde daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebileceği, 13. maddesinde; Yönetim kurulunun, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınması halinde, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirdiğinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. <br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesinde ise \"Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları istiyebilecekleri günden başlıyarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür.\" hükmü yer almaktadır.<br>Kooperatif üyeliğinden ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatların tamamını değil, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1.maddesi ve anasözleşmenin 15/1.maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiye kalan miktarı talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ayın sonunda bu alacak temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olur ve talep edilebilir hale gelir. Aynı Kanun'un 17/2.maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıla kadar geciktirilmesine ilişkin karar alınması da mümkündür, böyle bir kararın, aynı genel kurulda alınması gerekmektedir. Kooperatif tip anasözleşmesinin 15/2.maddesinde \"Ortaklığı sona erenlerin yerine ortak alınması halinde eski ortağın 21.madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal ödenir.\" hükmü yer almaktadır. Ayrılan ortağın doğrudan üyelik payı yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın yapmış olduğu ödemelerin derhal iade edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle erteleme kararı alınmış olsa dahi kooperatif bu karardan yararlanamayacaktır. <br>Mahkemece davacının kooperatif üyesi olduğuna karar verilmiş ise de bu karanın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davacının hiçbir zaman üye olmak  yönünde  talebinin olmadığını, yurt dışında yaşadığını ve hiçbir zaman kooperatif toplantılarına katılmadığını ve üyelik için hiçbir belgeyi imzalamadığını iddia etmiş olduğundan mahkemece bu husus üzerinde durularak davacının kooperatif üyesi olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, üye olduğunun tespit edilmesi halinde ise yukarıda belirtilen mevzuat ve içtihatlar uyarınca davacının alacağının çıkmanın gerçekleştiği yılın bilançosunun genel kurulda onaylandığı tarihten itibaren 1 ay sonra muaccel hale geleceğinden erken  açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesi, davacının kooperatif üyesi olmadığının anlaşılması halinde ise denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve kooperatif tasfiye aşamasının tamamlandıktan sonra davacının alacağını talep edebileceğine dair hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekir. \" gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece 05.12.2022 tarihli kararı ile;<br>1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; <br>16.750,00 TL'nin davacı tarafından ödeme tarihi olan 10/09/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verildiği, kararın davacı vekili ve davalı vekili istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde 28/02/2024 tarihinde<br>\" Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada davalı kooperatife ait defter ve belgelerin dosyaya kazandırıldığı ve yargılama yapıldığı ve akabinde davacının üye kayıt defterinde isminin yazılı olmasının tek başına davacının kooperatife üye olduğunu göstermeyeceği, davacının davalı kooperatife ait genel kurul hazirun listesinde ve hiç bir kaydında imzası bulunmadığı, davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair yönetim kurulu karar defterinde alınmış bir karar da yer almadığı, bu haliyle davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair herhangi bir karar veya belge bulunmadığı gerekçesiyle davalı kooperatife üye olmadığı sonucuna varılarak davacının davalı kooperatife ödediği miktarın iadesine karar verilmiştir. Mahkemenin celp edilen davalı kooperatife ait defter ve kayıtlara göre davacının davalı kooperatif üyesi olmadığı yönündeki tespitinin dosyadaki bilgi ve belgelere göre yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  <br>Ancak Dairemizin kaldırma kararında yukarıda da belirtildiği üzere davacının kooperatif üyesi olduğunun tespit edilmesi halinde davacının alacağının çıkmanın gerçekleştiği yılın bilançosunun genel kurulda onaylandığı tarihten itibaren 1 ay sonra muaccel hale geleceğinden erken  açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesi, davacının kooperatif üyesi olmadığının anlaşılması halinde ise denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve kooperatif tasfiye aşamasının tamamlandıktan sonra davacının alacağını talep edebileceğine dair hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı belirtilmiştir. <br> Bu kapsamda ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmadığı, dosya içeriğinden Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacının davalı kooperatif üyesi olmadığı usulüne uygun şekilde tespit edildiği halde denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir.\" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişinden raporlar alınmış ve; <br>Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>1-21.750,00 TL.'sine dava tarihi olan 26.12.2016 tarihinden itibaren; bakiye 23.005,24 TL.'sine ise ıslah tarihi olan 16.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte TOPLAM (faiz hariç) 44.755,24 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE; fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE, karar verilmiştir.<br>Hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; <br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacı tarafından davalıya 5.000,00 TL tutarında daha ödeme yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Dairemizce usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince re'sen yapılan incelemede: <br>Bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. sayılı kararı).<br>Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı).<br><br>Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.<br>Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda Yargıtay bozma kararı ile oluşan usulî kazanılmış hak değer taşımayacaktır. 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/9 K. sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında (YİBK) \"...Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak, henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan bütün işlere tatbikinin gerekli olduğuna...\" karar verilmiştir. <br>Bunun gibi bozmaya uyulmasından sonra o konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun karşısında bozma ilamına uyulmakla oluşan usulî kazanılmış hakkın bir değeri kalmayacaktır.<br>Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hâlinde usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK. 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. ile 30.01.2013 tarihli ve 2012/1-683 E.,2013/165 K. sayılı kararları).<br>  Görev konusu da usulî kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bu husus 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı ...'da \"...Kaide olarak usuli müktesep hak hükmünün vazife konusunda tatbik yeri olmayacağına ve duruşmanın bittiği bildirilinceye kadar vazifesizlik kararı verebileceğine,...\" şeklinde ifade edilmiştir.<br>  Bu sayılanların dışında ayrıca hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin konularda da usulî kazanılmış haktan söz edilemez.<br>Ayrıca maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile de usulî kazanılmış hak doğmaz.<br>Usulî kazanılmış hakkın hukukî sonuç doğurabilmesi için, bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.<br> Bu noktada “kamu düzeni” kavramına açıklık getirilmesinde yarar bulunmaktadır. Kamu düzeni; toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan; devletin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzenidir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 2021 Baskı, Cilt-I, s.636).<br>Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.<br>  Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere davalı vekilinin dairemizin 28.02.2024 tarihli kaldırma sonrası alınan bilirkişi raporlarına karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu sebeple bilirkişi raporları davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça rapora itiraz etmemesi sebebiyle davacı lehine 03.06.2024 tarihli rapor açısından davacı lehine ortaya çıkan usulü kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilerek mahkemece 14.04.2025 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir.  <br>O halde mahkemece, usulü kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak 03.06.2024 tarihli raporda tespit edilen 55.103,77 TL üzerinden karar verilmesi yerine yazılı şekilde 44.755,24 TL yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, mahkemece verilen kararın HMK'nın 355 ve 353/(1)-b-2. Maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE<br>2-Yerel mahkeme kararının, HMK’nın 355, 353/(1)-b-2. Maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, <br>II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>1-21.750,00 TL.'sine dava tarihi olan 26.12.2016 tarihinden itibaren; bakiye 33.353,77 TL'sine ise ıslah tarihi olan 16.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 55.103,77 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin isteğin reddine,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu tarifesi gereğince alınması gereken 3.764,13 TL karar ve ilâm harcının, davacıdan peşin alınan toplam 2.136,44 TL. harçtan (PH 371,44 TL. + TH 1.765,00 TL.) mahsubu ile bakiye 1.627,69 TL karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Yargılama nedeniyle yapılan ve davacı tarafından karşılanan 29,20 TL. başvurma harcı, 2.136,44 TL. karar ve ilâm harcı ve 613,3‬0 TL. istinaf kanun yoluna başvurma harcı (121,30 TL + 492,00 TL.) olmak üzere toplam 2.278,94 TL harç yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Yargılama nedeniyle yapılan ve davacı tarafından karşılanan dosya kapak masrafı, keşif harcı, keşif araç ücreti, bilirkişi ücreti, talimat, posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 21.022,40 TL. yargılama giderinin 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca tarafların haklılık durumlarına göre (Kabul oranı % 44,08) taraflar arasında paylaştırılmasına; Bu haliyle 9.266,67 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Yargılama nedeniyle yapılan ve davalı tarafından karşılanan 300,00 TL. posta masrafı yargılama giderinin 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca tarafların haklılık durumlarına göre (ret oranı % 55,92) taraflar arasında paylaştırılmasına; Bu haliyle 107,70 TL.'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine; bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi doğrultusunda belirlenen 45.000,00 TL. nispi vekalet ücretinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Yatırılan gider avansından arta kalan kısmın kararın kesinleşmesi ve talep halinde ilgili tarafa iadesine\" şeklinde HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-İstinaf başvurusu aşamasında davacıdan yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına,\t<br>IV-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi  işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>VII-Kararın kesinleştirme ve gider avansı  ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br> Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88a5cf37a26ae90e","SID":"53c1c23ef4b3921b"}}